Süleyman
SÖNMEZ 


EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu RSS'le siteye abone olun. Gelişmeleri kaçırmayın. Favorilere ekle  

S P O N S O R L A R

Kişiye Özel Hediye, Hayalinizdeki Çikolatalar Sevdiklerinize en güzel hediye, çektirdiğiniz fotoğraflarla ambalajlanmış nefis çikolatalar. Hayal Panosu'nun hediye çeşitlerini kaçırmayın.

Vize Türkiye Yurtdışına çıkarken hangi ülkeler vize istiyor? Formlar nasıl dolduruluyor? Ya vizeniz onaylanmazsa...
Vize Türkiye, vize başvurularınızı sizin yerinize konsoloslukta takip ediyor.




İsm-iCam
El işçiliği ve füzyon camın dayanıklılığı, eşsiz bir sanatla birleştiğinde İsm-i Cam'ın ürettiği cam bordürler, tabaklar, aydınlatma ürünleri ve aynalar evinizin en güzel eşyaları oluyor.


Reklam vermek için tıklayın.

(ç)Alıntılama Sanatında Zen!

Uzun süredir Türk Internet camiasında anlatıyoruz. Neden alıntı yapılır? Alıntının ne kadarı artık çalıntı anlamına gelir? Ancak görünen o ki tekrar ve daha net anlatmamız lazım

calintisanatindazen.jpg

Değerli okuyucum, hayatınızı birşey üreterek bir hizmet vererek geçindirdiğinizi düşünüyorum. Atadan babadan zengin dahi olsanız belli bir işe devam ettiğinizi tahmin ediyorum. Eğer öğrenciyseniz en azından ailenizin ürettiğini düşünüyorum.

Üretilen şey, her ne olursa olsun kişi bunu pazara sunar ve karşılığını alır. Mesela para kazanır, ünvan kazanır mevki kazanır ama birşeyler kazanır. Çünkü insan ömrü sınırlıdır. Dünyada kimse hatırlamak istemese de ölüm vardır ve insanlar başarmak ister.

İşte hayatta başarmak isteyenler üretmek için tabiatlarına veya hayatın karşılarına çıkardığı yola göre bir işi tutturur devam ederler. Bu onların hayatıdır. Geçim kaynağıdır, varlık sebebi ve sevinç kaynağıdır. Topluma hizmet şekilleridir.

Sanatsal yeteneği olmak aslında demircilikten, kaporta tamirciliğinden, lahmacun ustası olmaktan, öğretmenlikten farklı değildir. Bir iştir yapılan ve sonuçta bir eser oluşur. Ancak sanatçıların az çıkması, hele hele orijinal üretenlerin azlığı, buna karşın, dünya insanının “yeni şeyler görmeye karşı duyduğu dayanılmaz açlığı” sanatın değerini arttırır.

Sanatçı eğer ressamsa tablosunun bir yerine imzasını atar. Kimse o imzayı silip kendi imzasını atamaz. Bakın bu çok haince geliyor değil mi? Ancak Internet’te yazdığınız bir yazıyı bir kısım insan alıp sizin adınızı çıkarıp kendi isimleriyle yayınlamakta sakınca görmüyor.

Siz kişileri bulup uyardığınızda “Canım alıntı yaptım” diyorlar. Hatta aynen şunu diyorlar “Yazını yemedik ya, hem reklamın oluyor, daha ne istiyorsun. İstersen sitenin linkini yazıya koyayım”

Bu tür olaylarda konuşmaktan anlatmaktan cidden bıktık. Ben 1999′dan beri Internette yazıyorum ve anlatmaktan cidden yoruldum. Üstelik hukuka göre vatandaşlar yasaları bilmek zorundadır. Bilmiyordum diyerek yasanın cezasından kurtulamaz. Mesela “Çalmanın suç olduğu bilmiyordum” diyen bir hırsızı kimse dinlemez.

Telif hakları yasaları da yıllardır yürürlükte olan yasalar. Artık bu kişileri ikna etmeye uğaşmadan anında mahkeye verip yüklüce tazminat ve siteye kapatma cezasına kadar gitmek lazım. Yeni yasaya göre izinsiz alıntı yapan kişi 6 ay ile 2 yıl arasında hapis cezası ile yargılanabiliyor. Üstelik artık bir yazıyı ilk defa yazdığınızı ispatlamak daha kolay. Zaman damgaları, tasdix, Google cache, Time Machine, oylama siteleri gibi bir çok site sizin ilk kez yazdığınız yolunda ispatı veriyor. Yine yeni yasayla bir eser çalındığında satışının 3 katı değerde tazminat alınabiliyor. Lütfen Kültür Bakanlığı’ndan cezai müeyyideleri okuyun.

Bir makalemin 150 sitede alıntı adıyla çalındığını nasıl mı anladım? Hergün o yazıyı okumak için binlerce ziyaretçi gelirken bu rakam yüzlere düşünce farkettim. Google’da aradığımda karşımda 150 site vardı. Kimi aynen kopyalamış, kimi örnekleri bile değiştirip kendi sitesini koymuştu. Bir kısmı ise forumdu ve çalıntı içerikle dolu sayfaları haksız şekilde ziyaretçilerimi çalıyordu.

O makaleyi 4 gün ve 4 gece boyunca büyük bir süratle ekran görüntüleriyle yazmıştım. Gerçekten çok ama çok yorulmuştum. Ama 150 site, inanılmaz bir hırsızlık boyutuydu. Üşenmeden sırasıyla önüme gelene, yaptığının suç olduğunu anlattım. Sevindiğim şu ki, büyük çoğunluğu bilmediğini söyleyerek özür dileyip kaldırdı ve alıntı anlamına gelen bir kaç paragraf bırakıp siteye link verdi.

Bugün o yazı yüzbinlerce kez okundu. Halen de okunuyor. Ama belki de bir milyon kez okunacak ve bu sitemin kamuda bilinirliğini ve maddi reklam getirisini etkileyecekti.

Alıntı yapmak yerine, çalanların psikolojisi nedir? Aslında üretemedikleri için, “benim de sitem var” diyebilmek için, başkasının yazısıyla hava atmak için, çaldıkları yazıya yorum yazan okurlara “rica ederim kardeş ben sizin dayınızım, ne demek”, forumlara “Emeğe saygı haydi repetuation tuşuna basın, beni kral yapın demek için” Google reklamları ile para çalmak için akla gelebilecek pek çok şey için başkasının yazısını çalarlar.

Düşünün yarın arabanız kapınızda yok. Hemen karşı sokakta birisi üzerine bir firma amblemi yapıştırıyor. Üstelik plaka sizin plaka. Üstelik kimse ilgilenmiyor. Siz gidip “Bu benim arabam” diye haykırırken diğer yoldan geçenler, “Ne görmemiş adam. İyi ki arabası var. Ne olmuş ötekisi arabasını almışsa, hem arabasının reklamı oluyor, o da sürsün” desin.

Üstelik arabanın aynısı alınabilir. Maddi değeri yüksektir ama ya maneviyat. Bir sitede 3 fotoğrafımı gördüm hem de şiirimle. Çalan kişi altına not düşmüş. “Bunun gibi fotoğraflar ve şiirler satın almak vs için e-mailim şu, arayın.” Ölür müsün? Ekranı mı ısırırsın :)

Cehalet öylesine ilerlemiş bir noktada ki, bu ülkede sanat yapmak cidden delilik. Çünkü halkımızın bir kısmı şarkıların MP3 formatında Internetten indirilmesini hak sanıyor, kitapların 5 YTL ye satılan kötü baskılı sokak korsan kopyalarını bir düşünmüyor bile gidip alıyor, filmleri indiriyor, oyunları indiriyor, fotoğrafların üzerine kendi adını koyuyor, tiyatronun yolunu bilmiyor eğer tezgahlarda kaçak el kamerasıyla çekilmişse izliyor. Tamam çok zengin memleket değiliz. Tamam herşey çok pahalı. Ama mirim insan ömründe bir kaç tanesine bile para vermez mi?

Seviyorum dediği sanatçının albümünü alıp, maddi manevi desteklemek istemez mi?

Görünen şu, bedava isteyen bir toplumuz. Çünkü büyük çoğunluğumuz sanatsal anlamda üretmiyoruz. Üretsek içimiz sızlayacak. Sanatçıların öksürür gibi sanat yumurtlamadıklarını, üretirken ölüp ölüp dirildiklerini, kabuslardan uyanıp koşup yazdıklarını, çizdiklerini ve delice kurguladıklarını hayatlarını koyduklarını anlayacak.

En kötüsü çalındığını gördükleri her yazıyla içten içe bunaldıklarını maddi kazanımlarını gün geçtikçe kaybettikçe, başka saçma sapan ek işler yaptıklarını sanatla dünyalar yaratabilecek nice yetenekli insanların sağda solda eridiklerini görecek.

Böylece ülkede 70 milyon insan varken sadece 5-6 tane iyi komedyen, belki on tane harika yazar ve bir kaç tane bilinen sanatinsanı kalıyor. Diğerleri bu sonu gelmesi mümkün olmayan kör kuyuya inmek istemiyorlar. Bir yerde bir işe girip, sanatları onları öldürecek gibi dışarı çıkmak isteyen dek sanatlarından kaçıyorlar. Artık yazmak çizmek oynamak ve sanatı akıtmak mecburiyet olunca kanlarını akıtıyorlar.

