(ç)Alıntılama Sanatında Zen!

Uzun süredir Türk Internet camiasında anlatıyoruz. Neden alıntı yapılır? Alıntının ne kadarı artık çalıntı anlamına gelir? Ancak görünen o ki tekrar ve daha net anlatmamız lazım.

Değerli okuyucum, hayatınızı bir şey üreterek bir hizmet vererek geçindirdiğinizi düşünüyorum. Atadan babadan zengin dahi olsanız belli bir işe devam ettiğinizi tahmin ediyorum. Eğer öğrenciyseniz en azından ailenizin ürettiğini düşünüyorum.

Üretilen şey, her ne olursa olsun kişi bunu pazara sunar ve karşılığını alır. Mesela para kazanır, unvan kazanır mevki kazanır ama bir şeyler kazanır. Çünkü insan ömrü sınırlıdır. Dünyada kimse hatırlamak istemese de ölüm vardır ve insanlar başarmak ister.

İşte hayatta başarmak isteyenler üretmek için tabiatlarına veya hayatın karşılarına çıkardığı yola göre bir işi tutturur devam ederler. Bu onların hayatıdır. Geçim kaynağıdır, varlık sebebi ve sevinç kaynağıdır. Topluma hizmet şekilleridir.

Sanatsal yeteneği olmak aslında demircilikten, kaporta tamirciliğinden, lahmacun ustası olmaktan, öğretmenlikten farklı değildir. Bir iştir yapılan ve sonuçta bir eser oluşur. Ancak sanatçıların az çıkması, hele hele orijinal üretenlerin azlığı, buna karşın, dünya insanının “yeni şeyler görmeye karşı duyduğu dayanılmaz açlığı” sanatın değerini arttırır.

Sanatçı eğer ressamsa tablosunun bir yerine imzasını atar. Kimse o imzayı silip kendi imzasını atamaz. Bakın bu çok haince geliyor değil mi? Ancak Internet’te yazdığınız bir yazıyı bir kısım insan alıp sizin adınızı çıkarıp kendi isimleriyle yayınlamakta sakınca görmüyor.

Siz kişileri bulup uyardığınızda “Canım alıntı yaptım” diyorlar. Hatta aynen şunu diyorlar “Yazını yemedik ya, hem reklamın oluyor, daha ne istiyorsun. İstersen sitenin linkini yazıya koyayım”

Bu tür olaylarda konuşmaktan anlatmaktan cidden bıktık. Ben 1999’dan beri Internette yazıyorum ve anlatmaktan cidden yoruldum. Üstelik hukuka göre vatandaşlar yasaları bilmek zorundadır. Bilmiyordum diyerek yasanın cezasından kurtulamaz. Mesela “Çalmanın suç olduğu bilmiyordum” diyen bir hırsızı kimse dinlemez.

Telif hakları yasaları da yıllardır yürürlükte olan yasalar. Artık bu kişileri ikna etmeye uğraşmadan anında mahkemeye verip yüklüce tazminat ve siteye kapatma cezasına kadar gitmek lazım. Yeni yasaya göre izinsiz alıntı yapan kişi 6 ay ile 2 yıl arasında hapis cezası ile yargılanabiliyor. Üstelik artık bir yazıyı ilk defa yazdığınızı ispatlamak daha kolay. Zaman damgaları, Tasdix, Google cache, Time Machine, oylama siteleri gibi bir çok site sizin ilk kez yazdığınız yolunda ispatı veriyor. Yine yeni yasayla bir eser çalındığında satışının 3 katı değerde tazminat alınabiliyor. Lütfen Kültür Bakanlığı’ndan cezai müeyyideleri okuyun.

Bir makalemin 150 sitede alıntı adıyla çalındığını nasıl mı anladım? Her gün o yazıyı okumak için binlerce ziyaretçi gelirken bu rakam yüzlere düşünce fark ettim. Google’da aradığımda karşımda 150 site vardı. Kimi aynen kopyalamış, kimi örnekleri bile değiştirip kendi sitesini koymuştu. Bir kısmı ise forumdu ve çalıntı içerikle dolu sayfaları haksız şekilde ziyaretçilerimi çalıyordu.

O makaleyi 4 gün ve 4 gece boyunca büyük bir süratle ekran görüntüleriyle yazmıştım. Gerçekten çok ama çok yorulmuştum. Ama 150 site, inanılmaz bir hırsızlık boyutuydu. Üşenmeden sırasıyla önüme gelene, yaptığının suç olduğunu anlattım. Sevindiğim şu ki, büyük çoğunluğu bilmediğini söyleyerek özür dileyip kaldırdı ve alıntı anlamına gelen bir kaç paragraf bırakıp siteye link verdi.

