Kabul edelim, ülke ülke gezen arkadaşlarımız yüzünden mutsuz oluyoruz(!) Sürekli çalışan birisinin yılda sahip olduğu tatil gün sayısı ve bütçesi ortada. Bunun üzerine bir parodi çekmişler. Sonuç şu: Diyorlar ki “Zengin dostlar, gezmenizden çok mutlu oluyorum ama Allah aşkına beni seyahat, tatil diye diye bunalıma sokup mutsuz etmeyin.”

(Türkçe altyazı için video altındaki çarkta, ayarlar, otomatik çeviri ve Türkçe seçip izleyebilirsiniz.)

Hahaha 🙂

Peki bu doğru bir bakış açısı mı? Dünya insanlığının ortalamasının 20 katı kitap okumuş olabilirsiniz. Kurduğunuz cümleler bile onları huzursuz ediyor anlamaya çalışıyor olabilirler.

Belki İngilizceniz harikadır ve birisi bu kadar iyi konuşamadığı için sizinle aynı yerde olmaktan mutsuzdur.

Belki eşiniz müthiş çekici birisidir. Buna inanmakta zorluk çekiyordur sizi tanıyanlar. Sizde ne bulmuş olabilir?(!)

Takip ediyor musunuz anlatmaya çalıştığımı?
Sosyal medya devasa tek bir canlı gibi rekabet ettiğimiz, başa çıkmaya çalıştığımız ve kendimizle karşılaştırdığımız bir canlıya dönüştü.

Sosyal medya bir mutsuzluk kaynağı. Benliğimizde bir denge merkezi var. Psikolojimiz sürekli kendimize denk gördüklerimizle bizi karşılaştırıyor. Eskiden insanlar çevrelerinde 5–20 kişi ile yaşar ve kıyasladıklarında artı ve eksileri sağlıklı görür, herkesin hayatında iyi kötü yönlerin olduğunu bilirdi.

Gün geçtikçe bu ayrım kayboluyor. Sanki takip ettiğimiz 300–500 kişi tek bir insanmış gibi her şey bizi huzursuz ediyor.

Onun çocuğunun okul birincisi olması harika Allah artırsın ama ya sizin çocuk?
Bak arabası ne marka. O filme de gitmiş zamanı nereden buluyor?
Kadın şirketini kurdu, işten ayrıldı….

İçinizi karartan tüm kıyaslama cümlelerini düşünün. Bütün dikkatinizi vererek sizi hırpalayan karşılaştırmaları düşünün.

Siz, kendiniz olarak kıymetli, gelişen yaşayan bir canlısınız. Yapmak istediklerinizin diğerleri ile ilgisi yok.

“Yapmak istediklerimin, başkalarının yapıp yapmamasıyla ilgisi yok.”

Üstteki cümleyi lütfen sesli okuyun.

Çince mi öğrenmek istiyorsunuz? Kim sizi tutuyor? Gereksiz yaptığınız bir şeyi eleyin ondan kalan zamanda, cep telefonunuza Çince dil öğreten uygulamayı indirin ve başlayın.

Dünyayı mı gezeceksiniz? Tüm gereksiz harcamalarınızı kesin. Buna odaklanın. Ek iş mi yaparsınız, hostellerde mi kalırsınız bir yolunu bulun.

Olmuyor mu, neden yapamadığınızı ve belki de ömür billah yapamayacağınızı kabullenin.

Siz 3000 metreden paraşütle atlamaya asla hazır olamayacaksınız belki de. Belki de hostellerde 10 kişi ile ayak kokusuyla uyuyup ertesi gün Tac Mahal’de fotoğraf çekemeyeceksiniz. Bu iş belki size göre değil.

Kendinizi hırpalamayın. Destek olun, başardıklarınızı başarmak isteyenlere, aslında hayali sizin yerinizde olmak isteyenlere yol gösterin el uzatın.

O zaman sosyal medya sizi mutsuz eden bir yer olmaktan çıkmaya başlar. Nasıl bir “başkasının hayalindeki Cennet”te yaşadığınızı Polyannacılık yapmadan realite içinde görürsünüz.

Son olarak, sosyal medyanın sizi mutsuz etmesi tesadüf değil. Kapitalizm teorilerine göre mutsuz insan daha çok alışveriş yapıyor. Tatlı bir mutsuzluk ve depresyon içinde kalmanız için ciddi bir çalışma var. Ekonominin çarkları ancak böyle dönüyor.








STARBUL - Yıldız Zekâ romanını okumak için tıklayın:
Amazon.com'da Starbul | D&R'da Starbul

Yazarı Takip Edin : Yazdığım Kitaplar | Youtube | Twitter | Instagram


SİZİN DÜŞÜNCENİZ NEDİR?

Yorumunuzu yazınız
İsminizi Yazınız