Adobe firması bilgisayar teknolojilerinin gelişiminde Microsoft kadar anılması gereken bir firma. Bundan yıllar önce 1982’de başlayan macera Adobe’un PostScript’i icat etmesiyle ve yazıcıların ekranda görüleni aynen basabilme yetisine kavuşmasıyla başlar. Firmayı kuran iki zeki adam, ihtiyaçları kovalayacak, piyasada eksikliği çekilen çizim programı için İllustrator’u, ardından  – satın alarak da olsa- Photoshop’u, ardından Acrobat Reader’ı ve Macromedia firmasını satın alarak web sayfalarında bin bir animasyon ve etkileşimli yapı için gördüğümüz Flash teknolojisini dünyaya sundular. Böylece ürünler çeşitlendi.

 
Matbaa için broşür kitap vs. tasarlamak için InDesign, web arabirimleri için Fireworks, web güncellemeleri için Contribute, verilerle ve büyük bilgilerle çalışmak bunları web de etkileşimli hale getirmek için ColdFusion, Flash Paper, web sitesinin HTML ile oluşturulması ve diğer nesnelerin eklenebilmesi için Dreamweaver, uzaktan eğitim için eski adı ile Breeze yeni adıyla Adobe Contact….. Say say bitecek gibi değil.
 
Bu kadar çok ürün olunca insanın her birini çok iyi biliyorum demesi cesaret isteyen bir şey. Meslek icabı herbirini inceliyor, deniyor, hangilerinin işimizde gerektiğini biliyoruz. Yıllardır web ve grafik tasarımı üzerine çalıştığımızdan belli bir uzmanlık seviyemiz var. Ancak elbetteki sunumu yapanlar gibi bu işin kitabını yazacak düzeyde değil. Çünkü bu herşeyde olduğu gibi bir ihtisaslaşma meselesi. Size en son katıldığım Adobe eğitiminden bazı notlar aktarıyorum.
 
MATBAA’da baskı sürecinde yenilikler

Matbaa sürecinde bir eser üretmek ve onu aynen bastırmak neredeyse mucizedir. Tasarımcıların, matbaacıların, renk ayrımının, filmin ve bir sürü faktörün arka arkaya geldiği süreçte en ufacık hata milyarlarca liranın (binlerce YTL demektir. ) çöpe gitmesine yol açıyor. Bunun en büyük sorunu renk yönetimi ve modernize olmamış matbaa süreci. Maalesef anlatılanlardan gördüğüm ülkemizin yine treni kaçırdığı.

Tüm dünya baskıya gönderme sürecinde nihayi ürün olarak PDF kullanıyormuş. Duyduğumda şaşırdım. Ülkemizde pdf denince akla gelenler: Her makinede ücretsiz okunabilen, webde kolay yayınlanan, içeriği değiştirilmesi engellenebilen, her çözünürlüğe göre küçülüp büyüyen bir format. Ama o kadar. Bugün gördüm ki yanlış bir bakış açısı. Dünyaca ünlü gazete ve dergiler artık farklı formatta ilan vs. kabul etmez olmuşlar. Elbetteki pdf çıktı hazırlarken kullanılacak baskı kağıdına göre, 1. hamur, kuşe vs. doğru bir çıktı türü seçmek, kullanılan görselleri vektör tabanlı ölçeklendiğinde bozulmayan veya yüksek çözünürlüklü seçmek gerekiyor. Ancak nihai üründe Acrobat Reader çok çok anlam değiştirdi. Acrobat Reader 8 versiyonu ile geliyor.

FLASH’TA VİDEO

Anladığım kadarıyla – denemediğim için bağışlayın böyle anlatacağım- daha önceleri web geliştiriciler videoyu flash dosyalarına gömerdi. Bu gömme sonucu dehşet ebatlarda dosyalar oluşur, web ziyaretçisi gelip o dosyayı izlemek istediğinde ise tüm dosyanın yüklenmesini beklerdi. Sonraları linkli Flash dosyaları kullanıldı. Arabirim Flash’tı ve video yükleniyordu. Sonraları stream denilen paketler halinde akarak gelen videolar bulundu. (Flash Media Server 2) Bugün youtube sitesinde izlenen ve Google videoda izlenen sistem bu. Avantajları ise web server haricindeki serverin paket paket yollama yapmasıyla aynı anda daha çok ziyaretçiye hizmet vermesi. Kullanıcının hemen izlemeye başlayabilmesi vs.