Üstelik Türkiye’de sanatçı olmak demek paparazzilerin nefes aldırmaması, sokağa çıkamamak, sevememek, insana karışamamak ve sokağı öğrenememek demek. Bu ülkenin sanatına paparazzilerin verdiği zararı nasıl anlatmalı? Mustafa Kemal defalarca kılık değiştirip kır kahvelerine koşarken, padişahların saray lüksünden kaçmaya ve çok sevdiği halkıyla beraber olmaya çalışmıştı.

Bugün bir sanatçının halkıyla birlikte olması çok güç. Ya birileri ağzını açıp herhangi bir konuda konuştuğu için onu öldürmek istiyordur, ya da aşırı sevgiden parçalar koparmak, üstüne saldırmak.

Bu ülkede sanatçı olmak zordur.

Öyleyse ne kalır geriye? Sanatla insanları değiştirme başarısı. Bambaşka bir dünyayı gösterme becerisi. Eskiden Tarkan dinlerken öyle gevşer ve yüklerimi atardım ki, artık o da yok. Halkından o kadar uzakta yaşadı ki, uzak, ulaşılmaz, umursamaz bir ruhla karşımıza döndü.

Neden bu yazıyı yazıyorum? Bu aralar blog yazarlarını bir uyku ve gaflet hali sarmış olmalı ki, “copyright / telif haklarına kimse önem vermiyor zaten, alıntı yapsalar ne olur ki ?, alsak ne olur çalsak ne olur, bırakın herşey herkesin olsun” şeklinde yazılar yazıyorlar.Hani derler, ya herkes kendi işine değer biçer. İnsanın yaptığı değerliyse elinde elmas varsa onu çamura atmaz. Bu sitede yazılan makalelerin bir çoğu özellikle 100 Altın Makale, yazarları olarak benim için değerlidir. Türkçe’deki en detaylı en çok araştırılan yazılar arasında görürüm onları. Yüzbinlerce okur da aynı şekilde düşünüyor olmalı ki okuyor takip ediyorlar. Dolayısıyla bu yazılar benim çocuklarım gibiler. Onlar sevmem ve sahip çıkmamdan daha doğal birşey olamaz.

Elbette makalelerin birçoğunun Google aramalarında ilk sıralarda olmasından dolayı, siteye günlük 2500-3000 kişi geliyor. Sordukları zaman karşılarında mantıklı cevap veren birilerini buluyorlar. Çalıntı içerikse, okuyana saçma cevaplar veren bir site demektir.

Bu konuda canım daha fazla yazmak istemiyor. Canım hiç istemiyor. Ben yazmaya utanıyorum. Ama gereklilik adına yazıyorum. Onlarsa çalmaya utanmıyor. Bu nedenle çalıntı içerikle artık daha ciddi ve yasal yolla mücadele edeceğiz.

Bunun sonuçlarında gazetelerde “alıntı yaptığı kaynağı vermeden çalan çırpan” site sahiplerinin tutuklandıklarını duyarsanız şaşırmayın. Hürriyet bile öylesine bıkmış olmalı ki bazı haberlerin altına “Bu haberi izinsiz yayınlayan hakkında yasal işlem yapılacaktır” yazmaya başladı.

Bu yazıyı şöyle bitirmek istiyorum. Çalınmasını istemediğim için bir çok çarpıcı, şaşırtıcı öykümü, fotoğrafımı ve eserimi sizlerle paylaşamıyorum. Benim gibi birçok sanatçı bu şekilde düşünüyor. Yurtdışında ise herkes bunun kültürünü aldığı için kimsede kaygı yok. Deviantart milyonlarca çalınmayan eserle dolu.

Benim halkım neden böyle?

Bunu anlamıyorum. Sabırla bekliyorum.

Not: Yazıya gelen yorumlar son derece önemli ve detaylı başlıkları ortaya koydum. Ben yorumlarda tümüne cevap verdim. Ama biliyorum ki bazıları yorum okumayı sevmiyor. Buraya daha düzenli şekilde eklemek istiyorum.

CREATIVE COMMONS

Eserini tamamen bağışlamak istemeyen ancak yine de paylaşmak isteyen sanatçılar için  bir şekilde isimlerinin belirtilmesini, eserin ne şekilde dağıtılabileceğini  ve diğer eserlerde kullanılıp kullanılamayacağını, ticari amaçla kullanım izninin verilip verilmediğini, her dilden ziyaretçinin anlamasını sağlayacak semboller tasarlanmıştır. Her eserde bu işaretler olmayabilir. Bazı eserlerin tüm hakları saklı olabilir ve kullanılamaz. Vikipedi’den detaylı bilgi.

Creative Commons (kısaca CC) kâr amacı gütmeyen, telif hakları alanında esneklik ve paylaşımı yaygınlaştırmak amacıyla kurulmuş bir düşünce hareketi ve organizasyonudur. Creative Commons, 2001 yılında Center for the Public Domain[1] kuruluşunun desteğiyle başlayan ve aralarında fikri mülkiyet konusunda uzman James Boyle, Michael Carroll, Molly Shaffer Van Houweling ve Lawrence Lessig, MIT’de bilgisayar bilimleri profesörü Hal Abelson, hukuk kökenli belgesel filmci ve siber hukuk uzmanı Eric Saltzman gibi sanatçı ve entelektüellerin bulunduğu bir grup tarafından kurulmuştur. Creative Commons amacına ulaşmak için sanatçılara ve genel olarak tüm eser sahiplerine, yasanın kendilerine tanıdığı kimi hakları kamuyla paylaşabilmelerine imkân verecek, özel olarak hazırlanmış telif lisansı sözleşmeleri önermektedir.

Creative Commons’un eser sahibinin isteğine uygun olabilecek değişik lisansları mevcuttur.

Lisansın kısa adı Şartlar Lisansın logosu Açıklaması
by-nc-nd
  • Eserin ilk sahibi belirtilecek
  • Ticari kullanılamayacak
  • Özgün hali korunacak
Bu lisansa sahip eseri kopyalayabilirsiniz, üzerinde değişiklik yapıp yenisini üretebilirsiniz. Sağlanması gereken üç şart var. İlki, eserin tüm kopyalarında eserin ilk sahibinin belirtilmesi. İkincisi, eserin hiçbir kopyası ya da eserden üretilmiş yeni eserlerin hiçbirisinin ticari ortamda kullanılmaması. Üçüncüsü, esere dokunulmaması ve özgünlüğünün korunması.
by-nc-sa
  • Eserin ilk sahibi belirtilecek
  • Ticari kullanılamayacak
  • İlk lisans modeli korunacak
Bu lisansa sahip eseri kopyalayabilirsiniz, üzerinde değişiklik yapıp yenisini üretebilirsiniz. Sağlanması gereken üç şart var. İlki, eserin tüm kopyalarında eserin ilk sahibinin belirtilmesi. İkincisi, eserin hiçbir kopyası ya da eserden üretilmiş yeni eserlerin hiçbirisinin ticari ortamda kullanılmaması. Üçüncüsü, eserin tüm kopyalarında ya da eserden üretilmiş yeni eserlerde de aynı lisansın kullanılmaya devam edilmesi.
by-nc
  • Eserin ilk sahibi belirtilecek
  • Ticari kullanılamayacak
Bu lisansa sahip eseri kopyalayabilir ve üzerinde değişiklik yapıp yenisini üretebilirsiniz. Sağlanması gereken iki şart var. İlki, eserin tüm kopyalarında eserin ilk sahibinin belirtilmesi. İkincisi, eserin hiçbir kopyası ya da eserden üretilmiş yeni eserlerin hiçbirisinin ticari ortamda kullanılmaması.
by-nd
  • Eserin ilk sahibi belirtilecek
  • Özgün hali korunacak
Bu lisansa sahip eseri kopyalayabilir ve ticari amaçla kullanabilirsiniz. Sağlanması gereken iki şart var. İlki, eserin tüm kopyalarında eserin ilk sahibinin belirtilmesi. İkincisi, esere dokunulmaması ve özgün halinin korunması.
by-sa
  • Eserin ilk sahibi belirtilecek
  • İlk lisans modeli korunacak
Bu lisansa sahip eseri kopyalayabilirsiniz, üzerinde değişiklik yapıp yenisini üretebilirsiniz, ticari amaçla kullanabilirsiniz. Sağlanması gereken iki şart var. İlki, eserin tüm kopyalarında eserin ilk sahibinin belirtilmesi. İkincisi, eserin tüm kopyalarında ya da eserden üretilmiş yeni eserlerde de aynı lisansın kullanılmaya devam edilmesi. Creative Commons by-sa lisansı, GNU GPL lisanslarının felsefesine uygun, özgür bir lisans modeli olarak kabul edilir.
by
  • Eserin ilk sahibi belirtilecek
Bu lisansa sahip eseri kopyalayabilirsiniz, üzerinde değişiklik yapıp yenisini üretebilirsiniz, ticari amaçla kullanabilirsiniz. Sağlanması gereken tek şart, eserin tüm kopyalarında eserin ilk sahibinin belirtilmesidir.

FLICKR  GİBİ BÜYÜK FOTOĞRAF SİTELERİNDEKİ FOTOĞRAFLAR KULLANILABİLİR Mİ?

Geçen aylarda Microsoft Photosynth adında bir ürün tanıttı. Bir mekanın 3 boyutlu görüntüsünü oluşturan bu yazılım o mekanda çekilen binlerce fotoğrafı kullanıyordu. Bu projede örnek olarak flickr sitesi kullanıldı. Peki flickr bu duruma ne diyor, resmi açıklama nedir?

