Rama, Arthur C. Clarke ve Organik Teknoloji

Yıllar önce müthiş bir şaşkınlıkla okuduğum RAMA adlı bilim kurgu kitap serisi aklıma geldi. Sir Arthur C. Clarke tarafından yazılmış seri 4 kitaptan oluşuyordu.  Türünün nadir örneklerinden son derece tutarlı, uçuk kaçık öğesi olmayan ve dünya insanının mutlaka okuması gereken bir kitaptır. 
  

ramaust.jpg

Daha sonra bilgisayar oyunu olarak da enfes bulmacaları ve ortamı ile unutulmazlara girmişti. Hatta ek bölümlerinde yazarla bir sohbet bile vardı.

Güneş sistemine silindir şeklinde bir nesne girer, devasa bir uydudur bu. Süreç böylece başlar . Onu ziyaret eden bilim adamları ve içindeki kapalı ekosistem.  Silindir Dünya – RAMA

  
    
arthur_c_clarke.jpg Bu kitabın üstümde en çok etki bırakan bölümleri organik teknolojiydi. Özellikle elektrik üretmek için dev havuzlarda elektrikli canlıların doğal ortamlarında bedenlerinden yararlanılması ve her çeşit genetik olarak tasarlanmış özel canlı. Mesela taşımacılık için koltuk gibi oturma yerleri olan hayvanlar.

Bu canlılara biots (semi-organic cyborgs) diyorlar.
 
Gün gelecek insan organik teknolojiye geçecek mi? Artık makineler değil her iş için bir genetik tür üretecek mi? 1980’li ve 90’lı yıllarda Pentagon’un maymun – insan karışımı emre itaat eden aşırı güçlü ve dayanıklı, çevik, korkusuz bir tür asker üzerinde çalıştığı konuşulmuştu. Yoğun Vatikan baskısı ile projenin rafa kaldırıldığı söylendi. Belki de bir psikolojik savaş unsuruydu. 
 
63526_2.jpgYine geçenlerde teknoloji haberlerinde ünlü bir fantazinin gerçeğe adım adım yaklaştığını okuduk. Casus böcekler. Önceleri böcek benzeri robotlar tasarlandı. Üzerlerindeki alıcılarla kolay fark edilmeyecek şekilde casusluk yapmaları istendi. Sonra görüldü ki daha ileri bir teknoloji var: DOĞA!
 
Böcek, sinek gibi canlıların hareketlerini kontrol etmek için sinir sistemlerine etki edebilecek çipler geliştirildi. Bir sürü korkunç deney, beyni çıkarılmış balıkları kontrol edip yüzdüren sistemler vs vs.
 
Evet bir adım daha attılar. Henüz larva iken böcek, sinek gibi o canlı türlerinin içine çipleri yerleştiriyorlar. Canlı büyürken içinde kalan bu sistem büyük filoların oluşmasına olanak veriyor. Gerçek bir böcek gibi görünüyor ama aslında bir cyborg.
 
Maliyetler aşağı indiğinde olabilecekleri düşünün. Böcek istilaları, gizli odalara giren casus hayvanlar, birleşik işlemci gücüyle yapay zeka olarak hareket eden akıllı ordular. Tepe arkasına gönderilip koordinat tespiti yapan uçucular. Bir insanı direkt hedef alıp ölümünü arı sokması gibi doğal nedenlere dayandırmalar, suikast böcekleri. Ulaşılması zor yerlerdeki elektrik kablolarını yiyerek doğru zamanda sabotaj yapan böcekler.
 
Bütün bu senaryoda gözümüzden kaçan dünyamızın aslında dev bir RAMA olduğu. Ekosistemin her canlısının bir görevi olduğu, öylesine muhteşem bir sistem var ki bunu klasik bakışlarla kolaycı bir evrim ya da kolaycı bir din düşüncesiyle geçemeyiz. Her ikisini çok iyi okuyan ve önyargısız gözlerle bakan insanlar olmalıyız ki büyük tabloyu algılayalım. Görünen o ki çok büyük bir canlının insanlık olarak bir organıyız ve her birimiz hücreler gibi bir bütün içindeyiz.
 
Bu anlayış yerleştikçe, insan için en ağır suçlardan biri olan “saygıya layık canlara zarar verme” ve anlamadığı sistemi çomak sokarak karıştırma hatasını yapmayız. Unutmayın çipli arılar bir gün kendi sahiplerini de sokabilir.

