Carlos Castaneda bir akademisyen. Yaqui yerlilerinin Antik Meksika Şamanlarıyla (Don Juan Matus ve Don Genaro – Genaro Flores) çalışarak yazdığı seri kitaplardan çekirdek bilgiyi özet olarak aktarıyorum:

İnsanın çevresinde bir enerji kozası vardır. Bu koza küre şeklindedir. Koza evrenle göbek bağına benzer bir şekilde bağlıdır. Göbekten değil sırtta kürek kemiklerinin ortasında ve dışa doğru uzağında. Kozaya ömür boyunca bu birleşim noktasından, ardı ardına iki güç çarpar. İlki yumurta / kozayı çatlatmak ister böylece bir gün ölüm gelir. İçindeki deneyim telcikleri evrenin yaratıcısına -Kartal diyor- buna döner.

İkinci çarpan enerji dalgası ise hayat verip yumurtayı onarır. Yine de enerji kozası bir gün onarılamayacak noktaya gelir. Ölüm ile enerji kozası yarılır.

Kozanın bu yapısı eski bilgeleri çok etkiler. Bağlantı noktasının yerini yaptıkları çalışmalar sonucu çaba, niyet ve iradeyle kaydırırlar. Farklı noktalarda farklı boyutları ve canlıları algılarlar. Bilinçlerinin algı sistemlerinin farkındalıklarının bu yer değişimiyle çok ileri seviyelere ulaştığını anlarlar.

Nihai amaçları, ölmeden önce büyük bir erk, enerji toplamak ve bu enerjiyle kozalarının bir kırbaçla alevlenmesi gibi kendi istekleriyle sonsuzluğa katılmalarını sağlayıp tümüyle enerjiye dönmektir.
Yaptıkları çalışmalarda şunu görmüşlerdir:
Binlerce yıl önce olan bir olayla, bu sihirli denebilecek müthiş insan türü, birleşim noktası esnekçe yer değiştiren farklı katmanları, canlıları görebilen yapıdan basit sıkıcı ama güvenli bir dünyaya hapsolup körelir.

İnsanın duyularının iptal edişi gibi. Kozanın bağlantı noktasını sabit bir yerde kalmıştır. Formül şudur: İçsel sohbeti, iç sesi keşfederler.
Kişi kendi içinde sürekli konuştuğunda, ben ben ben… Tek bir dünya görmekte katı sabit bir realiteye sıkışmaktadır. Böylece doğan her çocuğa bunu öğretip yaymaya başlarlar. İnsanlık bu akıma kapılır. Çok az kişi esnek ve yer değiştiren birleşim noktasını korur veya tesadüfen bulup öğretir.

Böylece kendini arayış yolculuğunda kişilere önerilen ilk şey; içsel sessizlik olur. İçinden konuşma. Sessiz kal.
Bunu ısrarla yapmaya devam et. Sessizlik sürelerini uzat. Aklın buna uygun şekilde sessiz kaldıkça ve içinden kendinle konuşmayı kestikçe, bir benlik imajı örmeyi bırakacak. Bir gün benlik ve beden olmadığını fark edeceksin. Çünkü asıl yapını ikincil varlığını keşfedeceksin. (Buna öz derler bu coğrafyada bilgeler)
Benim anlatımımım kendi anlayabildiğim kadar. Elbette çok uzun bir kitap serisi. İlgiyle okunan çok sayıda olaya ve bilgiye ulaşmanızı sağlıyor.

Bundan sonrası yazarla yapılan röportaja ve kitaptan alıntıya dayalı.

Carlos Castaneda ile röportaj

Gazeteci: İnsanoğlunun en karakteristik özelliğinin “enerji algılayıcılığı” olduğunu ileri sürüyorsunuz. Enerjiyi doğrudan algılamak için de “birleşim noktası” denen yere doğru bir hareketin zorunlu olduğunu belirtiyorsunuz. 21. yüzyıl insanı için bunun ne gibi bir yararı olabilir?