Yenilikse artık Flash’lı sitelerde daha çok video göreceğiz. Konuşan insanlar vs. Bunun için site arabirimi ile entegre olmaları ve video çekiminin yapıldığı kişinin bedeni dışındaki alanın temizlenmesi gerekli. Bunun için alfa kanalı daha kolay kullanılıyor. Bu da Adobe Premier video düzenleme programı ile Flash’ın entegre kullanılmasının önemini gösteriyor. Videolara temel efektler Flash içinden verilebiliyor.

FLASH LIGHT

Kısaca anladığım kadarıyla, üvey evlat cep telefonu ve taşınabilir bilgiye erişim cihazlarında web sitelerinin düzgün görüntülenmesi için planlanmış wap vs. ile boğuşmadan kullanılacak Flash player. Üzerinde çalışanlara iyi kazançlar sağlayacak. 

COLDFUSION

Webde programlama için neredeyse her platforma baktım. Ancak Coldfusion (soğuk füzyon, bilmem hatırlayan var mı o harika ümidi. Eğer başarsalar ne savaşlar olacaktı, ne benzin pompalarındaki zamlar) çok güçlü bir yazılımmış demek için bugüne dek bekledim. Çok ayıp 🙂

Coldfusion ASP, PHP ile yapamayacağınız bir çeviklikle veritabanından bilgi alıp getirebiliyor, anında gelen verilerden excel grafikleri gibi grafikler oluşturuyor, Flash için mükemmel bilgi formları oluşturuyor, karışık javascriptler gerekmeden takvim ekleyebiliyor, alanları kontrol edebiliyor, serverde bulunan birçek formattaki binlerce dosyayı indexleyip istenen bir kelimenin bulunmasını sağlıyor, arkaplanda çalışan Java’nın gücünü bizlere sunuyor, mesela Event Gatewaylar korkunç başarılı. Çok etkilendim. Salondaki yazılım geliştiriciler de baştaki itirazlarının yerini “Hımm…” seslerine bıraktılar. Evet, Evet, etkileyiciydi 🙂

FLEX 2

AJAX güzel bir şey değil mi ? Sayfa yenilenmeden bilgi serverdan gerektiğinde çekilir ve esnek bir web oluşur. Mesela Google maps. Tamam da daha da ileri gidilemez mi? Gördüm ki gidilebilir. Harley Davidson sitesinde kişi sayfaya girince siteden bir arabirim Flash tabanlı olarak ziyaretçinin bilgisayarına iniyor. İşin client ayağını oluşturuyor. Siz işiniz bitene dek beğenene dek bir masaüstü yazılım gibi bu kısımda renkleri değiştiriyorsunuz. Bu süreçte web server asla meşgul olmuyor. Sadece işiniz bitince kaydet vs. deyince data server’e gidiyor. Bu arada bağlantı kesilmişse Flash client yazılım tekrar tekrar deniyor. Bütiün bu yapı AJAX a göre neden üstün? Bu söylenenlerin bir kısmın AJAX’la da yapılır değil mi? Bir kere iyice javascript bilmek gerekli, sonra yazılan kodun tüm browserlarda uyumlu görünmesi Ay’ın karanlık tarafının dünyadan görünmesi kadar imkansız, üstüne XML bilmeniz gerekli, haydi bir üste de bunları web temelli kodlamada entegre etmeniz gerekli. Ayrıca javascript içinde çalışan kodlar o anda yorumlanır.vb. vb. Flex AJAX’lı bir sayfa ile aynı anda aynı veriyi çekebilir. İki ziyaretçiden biri AJAX diğeri ise Flex kullanıyorsa aynı bilgiye erişebilir.

BREEZE (ADOBE CONNECT)

Temelde online eğitim için üretilmiş çok kaliteli bir yazılım. Mesela Powerpoint sunularını anında flash tabanlı bir sunuma çevirebilir. Sunuya ses kaydı yapmanızı sağlayabilir. Testler oluşturmanızı cevapları tanımlamanızı ve bunları saklamanızı kısacası senkron ve asenkron eğitim için gereken her şeyi sağlar. İstenirse bir yandan chat yapılırken bir yandan ortak bir ekranda beyaz tahta uygulaması başlatılır ve bir konu tartışılabilir. En güzeli daha sonra tekrar izlenebilsin diye bu etkileşimin tümü saklanabilir.