KİTABI SATIN ALMAK İÇİN:





Kaynakça:

http://www.amazon.com/gp/product/0553287893/002-0934706-2200005?v=glance&n=283155 

RAMA Bilgisayar Oyunu
 http://en.wikipedia.org/wiki/RAMA

Rama Hakkında
http://en.wikipedia.org/wiki/Rendezvous_with_Rama

Temsili Rama Resmi
http://upload.wikimedia.org/wikipedia/en/9/94/Spacecolony3edit.jpeg
Arthur C. Clarke
http://www.arthurcclarke.net/
http://en.wikipedia.org/wiki/Arthur_Clarke 

Rama, Arthur C. Clarke ve Organik Teknoloji” için 5 yorum

  1. Bilim-kurguyu çocukluğumdan beri severdim ve hiçbir bilim kurgu filmini içeriği ister fantastik, ister gerilim olsun kaçırmazdım, fakat bilim kurguyu bir kitapdan okumaya Rama ile başladım ve inanın filmlerini seyrederken aldığım zevkten daha fazlasını aldım ve Rama 2 ile devamını getirdim.

    Herkese tavsiye ederim.

    Filmlerinden kastım bilimkurgu filmleri tabii ki, ne yazık ki Rama’nın filmi yok umarım bir gün onu da ekranlarda görebiliriz.

  2. ABD-nin casus böcekleri uzaktan kontrol ede bilmecinin sırrı
    Artıq robot muhendisleri de teknolojik icatların numunesinin canlılar olduğunu itiraf etmekle beraber aslında en iyi robotların canlılar olduğunu itiraf etmekdeler.
    Ben de bunula bağlı fikrimi sizlerle paylaşaraq fikirlerinizi bana redder007@rambler.ru email adresime göndermenizi isterdim.
    Böcek metamorfoz dönemindeyken orqanizmasına, yani lavralarina (beyaz ve ya diger) fosforun frekans dalgası yayımlaya bilen bir tipini keçirerler. Böcek ergenlik dövründe yakın radıusuna fosfor sayesinde yayınlamağa başladığı (50-300) frekansı dalqa tespit edici cihazla tespit ederek digital audio ve videoya cevirirler. Hemin böceyin gordüyü ve duyduğu audio ve video radio dalqalar verici tespit edici cihazın monitorunda canlı bir video-audio bağlantısı gibi göruner. (tıpkı gizli kameradan tespit edici cihazın tesbit etdiyi görüntu gibi.) Böceyin beynindeki fosfor maddesinin dalqası aslında onun gordüyünü ve duyduğunu video ve audio dalgalari gibi yayımlar.
    Böceyin uzakdan kumandayla kontrol edilmesi: Böceyin beyniden fosfor sayesinde yayımlanan aşağı frekanslı (50-300 arası) dalqaları tespit eden cihazla beraber hemin böceyin beynindeki duyma ve eşitme sinirlerinden yayımlanan aşağı frekanslı dalqaya tesir etmekle, yani beyninin eşitme sistemine duya bileceyinden yuksek dalqa verimekle böceyi uzakdan kontrola salan yüksek frekanslı dalqa verici cihazlar da vardır. Böcek aşagi frekansda duydugundan ona yüksek frekanslı ses dalqalarıyla tesir etmekle onun hereket etdiyi istiqametin eksine dalqa (çarpaz) vermekle onu şok eder ve yonlendirirler. ABD-nin fare, hamam böceyi, örumcek, sinek, balıq ve diger hayvanları uzaqdan kumandayla yonlendirmeleri sadece bundan ibaretdir. Böyle bir icat ABD Pf Micahel Behenin 2005 yılındaki biolojiye getirdiyi yeniliklerle baglidir. Her bir canlının sesleri eşitme frekansınin aşağı-yukarı boyutları var. Insan 20-20.000 hertz arası sesleri eşidir. Bu ses yuksek frekansda devamılı gelerse insanı tedirgin edeceyinden oradan uzaqlaşar, yani bir insan daima gurultulu yerde durmaqdan tedirgin olar ve oradan uzaqlaşar. (aslında insanın beynin kontrol etme ile bagli yayımlanan melumatlar da bununla bağlıdır) Bütün canlılar da böyledir. Mesela fareler yuksek frekanslı sesleri eşitdiyinden aşağı frekanslı ses dalqaları fareleri, böceklerse aşağı frekanslı (50–300 hertz) sesleri duyduğundan yuksek frekanslı (ultrasonik) ses dalqaları böceyin beyinin eşitme sınırlarını zorlar (sanki qulaqının dibinde gemi sinyalı çalar gibi) ve hemen oradan uzaqlaşmaya çalışar. Mesela böcek ve hayvan kovucu ultrasonik cihazlar da böyledir.

Bir cevap yazın