23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramınız Kutlu Olsun

Sevgili çocuklar 23 Nisanımız kutlu olsun!

23 Nisan

Dünya sizinle daha aydınlık ve gelişmiş yarınlara ulaşsın!

Bir çok etkinliğe katıldım sizler için, bir eğitimci olarak yarınlarınızın daha iyi olması için çabalıyorum. Bilgi vererek ve yol göstererek hayatınızın bir parçası olmaya çalışıyorum, halen oyun oynuyorum, halen uçurtma uçuruyorum ve istediğimde sizlerden çok güzel karşılık alıyorum. Çevremde bir sürü çocuk olduğundan çocuk kalbinin sevgisini görüyorum.

Sizden öğreniyorum affedip unutmayı ve en sıradışı şekilde sormayı ve kulaklarımı kapatıyorum dünyanın öfkeli uğultularına, gözbebeklerinizde gezen ışığı seyrediyorum. Sabırlı ve güzel bir yol seçtim. Büyüklerin dünyasındayken sizlerle birlikte yürüyorum.

Küçük ellerinizin ve küçük bedenlerinizin içinde atan kalplerin ne büyük olduğunu çok iyi biliyorum. Kendinizi koruyun ve büyürken kendinize sadece iyileri örnek alın sağlıcakla kalın…

Ve siz büyükler, bu bayramın diğer yarısı için soruyorum, yani Ulusal Egemenlik için. Cumhuriyet’in getirdiği güzel ilkeleri modern bir birey olarak kuşkusuz biliyorsunuz. Ancak yine de düşünmenizi istiyorum, ülkenin her yerinde seçme, seçilme konuşabilen çalışabilen bir kadın olma, vatandaş olma, istediği dinsel inancı savunabilme ve yaşayabilme, laik bir sistemin getirdiği güzel adaleti görme için bireyleri aydınlatmak amacıyla iyice emek harcıyor muyuz?

Güzel bayrağınızı evlerinizin dükkanlarınızın camına asarken yüreklerde bir olmanın, bu ülkenin birbirinden farklı insanlarının birbirini sevmesiyle, bu eşsiz kültür mozaği ile mümkün olduğunu, hoşgörülü ancak ilkeli olmak gerektiğini hatırlıyor muyuz?

Bayramlar sevginin ve saygının hüküm sürdüğü günlerdir. Bir milli iradeden bahsediyorsak, bu birbirinin sırtına güvenle yaslanabilmemize bağlıdır. Saflarımızı sıklaştıralım. Birbirimize ellerimizi uzatalım.

1920’nin Nisanında küçük bir meclis binasında dünyanın en büyük meselesi tartışılıyordu. Özgürlük. Yalnıca Anadolu’nun topraklarındaki asil halk için değil, Hindistan’da Afrika’da ve dünyanın her yerindeki sömürgelerdeki halklar için de.

Hindistan’daki evlerin duvarlarında bir resim asılıydı. Çocuklarına gösterirlerdi. “Mustafa Kemal, bizim komutanımız”. Tek yürek atıyordu kalpleri tüm dünyanın cesur halklarının.

Biz Meclisimizi açtığımızda aslında dünya tarihi değişiyordu. Büyük bir umudun güneşi Ankara bozkırlarından Asya steplerine ve Afrika çöllerine ulaşıyordu. Her yerde aynı cümle duyuluyordu.

Ya istiklal, ya ölüm!

Mustafa Kemal ve arkadaşları binlerce sene boyunca anlatılacak olağanüstü bir şeyi başardılar. Tartışan, sorunlarını birlikte çözen ve milletleri için her fedakarlığı yapmaya hazır Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni açtılar.

Defalarca açılıp kapatılan Tanzimat meclisleri sonrasında 600 yıllık tek adamlar, padişahlar yönetiminden sonra bu müthiş bir organizasyondu. Mesele vatandı ve gerisi teferruattı.

Alicenaplığı ve yücegönüllüğüyle Mustafa Kemal Atatürk bu olağanüstü umutların doğumgününü, dünyanın umudu olan çocuklara bağışladı. Böylece hiç yaşlanmayan bir çınar ağacı gibi dünyanın heryerinden binlerce sevgiyle kutluyoruz, binlerce çocukla kutluyoruz bugünü.

Sevgi ve saygılarımla.

Süleyman SÖNMEZ

TRT 23 NİSAN ULUSLARARASI ÇOCUK ŞENLİĞİ WEB SAYFASI

http://www.trt.net.tr/23nisan/anasayfa.aspx

23 Nisan Google

TARİHE BAKALIM

TBMM 1920

İLK TBMM’NİN AÇILIŞ KONUŞMASI

Parlamento geleneklerine göre, en yaşlı üye olan Sinop Milletvekili Şerif Bey Başkanlık kürsüsüne çıktı ve aşağıdaki konuşmayı yaparak Meclis’in ilk toplantısını açtı.