Bugün o yazı yüz binlerce kez okundu. Halen de okunuyor. Ama belki de bir milyon kez okunacak ve bu sitemin kamuda bilinirliğini ve maddi reklam getirisini etkileyecekti.

Alıntı yapmak yerine, çalanların psikolojisi nedir? Aslında üretemedikleri için, “benim de sitem var” diyebilmek için, başkasının yazısıyla hava atmak için, çaldıkları yazıya yorum yazan okurlara “rica ederim kardeş ben sizin dayınızım, ne demek”, forumlara “Emeğe saygı haydi repetuation tuşuna basın, beni kral yapın demek için” Google reklamları ile para çalmak için akla gelebilecek pek çok şey için başkasının yazısını çalarlar.

Düşünün yarın arabanız kapınızda yok. Hemen karşı sokakta birisi üzerine bir firma amblemi yapıştırıyor. Üstelik plaka sizin plaka. Üstelik kimse ilgilenmiyor. Siz gidip “Bu benim arabam” diye haykırırken diğer yoldan geçenler, “Ne görmemiş adam. İyi ki arabası var. Ne olmuş ötekisi arabasını almışsa, hem arabasının reklamı oluyor, o da sürsün” desin.

Üstelik arabanın aynısı alınabilir. Maddi değeri yüksektir ama ya maneviyat. Bir sitede 3 fotoğrafımı gördüm hem de şiirimle. Çalan kişi altına not düşmüş. “Bunun gibi fotoğraflar ve şiirler satın almak vs için e-mailim şu, arayın.” Ölür müsün? Ekranı mı ısırırsın 🙂

Cehalet öylesine ilerlemiş bir noktada ki, bu ülkede sanat yapmak cidden delilik. Çünkü halkımızın bir kısmı şarkıların MP3 formatında Internetten indirilmesini hak sanıyor, kitapların 5 YTL ye satılan kötü baskılı sokak korsan kopyalarını bir düşünmüyor bile gidip alıyor, filmleri indiriyor, oyunları indiriyor, fotoğrafların üzerine kendi adını koyuyor, tiyatronun yolunu bilmiyor eğer tezgahlarda kaçak el kamerasıyla çekilmişse izliyor. Tamam çok zengin memleket değiliz. Tamam her şey çok pahalı. Ama mirim insan ömründe bir kaç tanesine bile para vermez mi?

Seviyorum dediği sanatçının albümünü alıp, maddi manevi desteklemek istemez mi?

Görünen şu, bedava isteyen bir toplumuz. Çünkü büyük çoğunluğumuz sanatsal anlamda üretmiyoruz. Üretsek içimiz sızlayacak. Sanatçıların öksürür gibi sanat yumurtlamadıklarını, üretirken ölüp ölüp dirildiklerini, kabuslardan uyanıp koşup yazdıklarını, çizdiklerini ve delice kurguladıklarını hayatlarını koyduklarını anlayacak.

En kötüsü çalındığını gördükleri her yazıyla içten içe bunaldıklarını maddi kazanımlarını gün geçtikçe kaybettikçe, başka saçma sapan ek işler yaptıklarını sanatla dünyalar yaratabilecek nice yetenekli insanların sağda solda eridiklerini görecek.

Böylece ülkede 70 milyon insan varken sadece 5-6 tane iyi komedyen, belki on tane harika yazar ve bir kaç tane bilinen sanatinsanı kalıyor. Diğerleri bu sonu gelmesi mümkün olmayan kör kuyuya inmek istemiyorlar. Bir yerde bir işe girip, sanatları onları öldürecek gibi dışarı çıkmak isteyen dek sanatlarından kaçıyorlar. Artık yazmak çizmek oynamak ve sanatı akıtmak mecburiyet olunca kanlarını akıtıyorlar.

Üstelik Türkiye’de sanatçı olmak demek paparazzilerin nefes aldırmaması, sokağa çıkamamak, sevememek, insana karışamamak ve sokağı öğrenememek demek. Bu ülkenin sanatına paparazzilerin verdiği zararı nasıl anlatmalı? Mustafa Kemal defalarca kılık değiştirip kır kahvelerine koşarken, padişahların saray lüksünden kaçmaya ve çok sevdiği halkıyla beraber olmaya çalışmıştı.

Bugün bir sanatçının halkıyla birlikte olması çok güç. Ya birileri ağzını açıp herhangi bir konuda konuştuğu için onu öldürmek istiyordur, ya da aşırı sevgiden parçalar koparmak, üstüne saldırmak.