Creative Commons açıklaması getiriyor ve fotoğrafları işaretlemeyi öğretiyor. Yani diyor ki ne tüm fotoğraflar bedava, ne de tümünde sert telif hakları geçerli. Her fotoğraftaki uluslararası işaretleri okumayı öğrenmeliyiz.

http://www.flickr.com/creativecommons/

Bu sayfaya girip detaylı bilgi alabilirsiniz. Ayrıca ellerindeki kaç fotoğrafın hangi başlığa girdiğini de gösteriyor.

Elbette Flickr’daki tüm fotoğraflar CC la etiketli değil. Bazı fotoğraflar aşağıdaki gibi etiketli ise yani tüm hakları saklı. Kullanamazsınız.

Additional Information
© All rights reserved

Flickr’daki fotoğrafların tümü Creative Commons değil. Ünlü fotoğrafçıların telif haklı fotoğrafları da var. Yani kişi “paylaşılmıştır” diye not düşmedikçe bu sembolleri eklemedikçe o fotoğrafın telif hakkı vardır. Ayrıca Creative Commons ile işaretli fotoğrafların neredeyse hepsinde fotoğrafçının adının belirtilme şartı vardır. Dikkatlice okumak lazım verdiğim kaynaklardan.

Aşağıdaki örnek fotoğrafta sayfanın sağında en altlara doğru CC etiketlerini simgelerini görebilirsiniz.
http://www.flickr.com/photos/dincordero/393989788/

LİSANS ÜCRETİ İSTEMEYEN FOTOĞRAFLAR NEREDEN BULUNUR? NASIL KULLANILIR?

Flickr dışında en çok başvurulan kaynak http://www.sxc.hu/ sitesidir. Bu siteye kolayca üye olup yüksek çözünürlüklü fotoğraflar bulabilirsiniz.

Her fotoğraf için farklı haklar yer alsa da buraya örnek bir görsel için telif taleplerini ekleyeyim.
http://www.sxc.hu/photo/951847 diyelim bu fotoğrafı seçtiniz. Hemen altında bir bağlantı var. View image license buna tıklayalım. İşte karşımızda açıklama.

You may use the Image
* In digital format on websites, multimedia presentations, broadcast film and video, cell phones.
* In printed promotional materials, magazines, newspapers, books, brochures, flyers, CD/DVD covers, etc.
* Along with your corporate identity on business cards, letterhead, etc.
* To decorate your home, your office or any public place.

You may not use the Image
* For pornog raphic, unlawful or other immoral purposes, for spreading hate or discrimination, or to defame or victimise other people, sociteties, cultures.
* To endorse products and services if it depicts a person.
* In a way that can give a bad name to SXC or the person(s) depicted on the Image.
* As part of a trademark, service mark or logo.
* SELLING AND REDISTRIBUTION OF THE IMAGE (INDIVIDUALLY OR ALONG WITH OTHER IMAGES) IS STRICTLY FORBIDDEN! DO NOT SHARE THE IMAGE WITH OTHERS!

Always ask permission from the photographer if you want to use the Image
* In website templates that You intend to sell or distribute.
* For creating printed reproductions that You intend to sell.
* On “print on demand” items such as t-shirts, postcards, mouse pads, mugs (e.g. on sites like Cafepress), or on any similar mass produced item that would contain the Image in a dominant way.

Kısa özet geçersem websitenizde bir albüm kapağında bir bilgisayar sunumunda, kartvizitte ev, ofis dekore ederken  kullanabilirsiniz. Ancak pornog rafik içerikte, şiddet, kötüleme, bir halkı moral olarak rahatsız etme, aşağılama veya siteyi kötü duruma düşürecek şekillerde ayrıca ticari bir logonun markanın parçası olarak kullanamazsınız. Satılacak türde web site şablonlarında, basılı eserlerde, seri basılan posta kartlarında, t-shirt baskılarında, mouse padlerde  vs sanatçıdan izin almalısınız.

Bu kadar basit. :)

Bu sitelere de bakmalıyız:

Utanç Duvarı
Tasdix

Telif Hakları ihlallerinde cezai müeyyideleri

Neler eser kabul edilir?

Alıntı Nasıl  Yapılır?
Vikipedi

Copyright Nedir? Telif Hakları Nedir?

Telif Hakları Kanunu
http://en.wikipedia.org/wiki/Copyright

Telif Hakları Hakkında Kültür Bakanlığı

Telif Haklarının Geleceğini Hayal Ediyorum

Uzun uzun ve adım adım anlatıyor. İngilizce. Ama en azından doğru bir kaynak :)
http://www.whatiscopyright.org/

Türkçe bazı açıklamalar da Ekşi Sözlük’ten
http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=telif+hakki





BU YAZIYLA İLİNTİLİ YAZILAR


Etiketler (Tags) :
, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

MAKALE İSTATİSTİKLERİ

   

Yazar: Süleyman SÖNMEZ     Bu yazı toplamda 2,963 kez, bugünse 20 kez okundu.


Yazma Tarihi: 19 Feb, 2008 Kategori: Kültür ve Sanat

Konuyu sevdiniz mi? sevdiniz mi?     Sayfayi favorilerinize eklemek için tiklayin. Sayfayı favorilere ekleyin     Yazıcı dostu sayfa   EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Sayfanın adresi: http://www.gunesintamicinde.com/calintilama-sanatinda-zen/trackback/

Alıntı ne demektir? Telif hakkı nedir?    



Google
 


“(ç)Alıntılama Sanatında Zen!   ” makalesi için 74 yorum var.



  1. Eda Suner
    19 Feb 2008
    @ 02:11

    Ancak bitirebildim yazıyı. Uzun ama hoca tadında olmuş malum. Bu değerli paylaşım için kaleminize sağlık. Sevgiler.


  2. Eda Suner
    19 Feb 2008
    @ 02:12

    Okudum ancak Mona Lisa resmine blog adınızı yazmanız neden, valla onu anlamadım doğrusu?


  3. Süleyman Sönmez
    19 Feb 2008
    @ 02:28

    Eda Hanım elden geldiğince açıklayayım.

    İlk olarak Mona Lisa süre aşımıyla bir çok ülkede temel anlamda bildiğimiz Copyright kavramlarının dışında kalıyor. Örneğin sadece bu nedenle Coca Cola’nın patenti alınmıyor bildiğim kadarıyla. Patenti alınan ürünlerin kamu yararına ülkeden ülkeye değişen bir sürede patent hakları bitiyor. Örneğin Gutenberg Projesi (http://www.gutenberg.org/wiki/Main_Page) bu şekilde süresi geçmiş çok ünlü edebi eserleri, kitapları e-kitap formatında dağıtan bir yerdir.

    İkincisi Mona Lisa’yı değiştirdim. Yani aynen kullanmadım. Alaycı bir ifade getirdim surata. Bu yeni bir eserdir. Daha önce size bahsettiğim bir eserin, diğer bir eserde kullanımına verilen izinler bahsine giriyor ve dünyada binlerce sanatçı Mona Lisa’yı değiştirip satıyor. Bu konuda aksi bir hüküm olmadıkça, kamuya mal olmuş Public / GPL eserler için geçerli. Günümüzde ise sanatçılar ürettikleri çalışmaların altına “Bu eser başka eserde kullanılabilir” gibi bir ek bilgi koyuyorlar

    Üçüncüsü bu şekilde üretimi bana ait olmayan diğer yazılarımda bulabileceğiniz görseller için Amerikan yasalarınca “Fair use” adıyla geçen bir madde var. Anlamı şu: Centilmence Kullanım. Kişi kötü niyetli değilse, eseri komple çalmıyorsa, bir kısmı, belli bir konuyu sunmak için özellikle eğitim amaçlı kullanıyorsa suçlanmaz. Bu maddede en çok üzerinde durulan şey, o eserin kişi tarafından şiddetle “copyright hakları vardır izinsiz kullanmayın” dememesidir. Eğer bunu demişse, mutlaka izin almanız beklenir.

    Son olarak “Bak, adam telif haklarını anlatıyor, gelip ahkam kesiyor ama resim üzerine utanmadan blogunun adını yazıyor” gibi düşünmeyin :)

    Bu işleri cidden yıllardır okuyan, öğreten ve forumlarda yöneticilik yapan birisiyim. Mümkün olduğunca yasalara saygılı ve temiz bir hayat yaşamak için çırpınıyorum. Yani gelişigüzel iş yapmayacağıma artık güvenin.

    Sizin sitenizde telif hakları ile ilgili verdiğim bilgi öncelikle size, yazdıklarınıza ve okurlarınıza verdiğim değer nedeniyleydi. Yani ukalalık gibi kötü misyonla, dost bloglara yazmak amacım değildir ve olamaz da.


  4. eda suner
    19 Feb 2008
    @ 03:21

    Muhteşem bir olay bu 2 madde özellikle. Bana da biri “Blogunuzdaki headerlarda niye kaynak yok?” diye yorum yazmış az evvel, ona cevaben süper bir kaynak olacak bu yazınız. Sanki ben birebir alıp resimleri header yapıyorum. Saatlerce internetten arayıp online satış yapan fir japon bebeği ürününü alıp süslemiş ve header yapmıştım. Bayan da ona takılmış. Bu yazıyı yoruma kaynak olarak ekliyorum Süleyman beyciğim. Ayrıca hem maille hem blogunuzdan bilgi vermeniz için de minnettarım.

