Güneş’in çevresindeki yolculuğumuz sürerken, mavi gezegenimiz yine aynı noktadan geçti. Zaman yaşanmışlıklara zenginliklerini, dostluklarını, sevgiyi ve bilgiyi ekledi. Güneşin Tam İçinde 2. yaşında.

Görsel çalışma: jesus-tks | Creative Commons lisansı ile kullanılmıştır.

Don Juan Matus, konuşmalarının birinde en büyük serveti “zaman” olarak tanımlamıştı. Herşey satın alınabilirdi ama zaman satın alınıp, geriye gidilemezdi. Hayatın kıymetli oluşu ve fanilerin ömürlerinin, ölümsüzlere göre daha heyecanlı oluşu, göksel varlıkların her fırsatta Olimpos Dağı‘ndan kaçıp aramıza katılmalarının asıl nedeniydi. Bizler hızla yanıp sönen alevler gibiydik. Işığımız göz alıyordu.

Ve Gılgamış‘a selam olsun, eski Akad çiviyazı tabletlerinde arkadaşının ölümünden sonra harap olan Uruk Kral’ı Gılgamış’ın ölümsüzlüğü arayışını okuruz. O saflığında kendisine yol gösteren bilge Utnapiştim ile (kimilerine göre 900 yıldan fazla yaşamış Nuh Peygamber’dir Çünkü Nuh Tufanı’nın aynısını anlatmaktadır. Kutsal kitaplardaki bilgiyle birebir örtüşen bu efsanede Gılgamış’a 7 gün uyumama testi yapar ama o geçemez. Gel de tarihteki ilk polifazik uyku ve beynin REM fonksiyonları ile ömür ilişkisinin ispatı deme. Eskiler daha mı çok şey biliyordu?)

Fakat Gılgamış, Ölmez Otu’nu bulamaz “bari gençlik otunu al”  denir kendisine avuntu olarak verilir. Yolculuğu esrarengiz ve tehlikelidir. Gelgelelim Gılgamış bir suya girmişken kıyıda bıraktığı otu bir yılan yer ve gömlek atıp gençleşir. Gılgamış’ın tek akılsızlığı ya da Sunay Akın’ın Ağustos Böceği öyküsünü hatırlayacak olursak (Haydi üşenmeyin tıklayın videosunu izleyin gülümseyerek ) tam aksine vefasıdır bu. Vefaya, akılsızlık demek ayıptır. Gençlik otunu sevdikleriyle paylaşmak için hemen yememiştir. Bir lokma bile yemeden onlara dönüp birlikte bir ömür sürmenin ateşiyle yanarak heyecanla koşarken otundan olmuştur. Tıpkı Ağustos Böceği ve Karınca öyküsünde olduğu gibi yanlış anlatılır öykü. Bu bize “Ölümsüzlük size nasip değil ey Ademevlatları” seslenişi gibidir.

Ve Dorion Gray’in Portresi‘ni anmadan edemeyeceğim. Hani Dorion ebedi yaşlanmaktan korkarak büyülü bir tablo yaptırmıştı. Hani kendisi ebedi güzelliğiyle gezerken o tablo ruhunun ve teninin acısıyla buruşmuş etleri sarkmış ve gözlerinin feri sönmüş halde kuytu bir köşede saklanıyordu. Hani kendisi bile o tabloya bakmaya cesaret edemiyordu ve elbette ölümü de o tablo ile olacaktı.

İşte “zaman” çocukken kalbi temizleyen, hızla geçmesi istenen bir hedef. Dünya zaten hedeflerle dolu, büyümek uzamak, yaşamak, okullar bitirmek, sevilmek, başarmak, başarmak ve yetişkin olup aileden ayrılmak….

Sonrasında tam her şeygelmişken zaman sizi köşeye sıkıştırmış ve pençesiyle oynayan hain bir kedi gibi boğmaya başlıyor. İnsanı aciz ve hüzünlü hissettiren bir bakışa döndürüyor.

Neyse ki zamanın bu acıklı döngüsüne direniyoruz. Eskimemek için her an yazıyor ve yeni şeyler anlatıyoruz. Sitede son nüfus sayımına göre(!) 753 konu var. Birçoğu Türkiye’de ilk kez ve hatta sadece bu sitede yayınlandı. Sürekli genç kalan dinamizmle size gördüklerimi sunmaya devam ediyorum.

