Modern edebiyatta dünya çapında halka en çok mal olmuş, nesillerdir okunan ve efsaneleşmiş seri romanları soracak olursanız bir çok kişi “Yüzüklerin Efendisi” ile başlar. Sonra belki Stephen King’in Kara Kule serisi sonra Frank Herbert’în Çöl Gezegeni Dune ve elbette Arthur C. Clark’ın Rama serisi takip eder. Belki Ursula Le Guin‘in Yerdeniz Üçlemesi’ni de sayan çıkar. Ülkemizde sadece bilimkurguseverlerinin dikkat ettiği, oysa belki bunların hepsinden hatta okumaya başladığınızda yakanızı kurturamadığınız “Ejderha Mızrağı” destanından daha uzun ve daha inanılmaz bir seri vardır. “Vakıf Serisi.”

Görselde kullanılan Asimov resmini yapan Rowena Morrill‘in isminin yayınlanması şartıyla verdiği izinle kullanılmıştır. Çalışmanın kompozisyonu yazara aittir.
Isaac Asimov hakkında bir yazı kaleme almak çok zor ve riskli bir iştir
Bir kere yazar 500′ün üzerinde yayını olan hem profesör, hem dünya kadar bilimsel dalda uzman, hem bilim yazarı, hem de bilimkurgucudur. Bunlar bildiklerimiz. Uzun ömrü boyunca çok çalışmış ve çok üretmiştir. Ürettikleri ise yazıldığı dönemler göz önüne alındığında her zaman çok çok ileridedir.
Tarzının sıradışılığı onu bilimkurgu yazarı demekten çıkarır. Büyük bir kütüphanede bir iki Dewey başlığı dışında her alanda kitapları vardır. Hakkında yazmak zordur, çünkü fanatikleri de vardır. En ufak hata kabul etmeyen hayranları, bir kült gibi eserlerinin kronolojisini hatta repliklerini ezbere bilirler. Siz ne yaparsanız yapın bu koca ömrü ve yüzlerce romanı anlatamaz aktaramazsınız. Bu tıpkı “LOST dizisi nasıl abi? Robinson Crusoe gibi mi? Adadalarmış falan…” diyen arkadaşınıza, içinizi çekerek “Ya, ben nasıl anlatacağım şimdi, Jack’i, Sawyer’i kızların adı neydi?” demek gibidir
Başarabildiğiniz tek şey o sevgiyi ve ilgiyi uyandırmak olabilir. Eğer o ilgi uyanırsa kişi gidip alır okur. Siz istediğiniz kadar “Bak inanamazsın, harika” deseniz de size nezaketen gülümseyecektir. Ancak okuduğunda “Devamı var mı?” diye uykusuz gözlerle gelecektir. Yani şu anda çabaladığım bu: sizi uykusuz bırakmak |-)
Normal okuyucu için Asimov, müthiş bir dünyayı hem ilk kez anlatan, hem en insani boyutta, hem de maceralarla doldurararak anlatan kişidir.
Öldüğünü bir otobüste giderken radyodan duyduğum gün dünyanın sallandığını hatırlarım. Her yıl “Şimdi ne yazacak?” diye dünyayla beklediğim öngörülemez bir yazardı. Onu Jules Verne’den hemen sonra keşfetmiştim ve bir daha arkama dönmedim. Ülkemizde Altın Kitaplar’ın yayınladığı eserler şimdilerde İthaki’den yeniden çıkıyor.
Sizin muhtemelen çok iyi bildiğiniz ve Will Smith’in başrollerde oynadığı “Ben, Robot | I, Robot” sinemaya oldukça değiştirilerek uyarlanmış olsa da, geleceğin robot dünyasının onlarca yıl önce nasıl tanımlandığını göstermiştir. Orijinal hikaye, bir robotun dinsel inancı keşfetmesini el alıyordu ve çok müthişti.
Asimov ünlü 3 robot kuralının da yazarıdır. Yani yapay zekaya sahip her robotun, tehlike oluşturmaması için yapılması gereken temel programlama.
1) Bir robot, bir insana zarar veremez veya hareketsiz kalarak zarar görmesine neden olamaz.
2) Bir robot, bir insanın verdiği emirleri yerine getirir. Ancak bu emirler birinci kuralla çelişemez. Diğer bir deyişle yetkili biri emretse bile insana zarar vermez.
3) Bir robot, kendi varlığını korumalıdır. Ancak bu ilk iki kuralın zorunluluk oluşturduğu durumlarda geçerli değildir. Bir insanı kurtarmak için kendisini feda edebilir.