“Burada Bulunan Saygıdeğer İnsanlar, İstanbul’un geçici kaydiyle yabancı kuvvetler tarafından işgal olunduğu ve bütün temelleri ile halifelik makamının ve hükümet merkezinin bağımsızlığının yok edildiği hepimizce bilinmektedir. Bu duruma baş eğmek, milletimizin, teklif olunan yabancı köleliğini kabul etmesi demektir. Ancak tam bağımsızlık ile yaşamak için kesin olarak kararlı bulunan ve ezelden beri hür ve başına buyruk yaşamış olan milletimiz, kölelik durumunu son derece ve kesinlikle reddetmiş ve hemen vekillerini toplamaya başlıyarak Yüksek Meclisimizi meydana getirmiştir. Bu Yüksek Meclisin en yaşlı üyesi sıfatıyla ve Allah’ın yardımıyla milletimizin iç ve dış tam bağımsızlık içinde alın yazısının sorumluluğunu doğrudan doğruya yüklenip, kendi kendisini yönetmeye başladığını bütün dünyaya ilan ederek, Büyük Millet Meclisi’ni açıyorum.”

Meclis’in Kuruluşu

4-11 Eylül 1919 tarihlerinde toplanan Sivas Kongresi’nden sonra, Mustafa Kemal yönetimindeki Heyet-i Temsiliye Anadolu’da idareyi fiilen ele almıştı. 30 Eylül’de Osmanlı hükümeti, Heyet-i Temsiliye’nin talebi doğrultusunda, Mebusan Meclisi seçimlerini yapma kararı aldı. Heyet-i Temsiliye’de Mustafa Kemal’in dahil olduğu çoğunluk, meclisin Anadolu’da toplanmasından yana idi. Ancak 28 Kasım 1919’da yapılan toplantıda, Kâzım Karabekir’in ısrarı ve Rauf Bey’in desteğiyle meclisin İstanbul’da toplanması kararlaştırıldı.[1] Seçilen mebuslar Anadolu’ya çağrılarak kendilerine Heyet-i Temsiliye’nin görüşleri tebliğ edildi.

Mebusan Meclisi 12 Ocak 1920’de İstanbul’da toplandı. Ancak 140 küsur mebusun üçte bir kadarı, çeşitli nedenlerle Meclis’e katılmadılar. Büyük çoğunluğu ile Milli Mücadele yandaşlarından oluşan meclis, Misak-ı Milli beyannamesini kabul etti. Mart ayında ana hatları belli olan Sevr Antlaşması’na karşı keskin bir muhalefet tavrını benimsedi. 16 Mart 1920’de bir İngiliz askeri birliği Meclis’i basarak, Rauf Bey başta olmak üzere bazı mebusları tutukladı. Bunun üzerine 18 Mart’ta toplanan mebuslar, yasama dokunulmazlığının ortadan kalktığı gerekçesiyle meclisi süresiz tatil etme ve Ankara’da toplanma kararı verdi.

İstanbul meclisinin tüm üyeleri otomatik olarak Ankara’daki meclise katılma hakkına sahipti. Bunlardan Ankara’ya gelmek istemeyen birkaçı istifa etmiş sayıldı. Sonuçta (gecikenlerle birlikte) Mebusan Meclisi üyelerinden 92’si yeni meclise katıldı.

19 Mart 1920’de Mustafa Kemal Paşa vilayetlere, müstakil livalara ve kolordu kumandanlarına gönderdiği bir tebliğ ile her livadan Meclis’e beş temsilci seçilmesini istedi. Seçim liva merkezi ve kazalardaki ikinci seçmenler, vilayet idare meclisleri, belediye meclisleri ve Müdafaa-yı Hukuk Cemiyeti yönetim kurulu üyelerinden oluşan bir heyet tarafından yapılacaktı. Vakit darlığından ötürü birinci seçmenlere müracaat edilmedi. Uygulamada, tüm livalarda Müdafaa-yı Hukuk cemiyetlerinin önerdiği veya kabul ettiği adaylar seçildi. İstanbul Meclisi üyeleriyle birlikte 66 seçim bölgesinden toplam 337 temsilci Meclis’e katıldı. Bu sayıya, 1922’de Malta Sürgünü dönüşü Meclis’e katılan 14 kişi dahildir.

Meclisin adı ilk önce Millet Meclisi iken, İstanbul Meclisi üyelerine ek olarak seçilen temsilciler nedeniyle (“genişletilmiş meclis” anlamında) Büyük Millet Meclisi adı benimsendi. 1921’de Türkiye sözcüğü eklenerek Türkiye Büyük Millet Meclisi adı resmileştirildi.
Kaynak:Vikipedi Ansiklopedisi

İlk Meclisin Üyeleri Kimlerdi?

http://tr.wikipedia.org/wiki/T%C3%BCrkiye_B%C3%BCy%C3%BCk_Millet_Meclisi_(1._D%C3%B6nem)

Kaynakça:
http://tr.wikipedia.org/wiki/B%C3%BCy%C3%BCk_Millet_Meclisi
tr_childrens_day07.gif

PAYLAŞ: