Chiromancy, El Falcısı, Avuç Okuyucu

Avuç okuyuculuğunun tarihi, en ünlü avuç okuyucu, bilimin hastalıklar ve el içindeki şekillerle bulduğu ilişkiler ve hatta bir şiir daha ne olsun? Kaçırmayın! 🙂


Fotoğraflar: Jamelah, ve Meanest Indian (Creative Commons lisansı ile kullanılmışlardır)

El falcılığı daha çok bilinen eski ismiyle Chiromancy / Kiromanti, (Yunanca cheir (χειρ), “el”; manteia (μαντεία), “Tanrı bilimi” kelimelerinin birleşimi) M.Ö. 5000’li yıllara Hindistan’a uzanır. ( “Valmiki Maharshi’nin Erkek El Okuyucularına Öğretileri” adlı eski eser “Valmiki destanı“nda anlatılır)

Okumaya devam et “Chiromancy, El Falcısı, Avuç Okuyucu”

Ormandan Çıkış

Ne zamandır sizlerle şiirlerimi paylaşmıyordum. Bugün bu şiirimi hatırladım. Ürpertici ve  ruhsal bir yolculuğu anlatıyor.

ORMANDAN ÇIKIŞ – SESLİ KISA ÖYKÜM

ormandankacis.jpg 

ORMANDAN ÇIKIŞ

Bir nefes
Soluk soluğa
Üfleyerek, böğrünü tutarak,
Derin bir korku boğazında
Yamru yumru olmuş
Ama yutulmuyor.
Ve ensende ter tanecikleri
Nasıl oluyorsa buz gibiler.

Sırtında engin bir orman
Çığlıksız sessizliği haykırıyor.

Altın ışıkları, yukarıdaki ayın üstünde
Artık görünmeyen güneşin.

Belki de güneşten ödünç alınan
Şaşaa ile ışıldıyor
Yaşlı sivilceli ay.

Elinde kısa bir bıçak,
Dilinde demir tadı,
Burun deliklerin açılıp kapanıyor,
Ve saçların aslında diken diken.

Önünde uzanan çayır,
Ardında kol geziyor
Ölüm.

Sen ve sen.
Sen ve aklın.
Sen ve korkun.

Uzaktan çığlığını duyuyorsun
Bir kaç insanın
Karanlık gece yoğunlaşmış
Gökten inmiş ağdalı
Her yeri sarmış.

Okumaya devam et “Ormandan Çıkış”

Lilliput’ta Dev Olmak

Ey cüceler ordusu,
doğudan düşüyor gölgem üstünüze.
Nefesimin rüzgarı uçuruyor, evlerinizin kiremitlerini
titretiyor adımlarım yüreklerinizi.

Elimde tuttuğum esaretinizin ipini biraz gevşetsem,
Biliyorum devireceksiniz beni ilk bulduğunuz gün gibi.
İplerinizle saracaksınız bu eşsiz gövdemi.

Altınlarınızı
ve rüyalarınızı sardı dehşetli gülüşüm.
Bugün dünü unutun, Lilliput’ûn minik insanları,
Ceplerimde taşıyorum kralınızla, sevgili karısını
Belki de bilmeden ezmeyeyim diye
Kıymetli saltanatınızı.

Ne var ki macera çağırıyor esen rüzgarın tuzlu tadı
Başka dünyalara çekiyor tenimin kokusunu,
Ve ben kokum nereye giderse, orada uyumak isterim.

Bilirsiniz ya tenlerin birbirini bulması da önce elementlerden havayla başlar.
Sonra ateş körükler arzuyu.
Öpmek su gibidir
Doymaksa toprak.

Okumaya devam et “Lilliput’ta Dev Olmak”