Asimov’un 1965 yılında BBC için açıkladığı üç robot kuralı. Video formatında dinleyin.
http://www.bbc.co.uk/sn/tvradio/programmes/horizon/broadband/archive/asimov/
Bu 3 kural ilk kez Asimov’un yazdığı Liar! öyküsünde geçer.
Isaac Asimov’un romanlarında pozitronik yapay beyinleri olan robotların hizmet ettiği dünyalarda yaşayan insanların karşılaştığı olağan dışı robot hikayeleri ağırlıktadır. Bu robotların kendilerini sorgulaması ve insana hizmet etmek için çabalarken, başlangıçta hiç hesaplanmayan yetilerinin belirmesi ise her hikayede sizi sürükleyen bir olay akışına dönüşür.
Her hikayede insanlara daha çok benzeyen ve daha çok hizmet eden robotlar görürüz. Taa ki efsanevi Robot Daneel Olivaw‘a kadar. R. Daneel Olivaw. önceleri polisiye hikayelerde destek oyuncu gibidir. Bir nevi Dr. Watson gibi. Sonraları tuhaf şekilde insanların beyinlerini okuyabidiği anlaşılır. Ve öğrendikleriyle bu 3 robot kuralının kusurlu olduğunu az zamanda anlayacaktır. Gerçek dünyada insanların tümünün yararı için tek bir insanın feda edilmesi gerektirdiğinde insanlar o kişiyi feda etmektedir. Veya bir katili korumak mantıksızdır.
Ancak neyin iyi, neyi kötü olduğunu, üstelik o iyi ve kötünün ne kadar süreyle iyi ve kötü olduğunu nereden bilecektir. Bunları düşünmekten pozitronik beyni duracak gibi olmaktadır. Böylece Sıfır Kanununu (Zero Law) bulur.
0) Bir robot, insanlığa zarar vermez ve hareketsiz kalıp insanlığın zarar görmesine neden olmaz.
1) Bir robot, bir insana zarar veremez veya hareketsiz kalarak zarar görmesine neden olamaz. Ancak bu kural sıfır ile çelişemez.
2) Bir robot, bir insanın verdiği emirleri yerine getirir. Ancak bu emirler kural sıfır ve birle çelişemez.
3) Bir robot, kendi varlığını korumalıdır. Ancak bu ilk üç kuralın zorunluluk oluşturduğu durumlarda geçerli değildir.
Efsanevi bilimadamı Hari Seldon’u bulduğunda insanlık için neyin iyi olduğu sorusunun cevabı karşısındadır. Bilimadamı geleceği görmek için mükemmel matematiksel kanunlar keşfetmiştir.
Adına Psikotarih dediği bilim müthiş denklemler öngörmektedir.
Hari Seldon der ki, “Sıkıştırılan bir gazda her bir molekülün davranışını bilemem, bilmeme gerek de yoktur. Ancak hacim azaldıkça, basıncın kaç kat artacağını kusursuzca bilebilirim. Tıpkı buna benzer şekilde, tek tek bireylerin değil ama toplumların geleceği hesaplanabilir.”
Geleceğin milyonlarca gezegenli uygarlığı, Galaktik İmparatorluk bir süre sonra çökecektir ve barbarlık çağı başlayacaktır. Bu hesaplama kendisini dehşete düşürür. Bir şey yapmalıdır ancak ne?
Üstelik kendisine en başta falcı muamelesi yapılmakta ve olağanüstü güçleri elinde tutan İmparatorluğun çöküşünden bahsetmesi, siyasi bir krizi yaratmaktadır. Ama zaman ilerleyip iddialarında doğruluk payı olduğu görülünce, herkes peşine düşecektir. Bilgiyi ele geçirmek için. Olayların akışı ona tek bir çözüm bırakır. Devasa İmparatorluğu tekrar kuracak, en azından bilgiyi kurtaracak bir Vakıf kurmak. İşte müthiş seri böyle başlar.
İşin ilginç yanı, bu serinin yazılmasının 45 sene sürmesidir. Isaac Asimov büyük bir zamanı sadece bilimsel yayınlar için kullanacaktır. İlk seriyi yazdığı 1945′li yıllarda müthiş ufuk açan kitapları kendisini çok okunanlar listesinde en üste taşımış ve Vakıf Üçlemesi ünlü Hugo ödülünü almıştır. (Yıla aldanmayın bugün aynen okunuyor.)