Carlos Castaneda: Don Juan gibi Şamanlara göre tüm insanlar, evrende akış halinde bulunan enerjiyi algılama potansiyeline sahip.

Birleşim noktası denen yer, kişinin enerji alanında bulunan bir nokta. Diğer deyişle, Şamanlar bir insanı evrende akış halinde bulunan bir enerji olarak algıladığında parlak bir küre gördüler.

Işıltılı kürelerin arka yüzünde yoğun parlaklıkta bir nokta daha keşfettiler. Enerjiyi doğrudan gözlemleme yoluyla, bu noktanın enerjiyi duyusal veriye dönüştürme, sonra da onu yorumlama edimine anahtar olduğunu kavradılar. Bu nedenle ona birleşim noktası adını verdiler.

Algılamanın da aslında orada toplandığı görüşüne vardılar. Birleşim noktasının yerini kürek kemiklerinin arasında, onlardan bir kol boyu uzaklıkta olarak betimlediler. Aynı zamanda birleşim noktasının tüm insan soyunda aynı noktada yer aldığını, böylece her insanoğluna verdiği dünya görüntüsünün tümüyle benzeş olduğunu keşfettiler.

Don Juan’a göre birleşim noktasının yerini değiştirmek çok güç ama aynı zamanda dünyadaki en basit iş. Yüksek ateş, açlık ya da korku, aşk veya mistisizm bunu yaptırabilir. Ayrıca büyücülerin yeğlediği yöntem olan niyet de bunu yaptırabilmenin yollarından biri.
Evrende akış halinde olan enerjinin doğrudan algılanmasının pragmatik değeri 1. yüzyıldaki insan için neyse 21. yüzyıldaki insan için de odur. Kişinin algı sınırlarını genişletmesini ve bu gücü hayatında kullanmasını sağlar.

Don Juan bizim benzersiz ve mutlak olduğuna inandığımız dünyamızın, bir soğanın katmanları gibi düzenlenmiş ardışık dünyalar demeti içinden yalnızca bir tanesi olduğunu iddia ediyordu. Bizim sadece kendi dünyamızı algılamak üzere erksel olarak koşullanmış olmamıza karşın hâlâ kendimizinki kadar gerçek, benzersiz, mutlak ve içine çeken bu başka alemlere girebilme yetimizin bulunduğunu öne sürüyordu.

Don Juan bana, bu başka alemleri algılamak için sadece bunlara göz dikmek değil aynı zamanda bunları yakalamak için yeterli erkeye sahip olmak gerekliliğini açıklamıştı. Bunların varlığı sürekli ve bizim farkındalığımızdan bağımsızdır diyordu; ancak erişilmezlikleri tamamen bizim erkesel koşullanmamızın bir sonucudur.

Başka bir deyişle, açıkça ve sadece bu koşullanmadan ötürü, gündelik yaşamımızdakı dünyanın tek olası dünya olduğunu sanmak zorunda kalırız. Erksel koşullanmamızın düzeltilebilir olduğuna inanarak, Don Juan, eski zaman büyücülerinin erkesel algılama yetilerimizi yeniden koşullanmak üzere tasarlanmış bir dizi uygulama geliştirdiklerini belirtti. Bu uygulamalar dizinine, rüya görme sanatı diyordu. Zamanın sağladığı bakış açısıyla, şimdi Don Juan’ın rüya görme konusunda yapmış olduğu en uygun nitelemenin bunu “sonsuzluğa açılan kapı” olarak adlandırmak olduğunu fark ediyorum.

Gazeteci: Fotoğraflarınızın çekilmesine, sesinizin kaydedilmesine ve kişisel bilgilerinizin paylaşılmasına izin vermeyişinizin nedeni nedir? Bu, ruhani çalışmalarınızı etkiliyor mu? Önerdiğiniz yolun takip edilmesi açısından kim olduğunuzun bilinmesi önemli değil mi?