    Sevgiler


  5. Süleyman Sönmez
    19 Feb 2008
    @ 03:29

    Eda Hanım prensip olarak tamam. Ama tek şeye dikkat özellikle fotoğrafçılar, grafikerler başta olmak üzere günümüz sanatçılarının eserlerinden birini yanlışlıkla Google’da bulup bannerda kullanırsanız ve bu satılan bir stok fotoğrafsa cidden iş açar insanın başına.

    Bu sanatçının kesinlikle izin vermesi gereken bir durumdur. Ama çoğu “fair use” konusunda olumlu olan amatörlerin çektiği milyonlarca fotoğrafla, görsel unsur için sitelerine bakmakta fayda var. Kısacası eserin kaynağını bulmak ve eğer kafamızda bir şüphe kaldıysa yazı içinde ben bu bannerin görsellerini şu şu şu adreslerden aldım demek daha doğrudur.

    Ama dediğim gibi dikkat profesyonellleri bu açıklama tatmin etmez, yine de izin almanızı ya da istockphoto gibi yerler satın almanızı isteyebilirler.

    En güzeli kesinlikle kamuya bağışlanmış olan görselleri kullanmaktır.

    http://www.sxc.hu/

    adresini tavsiye ederim.

    Süleyman SÖNMEZ


  6. Hakan Yamanoglu
    19 Feb 2008
    @ 09:21

    Çok güzel yazmışsınız elinize sağlık. Gerçekten Türkiye’de bir çok blog yazarı var ama üretmek yerine copy-paste yapmak insanların daha kolayına geliyor.

    Dün tesadüfen, içeriklerinin tamamı sitemden çalınmış 2 tane klonumu gördüm. Hatta o kadar abartmışlar ki, “Blogumun temasını değiştirdim” diye bir yazı yazmıştım onu bile benim cümlelerimle çalıp yayınlamışlar.

    İnsan bir yandan seviniyor demek ki kayda değer içerikler üretiyorsun ki çalınaniliyor(!), bir yandan da saatlerinizi harcayıp emek verdiğiniz yazılarınızın çalınmasını hazmedemiyorsunuz. Kendilerine mail atıp durumu bildirdim ama nafile, en son çareyi Google’a spam/çalıntı içerik bildirisi yapmakta buldum.

    Yazacak daha çok şey ama bazı insanların düşünce yapısını değiştirmek imkansız.

    Kolay Gelsin


  7. devletşah
    19 Feb 2008
    @ 14:09

    Sadece internet camiasına değil bütün basın camiasına anlatmalı bunu. Fotoğrafları defalarca gazetelerde izinsiz yayınlanmış ve hak aradığımda da “google’dan bulduk” cevabını defalarca duymuş biri olarak inanın ne yapılabileceğini pek bilmiyorum.

    Koskoca Hürriyet’in, Sabah’ın, Zaman’ın benim çektiğim fotoğrafa ihtiyacı var. Ne komik değil mi… Merak ediyorum orada çalışan fotoğrafçılar ne iş yapıyorlar?


  8. Uğur SAMSA
    19 Feb 2008
    @ 14:34

    Ellerinize sağlık. Okurken benim de aklımdan geçti Mona Lisa. Resmin üzerinde oynama yapıldığına dikkat etmiştim. Benim de sormak istediğim şeyler var. Hocam sitenizde kullandığınız görseller çoğunlukla size ait diyebiliriz. Peki size ait olmayan görselleri nerelerden ediniyorsunuz? Parayla satın aldığınız görseller oluyor mu?


  9. Süleyman Sönmez
    19 Feb 2008
    @ 14:48

    Hakan, “yazım beğeniliyor ki çalınıyor” düşüncesi çok acıklı bir avunma. :)

    Benim Porche arabam olsa, ee herkes beğenir :) Hırsız çalınca sevineyim mi “Arabam hakikaten süpermiş. Bak adam koca sokakta geldi benimkini çaldı. Ne güzel arabam varmış” Zaten herkes biliyor ki araba süper. Bu hırsızı haklı çıkarmaz değil mi?

    İşte, insanların hem düşünce yapısını değiştirmeye hem üretmeye ve başarmaya teşvik etmeye, hem de cezayı hatırlatmaya çalışıyoruz. Sağ olun yorumunuz için.

    Devletşah merhaba,

    Evet şaşılacak olaylar oluyor. Türk Basını etik kurallar çıkarmasını biliyor ama bakıyorum da, senin fotoğraflarının çalınması gibi, önlerine gelen görseli alıp en olmadık konuda kullanabileceklerini sanıyorlar. Bu konuda bir arkadaşımızın kızının fotoğrafının gençlik problemleri için konu mankeni olarak kullanılması sonucu, ilgili dergi mahkemeye verildi. Sadece çalmak da değil, bir de manevi yönden huzursuzluk verici bir konuda yer alması artık katlanılmaz bir noktaydı.

    Sen çalınan her fotoğraf için bilirkişi ile fiyat tespiti isteyip dava açsaydın masrafını da çıkarır hem de iyi bir ders verirdin.

    Artık avukatlarımızın bu konuya daha çok eğilmesi ve gelecek davalara hazırlanması da lazım.


  10. Süleyman Sönmez
    19 Feb 2008
    @ 15:02

    Uğur, görsel bulmak için öncelikle dediğin gibi kendim ekran görüntüleri ve kendi çektiğim fotoğraflardan yararlanıyorum.

    Daha sonra ilk kaynağım Wikipedia oluyor. Bulduğum fotoğrafa tıklayıp, açılan sayfada telif hakları ile ilgili sanatçının düştüğü notu okuyorum. Wikipedia’dan bile her istenen paldır küldür alınamıyor. Bakıyorum eğer ismini anmamızı istiyorsa anıyorum.

    Daha sonra anlattığım bir ürünse üreticinin sayfasına gidiyorum. Ürünü tanıtan siteden alıntı yapmak ya da ürün fotoğrafı kullanmak daha hakça birşey. Üstelik yazı içinde zaten o ürüne bağlantı veriyorum ve açıklıyorum. Eğer ürün çok sıradışıysa ve fotoğrafçı adı geçmişse onu da vermeye çalışıyorum.

    Eğer bütün bu aramalarda bulamazsam yukarıda bahsettiğim http://www.sxc.hu/ gibi siteleri tarıyorum.

    Ama dikkat! Bu siteler Wikipedia değiller. Yani size ve sitenize “Royalty Free” adıyla ücretsiz lisanslama yapabilirler ama kullandığınız her fotoğraf için şartnameyi okumalısınız. Küçük bir örnek: sanatçı sitenizde kullanmanıza izin verir ama bir web galeri açıp herkese “gelin indirin, duvar kağıdı yapın” demenize ya da ticari bir uygulamada kullanmanıza izin vermez.

    Lütfen kimse sormasın. “Canım nereden bulacak beni?”

    Eğer bunu sorarsanız, bana da şunu sormak düşer:

    Bir kadının parkta unutttuğu çantasını koşarak ona teslim mi edersiniz, yoksa çalar mısınız?

    Hangi davranışı kendinize yediriyorsunuz? Etrafınızda hiç polis olmasa, hemen birini mi öldürürsünüz?

    Bunları yapmak nasıl sizi vicdanen huzursuz ediyorsa, diğeri de etmeli. Hak haktır. Adalet de adalet.


  11. hakan yamanoglu
    19 Feb 2008
    @ 15:24

    @Süleyman

    Napalım hocam söz söyleyince vaz geçmiyor ki bunlar :)

    Ama avunmak yetmez, hakkımızı mutlaka aramalıyız. 1 kere ihtar edilir ama bu ihtarı dikkate alan %10 gibi bir kesim var. Gerisi, tabir yerindeyse sallamıyor pek. En basit yöntem Google’a durumu bildirmek ve bu emek hırsızlarını vicdanlarıyla baş başa bırakmak.


  12. Hande
    19 Feb 2008
    @ 16:13

    Merhabalar Süleyman Bey. Sİtenizi uzun zamandır okuyorum fakat bu ilk yorumum. Başarılarınızın devamını diliyorum öncelikle. Bu konuyla ilgili sormak istediğim birkaç soru var öncelikle.
    1-Flickr gibi sitelerden fotoğraf almak serbest mi?
    2-Örneğin ben dün internetteki bir alışveriş sitesinden izlediğim film hakkında bilgi verme amaçlı olarak DVD kapak resmini kopyaldım ve siteme koydum. Bu da yasal olmayan birşey midir? Yasal değilse ben bu filmin afişini yada tanıtımını nasıl yapardım?
    3-Genelde ben de http://www.sxc.hu adresindeki fotoğrafları kullanıyorum. Bu sitedeki fotoğrafları kullanmak tamamen serbest mi? Fotoğraf sahipleri herhangi bir hal iddia etmezler mi veya bu resimlerin altına da hangi siteden alıntı yaptığımızı yazmak gerekir mi?

    Çok uzun oldu ama cevaplayabilirseniz çok sevinirim. Doğrusunu bilerek yapmak isterim. Sevgiler…


  13. Süleyman Sönmez
    19 Feb 2008
    @ 17:04

    Hande Hanım ilk yorumunuzu bayağı sağlam bir şekilde yapmışsınız. Teşekkür ederim :)

    Birlikte çözelim soruları, istediğimiz sorudan başlayarak :)
    2. sorunun cevabı kolay. Film afişleri kullanılabilir. Neden mi? Filmi çeken kişiler zaten bu amaçla afiş üretirler. Üretilen sanat eseri satılmayacaktır. Tanıtım için tüm medya organlarında kullanılacaktır. Üstelik sizin bir sinema filmini tanıtmak için gidip filmin setine girip kendi fotoğraflarınızı çekme imkanınız olmayacağına göre albüm kapakları veya afişler tanıtım amaçlı kullanılabilir. Peki nerede kullanılamaz? Kendiniz bir film çektiyseniz o afişin bir benzerini esinlenemezsiniz, fikri hakları yerli bir albüm kapağında çalamazsınız.