Şaşılacak olan şeyse okuyor olmanız 🙂 Sanırım çok şanslıyım.

Bugünlerde site 2 milyonuncu okuyucusuyla buluşacak. Bu müthiş güzel bir haber. Bir milyonuncu okuyucuya eriştiğimiz zamandan daha kısa sürede gerçekleşmiş bir okunma yüzdesi. (Site açılış tarihi 2006)

1. yaş gününden beri teknik olarak bakacak olursak ortalama ziyaret nasıl oluyorsa hep aynı:) Bu benim için bir muamma. Detaylı istatistikler ve pek çok arama motoru ile yaptığım çalışmalara rağmen nasıl oluyor da hergün aynı miktarda okuyucu geliyor çözemiyorum. Bugünlerde günlük 3500-5000 arası okunma sayıları söz konusu. Elbette gönül keşke hergün yüzbinlere ulaşsam diyor. Özellikle güneş enerji dosyası, su dosyası, eğitim dosyası gibi toplumumuza yarar sağlayacak yol gösterecek üzerinde çok çalıştığım araştırmalar ve yazılarımın daha çok insana erişmesi değişim için istediğim birşey.

Geçen yılki kutlamalarda Google PR 4’dük bu yıl 5 olduk. Bu da bence güzel bir haber Google tarafından daha güvenilir bir site olarak kabul edildiğimizin haricinde çok büyütülecek birşey değil. Her ne kadar o heyecanla bir yazı bile kaleme almış olsak da geçen zaman içinde skorların ve sayısal ölçümlerin insan unsurunun katılımıyla, paylaşılanlarla kıyas kabul etmeyeceğini anladık. En azından bu senenin en büyük getirilerinden birisi bu oldu.

Bu yıl içinde blogküre çok değişti. Tamamen kapanan siteler oldu, yenileri açıldı. Bazı bloglar ticarileşti. Genel bir durgunluktan söz edildi. Ancak geriye kalan orijinal içerikli ve yazmaya kararlı bloglar yazmaya tüm hızıyla ve zenginlikleri ile devam ediyor ve bloglar hepimiz için gerçekten gerekli. Çünkü bir gazete ya da dergide bulamayacağınız en kestirme deneyimi hangi konuda olursa olsun orada buluyorsunuz. Bu nedenle asla samimiyet kaybedilmemeli hiçbir çıkar için yalan haber, reklam haber dalgasına kapılıp gitmemeli. Türk Blogküresi hakkındaki daha detaylı analizlerim için lütfen tıklayınız.

Sitenin görünüşüne gelirsek. Konu sayfalarında mümkün olan en temiz ve sade okumayı sağlamak üzere renkleri sakinleştiriyor sadece sitelere bağlantıları renklendiriyor gereksiz ayrıntı bırakmıyor ve son konular gibi kaçırdığınız konuları sunmak için daha görsel bir arabirim kullanıyorum artık.

Google reklamlarına göz atarsak sitelerde yeni gelir modelleri doğdu. Amacım sadece ilgilenenlerin reklamlara tıklaması. Gereksiz tıklamalardan hiç hoşlanmıyorum. Fakat Google Adsense programının acilen iyileştirmelere ihtiyacı olduğu konusunda ısrarcıyım. Bazı reklamlar sitede göründüğünde çok rahatsız oluyorum. Filtreleme ile o reklamı görünmez yapmak için uğraşırken bazı okurlarım görmüş oluyor ve hiç hoş olmuyor. Özellikle sanal arkadaşlık siteleri, farklı dini bilgileri tuhaf şekilde sunanlar, medyumlar, telefonlarla ilgili ring, MSN şifresi kırma gibi aldatıcı şeyler satan kullanıcıyı aldatan reklamları sürekli engelliyorum bilginiz olsun.

Sitemizin daha çok okunması için katkılarından dolayı başta TUSUL, sonra kapanmasını üzülerek izlediğimiz Webiket ve 100 Puan, Linkibol, Haber.gen.tr gibi sosyal paylaşım sitelerine teşekkürü bir borç biliyorum.

Bu yılın en büyük onuru ise sanırım Blog Yarışması’nda Türkiye’nin Kültür Sanat blogu seçilip 1. olmamız oldu. İşte ödülü alışımız. Ne kadar heyecanlıyım değil mi? İnsanız elbette ancak bunda gözümüze tutulan aşırı güçlü aydınlatmanın etkisi de var (Bahane 🙂 )

Yine bu yılın en eğlenceli video çalışmasını Donanım Haber için Volkan Görgülü ile ve Selçuk Hoca ile yapmıştık. Blog yazmak üzerine 41 dakikalık çok keyifli bir sohbet yaptık. Volkan şu anda askerde vatani görevini yapıyor. Buradan sevgilerimi gönderiyorum.

Videonun tamamı 41 dakika, Donanım haberde çok eğlenceli olduğuna garanti veriyorum. 🙂

Evet bu yıl ayrıca pek çok dergide endam ettik, tanıtıldık efendim. O bakımdan da güzeldi 🙂 (Byte dergisi, CHIP, PC Net )

RSS sayımız 550 – 600 aralığında gidip geliyor. (Siz bu yazıyı okuduğunuzda 10bin olmuş olabilir :)) Borsa gibi. Hergün farklı rakam görüyorum. Bu okunma hızıyla çoktan birkaç bin olmalıydı. Bunun suçu okuyucu da değil bizde. RSS özet olarak veriliyor ve bazı okuyucular bundan hiç hoşlanmıyor. Ancak ben de site tasarımının yerini bir RSS okuyucunun almasını sevmiyorum. RSS’in amacından farklı kullanılması gibi geliyor. Ayrıca korsan / spam blogların işini biraz olsun zorlaştırıyorum.

Bu yıla özgü bir yenilik üyelik sistemi başlattık. Görüyorsunuz sağ üst kolonda üye olmak giriş yapmak gibi menülerimiz var. Şu ana dek üyelere özel bir şey yapmadım. Ancak çalışmalarım sürüyor ve bazı konuları sadece üye olanlara özel açmak konusunda bir niyetim var. Şu anda üyelik ücretsiz. Ama yakında ne olur bilemem belki paralı üyeliğe geçip kapıya kilidi vururuz ve -klasik şekilde- para diyen her site gibi batarız 🙂 Şaka bir yana sitenin okuyucu kitlesinin birbirini tanıması için Google ve Facebook ağlarının yeni araçları çıktı. Biraz olgunlaşmalarını bekliyorum. Böylece online komunite olma yolunda gidebiliriz.

İsterseniz siz bu arada Facebook’taki site grubuna alalım üye olalım.
http://www.facebook.com/pages/Gunesin-Tam-Icinde/159403493887

Gerçi Facebook gibi hayatımızın her alanını döktüğümüz siteleri pek sevmediğimi biliyorsunuz ama zaten bulaştıysanız bu işe gruba katılın bari :), neden sevmediğimi bilmiyorsanız kaçırmayın (Big Brother Biz olduk makaleme buyrun)

Son olarak bu dünya çok geçici bir yer, ne kadar önemli görünürse görünsün yaptığımız her şeygeçici. Sadece insana yakışır şekilde yaptıklarımız, insan gibi karşılık beklemeden sevmemiz darda olana el uzatmamız ve bunları yaparken teşekkür bekleyen benliğimize gülümsememiz de gerekiyor. Biz teşekkür etmesek de güneş doğuyor, rüzgar tatlı tatlı yüzümüzde geziyor, oradaki ağaç çicekleri rayihaları ile bizi kendimizden geçiriyor, insanların gözlerinde müthiş bir yaşam ve zeka ışığı geziyor ve hayat büyük çok büyük bir aile olarak yaşanıyor. Sadece insan özgü olmayan bir yaşamı yaşamak için seçilen yollar bizi ruhumuzda Cennet’e ya da Cehennem’e götürüyor.

Sevgiyle dostlukla kalın.

Ömrümüz elverirse, dünya kalırsak, Internet çökmezse ve sizleri küstürmezsem bir dahaki yıl daha güzel haberlerle ve daha büyük bir sevgiyle buluşabilmek üzere hoşçakalın.

“Bir kutlamanın en zor anı başlangıcı değil bitişidir. Yüzler birbirine dostlukla gülümserken kalkıp eve dönmek gerekir. Belki bir yorum yazarak, belki sessizce kapatıp çıkarak”

Size bir videoyla veda ediyorum. 🙂

Süleyman Sönmez

Connie Talbot – 6 yaşında
Stüdyo ortamında söylediği diğer bir şarkısı
http://www.dailymotion.com/video/x3q5lk_connie-6ans-over-the-rainbow_music

18 YORUM VAR

  1. Nice senelere Süleyman Hocam, farklı alanlardaki yazılarınızı okumaktan oldukça keyif alıyoruz. Kendi adıma yeni yılda fotoğrafçılık üzerine daha fazla yazı bekliyorum : )

    Tusul’a olan ilgi ve desteğiniz için de teşekkür ederiz.