Carlos Castaneda: Don Juan gibi bir Şaman için kişisel bilgi vermemenin ardında yatan neden çok basit. Kişisel tarih denen şeyi bir yana bırakmak için bu zorunlu. “Ben” kavramından uzaklaşmaya çalışmak bazen oldukça can sıkıcı ve zor. Şamanların amacı, kişisel “ben”in geçerliliğini yitirdiği bir akışkanlığa ulaşmak. Fotoğrafların ve kişisel bilginin yokluğu bu süreci bilinçaltı yoluyla kolaylaştıran bir durum. Bireyselliğe verdiğimiz önem açısından fotoğraflara, kayıtlara, biyografik bilgiye yönelik doğuştan gelen sorgulanmaz bir alışkanlığımız vardır. Don Juan, bir Şaman hakkında hiçbir şey bilinmemesinin daha iyi olduğunu söylerdi; böylece bir insanla karşılaşmak yerine bir fikirle karşılaşırız.

Alıştığımız dünyada ise karşımızda birçok psikolojik sorunu olan ancak fikri olmayan, “ben, ben, ben” sözleriyle dolup taşan bireyler var.

TONAL VE NAGUAL

Tonal Adası

ŞİMDİ TAKİBE ALIN:
X Takip Edin: X.com/ssonmez
Instagram Takip Edin: Instagram.com/suleymansonmez
Bilimkurgu okuyun: Starbul.com



“ Konu ne Don Juan?”

“ Özün bütünselliği” dedi “Şimdi büyücülerin açıklamasını söyleyeceğim sana. Sana Tonal ve Nagual’dan bahsedeceğim” dedi

Bu iki terimi tanıştığımızdan bu yana ilk kez kullanmıştı. Duymuşluğum vardı, Tonal’ın bir koruyucu ruh, genellikle bir hayvan; bir çocuğun doğarken edindiği ve yaşam boyunca sıkı bağlarla bağlandığı bir hayvan olduğu düşünülürdü. Nagual’ın ise büyücülerin kendilerini dönüştürdükleri kabul edilen hayvana ya da bu dönüşümü sağlayan büyücüye verilen isimdi.

“ Bu benim Tonal’ım” dedi eliyle göğsünü göstererek.

“ Takım elbisen mi?”

“ Bunların hepsi benim Tonal’ım”

Her insanın doğumuyla işlev görmeye başlayan iki yanı, iki varlığı, karşılıklı iki parçası olduğunu açıkladı; birinin adı Tonal diğeri ise Nagual’dı.

İnsanbilimcilerin bu iki kavram ile ilgili bildiklerini ona anlattım. Bildiğim her şeyin saçmalık olduğunu, gerçek bilgiler için ya büyücü olmam gerektiğini ya da bir büyücüyle konuşmuş olmam gerektiğini söyledi. Bildiğim her şeyi unutmamı istedi.

“Seni Tonal ve Nagual ile tanıştıracağım, senin konumunda bu; sana öğrettiğim her şeyin üstünü örten kapaktır. Bunları dile getirmek için şu ana dek bekledim”
“ Tonal, insanı koruyan bir hayvan değil, hayvanmış gibi tanıtılan bir koruyucudur, senin sözcüklerinle konuşacağım; Tonal toplumsal kişiliktir.”

Benim şaşkınlığımla kahkaha patlattı.

“ Tam anlamıyla Tonal bi koruyucudur, çoğunlukla bekçiye dönüşen bir koruyucu”

Defterimi düşürdüm. Sinirli devinimlerini öykünüp güldü.

“ Tonal dünyanın örgütleyicisidir. Onun görkemli amacını tanımlamak için dünyanın karmaşasını düzene sokma uğraşını sırtlanmış olduğunu söyleyebiliriz belki de.”
“ Şu an ki söyleşimize anlam vermeye çabalayan şey senin tonalındır, o olmadan bir takım yabancı sesler duyar, bi halt anlamazdın. Gerçek varlığımızı esirgeyen bi koruyucudur bu da ona edimlerinde kıskanç ve kurnaz olma niteliği verir. Tonalın koruyuculuktan çıkıp bekçiye dönüşebilme olasılığı öyle anlaşılmaz bişi değil.”

