Sanskrit en eski dillerden biri. Bu dilin eşsiz ses uyumu olması yanısıra diğer Hint-Ari dillere ve İbranice, Arapça gibi anadillere temel olduğu düşünülüyor. Bu dilde yazılan efsaneler tarihsel olaylar yıllardır inceleniyor. Mahabbarata gibi.

İşin kötü tarafı şu. Dillerin tanımlama ve düşünmeyi biçimleme yetileri var. Mesela Türkçe’deki “O” kelimesi belirsizdir. Kadın, erkek, her çeşit canlı ve bilinmeyen kavramlar için kullanılabilir. Ancak İngilizce elinizi kolunuzu bağlar sizi ısrarla tanımlamaya iter. (He, She, it)

Bu, Tanrı, zaman, mekan olayların kendiliğinden olması gibi anlatımları imkansız kılar. Onlar da ister istemez cinsiyet ve nesne ayrımına uğrarlar.

Dilde karşılığı olmayan bir şeyi bir insanın anlaması imkansızdır. Anlam oluşturmanın tek yolu insanın beyninde tanıma uygun isimlendirme yapmasıdır.

Ayrıca kelimelerin frekans olarak yaşam üzerinde doğrudan etkisi vardır. Ses frekansları görüntüler bile çizer. Bu konuda yapılan araştırmalar inanılmaz sonuçlar gösterir. Ama bütün bunları bir yana bırakırsak dillerdeki deyiş zenginliği tek dilin hakimiyetinde yok olmak üzere. O dil de İngilizce.

Etkisi öylesine korkunç ki, diğer dilleri ezip geçen bir popülerliği var. Düşünün. Bir dil kaybolunca kaç insan ölmüş olacak ? Kaçımızın dedesi ve ninesi ölmüş olacak? Onlar buldukları atasözleri, maniler, deyimler espriler ve söz oyunları ile bizde yaşıyor. Kültürel zenginlikler kaybolunca onlar unutulacak. Dilsiz kalacak duvarlar ve kitaplar. Geriye “love” dan başka sevgi kelimesi olmayan o ticaret dili kalacak. Sevginin, aşkın, muhabbetin, kalbi ısıtan binbir sözün yerini kuru amlamsal ve enerjisel karşılığı bomboş olan bir dil kalacak.

Sonra tek başıma da kalsam söyleyeceğim dağlarda ve taşlarda Türkçe şiirlerimi, biliyorum onlar beni anlayacak. Çünkü bu toprakta en kalpten türküler ve en güzel deyişler Türkçe söylendi.

Unutmadan, Sanskrit onbinlerce yıldır var. Çünkü Sanskriti dillerinde yaşatan Hindistanlılar İngiliz sömürgesi altında yıllarca inledikten sonra İngilizceyi çok iyi öğrendiler ama yine de atalarının seslerini ve şarkılarını unutmadılar.

Not: Lütfen yorum yapanlar Türkçe yazsın. “MSN Messenger Türkçesi”yle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.

sanskritce1.jpg








EPOSTA ABONELİĞİ İÇİN

Aşağıdaki formda e-posta adresinizi yazın, gelen e-postaya onay verin.


https://suleymansonmez.substack.com/
E-posta aboneliği için e-posta adresinizi eklemeniz, aşağıdaki konuları anlayıp izin verdiğiniz anlamına gelir.
Lütfen okuyunuz. Temel olarak, siteden (Güneşin Tam İçinde) ve yazardan (Süleyman Sönmez) e-posta bülten almaya izin vermek anlamını taşır. Bu iznin temeli: okunacak yazılar, izlenecek videolar, dinlenecek podcastlar, fotoğraflar, tanıtılacak ürün, kitap, site, uygulama, yapay zeka, eğitim, gezi, teknoloji, anket gibi içerikler ve kampanyalar olabilir. Bültenin içeriğinde, bülten sponsorunun ürün ve hizmetine ait bilgi, link ve banner yer alabilir. Bülten e-posta sistemi substack isimli dünyaca çok bilinen, güvenilir e-posta sistemi tarafından gönderilir. E-postalar yeni bir e-posta dağıtım sistemine geçmek dışında üçüncü şahıs ve şirketlerle paylaşılmaz. İşleyiş gereği yurtiçi ve yurtdışındaki server sistemlerinden hizmet verilebilir. Spam gönderilmez. İstediğiniz noktada, tek adımla her e-postanın en altındaki "Unsubscribe" seçilerek üyelikten çıkılır ve siz tekrar e-posta abonelik formuyla veya bülten sayfasında üye olana dek yeni e-posta almazsınız. İlginiz için teşekkür ederiz.


2 YORUMLAR

  1. Harkulade bir yazı ve bilgilendirme.
    Bu emeğiniz için sizlere teşekkür ederim. Ve saygılarımı sunarım.
    Ayrıca kitabı derhal temin edeceğim.
    Tekrar Teşekkürler…

SİZİN DÜŞÜNCENİZ NEDİR?

Yorumunuzu yazınız
İsminizi Yazınız