    3. Soru her fotoğraf için farklı haklar yer alsa da buraya örnek bir talep listesi ekleyeyim.
    http://www.sxc.hu/photo/951847 diyelim bu fotoğrafı seçtiniz. hemen altında bir bağlantı var.
    View image license buna tıklayalım. İşte karşımızda açıklama.

    You may use the Image

    * In digital format on websites, multimedia presentations, broadcast film and video, cell phones.
    * In printed promotional materials, magazines, newspapers, books, brochures, flyers, CD/DVD covers, etc.
    * Along with your corporate identity on business cards, letterhead, etc.
    * To decorate your home, your office or any public place.

    You may not use the Image

    * For pornog raphic, unlawful or other immoral purposes, for spreading hate or discrimination, or to defame or victimise other people, sociteties, cultures.
    * To endorse products and services if it depicts a person.
    * In a way that can give a bad name to SXC or the person(s) depicted on the Image.
    * As part of a trademark, service mark or logo.
    * SELLING AND REDISTRIBUTION OF THE IMAGE (INDIVIDUALLY OR ALONG WITH OTHER IMAGES) IS STRICTLY FORBIDDEN! DO NOT SHARE THE IMAGE WITH OTHERS!

    Always ask permission from the photographer if you want to use the Image

    * In website templates that You intend to sell or distribute.
    * For creating printed reproductions that You intend to sell.
    * On “print on demand” items such as t-shirts, postcards, mouse pads, mugs (e.g. on sites like Cafepress), or on any similar mass produced item that would contain the Image in a dominant way.

    Kısa özet geçersem websitenizde bir albüm kapağında bir bilgisayar sunumunda kullanabilirsiniz. Ancak pornog rafik içerikte, şiddet, kötüleme, bir halkı moral olarak rahatsız etme, aşağılama veya siteyi kötü duruma düşürecek şekillerde kullanamazsınız. Satılacak türde web site şablonlarında basılı eserlerde vs sanatçıdan izin almalısınız.

    Bu kadar basit. :)

    Gelelim 1. soruya Flickr’ın durumu nedir?
    Geçen aylarda Microsoft Photosynth adında bir ürün tanıttı. Bİr mekanın 3 boyutlu görüntüsünü oluşturan bu yazılım o mekanda çekilen binlerce fotoğrafı kullanıyordu. Bu projede örnek olarak flickr sitesi kullanıldı. Peki flickr bu duruma ne diyor, resmi açıklama nedir?

    Creative Commons açıklaması getiriyor ve fotoğrafları işaretlemeyi öğretiyor. Yani diyor ki ne tüm fotoğraflar bedava, ne de tümünde sert telif hakları geçerli. Her fotoğraftaki uluslararası işaretleri okumayı öğrenmeliyiz.
    http://www.flickr.com/creativecommons/

    Bu sayfaya girip detaylı bilgi alabilirsiniz. Ayrıca ellerindeki kaç fotoğrafın hangi başlığa girdiğini de gösteriyor.

    “İngilizce çok bilmiyorum, bunun Türkçesi yok mu?” diyenlere Türkçe kaynak :

    Creative Commons
    http://tr.wikipedia.org/wiki/Creative_Commons


  14. Hande
    19 Feb 2008
    @ 18:00

    Çok çok çok teşekkür ederim…Emeğinize yüreğinize sağlık…


  15. Oğuzhan
    19 Feb 2008
    @ 21:51

    @Süleyman abi, aynı dertten bende muzdaribim. Yazdığım yazıyı kısa bir süre sonra başka sitelerde görebiliyorum. Çoğu bu işe yeni başlamış forumlar yazılarımı alıntılayanların. Ama işe yeni başlamalarına rağmen net camiasında 4 yıllık blogcular gibi yazıyı kendileri yazmış gibi link vermemezlik yapmıyorlar. İşte muzdarib olduğum konu burada başlıyor.

    Biraz araştırınca aynı kişiden seninde muzdarib olduğunu gördüm. Ben o kişinin takma adını “hırsızmaster” diye taktım gerçek takma adını söylemeyim zaten sen anlarsın. Şimdi ben bu adama yaptığının yanlış olduğunu bildiren sert bir yazı yazdım. Utancduvarına verdim. Tusul’daki tüm yazılarının altına yorum olarak yazdığım yazının linkini attım. Hatta o yazıyı Tusul’a eklemiştim ve benden sonra yazı ekledi yani görmemesi için kör olması lazım.

    Sitesine bildiripte niye çaldın demek istemiyorum. Bir tarafım git göster linki düzelttir diyor, diğer tarafım “oğlum görmemesi imkânsız. şimdi bir de sitesine girip o adama katkı sağlama” diyor. Sitesine attığım tek tık ona bir katkı sağlamaz ama vicdanım el vermiyor işte. Bu bana taş atanın elini öpmekle aynı gibi geliyor bana. Zaten hırsızlığı da kendisine katkı sağlamamış. Çaldığı yazı 135 defa okunmuş o da 2 haftada. Yani yazının kendisine ahım şahım bir katkısı olmamış.

    Ama kızdığım şey şu 4 yıllık blogcuyum deyip, bilişim dünyasında elit bir yerdeyim deyip ( bence, bunu demek ruh hastalığı derecesinde ego gerektirir ) benim yazımı çalıyorsa bu işin üstüne giderim. Gidebileceğim son noktaya kadar da gitmek istiyorum. ÖSS çalışmalarından arta kalan vaktimde hazırlamışım o yazıyı, uğraşmışım hatta bir seri haline getirmişim ve bayağı bir uzatacaktım. Fakat şimdi korkuyorum ya bu da çalınırsa diyerekten yayınlayamıyorum. Açıkcası birçok yazı bekliyor. Ben de seninle aynı durumdayım. Birçok fotoğraf, yazı ve videoyu yayınlayamıyorum.

    Bu hırsızmaster’ın ilk olayı değil son da olmaz. ya diğerlerinide çalarsa düşüncesiyle bekletiyorum. bloga girip bakarsan yazdığım yazı sayısının azaldığını, blogun güncel olaylarla ilgili olan videolarla dolduğunu görürsün. Çünkü inan korkuyorum. Ya bu da çalınırsa diye. Benim o kadar zaman harcadığım bir yazıyı birileri 1 dakikada sitesine kopyalayacak diye. Seni en iyi anlayanlardan biri benim abi. Gerçekten güzel yazı yazmışsın. Şimdi sana o kadar derdimi anlattım müsaade edersen bir soruda ben sormak istiyorum:

    demişsin ki;
    “…Hürriyet bile öylesine bıkmış olmalı ki bazı haberlerin altına “Bu haberi izinsiz yayınlayan hakkında yasal işlem yapılacaktır” yazmaya başladı.”

    soru:
    bu konuda gerçekten yaptırım uygulatabilir miyiz? yani dava açsak sonucu bir yere varır mı, yoksa mahkemelerde zaman mı öldürürüz?

    Çünkü gerçekten kafama takılıyor bu iş. bende dersaneme uykumu almış bir şekilde gidebilirim. Ama birşeylerden feragat ediyorsam karşılığınıda almak istiyorum umarım anlamışsındır sen de beni.


  16. Süleyman Sönmez
    19 Feb 2008
    @ 23:11

    Oğuzhan açık açık yazabilirim Leothemaster’ diye tanınan zatı söylüyorsun.

    Kendisi Blog Toplantısı 2007 gibi herkesin okuduğu ve müthiş detaylı yazımı benden izinsiz, hem de link bile vermeden alıntı yaptığını iddia ederek sitesine ekledi Üzerine de kendi çektiği videoları ekledi hem de o gün. Sonra okuyucu grubuna kendi yazmış gibi bir de e-mail attı.

    Açıkçası onu yıllardır tanıyorum. Hiç aklıma bu tür birşey yapacağı gelmezdi. Kendisini uyaran yorum yazdım. Bir süre sonra ayıp olmasın diye yazının linkini ekledi. Dedim ki “Ben yazımın hepsini, hem de daha bugün alman için izin vermedim. Alıntı yapmak bir paragraf almaktır. Sense tüm yazıyı sormadan almışsın. Üstelik bu detayda uzunlukta yazı almak çalmaktır artık.”

    Defalarca yazdım. Sonunda onu dünya aleme rezil edeceğimi kavrayıp (çünkü o sırada binlerce blog yazarı yazımı okuyordu ve makalenin sonuna bu yazıyı çalan “sayın leothemaster” diye ek koymam tam istediği gibi tanınmasını sağlardı.) defalarca e-mailine yazmam ve sitesine yazmamdan sonra yazıyı kaldırdı.

    İlk iş e-mail listesinden çıktım. İkinci iş MSN listemden silip blokladım. Üçüncü iş yazdığı ve yaptığı hiçbirşeye bakmamaya karar verdim. Ne yazarsa yazsın okumuyorum.

    Senin yazdığın yazıyı da arakladığını duyunca “hah dedim Leothemaster klasiği.” Yani canım onu meşhur etmek istemediği için bunları anlatmadım.

    Ama şimdi kalkıp tek kelime etmesin. Buraya da yorum yazmaya falan kalkmasın. Ekran görüntüleri ve sayfa kopyaları halen elimde silmedim. Hem ispatlarım hem de bu sefer hiç ummadığı işler açarım başına.