Durdu, anlayıp anlamadığımı sordu.

“Bi koruyucu açık fikirli ve anlayışlıdır. Bi bekçiyse zorba, dar kafalı ve buyurgandır. Yani hepimizde bulunan Tonal buyurgan bi bekçiye dönüşür. Tonal bizi biz yapan her şeydir. İstediğini söyle, adlandırabildiğiniz her şey Tonal’dır. “
“Onu doğumla birlikte büyütmeye başlarız. İçimize havayı ilk çektiğimiz o an Tonal için de erkle nefes almaya başlamış oluruz. Tonal doğumla başlar ve ölümle biter”

Tonal her şeydir anlatımıyla ne söylemek istediğini yine de anlamış değilim Don Juan dedim.

“ Tonaldır dünyayı yapan”

“ Tonal dünyanın yaratıcısı mı?

“ Tonalın dünyayı oluşturması sözün gelişi. Hiçbir şeyi yaratamaz ya da değiştiremez ama yinede de oluşturur dünyayı. Yargılamak, değer biçmek, tanıklık etmektir işlevi çünkü. Tonal hiçbir şey yaratmayan yaratıcıdır. “

Parmaklarıyla iskemlesinin kenarında belli bir tartım tutturarak tanınmış bir havayı mırıldanmaya başladı. Gözleri parlıyordu, başını sallayarak kıkırdadı.

“ Beni pek izlemiyorsun” dedi gülerek.

İzliyorum canım, sorun yok dedim ama sesim inandırıcı değildi.

“ Tonal bir adadır” diye açıkladı. Elini masanın üstünde gezdirdi.

“ Tonal bu masanın üstü gibidir diyelim. Bu adanın üstünde her şeyimiz var. Bu ada da aslında Dünya. Her birimizin bir tonalı var ve bir de, her ana özgü ortak bir Tonalımız var. Buna da zamanların Tonalı diyebiliriz.” Lokantadaki masa kümelerini gösterdi.

“ Bak her masanın biçimi aynı. Kimi eşyalar hepsinin üzerinde bulunmakta. Yine de kişisel açıdan farklılar; Kimi masa daha dağınık, değişik yemekler var. Bu lokantadaki masaların tümünün benzeştiğini söyleyebiliriz, aynı durum Tonal için de geçerli. Nasıl bu masalar benzeşiyorsa bizleri de benzeştiren zamanın tonalıdır. Akılda tutulması gereken en önemli nokta şu; Kendimizle ve dünyayla ilgili bildiğimiz her şey Tonal adası üzerindedir, anlıyor musun?”

“ Kendimizle ilgili her şey Tonalsa Nagual nedir peki?”

“Nagual bizim hiç ilgilenmediğimiz parçamızdır”

“Anlayamadım”

“Nagual bizim betimleyemediğimiz bölümümüzdür – isim yok, söz yok, duygu yok, bilgi yok.”

“ Burada bir çelişki var Don Juan, fikrimce hissedilemez, betimlenemez, ya da adlandırılamazsa varolamaz demektir.”

“ Çelişki senin fikrinde var. Seni uyarmıştım, anlamaya çalışırken kendini nakavt etme”

“ Nagual zihindir diyebilir misin?”

“ Hayır zihin masanın üstünde, zihin acılı bir sostur diyelim” Bir sos şişesi alıp önüme bıraktı.

“ Nagual tin midir?”

“Küllük de tin olsun.”

“İnsan düşüncesi midir peki?”

“ Düşünceler gümüş takımlar gibidir”

“Göklerin inayeti mi?”

