Uzayda Bir Muz

Sanatçı Cesar Saez Arjantin doğumlu ve Montrealli aynı zamanda çılgın projelerin tasarımcısı. Son projesi bir milyon dolara varan bütçesiyle devasa boyutlarda bir muzu Helyum gazıyla doldurup Amerika Birleşik Devletleri’nin Teksas eyaleti üzerinde gökyüzüne daha doğrusu yakın uzaya, yörüngeye yollamak. 30-50 km. yükseklik hedeflenen projede tahmin ettiğiniz gibi biliminsanları, mühendisler, gönüllüler yıllardır çalışıyor. 2008 yaz aylarında uzaya yollanması planlanan muzun inşası ve nedenlerine bakalım.

uzaydamuz.jpg

Projenin Adı: “Texas Üzerinde Yerdurağan Muz | Geostationary Banana OverTexas”

İsim müthiş teknik bir terimle başlıyor “Geostationary / Yerdurağan”. Sadece ismi anlamak bile, işin düzeyini ortaya çıkarıyor. Geostationary terimi genelde özel bir yörüngeyi anlatıyor. Gönderilen uyduların dünyadan sabit görünecek şekilde dünya ile aynı şekilde dönmesini anlatıyor. (Detaylı bilgi için bakınız)

Özellikle TV ve iletişim uyduları herkesin kullandığı çanak antenlere yayın yollarken dünyanın etrafındaki yörüngelerinde sürekli aynı koordinatta bulunmaları gerekiyor. Zamanında bu konuyu bilimkurgunun ve bilimin yıldız yazarı olan Arthur C. Clark düşünmüş hatta bu iletişim uydularının 35,768 km yükseklikte bulunan bu hayali konumuna Clarke Kuşağı (Clarke Belt) deniyor.

geostat.gifElbette ekvator üzerindeki bir uydunun dönüş hızı ile dünyanın dönüş hızı çok yakın. Burada ise şekil muz olduğundan bu dönüşü spinler atarak sağlaması düşünülmüş. Buna tekrar geleceğiz.

Projeyi tasarlamak ciddi bir mühendislik çalışması olmuş, uygun malzemenin seçimi hiç kolay değil. Sonuçta dev muzun iskelet sisteminde bambu ve balsa ağacı kullanmaya karar vermişler. Bambuyu da balsa ağacını da düşününce hafiflik, esneklik ve muzun biçimine uygunlukları yanısıra, dayanıklılık ve hafiflikleriyle güzel seçim diyorum. Sanırım organik bir malzeme olmaları da tercih nedeni. Bambu iskelet, sentetik sarı bir kağıtla kaplanıyor. Sonra boyanarak muzların üzerinde görmeye alışık olduğumuz renk geçişleri ve benekler oluşturuluyor. Okumaya devam et “Uzayda Bir Muz”

Diatomlar | Mikro Dünyanın Mücevherleri, Okyanusların Çimenleri

Diatomları yıllar önce Bilim Teknik Dergisi’nde gördüğümde – hiç alışkanlıkları olmadığı halde – Tübitak’ın şaka yaptığını düşündüm. Ama gerçekti. Mikro boyutlarda cam görünümlü mücevherimsi canlılar. Her biri birbirinden farklı yaklaşık 16.000 çeşit alg türü. Parmaklarımı onlara dokunmak ister gibi hayranlıkla sayfada gezdirdiğimi ve elimde dergi bulduğum herkese tek tek gösterdiğimi hatırlarım.

diatomlar.jpg
Okumaya devam et “Diatomlar | Mikro Dünyanın Mücevherleri, Okyanusların Çimenleri”

Isaac Asimov | Robotlar, İmparatorluk ve Vakıf Yazarı | Foundation

Modern edebiyatta dünya çapında halka en çok mal olmuş, nesillerdir okunan ve efsaneleşmiş seri romanları soracak olursanız, bir çok kişi “Yüzüklerin Efendisi” ile başlar. Sonra belki Stephen King’in Kara Kule serisi sonra Frank Herbert’in “Çöl Gezegeni Dune” ve elbette Arthur C. Clark’ın “Rama” serisi takip eder. Belki Ursula Le Guin‘in “Yerdeniz Üçlemesi”ni de sayan çıkar. Dünyada ve ülkemizde bilim kurgu sevenlerin baş tacı ettiği, okumaya başladığınızda bitmesin istediğiniz uzun ve inanılmaz bir seri vardır: “Vakıf Serisi”

Görselde kullanılan Asimov resmini yapan Rowena Morrill‘in isminin yayınlanması şartıyla verdiği izinle kullanılmıştır. Çalışmanın kompozisyonu yazara aittir.