    Kısacası herkesin ne mal olduğu ne olduğu bu küçük camiada kısa sürede anlaşılıyor.

    Ben halen leothemaster adıyla yollanan yazılara Oyyla’da, Tusul’da, Webiket’te oy veren arkadaşlara acıyorum. Kendi yazıları çalındıktan sonra uyanacaklar. Bu kişinin hayali meşhurluğuna katkıda bulunmaktan başka bir şey yapmıyorlar.

    İşte sayın leo ya yazdığım uyarılar: http: //leothemaster.spaces.live.com/blog/cns!2B0CF3A8EC712858!4152.entry#comment sayfanın en altına bakın. Link vermiyorum. En ufak bir desteğim olmasın diye.


  17. Uğur SAMSA
    19 Feb 2008
    @ 23:30

    Süleyman hocam flickr’daki fotoğraf işaretleme olayı gerçekten güzelmiş ama ben aradığım fotoğraflarda işaret göremedim. Örnek olarak aşağıdaki linkteki fotoğrafı verelim.

    http://www.flickr.com/photos/aloalosabine/515547074/sizes/l/in/set-72157600002335576/

    Bu fotoğrafın durumu nedir?


  18. Süleyman Sönmez
    19 Feb 2008
    @ 23:35

    Uğur dikkatli bakarsak fotoğrafın sayfasında şu yazıyor:

    Additional Information
    © All rights reserved

    Yani tüm hakları saklı. Kullanamazsınız.

    Flickr’daki fotoğrafların tümü Creative Commons değil. Ünlü fotoğrafçıların telif haklı fotoğrafları da var. Yani kişi “paylaşılmıştır” diye not düşmedikçe bu sembolleri eklemedikçe o fotoğrafın telif hakkı vardır.

    Ayrıca Creative Commons ile işaretli fotoğrafların neredeyse hepsinde fotoğrafçının adının belirtilme şartı vardır. Dikkatlice okumak lazım verdiğim kaynaklardan.

    Bak örnek bir fotoğrafta sayfanın sağında en altlara doğru CC etiketlerini simgelerini görebilirsin.
    http://www.flickr.com/photos/dincordero/393989788/


  19. HC
    20 Feb 2008
    @ 09:29

    Harika bir yazı olmuş, teşekkürler.


  20. Süleyman Sönmez
    20 Feb 2008
    @ 10:41

    HC (Hakkı Ceylan) hoşgeldiniz :)
    Hem fotoğrafçı, hem makale yazarı olarak çalışmalarınızı severek takip ediyorum. Telif haklarının ihlallerinden bunaldığınızı da tahmin ediyorum. Gelip yorum yazdığınız ve desteklerinizi için çok teşekkür ederim.


  21. Sinan Taga
    20 Feb 2008
    @ 13:47

    Aslında insanlar ne yapacaklarını da tam bilmiyorlar. Karşılarına çıkan örenekler de kötü olunca yaptıklarının yanlış olduğunun farkına varmıyorlar.

    Başta aşağılık medyamız olmak üzere, işi bu olanlar bu hırsızlığı yaptıkça başkalarına laf anlatmak o kadar da kolay olmuyor tabii.

    Örneğin bugün gözüme çarptı. Neatorama diye yabancı bir blogda Araba logolarının evrimi ile ilgili uzun bir yazı vardı. Hatta bende bununla ilgili bir yazı yazdım. Ama bugün bir baktım ki Milliyet gazetesi kendi sitesine utanmadan Otomobil logoları böyle doğdu diye koymuş yazılanları aynen Türkçe’ye çevirmiş. Kaynak tabii ki yok. Sayfanın altında da kocaman Copyright Milliyet yazıyor.

    E senin saygın! medyan böyle yapınca sokaktaki adamdan ne bekliyorsun?


  22. Sinan Taga
    20 Feb 2008
    @ 14:07

    Bu arada yazı ve yorumlar ile ilgili bir şeyler söylemek istiyorum.

    Bu telif hakları yasaları aslında çok açık ve seçik değiiler. Oldukça karışık yasalar. Örneğin Fair Use (adil kullanım veya centilmen kullanım) ile ilgili madde Türkiye’nin (ve başka bir sürü ülkenin) telif hakları yasalarında yer almıyor. Tabii burada sözü edlien eserin telif hakkı ihlalin bağlı olduğu ülke kanunları gibi şeyler önemli.

    Ayrıca bildiğim kadarı ile orijinal bir eseri yayınladığınız zaman o eser size ait oluyor. Yani bir yere tasdik ettrimenize gerek yok. Bu eserin sizin tarafınızdan yaratıldığını ispatlayabiliyorsunuz telif hakları size aittir (Eda Suner’in sitesinde yazının altına copyright yazmanın ülkemizde geçerli olmadığı iddiası tam olarak doğru değil)

    Gene telif haklarının süreleri eserin tipine ve bulunduğu ülkenin yasalarına göre değişiyor. Dolayısı ile bir kitap veya resim bir süre sonra telif haklarını kaybederek kamuya ait oluyor. Marka ve logolar için sanırım durum daha farklı.

    Son olarak gene bildiğim kadarı bir eserin değiştirlmesi ile elde edilen eserin orijinal bir eser sayılabilmesi için bazı şartlar gerekiyor. (Tam olarak neler, bilmiyorum)


  23. Erdinç
    20 Feb 2008
    @ 19:06

    Yaptığınız açıklamalar harika, hepsi için teşekkürler, öncelikle.

    Bu alanı Güzin Abla’ya yazarmış gibi içimi dökmek ve tanımadığım ahmak hırsızlar hakkında bahsetmeyi düşündüm ama vazgeçtim. Merak ettiğim bir şey var, umarım yardım edersiniz.

    Vikipedinin Creative Commons maddesinin bir yerinde şöyle bir açıklama vardı.

    “Türkiye’de hazırlık aşamaları Bilgi Üniversitesi bünyesinde devam etmektedir.”

    Bu yazılanlara bakarak bu creative commons yaptırımının ülkemizde geçersiz olduğu sonucu çıkar mı, yoksa ben kendimi boşuna mı üzüyorum?

    Sevgiler veya saygılar!


  24. Süleyman Sönmez
    20 Feb 2008
    @ 20:08

    Sinan, yurtdışından alınan hiçbir haberin copyright’ı olamaz. O konuyu ilk kez yazana aittir. Tercüme hakları ise ayrı bir konu. Bir haberi aynen Türkçeye çevirmesi beni bağlamaz. Gider izin alır, kendim tercüme eder yeniden yazarım. Ama roman ve çeviri eserlerde böyle değil. Bir ajans aracılığıyla Türkiye’de basım hakları alınıyor ki o zaman telif oluşuyor.

    Medya işine geldiği gibi görüyor olayı.

    Fair Use olayı Türkiye’de elbette geçerli. Neden geçerli olmasın? Alıntı kuralları, kitaplarımızda basılmış. Sözlü izin almak, yazılı izin almak ve tanıtım amaçlı bir müziğin ilk 30 saniyesini dinletmek suç değil.

    Ayrıca Amerika kaynaklı milyonlarca eser bu şekilde kullanılabilir.

    Bir eseri Tasdix vb sistemlerle kayıt etmeseniz de yaratıldığı an telif hakkına sahiptir. Yani elinizde eser “Ben bunu yazdım, besteledim” diyerek geldiğinizde kimse birşey diyemez. Ama birisi “O benimdi benden çaldın” derse işte ispatlamak zorunda kalınır. Biz gerekirse, diye ürünlerimizi kayıt altına almak istiyoruz. Bir çok metot var. Kapalı zarfta kendi adresine taahhütlü postalayıp hiç açmamak, noterde tasdiklemek vb.

    Sonuçta amaç önce kendinde olduğunu ispatlamak. Zaman damgası vurmak.

    Telifte zaman aşımı 70 yıl gibi ama ülkeden ülkeye değişiyor. Bir eserin değiştirilip eser sayılması için şartlar değil de, eser tanımına dikkat etmek lazım. Yazının en sonunda linkleri vermiştim. Oradan bakabilirsiniz.

    Erdinç, merhaba, ben Süleyman Abi olarak telif sorunlarını dinliyorum :)

    Vikipedi’deki maddede böyle bir başlık var. Tamam ama bu bizi bağlamıyor ki. Neden mi? Ben şimdi kalkıp Flickr’a CC ile fotoğraf yollayıp simgeleri seçsem kim karışabilir? Tüm dünyaya çektiğim fotoğrafı yayınlayabilirim.

    Asıl sorun ülkemizde “Creative Commons bedava, kapış kapış demek değil” i öğretmek. Bazı hakları saklı, sözünü anlatmak. Kısacası kaynak belirtmenin, izin almanın, bin dert savan bir ilaç olduğunu, gönüllere suveren, ömrü uzatan, aşkları güçlendiren, hoca nefesi gibi bir şey olduğunu anlatmak :)

    Biraz da espriyle anlatayım. Ansiklopedik cevaplardan yoruldum :)


  25. ferkul
    20 Feb 2008
    @ 23:36

    Hepimizin muzdarip olduğu bir konu bu, değindiğiniz ve bilgilendirdiğiniz için teşekkürler.


  26. Sinan Taga
    21 Feb 2008
    @ 02:05

    Yabancı bir haberin birebir tercüme edilerek bir dilden bir dile çevrilmesinin bir telif hakkı doğurup doğurmayacağını açıkçası pek bilmiyorum. Büyük ihtimal ile bu telif hakları kanunda belirtilmiştir. Dediğiniz gibi haber ve kitap roman tabii ki farklı.