“O da değil, o da peçete olsun”

Sözünü ettiği şeyi betimleyebilmek için olası her yolu denemeye giriştim, saf bilinç, insan ruhu, yaşam gücü, ölümsüzlük. Sözünü ettiğim her şey için bir nesneyi masada benim tarafıma koydu. Çok eğleniyormuş gibiydi.

“ Nagual Ulu varlık, Kadir-i Mutlak, ya da Tanrı mı” diye sordum.

“ Hayır, masa örtüsü de Tanrı’dır diyelim”

Örtüyü kaldırıp içindeki tüm nesnelerle birlikte çıkın yaparmış gibi gülünç bir öykünmede bulundu.

“ Ama sen Tanrı yok mu demek istiyorsun?”

“Hayır ben bunu demedim. Tüm söylemek istediğim Nagualın Tanrı olmadığıdır, çünkü Tanrı Kişisel Tonal’ımızın ve zamanların bir nesnesidir. Tonal ise daha önce söylediğim gibi dünyayı oluşturduğunu sandığımız her şeydir, tabii Tanrı da dahildir buna. Tanrının zamanımızın tonalının bir parçası olmaktan başka bir önemi yoktur.”

“ Don Juan benim anlayışıma göre Tanrı her şeydir. Aynı şeyden söz etmiyor muyuz?”

“ Hayır Tanrı düşünebildiğin her şeydir yalnızca. Tanrıyı her istediğinde yaşayamazsın. Onun hakkında konuşabilirsin yalnızca. Öte yandan Nagual savaşçının hizmetindedir. YAŞANABİLİR AMA HAKKINDA KONUŞULAMAZ”

“ Nagual söylediğim hiçbir şeyin kapsamına girmiyorsa, bana yerini söyleyebilir misin, nerede bu?”

Don Juan eliyle her tarafı süpürürmüş gibi yapıp masanın sınırları ötesindeki bölgeyi gösterdi.

“ Nagual orda, adayı çevreliyor. Nagual erkin olduğu yerdir.”

“ Daha doğduğumuz anda aslında iki parça olduğumuzu hissederiz. Doğum anında ve sonraki kısa sürede tümüyle nagualızdır. Sonra işlev görmek amacıyla sahip olduğumuz parçanın bir karşı parçası olması gerektiğini hissederiz. Aranan Tonaldır ve bu en başından beri bir eksiklik yaratır. Derken Tonal gelişmeye başlar ve önem kazanır, nagualın parıltısı körelir, onu tümüyle kaplar. Artık tümüyle Tonal olduğumuz anda ise doğumdan başlayarak bize eşlik eden ve bizi bütünleyen bir parça olduğunu sürekli anımsatan o eski yetersizlik duygusunun arttığını seyretmekten başka bir şey yapamayız.

Tümüyle Tonal olduğumuz andan başlayarak eşler oluşturmaya koyuluruz. İki yanımız olduğunu hep duyumsarız ama bunu tonalın nesneleriyle dile getiririz. Bir yanımız ruh diğeri beden, zihin ve özdek, iyi ya da kötü, Tanrı ve şeytan gibi… Aslında adanın üstündeki şeyleri eşleştirdiğimizin ayırtına varamayız. Diyorum sana bizi alıp götürmüşler ama hala çılgınlar gibi anlamlı şeyler yaptığımıza inanıyoruz.”

İşaret parmağını bana doğrulttu ve başını titretti

“ İnsan iyi ile kötü arasında değil artı kavramı ile eksi kavramı arasında gidip gelir, gerçek devinimi artı ile eksi arasındadır”

“ Doğru soruyu soramadım galiba, adanın ötesindeki yerin neresi olduğunu anlamak amacıyla doğru soruyu sorabilseydim eğer daha iyi bir anlayış yakalayabilirdik belki”

“ Bunu yanıtlamanın bir yolu yok, Bunu hiçlik diye yanıtlasaydım yine tonalın bir parçası durumuna sokmuş olacaktım.”

“ Peki ona Nagual dediğinde tonalın bir parçası durumuna getirmiş olmuyor musun?”