Vakıf serisi birbirinden bağımsız okunabilmesine karşın büyük bir yap-bozun parçalarını oluşturan romanlardan oluşur. Özellikle “Robot Serisi” ve “İmparatorluk Serisi” olarak anılan seriler gün geçtikçe bir noktada kesişmeye başlar. Aslında zaman olarak bakıldığında robotlar binlerce yıl önce yokedilmiş, artık birer efsane olmuşlardır. (elbette bir robot hariç, onu arayacaklarını söylememe gerek var mı?
) Yani iki seri aynı evrenin farklı zamanlarında sürer.
Asimov, Vakıf serisinin temelinin Edward Gibbon’ın “History of the Decline and Fall of the Roman Empire / Roma İmparatorluğu’nun Gerileyiş ve Çöküş Tarihi” temel alınarak yazıldığını hiç gizlemez. Ancak okuyucunun Galaktik İmparatorluk’un temel hiyerarşik yapısı dışında bir benzerlik kurması kolay değildir.
Özellikle Vakfın kuruluşu ve devamında okuyacaklar için anlatamadığım o büyük olaylar bizi yaşayan öyle bir finale getirecektir ki, bu kadar yıldır binlerce roman okudum. Bir serinin bu denli mükemmel bittiğini görmedim diyebilirim. Sanırım gözleri açık gitmedi Asimov.
Vakıf Serisi “Vakıf Üçlemesi” ile başlar. Ancak yazar her şeyin daha iyi anlaşılması için on yıllar sonra bir kitap yazar. “Vakıf Kurulurken” ve “ilk bunu okuyun” der. Buna göre doğru okuma sırası şöyledir.
* Vakıf Kurulurken | Prelude To Foundation
* Vakıf | Foundation
* Vakıf ve İmparatorluk | Foundation and Empire
* İkinci Vakıf | Second Foundation
Sonra
* Vakıf’ın Sınırı | Foundation’s Edge
* Vakıf İleri | Forward the Foundation
* Vakıf ve Dünya | Foundation and Earth
Asimov’un bulduğu ve kavramlaştırdığı ilkeler şu an tartışılıyor. Güney Kore’nin sınırlarda robot askerler kullanmaya başladığı, aşırı hızlı gelişen ve evlere giren robot teknolojisi için acilen 3 Robot kuralı’nın bir anlaşma olarak robot üreticilerince kabul edilmesi gerektiği düşünülüyor. ASIMO adındaki robot hatırasını yaşatmak için bu adı taşıyor.
Hayal ettiği psişik sonda (unutulanları hatırlatan beyinsel cihaz ama beyne zarar verme olasılığı yüzünden soruşturmalarda hemen kullanılmazdı) belki icat edildi, belki edilmek üzere, aynı şekilde sadece nöronları aşırı uyarıp acı veren ama bedeni yaralamayan silahlar (bunlara nöron kamçısı diyordu) belki bulundu, belki bulunmadı blemiyoruz.
Elbette geleceği planlarken iyi ve kötü tüm yaşantıyı örüyordu. Bir çok eleştirmen gibi ben de yaşayan kadın kahramanlar tasarlamakta zorlandığını bu yüzlerce kitapta düzgün bir kadın cinselliğini abartmadan hissettirmeyi bile başaramadığını söyledik. O bunu bilerek yaptığını içinde cinsellik olmayan aseksüel kitapların toplumlarca daha hızlı kabul edildiğini iddia ediyordu. Yüzüklerin Efendisi’nin de aynı eleştiriyi aldığını düşünürsek haklı olabilir galiba
Yarattığı en uzun soluklu kadın Susan Calvin’dir. İşkolik bir bilimkadını olarak görürüz onu.
Yine de biz sosyal olaylar daha çok olsun diyenleri susturmak için; serinin sonlarına doğru bedenlerinin tüm saçlarını, kıllarını doğuştan yok eden bir toplumu anlattı. Bu toplumun insanları saçları kılları olan insanlara karşı hem tiksinti hem dayanılmaz bir cinsel cazibe egzotik duygular hissediyor. Titreyerek saçlarınıza dokunmak istiyorlardı. Bu deneyimleri ve galaktik kültürleri kitaba başarıyla aktardı. Normal ve orta yaşlı bir sevgilisi olan bir adamı anlatmayı bile başardı (!).
Şaka bir yana Isaac Asimov hayatının büyük bölümüne bilime adamıştı. Aslında bilimsel yazıları, bilimkurgu kadar çoktur. Ancak bilimsel içerik genelde akademik çevrelerce bilinirken, uzay ve fizik üzerine buluşları anlaşılır kılan Hiperuzay, sıçrama yapmak, karadelik vb. anlatımları Star Wars ve neredeyse her bilimkurgu filmde kullanılmıştır. Biz bilmesek de kavramları ilk kullananlardan birisidir.