Bu ülkede sanatçı olmak zordur.

Öyleyse ne kalır geriye? Sanatla insanları değiştirme başarısı. Bambaşka bir dünyayı gösterme becerisi. Eskiden Tarkan dinlerken öyle gevşer ve yüklerimi atardım ki, artık o da yok. Halkından o kadar uzakta yaşadı ki, uzak, ulaşılmaz, umursamaz bir ruhla karşımıza döndü.

Neden bu yazıyı yazıyorum? Bu aralar blog yazarlarını bir uyku ve gaflet hali sarmış olmalı ki, “copyright / telif haklarına kimse önem vermiyor zaten, alıntı yapsalar ne olur ki ?, alsak ne olur çalsak ne olur, bırakın her şey herkesin olsun” şeklinde yazılar yazıyorlar.Hani derler, ya herkes kendi işine değer biçer. İnsanın yaptığı değerliyse elinde elmas varsa onu çamura atmaz. Bu sitede yazılan makalelerin bir çoğu özellikle 100 Altın Makale, yazarları olarak benim için değerlidir. Yüz binlerce okur da aynı şekilde düşünüyor olmalı ki okuyor takip ediyorlar. Dolayısıyla bu yazılar benim çocuklarım gibiler. Onlar sevmem ve sahip çıkmamdan daha doğal bir şey olamaz.

Elbette makalelerin birçoğunun Google aramalarında ilk sıralarda olmasından dolayı, siteye günlük 3500-4000 kişi geliyor. Sordukları zaman karşılarında mantıklı cevap veren birilerini buluyorlar. Çalıntı içerikse, okuyana saçma cevaplar veren bir site demektir.

Bu konuda canım daha fazla yazmak istemiyor. Canım hiç istemiyor. Ben yazmaya utanıyorum. Ama gereklilik adına yazıyorum. Onlarsa çalmaya utanmıyor. Bu nedenle çalıntı içerikle artık daha ciddi ve yasal yolla mücadele edeceğiz.

Bunun sonuçlarında gazetelerde “alıntı yaptığı kaynağı vermeden çalan çırpan” site sahiplerinin tutuklandıklarını duyarsanız şaşırmayın. Hürriyet bile öylesine bıkmış olmalı ki bazı haberlerin altına “Bu haberi izinsiz yayınlayan hakkında yasal işlem yapılacaktır” yazmaya başladı.

Bu yazıyı şöyle bitirmek istiyorum. Çalınmasını istemediğim için bir çok çarpıcı, şaşırtıcı öykümü, fotoğrafımı ve eserimi sizlerle paylaşamıyorum. Benim gibi birçok sanatçı bu şekilde düşünüyor. Yurt dışında ise herkes bunun kültürünü aldığı için kimsede kaygı yok. Deviantart milyonlarca çalınmayan eserle dolu.

Benim halkım neden böyle?

Bunu anlamıyorum. Sabırla bekliyorum.

Not: Yazıya gelen yorumlar son derece önemli ve detaylı başlıkları ortaya koydum. Ben yorumlarda tümüne cevap verdim. Ama biliyorum ki bazıları yorum okumayı sevmiyor. Buraya daha düzenli şekilde eklemek istiyorum.

CREATIVE COMMONS

Eserini tamamen bağışlamak istemeyen ancak yine de paylaşmak isteyen sanatçılar için  bir şekilde isimlerinin belirtilmesini, eserin ne şekilde dağıtılabileceğini  ve diğer eserlerde kullanılıp kullanılamayacağını, ticari amaçla kullanım izninin verilip verilmediğini, her dilden ziyaretçinin anlamasını sağlayacak semboller tasarlanmıştır. Her eserde bu işaretler olmayabilir. Bazı eserlerin tüm hakları saklı olabilir ve kullanılamaz. Vikipedi’den detaylı bilgi.

Creative Commons (kısaca CC) kâr amacı gütmeyen, telif hakları alanında esneklik ve paylaşımı yaygınlaştırmak amacıyla kurulmuş bir düşünce hareketi ve organizasyonudur. Creative Commons, 2001 yılında Center for the Public Domain[1] kuruluşunun desteğiyle başlayan ve aralarında fikri mülkiyet konusunda uzman James Boyle, Michael Carroll, Molly Shaffer Van Houweling ve Lawrence Lessig, MIT’de bilgisayar bilimleri profesörü Hal Abelson, hukuk kökenli belgesel filmci ve siber hukuk uzmanı Eric Saltzman gibi sanatçı ve entelektüellerin bulunduğu bir grup tarafından kurulmuştur. Creative Commons amacına ulaşmak için sanatçılara ve genel olarak tüm eser sahiplerine, yasanın kendilerine tanıdığı kimi hakları kamuyla paylaşabilmelerine imkân verecek, özel olarak hazırlanmış telif lisansı sözleşmeleri önermektedir.