“ Hayır böyle bir şey olduğunun bilincine varasın diye söyledim adını onun”

“ Peki ama nagualın bilincine varmak onu yine tonalın bir parçası konumuna getirmiyor mu?”

“ Yazık anlamıyorsun, Tonal ve Nagual ı gerçek bi eş çifti olarak dile getirmiştim, tüm yaptığım buydu”

Çocukların anne ile baba arasındaki farkı anlamın üstesinden gelene kadar anlayamadıkları ve aradaki biçimsel farkları algıladıkça kavrayabildikleri konusundaki tartışmamızı hatırlattı bana.

“ İki parçamızı betimleyebilmek için bizler de kesinlikle aynı şeyi yaparız. Bi başka yanımız daha olduğunu duyumsarız. Ama ne zaman bir diğer yanımızı saptamak istesek Tonal sopasını gösterir. Kıskanç ve sıradan bi yöneticidir o. Kurnazca yanıltır bizi, gerçek çiftin öteki tekinden nagualdan geldiğine inandığı en ufak imgeyi bile ezip geçmeye zorlar bizi.”

KİTAPLARIN OKUNMA SIRASI

Carlos Castaneda – #1 – Don Juan’ın Öğretileri
Carlos Castaneda – #2 – Bir Başka Gerçeklik
Carlos Castaneda – #3 – Ixtlan Yolculuğu
Carlos Castaneda – #4 – Erk Öyküleri
Carlos Castaneda – #5 – İkinci Erk Çemberi
Carlos Castaneda – #6 – Kartal’ın Armağanı
Carlos Castaneda – #7 – İçten Gelen Ateş
Carlos Castaneda – #8 – Sessizliğin Erki
Carlos Castaneda – #9 – Rüya Görme Sanatı
Carlos Castaneda – #10 – Sihirli Geçişler
Carlos Castaneda – #11 – Zamanın Çarkı
Carlos Castaneda – #12 – Sonsuzluğun Etkin Yanı

Carlos Castaneda: Don Juan gibi Şamanlara göre tüm insanlar, evrende akış halinde bulunan enerjiyi algılama potansiyeline sahip. Carlos Castaneda Carlos Castaneda ve Antik Meksika Şamanları Kitapların Türkçeye çevrilmesini ve basılmasını sağlayan, çok sayıda ödül sahibi bir çevirmen, Türk Beyin Takımı onursal başkanı artık hayatta olmayan Nevzat Erkmeni de saygıyla anmak istiyoruz. Müthiş bir insandı. Ulysses çevirisi de halen dünyanın en iyi çevirilerinden birisi olarak görülüyor.

KİTAPLARINDAN ETKİLENEN SANATÇILAR

Carlos Castaneda: Don Juan gibi Şamanlara göre tüm insanlar, evrende akış halinde bulunan enerjiyi algılama potansiyeline sahip. Carlos Castaneda Carlos Castaneda ve Antik Meksika Şamanları

  • Simon & Schuster’in genel yayın yönetmeni Michael Korda, Castaneda’nın ilk sekiz kitabının editörlüğünü yapmıştır ve Another Life kitabındaki bir makalesinde birlikte yaptıkları çalışmalardan bahsetmektedir: A Memoir of Other People (Başka İnsanların Anıları)[6] adlı kitabında yer alan bir makalede birlikte yaptıkları çalışmalardan bahsetmektedir.
  • Brezilyalı yazar Lui Morais, Carlos Castaneda e a Fenda entre os Mundos: Vislumbres da Filosofia Ānahuacah no Século XXI adlı kitabında Castaneda’nın çalışmalarını, kültürel etkilerini ve diğer yazarlardaki devamını analiz etmektedir[33].
  • Octavio Paz, Nobel ödüllü şair ve diplomat. Paz, Don Juan’ın Öğretileri‘nin İspanyolca baskısına önsöz yazmıştır[34].
  • Amy Wallace Sorcerer’s Apprentice‘i yazdı: Carlos Castaneda ile Hayatım, Castaneda ve takipçileriyle olan kişisel deneyimlerini anlatıyor.[35]