RENK YÖNETİMİ

Bu konu hassa bir mesele aslında endüstrüyel olarak yapılması gereken bir şeyin yapılmamasından kaynaklandığını düşündüğüm bir saçmalık. Olay şu ekranda tasarlanan basıldığında farklı, matbaada farklı her yerde farklı görülüyor. Çünkü her cihazın gösterme yeteneği olan bir renk genişliği var. Buna gamut deniyor. Siz çok güzel tasarlasanız da ekranınızın ışığı çok açıksa, bulunduğunuz yer güneş ışığı alıyorsa, aydınlatma hatalıysa renkler andan ana değişir aynı işi sabah yapsanız başka sonuç çıkar. Oysa bir monitor kalibrede edilse aydınlatma gördüğümüz renkleri değiştirir. Demek ki bir tasarımcının işi zor demek ki monitorlerle birlikte fluerosan da satılmalı ve tüm tasarımcılar matbaacılar vs. onu kullanmalı hatta müşteriler de.

Matbaalar modern tekniklerle kalibre edilmeli uluslararası standartlara göre uyumlu olmalı, laserjetlerin renk yönetim sistemi devreye alınmalı vs. vs.

Photoshop vs için artık renk yönetimini Adobe Bridge ile bir kez yapıyoruz, InDesign, Illustrator vs hepsi aynı renk ayarlarını kullanıyor. Bu programda bir çok seçenekten biri seçilerek buna uygun renk sistemi yükleniyor. Buradaki anahtar matbaaya iş yapılıyorsa onların ne kullandığını öğrenmek.

LIGHTROOM 

Karanlık oda tabirinin aksine ışık odasında fotoğrafların makineden gelmesinden işlenmesine kadar geçen aşamayı kolayca yapıyoruz. Mesela döndürme, ışık, beyaz dengesi düzeltme, gruplama, belli bir anahtar kelime ile niteleme, en iyi den kötüye yıldız vererek fotoğraf kalitesini derecelendirme, hızlı zoomlarla yaklaşıp uzaklaşma, slide show, istenen dizlimde ve boyutta baskı alma, web için flash galeri yaptırma ve ftp üzerinden siteye yükleme vb.

INDESIGN

Sanırım gördüğüm en kolay ve güçlü sayfa tasarım programı, bilmiyorum bunu kullanan başka bir yazılımla dergi, broşür, gazete vb. tasarlamak ister mi? Tüm Adobe programlarıyla öylesine entegre ki neredeseniz şaşırabilirsiniz. Sayfaları biçimlendirmek, yazılara efektler şekiller vermek, fotoları düzenlemek, yerleştirmek çok çok kolay. Bilgisayar aniden kapansa kilitlense bile otomatik olarak en son çalıştığınız hali ekrana geliyor. Yaptıklarınızı sonsuz adette (lafın geliş harddisk memory falan dolana kadar 🙂 geri alabiliyor. Katmanlarla rahatça çalışılıyor. Fotolar otomatik olarak eklendikleri an çerçeveleniyorlar. Türkçe imla düzeltimi var, Türkçe heceleme ve kesme işareti var. Diyelim Excel’den alınan bir tabloyu birkaç adımda şık bir halde sayfaya yerleştirebiliyor. Tüm işlemler bitince kullanılan fontları, görselleri, ana dosyayı, bu dosyayı yapanın erişim bilgilerini, linkli dosyaları içeren bir paket halinde sonuca erişiyor.

Detaylı bilgi:
www.adobe.com
www.photoshopmagazin.com/general/content_details.asp?contID=1384

2 YORUM VAR

  1. Freehand’in miladı dolunca sayfa tasarımı için yerine bir alternatif arıyordum. İki seçeneğim var, ya Indesing kullanacağım, ya da Scribus. Scribus özgür yazılım ve kullanımının kolay olduğu söyleniyor. Indesign’i daha inceleyemedim ama gönlüm Scribus’tan yana.

Yorum Yazın

Please enter your comment!
Please enter your name here