Creative Commons’un eser sahibinin isteğine uygun olabilecek değişik lisansları mevcuttur.

Lisansın kısa adı Şartlar Lisansın logosu Açıklaması
by-nc-nd
  • Eserin ilk sahibi belirtilecek
  • Ticari kullanılamayacak
  • Özgün hali korunacak
Bu lisansa sahip eseri kopyalayabilirsiniz, üzerinde değişiklik yapıp yenisini üretebilirsiniz. Sağlanması gereken üç şart var. İlki, eserin tüm kopyalarında eserin ilk sahibinin belirtilmesi. İkincisi, eserin hiçbir kopyası ya da eserden üretilmiş yeni eserlerin hiçbirisinin ticari ortamda kullanılmaması. Üçüncüsü, esere dokunulmaması ve özgünlüğünün korunması.
by-nc-sa
  • Eserin ilk sahibi belirtilecek
  • Ticari kullanılamayacak
  • İlk lisans modeli korunacak
Bu lisansa sahip eseri kopyalayabilirsiniz, üzerinde değişiklik yapıp yenisini üretebilirsiniz. Sağlanması gereken üç şart var. İlki, eserin tüm kopyalarında eserin ilk sahibinin belirtilmesi. İkincisi, eserin hiçbir kopyası ya da eserden üretilmiş yeni eserlerin hiçbirisinin ticari ortamda kullanılmaması. Üçüncüsü, eserin tüm kopyalarında ya da eserden üretilmiş yeni eserlerde de aynı lisansın kullanılmaya devam edilmesi.
by-nc
  • Eserin ilk sahibi belirtilecek
  • Ticari kullanılamayacak
Bu lisansa sahip eseri kopyalayabilir ve üzerinde değişiklik yapıp yenisini üretebilirsiniz. Sağlanması gereken iki şart var. İlki, eserin tüm kopyalarında eserin ilk sahibinin belirtilmesi. İkincisi, eserin hiçbir kopyası ya da eserden üretilmiş yeni eserlerin hiçbirisinin ticari ortamda kullanılmaması.
by-nd
  • Eserin ilk sahibi belirtilecek
  • Özgün hali korunacak
Bu lisansa sahip eseri kopyalayabilir ve ticari amaçla kullanabilirsiniz. Sağlanması gereken iki şart var. İlki, eserin tüm kopyalarında eserin ilk sahibinin belirtilmesi. İkincisi, esere dokunulmaması ve özgün halinin korunması.
by-sa
  • Eserin ilk sahibi belirtilecek
  • İlk lisans modeli korunacak
Bu lisansa sahip eseri kopyalayabilirsiniz, üzerinde değişiklik yapıp yenisini üretebilirsiniz, ticari amaçla kullanabilirsiniz. Sağlanması gereken iki şart var. İlki, eserin tüm kopyalarında eserin ilk sahibinin belirtilmesi. İkincisi, eserin tüm kopyalarında ya da eserden üretilmiş yeni eserlerde de aynı lisansın kullanılmaya devam edilmesi. Creative Commons by-sa lisansı, GNU GPL lisanslarının felsefesine uygun, özgür bir lisans modeli olarak kabul edilir.
by
  • Eserin ilk sahibi belirtilecek
Bu lisansa sahip eseri kopyalayabilirsiniz, üzerinde değişiklik yapıp yenisini üretebilirsiniz, ticari amaçla kullanabilirsiniz. Sağlanması gereken tek şart, eserin tüm kopyalarında eserin ilk sahibinin belirtilmesidir.

FLICKR  GİBİ BÜYÜK FOTOĞRAF SİTELERİNDEKİ FOTOĞRAFLAR KULLANILABİLİR Mİ?

Geçen aylarda Microsoft Photosynth adında bir ürün tanıttı. Bir mekanın 3 boyutlu görüntüsünü oluşturan bu yazılım o mekanda çekilen binlerce fotoğrafı kullanıyordu. Bu projede örnek olarak flickr sitesi kullanıldı. Peki flickr bu duruma ne diyor, resmi açıklama nedir?

Creative Commons açıklaması getiriyor ve fotoğrafları işaretlemeyi öğretiyor. Yani diyor ki ne tüm fotoğraflar bedava, ne de tümünde sert telif hakları geçerli. Her fotoğraftaki uluslararası işaretleri okumayı öğrenmeliyiz.

http://www.flickr.com/creativecommons/

Bu sayfaya girip detaylı bilgi alabilirsiniz. Ayrıca ellerindeki kaç fotoğrafın hangi başlığa girdiğini de gösteriyor.