Isaac Asimov hakkında bir yazı kaleme almak çok zor ve riskli bir iştir 🙂 Bir kere, yazar 500’ün üzerinde yayını olan bir profesör. Gerçek bir bilim insanı. Hem bilim yazarı, hem de bilim kurgucudur. Bunlar bizim bildiklerimiz. Uzun ömrü boyunca çok çalışmış ve çok üretmiştir. Ürettikleri ise yazıldığı dönemler göz önüne alındığında her zaman çok çok ileridedir.
Okumaya devam et “Isaac Asimov | Robotlar, İmparatorluk ve Vakıf Yazarı | Foundation”

Savaş Sanatlarından İş Dünyasına

Düşman ordusuna kaçacak yer bırak. Yoksa onları karşında aslanlar gibi dövüşür bulursun

Çocukken izlediğim Uzakdoğu savaş sanatı filmlerinde hocaların anlattığı felsefeleri dinlemeyi severdim. Genelde kahramanımız hareketleri çok iyi anlar ama filmin sonlarına kadar asıl savaş stratejisi aklına yatmazdı. Yıllar sonra İşletme Fakültesi’nde eğitim görürken, Ai ki do öğrenirken, tüm gücüyle saldıran rakibimi havada fırlatırken de bu sevgim değişmedi.

Strateji, sınırları ve kuralları belirsiz bir rekabet zemininde en olağandışı cevabı üretme sanatıydı.

savastanise.jpg

Bu sanatı öğretenler yazının başında okuduğunuz büyük savaş stratejisti Sun Tzu ya da kılıç ustası stratejist Miyamoto Musashi olsun değişmez şekilde öğütlerinin örnek olduğunu ezberlemenin değil, altında yatan prensibin anlaşılması gerektiğini anlatıyorlardı.

Bir pazarlama stratejisi geliştiren ve anketlerle pazar araştırması yapan, ürün konumlandırması ve potansiyel müşterilerin demografik yapısını analiz eden Pazarlama uzmanıyla, rakibinin tam nefes verdiği anda saldıracağını bilerek nefesini gizleyen ve sadece gözlerine bakarken düşmanın tüm kas gerilimlerinden olası gücün büyüklüğünü ve momentini hesaplayan savaş sanatçısı aynı yolu takip ediyordu.

Stratejiyi.
Okumaya devam et “Savaş Sanatlarından İş Dünyasına”

Türkiye Blog Konferansı 07

Blog şu anda okuduğunuz gibi kişilerin birinci ağızdan yazdığı sitelere verilen bir isim. Bir blog çoğu kişinin sandığı gibi günlük değil. Seçtiği konuda yazan yazarlar gündelik hayatlarını anlatmak zorunda değiller. Ancak samimi, dürüst ve doğru bilgiler vermeleri beklenen bir şey.

Türkiye’de yıldırım hızıyla açılan blog furyası bizi prensiplerimizi koymaya, “Blog nedir?”i tanımlamaya, pazarlama ve blog ilişkisine, sosyal networklerle bağlantısına ve elbette Web 2.0’ı tartışmaya çağırıyordu. Hali hazırda blog yazarlarının toparlandığı Türk Blog yazarları, Blograzzi, Blogkardeşliği gibi oluşumlar zaten var. Bunlar üyelerin kaliteli fikirleri paylaşmasını ve çıtayı yükseltmesini sağlıyor.

Bugünse (06.11.2007) Yıldız Teknik Üniversitesi’nde Microsoft Türkiye ana sponsorluğunda Blograzzi, Türk Blog Yazarları, Eğitim İlanları, Yıldız Teknik Üniversitesi IEEE Öğrenci kolu organizasyonuyla oldukça yoğun bir toplantı yaptık. Konferans planlanandan bir saat kadar geç bitti.

Neler konuşuldu? Kimler konuştu? derseniz size inanılmaz bir detayla uzun uzun anlatacağım derim. İçeceğinizi alıp gelmenizde fayda var 🙂

MICROSOFT TÜRKİYE GENEL MÜDÜRÜ ÇAĞLAYAN ARKAN

caglayanarkan.jpg

Çağlayan Arkan’ı açılış konuşmasında oldukça samimi sıcak ifadelerle blog olgusuna yakınlığını dinledik. Özellikle MSN Spaces üzerinde açtığı blogundan bahsederken gözleri parlıyordu ki biz blogcuların çok iyi anladığı ve paylaştığı bir duygu. (http://caglayanarkan.spaces.live.com/)

Türkiye’nin Internet dinamiklerini ve dijital platformda bazı alanlarda geri kalmamıza karşın Microsoft’un sunduğu bazı istatistiklerdeki şaşılacak yükseklikte olduğumuzdan bahsetti. 22 milyon Live üyesi ve 8 milyon MSN Spaces üyesi gibi.

Konuşmasında blog yazarlarının etkileneceği Facebook gibi sosyal networklerden de örnekler verdi. Birçoğunuz Facebook hisselerinin bir kısmının Microsoft tarafından satın alındığını biliyor. Bir arkadaş nedenini sordu.

Çağlayan Bey bu stratejik kararın Live platformuyla bağlantı amacıyla yapıldığını şu anda Live ile entegrasyonun sürdüğünü açıkladı ve X-box gibi bir çok platformu birleştirecek ortak bir çatıya uygun olduğunu ekledi. Elbette Facebook yönetimini devretmeyi istemiyor. Okumaya devam et “Türkiye Blog Konferansı 07”