    Yalnız anladığım kadarı ile Fair Use olayında hem fikir olmadığımız bir nokta var. Evet sözlü ya da yazılı izin ile alınıtı yapmak veya eserin bir kısmını yayınlamak mümkün. Ama Fair Use kanuna göre Fair Use kapsamına giren bir kullanım için izin almak zorunda değilsiniz. Eserin telif hakkı saklı olsun olmasın Fair Use kapsamında hiç bir izin almadan yasa kapsamında ki sınırlamalara uyularak kullanılabilir. Ama Türk Telif Hakları Kanunu’nda bu tarz bir uygulama yok. Eğer bir eserin telif hakları saklı deniliyorsa bunu kullanmak için mutlaka eser sahibinden izin almak zorundasınız.

    Bu yüzden Fair Use Türkiye kanunlarında yok dedim.

    Tasdix gibi uygulamalarında doğru anlaşılması lazım. Bir eserin telif haklarına sahip olabilmek için bu tarz bir servise kaydettirmek gerekli değil. Eser yaratıldığı anda hakları zaten yaratıcısına aittir. Bu ve bunun gibi servislerin amacı sadece eserin ilk önce sizin tarafından yaratıldığını ispatlama konusunda kanıt sağlamasıdır.


  27. wolkanca
    21 Feb 2008
    @ 04:24

    Türkiye de hukuk işleri çok meşakkatli işler. hatta bazen işlemez (: Çok garip bir adalet sistemine sahibin, hayır ben tabiiki amerikada veya almanya da doğmadım bu ülkede doğdum yaşıyorum ama yine de garip :)

    evim soyuldu, arabam çalındı. savcıya gittim, böyle böyle, dilekçemi verdim, bana ters ters baktı, tamam imzala şunu git numara al vs. vs. :) adalete gittiğine pişman oluyor insan. ohoo örnek çok. ve hepsi gerçek bizzati yaşadım.

    internet de ki, web deki hukuktan önce gerçek hayatta çmzülecek, halledilmesi gerekn çok iş var bu konuda. bırakın yazdığınız blogun alıntısını veya çalıntısını benim evim mevim soyulmuş hukuk yolları uzun ince.

    bence eskiye nazaran telif hakları konusunda şu anda insanlar en azından biraz daha bilgili, ve birazda sanatçılar ve yapımcılar web ve teknolojilerinin engellenemez gelişimini engellemeyi bıraktı sanırım, holivud da çıkan filmler daha sinemada yayınlanmadan internetten dvd olarak satışa sunulmaya başlamış ben daha ne diyeyim.

    açıkçası ben blogların bu işi bu kadar çok ciddiye almasına şaşıyorum, sanki normalde her şey günlük gülistanlık ta bir web, bloglar kaldı çözülecek sorun olarak.


  28. Süleyman Sönmez
    21 Feb 2008
    @ 19:46

    Peki ne yapmamızı önerirsin Volkan?

    Çalışmayı bırakıp hırsız çetesi kuralım mı?

    Nasılsa hukuk çalışmıyor. Değil mi? Hatta kurmuşken blog mafyası kuralım.

    “Savcılar da çalışmıyor” diyorsun, e polisler de boşa maaş alıyormuş, demek ki hapistekiler yoldan toplanmış. Adalet durmuş yani. Deneyelim mi?

    Hay Allah, yurtdışında izinsiz müzik indirme yapan 250 vatandaş tutuklanmış ve astronomik para cezaları kesilmiş.
    Kim demiş birşey yapamıyorlar diye? Ya Avrupa’da durum nasıl?

    Sanırım bilerek konuşmak lazım.

    Herkes yaptığı için ederini biçer. Eğer sen yazdıklarını kıymetsiz buluyorsan başka. Ama kıymetli buluyorsan ve paylaşmak istiyorsan yazılarının altına dersin ki,
    “Bunlar benim üretimimdir. Ama paylaşmayı seçiyorum. Bu nedenle GPL lisansla Vikipedi gibi paylaşıyorum.”

    Hah o zaman bravo derim. Ama sevmediğin bildirgec’ten yazı alarak olmaz bu iş. Sağdan soldan günlük gazetelerden yazarak olmaz. Olur da saygın olmaz.

    Ben seni yıllardır tanıyorum. Kendi yazdığın yazılara çok değer veriyorum. Çünkü o eski yazılarında kullanıcılara birşey öğretme sevgin vardı. Bildiğini paylaşma çaban vardı. Şimdi ise sadece ağız dalaşını kazanma çabasındasın. Ya da sayısal çokluk gözlerini kamaştırıyor diyelim. Her Allah’ın günü yok ki bir insan sitene gelip Volkan böyle yapma, gidişin gidiş değil diyor sen se şunu hesaplıyorsun

    BİZİM MEDYAMIZ GİBİ NE YAZARSAN KAVGA ÇIKACAĞINI BİLİP KARŞINDAKİNİ KIZDIRIP REYTİNG SAĞLIYORSUN.

    Bak sana elinden geldiğince saygıyla davranan bana da laf geçirme telaşındasın.

    Şimdi Süleyman Hoca’ya bak ne dedim, diye karikatür mü hazırlayacaksın? Yazı mı yazacaksın?

    Bu şekilde sevgiyi bulacağını düşünüyorsan etrafına bak derim. Sanal dünya gerçek değildir.

    Ve her insanın yaptığı herşeyin karşılığını bulacağı bir gün mutlaka vardır.

    Yani, sizin mantığınızla bakarsak şehir eşkiyadan geçilmez, zaten allak bullak olan trafik, kanun, nizam, ahlak tümü biter.

    Afferin böyle devam edin. Allah’tan memlekette mağara devrine dönmek istemeyen ahlaklı insanlar da var.

    “Bloglar mı kaldı çözülecek?” diyorsun ama sitenin mottası bile “İŞİM GÜCÜM BLOG” tüm hayatını, zamanını, adadığın şeyi küçümser gibi yapma.

    Bütün çabamız insanlara öğretmek. Unutma ki ben bir öğretmenim. Yüzde yüz değil ama %80 başarı bile benim için başarıdır.

    Durup bu acaip gidişi seyredemem.

    Yoksa aynaya bakıp kendime insan da diyemem.

    Not: Süleyman Hoca neden kızdı? neden böyle bir cevap yazdı Volkan’a diye merak edenler için Volkan’ın yazısı
    http://blog.wolkanca.com/alinti/


  29. wolkanca
    22 Feb 2008
    @ 02:58

    hocam sana cevabımı blogumda veririm, ama kısaca buraya da yazayım.

    valla benim “işim gücüm blog” demem hayatımın anlamı demek değil (: bodoslama girmişsin bana oradan. benim daha başka işlerimde var mesela kimsenin bilmediği bir iş, bir sürü web işininde danışmanım. blogcular arasında benim kadar sosyal adam yoktur,

    şunu belirtmeliyim, o kavga hır gür dediğiniz şeyi bizzat ben planladım (: yani bu bir taktik, bu bir gerçek yani her zaman kavga dövüşlü tv programları daha çok reyting alır. bloglar da da bu bir taktiktir, ha tabi dozu ayarlamak gerekiyor. bildirgec meselesi unutulack gibi görünmüyor , her neyse bunla ben ilgilenmiyorum.

    benim blog yazma anlayışıma göre yazdıklarım benim için kıymetli değerli değil. yazdıklarımı kıymetli yapacak olanlar okuyanlar ve onu beğenenlerdir. bu yüzden hiç bir zaman aaa ben şunu bunu yazdım bu da benim yazımdan esinlenmiş yok efenim çalmış demem, demedim, demeyeceğim. böyle bir girişimde bulunduğumu da yıllarıdr blog yazan biriyim düşünün böyle bir şey düşündüğümü ve yaptığımı da kimse görmemiştir, diyemez, çünkü fikrim yukarıda yazdığım gibi, ben yazdığımın değerini kendim vermiyorum, ona değerini okur veriyor, ve zaten bende çok farklı yazıyorum, yazmak her yiğidin harcı değildir. hocam mesela sizin gibi yazmak çok zordur. çok fırın ekmek yemesi gerekir adamın.

    hocam siz izin verirseniz çizeriz yazarız. izin vermiyorsanız yazmayız çizmeyiz. izin verdim de çizelim seni :) ülkede demokrasi var gerçi doğru ya nasıl da unutmuşum, ifade özgürlüğü filan haaa tamam ben çizerim ya izne ne gerek var.

    süleyman hocam sizde sanatçı tuhu var, bu konularda çok hassas olmanız doğal. ben sadece çokta fazla bunun üzerinde durmamak gerektiği kanaatindeyim, web üzerinde bir şeyi hele tek başınıza idare ettiğiniz bir medya yı bu tür şeylerden korumak çok zor, imkansız hatta.

    ha pilli gibi bir şirket olsanız onların ki gibi avukatlarınız olurdu en azından bu işleri sizin için kovalardı siz de kendi işinize bakardınız. şimdi işi gücü bırakıp bu çalıntılanan şeylerin peşinde koşturursanız saçma olur bana göre.

    ben bu ülkede iyi işler yaptığıma inanan biriyim. en azından web2 ruhunu, sıradan halkın web de kendi fikirlerini sunması olan, blogların ülkede ki popülerliğine bir katkım olduğunu düşünüyorum.