Elbette Flickr’daki tüm fotoğraflar CC la etiketli değil. Bazı fotoğraflar aşağıdaki gibi etiketli ise yani tüm hakları saklı. Kullanamazsınız.

Additional Information
© All rights reserved

Flickr’daki fotoğrafların tümü Creative Commons değil. Ünlü fotoğrafçıların telif haklı fotoğrafları da var. Yani kişi “paylaşılmıştır” diye not düşmedikçe bu sembolleri eklemedikçe o fotoğrafın telif hakkı vardır. Ayrıca Creative Commons ile işaretli fotoğrafların neredeyse hepsinde fotoğrafçının adının belirtilme şartı vardır. Dikkatlice okumak lazım verdiğim kaynaklardan.

Aşağıdaki örnek fotoğrafta sayfanın sağında en altlara doğru CC etiketlerini simgelerini görebilirsiniz.
http://www.flickr.com/photos/dincordero/393989788/

LİSANS ÜCRETİ İSTEMEYEN FOTOĞRAFLAR NEREDEN BULUNUR? NASIL KULLANILIR?

Flickr dışında en çok başvurulan kaynak http://www.sxc.hu/ sitesidir. Bu siteye kolayca üye olup yüksek çözünürlüklü fotoğraflar bulabilirsiniz.

Her fotoğraf için farklı haklar yer alsa da buraya örnek bir görsel için telif taleplerini ekleyeyim.
http://www.sxc.hu/photo/951847 diyelim bu fotoğrafı seçtiniz. Hemen altında bir bağlantı var. View image license buna tıklayalım. İşte karşımızda açıklama.

You may use the Image
* In digital format on websites, multimedia presentations, broadcast film and video, cell phones.
* In printed promotional materials, magazines, newspapers, books, brochures, flyers, CD/DVD covers, etc.
* Along with your corporate identity on business cards, letterhead, etc.
* To decorate your home, your office or any public place.

You may not use the Image
* For pornog raphic, unlawful or other immoral purposes, for spreading hate or discrimination, or to defame or victimise other people, sociteties, cultures.
* To endorse products and services if it depicts a person.
* In a way that can give a bad name to SXC or the person(s) depicted on the Image.
* As part of a trademark, service mark or logo.
* SELLING AND REDISTRIBUTION OF THE IMAGE (INDIVIDUALLY OR ALONG WITH OTHER IMAGES) IS STRICTLY FORBIDDEN! DO NOT SHARE THE IMAGE WITH OTHERS!

Always ask permission from the photographer if you want to use the Image
* In website templates that You intend to sell or distribute.
* For creating printed reproductions that You intend to sell.
* On “print on demand” items such as t-shirts, postcards, mouse pads, mugs (e.g. on sites like Cafepress), or on any similar mass produced item that would contain the Image in a dominant way.

Kısa özet geçersem websitenizde bir albüm kapağında bir bilgisayar sunumunda, kartvizitte ev, ofis dekore ederken  kullanabilirsiniz. Ancak pornog rafik içerikte, şiddet, kötüleme, bir halkı moral olarak rahatsız etme, aşağılama veya siteyi kötü duruma düşürecek şekillerde ayrıca ticari bir logonun markanın parçası olarak kullanamazsınız. Satılacak türde web site şablonlarında, basılı eserlerde, seri basılan posta kartlarında, t-shirt baskılarında, mouse padlerde  vs sanatçıdan izin almalısınız.

Bu kadar basit. 🙂

Resim aramak için CC lisanslı arama portalı
http://search.creativecommons.org

Diğer Fotoğraf Siteleri
http://sixrevisions.com/resources/15-best-places-for-designers-to-get-free-stock-photos-online/

Bu sitelere de bakmalıyız:

Telif Hakları ihlallerinde cezai müeyyideleri

Neler eser kabul edilir?

Alıntı Nasıl  Yapılır?
Vikipedi

Copyright Nedir? Telif Hakları Nedir?

5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu
http://en.wikipedia.org/wiki/Copyright

Telif Hakları Hakkında Kültür Bakanlığı

Telif Haklarının Geleceğini Hayal Ediyorum

Uzun uzun ve adım adım anlatıyor. İngilizce. Ama en azından doğru bir kaynak 🙂
http://www.whatiscopyright.org/

Türkçe bazı açıklamalar da Ekşi Sözlük’ten
http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=telif+hakki

 

Tasdix