AKADEMİK KARIYER

Castaneda’nın ilk üç kitabı –Don Juan’ın Öğretileri: Bir Yaqui Bilgi Yolu, Ayrı Bir Gerçeklik ve Ixtlan‘a Yolculuk– Los Angeles Kaliforniya Üniversitesi ‘nde (UCLA) antropoloji öğrencisiyken yazılmıştır. Bu kitapların, kuzey Meksika’dan yerli bir Yaqui olan Don Juan Matus olarak tanımlanan geleneksel bir “Bilgi Adamı” ile yaptığı çıraklığı anlatan etnografik anlatılar olduğunu yazmıştır. Bu kitapların doğruluğu ilk yayınlandıkları andan itibaren şüpheyle karşılanmış ve bazı akademisyenler tarafından kurgusal olduğu düşünülmüştür.
Castaneda lisans ve doktora derecelerini bu kitaplarda anlatılan çalışmalara dayanarak almıştır.

1974’te dördüncü kitabı Tales of Power, Matus’la olan çıraklığının hikâyesinin sonunu anlatıyordu. Yayınlanan sorulara ve eleştirilere rağmen, Castaneda okuyucu kitlesi arasında popüler olmaya devam etti ve Don Juan ile eğitiminin diğer yönlerini anlatan sonraki yayınlar çıktı.

Castaneda, Don Juan’ın onu yeni nagual ya da kendi soyundan gelen bir kahinler grubunun lideri olarak tanıdığını yazmıştı. Matus’un nagual terimini aynı zamanda algının bilinmeyenler âleminde yer alan ama yine de insan tarafından erişilebilir olan kısmını ifade etmek için kullandığını, yani kendi kahinler grubu için Matus’un bu bilinmeyenle bir bağlantı olduğunu ima ettiğini söyledi. Castaneda bu bilinmeyen âlemden sıklıkla “olağanüstü gerçeklik” olarakbahsetmiştir.

Castaneda tanınmış bir kültürel figür olmasına rağmen, halka açık forumlarda nadiren göründü. Time‘ın 5 Mart 1973 tarihli sayısında kendisini “tortillaya sarılmış bir gizeme sarılmış bir muamma” olarak tanımlayan bir kapak makalesine konu oldu. Castaneda’nın kapak portresi için bir vekil kullanmış olabileceği ortaya çıktığında tartışmalar yaşandı. Muhabir Sandra Burton, görünüşe göre Castaneda’nın kişisel tarihten özgür olma ilkesinden habersiz, hayatıyla ilgili anlatımındaki tutarsızlıklar konusunda onunla yüzleşti.

Castaneda şöyle cevap verdi: “Size istatistiklerimi vererek hayatımı doğrulamamı istemek… büyücülüğü doğrulamak için bilimi kullanmak gibidir. Dünyanın büyüsünü bozar ve hepimizi kilometre taşı yapar.” Bu röportajın ardından Castaneda 1990’lara kadar[1] kamuoyu önünden tamamen çekildi[12].

KAYNAKÇA:

https://en.wikipedia.org/wiki/Carlos_Castaneda

#tonal #nagual #carloscastenada #donjuan #şaman

Carlos Castaneda: Don Juan gibi Şamanlara göre tüm insanlar, evrende akış halinde bulunan enerjiyi algılama potansiyeline sahip. Carlos Castaneda Carlos Castaneda ve Antik Meksika Şamanları

TAKİP İÇİN : Yazdığım Kitaplar | Youtube | Twitter | Instagram



SİZİN DÜŞÜNCENİZ NEDİR?

Yorumunuzu yazınız
İsminizi Yazınız

Yorum onaylama sistemi etkin; yorumunuzun yayınlanması biraz zaman alabilir.