Dediğim gibi Isaac Asimov bitmez. Büyük bir hazinedir. Ufuk açan binlerce yıllık planlamanın ne kadar müthiş yapılabileceğini Vakıf’la gösteren bir adamdır. Kitaplarını bulup okumak onu zengin etmez. Artık paraya ihtiyacı yok. Ama size çok şey katacaktır.
ASIMOV’UN BİR KONUŞMASI
1971′deki Bilimkurgu Üzerine Konuşması
Kaynakça:
ROBOT ASIMO
Isaac Asimov
http://tr.wikipedia.org/wiki/Isaac_Asimov Türkçe
http://en.wikipedia.org/wiki/Isaac_Asimov İngilizce
Hakkında çok sorulan sorular
http://www.asimovonline.com/asimov_FAQ.html
Robotik’in Üç Yasası
http://en.wikipedia.org/wiki/Three_Laws_of_Robotics
Robot Serisi
http://en.wikipedia.org/wiki/Robot_Series
İmparatorluk Serisi
http://en.wikipedia.org/wiki/Empire_Series
Vakıf Serisi
http://en.wikipedia.org/wiki/Foundation_series
Robot Daneel Olivaw
http://en.wikipedia.org/wiki/R._Daneel_Olivaw
Asimov’un 1965 yılında BBC için açıkladığı üç robot kuralı. Video formatında dinleyin.
http://www.bbc.co.uk/sn/tvradio/programmes/horizon/broadband/archive/asimov/
Asimov’un Romanlarından Yola Çıkarak Çekilen Filmler
http://www.imdb.com/name/nm0001920/
İthaki’den Vakıf Serisini Satın Almak ve Bilgi almak İçin
http://www.ithaki.com.tr/index.php?option=com_content&task=view&id=306&Itemid=38
Bilimkurguya İyice Doyup Okumak İçin
http://www.bilimkurgu2000.com
Ekşi Sözlük’te Vakıf
http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=vakif+serisi



















Uğur Fidan
12 Nov 2007
@ 02:11
… Aslında zaman olarak bakıldığında robotlar binlerce yıl önce yokedilmiş, artık birer efsane olmuşlardır. (elbette bir robot hariç, onu arayacaklarını söylememe gerek var mı?) Yani iki seri aynı evrenin farklı zamanlarında sürer…
Matrix’in bir başka anlatımı olan “animatrix” ile hemen hemen aynı gibi. Orada da robotlar insanlar için çalışıyor ve gün geçtikçe çok ve çok daha fazla hizmet ediyorlardır. Sonra bir gün bir robot “insanların herşeyini biz yapıyoruz biz kölemiyiz?” diye düşünür. Bu düşünce zamanla tüm robotların düşündüğü yegane şey olur ve insan-robot savaşı başlar.
Gel zaman, git zaman tüm robotlar yok edilir. Ama 1 tanesi hariç. (Üstteki alıntıyı bu yüzden yaptım
) Sonrasını ve olacak olanları söylemeyim ki izlememişlerin biraz damağında bırakayım yazımı
Konuyla alakalı olmadı ama sadece belirtmek istedim.
Süleyman Sönmez
12 Nov 2007
@ 02:18
İyi de Uğur, unuttuğun bir şey var. Asimov tam 50 sene önce yazmış bunları
Kim kimden almış öyleyse?
Uğur Fidan
12 Nov 2007
@ 02:26
Sanırım yanlış anlaşıldım. “Asimov bunları Matrix’ten araklamış” gibi bir niyetim yoktu yazarken. Sadece konu benzerliğine dikkat çektim. “Hani bakın Asimov’da yazmış Animatrix’te de böyle bir konu var.” gibisinden.
Nasıl Er Ryan’ı Kurtarmak filmi “savaş” konuluysa “bakın Piyanist filmi de var onun da konusu savaş” demek gibi.
Süleyman Sönmez
12 Nov 2007
@ 02:31
Tamam Uğur
Biliyorum bildiğini
Animatrix korkunç bir filmdi bana göre. Anime manga çok sevmeme rağmen robotların elindeki insanların görüntüsü halen aklımdan çıkmıyor. Tüyler ürperticiydi bence.
Ancak Asimov asla öyle yazmadı. Bir zeka abidesi olarak sahnenin tümünü sundu bize.