  2. Çok sevindirici bir haber yazıları sonuna kadar okurken ben de 2 milyona yaklaştığını fark etmiştim çok sevinmiştim gerçekten de …
    Yalnız merak ettiğim bir şey var, yan pek önemli değil ama merak işte 🙂
    Bu sayı tekil sayı mı çoğul sayı mı ?

    Her ne olursa olsun bu içeriğe değer bir sayı…

  3. Üstadım;
    Yazılarını ilgiyle okuyorum, bilmediğim o kadar çok şey öğrendim ki senin satırlarından. Teşekkür ederim, yazmaya devam et lütfen. Nice yıllara Güneşin Tam İçinde…
    Sevgi ile kal

  4. Vehbi Bey, fotoğrafçılık üstüne iki konu var aslında bana göz kırpan. Pek yazan da görmedim. Güzel teknikler. Bakalım biraz masraf gerekecek ama değer. Tamam, bir fotoğraf konusu yeni yılda iyi gider. Tusul’u seviyoruz. 🙂

    Burak dostum bu rakamlar çoğul, karışıklık olmasın diye “ziyaretçi” değil “ziyaret” kelimesini dikkatle kullandım ve kaynağı Google Analytics verileridir. Üstelik bu rakamlara sitenin MSN Spaces’te açılan yüzbinlerce okunan ilk versiyonu dahil değildir 🙂 Ama senin dediğin gibi Google’dan gelen okuyucunun aradığını bulabilmesi bu yazılanların ona hizmet edebilmesi önemli. Eğer ziyaretçi gelip istediği şeyi bulamayıp siteden gidiyorsa çok anlamlı değil. Amaç sayıyla övünmek değil. Kaç insana hizmet etmeyi başardığını bilmenin sevinci.

  5. Süleyman Hocam öncelikle tebrikler. Bu kadar emek bu kadar yazı, haliyle bir şekilde ödüllendirilmeliydi.

    Aynı öğretmenlikte olduğu gibi sizin emeklerinizin en büyük mükafatı öğrencilerinizin başardığını gördüğünüz andır. Bunu bloglarımıza uyarladığımızda ziyaretçilerin çokluğu ve okunan yazılardan size dönen yorumlar, onlar için öğrenilmiş ya da paylaşılmış bir öğedir.

    Ne mutlu ki sen bu ödülü ziyaretçilerinle almaktasın ve bu ziyaretçilerinin arasında ben de olmaktan mutluyum. Diline, düşüncene sağlık…

  6. Süleyman hocam senin yazılarına bayılıyorum.

    2008’den beri takip ediyorum. Çoğu yazını okumuşumdur.
    Üslubun hiç değişmiyor. Tebrik ediyorum.
    Senin yazdığın, bizim okuduğumuz hep beraber nice yıllara.

  7. RSS denen zımbırtı geldi blogları oradan okur olduk, friendfeed denen zımbırtı geldi oradan yorumlar olduk. Çince blogumda ziyaretçinin 3 te 1 i hatta yarısına yakının yorum yaptığı yazılarım var. Bugün gördüğüm bir blogdaki yazı 7 sefer okunmuş ve 7 yorum vardı, bende o yazıyı okuyunca yorum yapayım dedim bozulmasın bu güzel tablo 🙂
    Gerçi biz yeni yaşını Friendfeed’en kutlamıştık ama bugün blogları gezerken kaybettiğim yorum yazma alışkanlığını kazanmak için tekrar GTİ ye başarılar dilemeye ve nice seneler demeye geldik.
    Çinlilerin değimiyle Jiayou (haydi bastır,ha gayret,yaparsın,başarılar) GTİ 🙂

  8. Yapılan işte başarılı olmak ne kadar mutluluk verici,ikinci yılınızda bitmiş. Gördüğüme göre hem okuyanınız hem de sizden birşeyler öğrenen çok fazla 🙂 Hayırlı olsun,maşallah diyelim 🙂 Birinciliğinizde var,bence bir yere nazar boncuğu iliştirin 🙂

Yorum Yazın

Please enter your comment!
Please enter your name here