    insanların bir birlerinin şurasını burasını çekiştirmesine de alışığım açıkçası hiç etkilenmiyorum ben sadece oyunu kurallarına göre oynamaya çalışıyorum. bilgirgec.org sitesinde pe nis büyütme den tutun bin bir türlü işkembeden içerik varken, benim şaka yollu yazdığım etek altı görüntüleri aaaa volkan etek altı görüntülerini yazmış diye anlamsız çekiştirmeler yaparken ben bunlara hiç aldırmadım cevapta vermedim benim blogum çünkü onlara cevap verecekti veryior da.

    ha siz çok harika bir yazar olabilirsiniz ama bu yazdıklarınızı okura iletemezseniz, bir farkındalık yaratamazsanız işte bu ziyan olur, işte ben de bu noktada en başından beri bir prensip içinde ilerleyerek, işim gücüm blog derken bunu ne kadar ciddiye aldığımı belirterek, arada popüler kültüre de hizmet verdim mesela etek altı görüntüleri (: ne bileyim ona benzer. bunu onaylayan biri değilim ama farkedilmek için bunu yapmam gerekiyordu.

    bana göre eğitimli ya da eğitimsiz, hoca ya da profosör bilemedin taksici, bana göre webde bu alıntu, çalıntı konularına girmeye fikirsel alt yapımızı henüz müsait değil ülke olarak. zaten kanunlarda pek müsait değil, ha olsa da uygulama zaten bir önceki yorumum da da yazdığım gibi içler acısı bir durumda, siz ara sıra fotoğraf makinenizle birlikte istanbulda adliyelerde gezin hocam, bir tavsiye.
    padon filmini de çok severim, benzerini yaşamış biri olarak (:

    kısaca ben kimsenin emeğini falan küçümsemiyorum, sadece bu şeyleri düşünebilecek, yani aman yazımı çalmışlar, aman blogumu çalmışları düşünecek kadar büyümedi ülkemizde henüz bloglar diyorum. ha bu yazdığım sadece bloglar için.

    bir diğer mevzu da link vermişsiniz zaten benim makaleme, orada ben yazmışımdır ki;

    Bana göre bir blogger yazdıklarının başka bloglarda yayınlanmasına üzülmek bir yana bundan keyif duymalı, çünkü zaten sizin yazdıklarınız özde sizden bir şeyler taşıyorsa, daha doğrusu üslup ve tarz olarak size özel, size ait ise bu nerede yayınlanırsa yayınlansın sizindir, bunu olduğu gibi yayınlayan varsa ve kendi yorumunu getirmemiş ise bu içeriğe, o işi yapan bir zaman sonra sıkılacak ve devam edemeyecektir, internet tarihinin sayfalarında gömülüp kaybolacaktır. Oysa siz ve o yazınız o etik olamayan alıntı işini yapan arkadaşın da yardımı ile internette veya blog okurlarının aklında kalacaksınızdır.

    bu gayet açık, özgün size özel bir eserse bu ki yazmak ta bir sanattır, bunu alıp olduğu gibi başka bir yere koyulursa bu sizindir ki yine, bunun altına yazar ahmet diye yazarlarsa o zaman zaten onu yazan kişinin ahlaksızlığıdır. ki bunu yapan bu işi sürdüremez, buda tecrübem diyelim kaşar bir blogcu olarak.

    blog yazarlığı gelişmiş ülkelerdeki gibi mesela amerikada bir seçim kampanyasında bile etki yapıyor düşünün o bizde de bizim ülkemizde de mertebeye ulaşmasını diliyorum ve inanın çok karamsarım bu konuda şu anda, çünkü hiç kusura bakmasınlar ben bu ülkede adaletin hiç adil olmadığını düşünenlerdenim, dolayısıyla hukuk ve demokraside ucundan accık var ve bundan dolayı biz çatlak bir ses çıkartırsak herhalde bizi de ceza evlerinde çürütür bunlar.

    arz ederim :D


  30. Uğur SAMSA
    22 Feb 2008
    @ 18:43

    Volkan’a yukarıda anlattığınız davranışından dolayı ben de kızıyorum (Karşısındakini kızdırıp reyting sağlama). Aynı şeyin başıma gelmemesi için kaç kere yorum yazmak istediğim yazısının altına yorum yazmadım. Olay tamamen tavşan dağa küsmüş dağın haberi olmamış olayı. Bu yorumun bir kısmını da belki oraya yazmam gerekirdi ama inanın içimden gelmiyor artık. Okuyucusuna yeterli cevabı vermiyor bir kere. Amacım insanları kırmak, incitmek değil ama bana göre hata olan bir şeyi düzeltmek.

    Düzen şu anda böyle diye her şeyi boşveremeyiz. Bizim düzeltmemiz lazım. Düzelmesi için elimizden geleni yapmamız lazım.


  31. Süleyman Sönmez
    23 Feb 2008
    @ 01:01

    BU YAZI VE SANATÇI HAKLARINA SAYGI İYİCE ANLAŞILANA KADAR, EN AZINDAN BU MAKALE BİRKAÇ BİN KEZ OKUNANA KADAR SİTEMDE YAZMAYA ARA VERİYORUM.

    EĞER YAZDIKLARIMIZ ANLAŞILMIYORSA, YAZMAMIZIN DEĞERİ DE YOKTUR.

    OKUYUCULARIMA SAYGI İLE DUYURULUR.


  32. Uğur SAMSA
    23 Feb 2008
    @ 04:00

    Biz de düşüncenizi saygıyla karşılarız hocam ama unutmayın yazdıklarınız değerli ve yazdıklarınızı anlayan kişiler olarak biz de değer katıyoruz elimizden geldiğince. Evet uyarmamız, yoldan çevirmemiz gereken bir ton insan var ama vazgeçersek olmaz.

    “Sen yanmasan, ben yanmasam, biz yanmasak; nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa?”

    Not: Yukarıdaki söz yoruma bağımlı değil. İçimden geldi, yazdım. Yazmaya verilen aranın uzun sürmemesi dileğiyle.


  33. sinan
    23 Feb 2008
    @ 09:38

    Tüm yazınızı ve yorumunuzu okudum. Size katılmamak elde değil. Gerçekten katılıyorum.
    Duyarlı insanlar ülkemizde çok olmasına rağmen hiçte yok değil.

    Bu hazır portallar yaygınlaştı ve bilen de bilmeyen de kendini webmaster zannetmiyor mu sinir oluyom Allah’ıma.
    Ben karşı değilim ama hatta ben de portal sistemleri geliştirmeye çalışıyorum ama bunu kopyala yapıştırla çalıntı yazılarla hit almaya çalışıyorlar.Ya aslında hocam bu konuyla ilgili bir yazı yazsan bloga çok iyi olacak.
    Konu şu : Hazır portal ve forum sistemlerinin interneti çöplük haline getirmesi diye.

    Emeğe saygı çığırtkanlarına bakın bir sitelerine.%98 çalıntı içerikle dolu. Yine bunlardan biri hazır asp portalcı arkadaşa kızdım. “Ya” dedim “Sen emeğe saygı diye millete dert yanıyorsun ama sen çalıp çırpıyorun.”
    Dedi ki : “Benim hazırladığım gifleri temaları başkaları izinsiz kullanıyor ben de emeğe saygı kalmadı ”
    Adam zaten önceden de kopyala yapıştırcıydı. Hem başkası çaldı diye kendi de daha fazla çalmalı mıyd?

    Bence okullara tartışmalı ders (zorunlu din dersi gibi) koyacaklara telif hakkı emeğe saygı gibi dersler koysalar daha iyi olacak bence.

    Ayrıca gazete, pc dergileri de bloglarlardan hep çalıntı yapıyor. Yani balık baştan kokuyor.

    Bu arada Süleyman hocam sana Wolkanca konusunda katılıyorum. Doğru bir tespit ve çekinmeden bir anlatımınız için tebrik ediyorum.
    Biliyorsunuz nette de günlük hayatta olduğu gibi pasif insanlar çok.


  34. Ömer Enis
    23 Feb 2008
    @ 13:31

    Bu makalenin kısa ve öz hikayesi. Kimsenin toplumu baştan aşağı düzeltecek gücü yok. Herkes kendini düzeltsin yeter.

    Kafayı yedirten bir başka husus ise; adam diyor ki “Benim yazılarımı izinsiz alıp kendi bloğunuzda yayınlayamazsınız.”
    Bir başkası “Bunu anlayamıyorum” diyor. Kimse anlamak zorunda değil. Net cevap; SANANE!

    Maalesef bu sonucun doğacağını biliyordum. Umarım değerini bir gün biliriz… Tek tek değil hep beraber..


  35. Osman
    24 Feb 2008
    @ 17:23

    Sayın Hocam,
    Ne yaptınız siz?
    Papaza kızıp oruç bozulur mu, pire için yorgan yakılır mı?
    Bir kişiye bakarak cemiyet böyledir mi diyeceğiz?


  36. ceo yavuz
    24 Feb 2008
    @ 18:27

    Olaylara uzağım teferruatlı yorum yapamıyacağım 3-4 gündür beş para etmezlerle uğraşıyorum. Bu olaydan dolayı takip edemedim sizi kusura bakmayın.

    Telif hakları konusunda sizi okuyarak bilgileniyorum, açıkcası pek bir bilgim yok. Benim blogumda 3-5 resim dışında hiç kimse hak edicek bir şeyi de yok. Haber aldığım ajansları da kaynak gösteriyorum. En çok haber ve foto aldığım Çin devlet radyosu ben