Adam eğilip Siddhartha’nın alnını öptü. Tüm alemlerin varlıkları o mübarek insanın içinde akıyordu. Sevenler buluşanlar, ayrılanlar, birleşenler, yaşayanlar ve ölenler. Evreni kaplayan o yüce birliği, tekliği gördü adam. Sonsuz bir an boyunca sürdü bu. Sonra eğildi ve selam verdi Siddhartha’ya. Siddhartha aradığını bulmuştu.

siddhartha
Görsel: H.koppdelaney – Creative Commons Lisansı ile kullanılmıştır.

Her ne yolu seçersen seç sevgili okuyucu aslında hakikate doğru gidersin. Hakikatin doğasında gizlilik ve sır ve nefes nefes alınan mesafe vardır. Yaşamı ekber kılan bu adımlarla, insan kendisini, sonra ötekini, sonra hepsini ve sonra hiçliği ve sonra tüm bunların ne içinde, ne dışında olan, bunların asıl sebebini arar.

İnsanın kendini arayışı meşhurdur. Kelimelerle başlayan arayış ve tanımlama. “Ben; kelimeler ve hayat hikayem yokken neyim?” sorusuna taşır insanı.

Bir varlık olarak görülmüştür yüce canlar okyanusunda. İsmi vardır katlarca varlığı teni ve bir hikayesi.

Günlerin her biri geçerken ben olarak yaşar. “Ben” merkezidir tüm alemin. Bu haliyle, Batlamyus’un, güneşi bile, dünyanın çevresinde döndüren baş dönmesinin kurbanıdır.

Oysa alemler bir merkez çevresinde döner. Tıpkı Samanyolunun merkezinde ne olduğunu bilemediğimiz o müthiş çekim alanı gibi. O çekirdek o 100 bin ışık yolu mesafe o melekler ve Ruhun yükseliş yolculuğu…

İnsan kalbinin özüyle bir gün bırakır hırsları ve egonun tüm çırpınışlarını. Nefsin haberleri gelir ve erir gider o arınma potasında.

Sonra tarif edilmez bir rahatlama bir sahip çıkılmışlık, kayıpken çölde bulunmuşluk, bir kazadan kurtulmuşluk gibi ferah bir his gelir. Güçleri çok büyük olan bir iradenin hükmü ve tesiri altında sevgiyle ve gözetimle bilinen olmuştur…

siddharta2
Görsel: Khalid Almasoud – Creative Commons Lisansı ile kullanılmıştır.

Artık alem konuşmaktadır. Ağaç rüzgarda esmekte bir şey anlatmaktadır. Balıkçı “balıklarım tazeeee” derken isimsiz bir gerçeği örten usta bir sihirbazın pelerinini savurur gibidir. Her şey ama her şey, olduğu gibi akarken aslında örtmekte ve işitilmeyen bir ses konuşmaktadır. Örtü sıyrılmış, hakikat ışıkta ışımaktadır. Aşık, hayretle izlemekte, dili bağlanmış, neyi kime nasıl ifade edeceğini düşünmektedir. Bu hal de gelip geçer, vazgeçer anlatmaktan. Sadece Aşık olduğunun, sözlerini anlamlarını göklerdeki ve taşlardaki dilini izler.

Bu nice ağlamanın ateşiyle yüreği yakar da yakar. Nice coşkun hıçkırık elemden değil ama coşkudan akar. Vecd denen o anın anlatılmasına da sonradan hatırlanmasına da olanak yoktur.

Hatırlar mısın sevgili okuyucu? İki umman buluşmuştu. Şems-i Tebrizi ve Mevlana. Sonra insan kulakların duyduğu sorular sordular. İlimden gizliden Beyazıt Bistami’den Hz. Muhammed’in sırlarından. Ya dile gelmeyen sorular? Mevlana öğrenciydi güya, Şems vekil. Öyleyse Şems onun simasında aşığının sorularını yanıtlamıyor muydu? Şems’in gözlerindeki Mevlana’yı hangi fani görebildi ki?

Ey aşık, sen aşkı ararken, aşk da seni arar. Ama o seni hemen şuracıkta arar, sen onu çok uzakta…

siddhartha3
Görsel: Alice Popkorn – Creative Commons Lisansı ile kullanılmıştır.

Kaynakça:
http://tr.wikipedia.org/wiki/Siddhartha_(roman)
http://en.wikipedia.org/wiki/Siddhartha_(novel)
İlahi Aşk


Facebook grubumuza üye olun yeni yazıları kaçırmayın.

https://www.facebook.com/gunesintamicinde

Sitede reklam bannerları yok bu sizin rahatınız için.
Sitede tanıtım yazısı yayınlatmak ister misiniz?
Lütfen tıklayın

https://www.gunesintamicinde.com/reklamlar/

Bu yazıyı beğendiyseniz aşağıdaki düğmelerle paylaşarak daha çok insana ulaşmasını sağlayabilirsiniz.

PAYLAŞ
Adım Süleyman Sönmez. Yıldız Teknik Üniv. Bilgisayar Programcılığı ve İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi olmak üzere iki üniversiteden mezun oldum. Sonrasında başladığım Uluslararası İşletme masterını terk edip hayata atıldım. Proje yöneticiliği, bilgisayar programcılığı, sistem analistliği, pazarlama / satış sonrası müşteri ilişkileri yöneticiliği, LEGO takım koçluğu, Web tasarımcılık, fotoğrafçılık, ISO9001:2000 kalite sistemleri sistem kuruculuğu ve iç denetimcilik, Teknoloji Okuryazarlığı müfredat yazarlığı, Bilgi İşlem Bölüm Başkanlığı, öğretmenlik, video düzenleme, Eğitim Teknolojileri Uzmanlığı gibi birbirinden farklı pek çok meslekte çalıştım. Bu kadar farklı iş neden? Dünyayı Da Vinci gibi yaşamak gerektiğine inanıyorum. Web sitelerim: www.suleymansonmez.com , Güneşin Tam İçinde , Eğitimde Sanal Gerçeklik , Büyükler Giremez , Aşağıdaki simgelerden sosyal medya üzerinden takip edebilirsiniz.

1 YORUM

  1. Kelimelerin boyutları yoktur. Okuyucu bazen anlatılmak istenilen derinlikleri göremez ve anlayamaz. Kelimeleri bazen de düz bir çizgi gibi tek boyutlu olarak görür. Bu zamanda kendi düşüncelerine göre yorum yapma tuzağına düşer. Nasıl okunacağı ve nasıl dinleneceği konusu önemlidir. İçimizden hiçbir yorum ve tepki göstermeden kalbimizi vererek dinler ve okursak belki bir şeyler sezinleyebiliriz. Öğrenmenin karşılıklı olabileceği her nesne ve canlıyla olan ilişkilere duyarlılık gösterebildiğimizde belki de Gerçekle bir ilişki kurabiliriz.

Siz ne düşünüyorsunuz?