Öğrenmek İçin Unutmak Şart

Hafıza fonksiyonlarından en ilginci unutmak. Bilginin tasnif edildiği bir merkezin aynı zamanda bazı kitapları gizleyen bir kütüphaneci gibi davranması öğrenmenin düşündüğümüz kadar basit olmadığını gösteriyor. Öğrenmeye, yeni şeyleri görmeye meraklı olmanın ilk şartı unutmaya razı olmaktan geçiyor.

Fotoğraf: fractalworld Creative Commons Lisansı ile kullanılmıştır.

Plüton. Gezegen mi değil mi? Eğer duymadıysanız güneş sistemindeki gezegen tanımı yeniden yapıldı artık gezegen kabul edilmiyor.

Besin piramidine göre yağ iyi mi kötü mü? Kötü cevabını verdiyseniz 2004 yılında Harvard üniversitesinin hazırladığı yeni besin piramidine alışamadınız demektir.

“Gerçek üzerinde anlaşılmış ve aksi ispat edilememiş kısa süreli bir inanıştan ibarettir.” Konu ne olursa olsun bilgi kendisini imha edecek döngüye her an girebilir. Ispanak yıllarca en yararlı demir kaynağı olarak görüldü şimdi ise demir fakiri olduğu açıklanıyor.

Yıllarca dünyayı yuvarlak diye bildik. Oysa uyduların son olarak gösterdikleri oldukça farklı eciş, bücüş o coğrafya kitaplarında bile göründüğü gibi geoid -üstten alttan basık- dahi değil. Bu gerçeği bize okyanus tabanlarını ve dünya yüzeyini daha iyi tarayan uydular gösterdi. Aslında 20. yüzyılın tümünü kaplayan geoid dünya düşüncesinin bu kadar uzun süreli hatalı şekilde kalması bile mucize.

Şimdilerde bilgisayar öğrenen herkes ciddi anlamda baskı altında. Web servisleri eskiden hiç görmedikleri hizmet ve yöntemleri sunuyor. Her geçen gün yeni bir cihaz çıkıyor. Arabirimleri kolaylaşsa da aslında yeni olan yeni.

Böylece parmağınız tuşlu cep telefonu kullanmaktan dokunmatik ekrana geçerken hafıza bir şeylere itiraz ediyor. Huzursuzluk bir süre devam ediyor ve sonra o bilgi siliniyor.

Twitter ve Friendfeed informal bir şekilde sürekli birbiriyle bilgi temasında olan insanların yeni iletişim şekli. Eskiden iletişim demek birisine bir mesajı verip hattı kesmek demekti. Mesela konuşmak, telefon etmek mektup yollamak. Şimdi ise herkes sürekli online sürekli cevap verebilir durumda. Öyleyse kişi birden fazla işi aynı anda ve sırayla yapabilme yetisi kazanmalı.

Yıllarca televizyon izleyenleri karşılayan ekranlar hızla uzuyor. Türk TV izleyicisi widescreen denilen TVlere halen tepkili. Bir kişiye nedenini sorduğumda “insanları şişman yapıyor” dedi. 🙂 Elbette konuşmanın devamı 16:9 yayın olsa uzamayacağı ve ülkemizde bu tür yayınların ancak yeni başladığı ile gitti.

Böylece sinemada olduğu gibi geniş bir bölgeyi izlemeyi öğrenmek zorunda izleyici ve eski kutuyu unutmak zorunda.

Sağlık sigortası olanlar karne kullanırdı. Artık karne yok. Artık ilaç yazdırmak da yok. Halk bunu öğrenmeli ve karneyi unutmalı. Şimdilerde ise dijital kimlik geliyor ve gerek doktor gerek hasta tüm muayene ve ilaç alma sürecini buradan yapacak.

Az zaman sonra unutmak zorunda kalacağımız diğer şey para olacak. Bir süredir dokunmadan dijital olarak 30 YTL ödeyebiliyorduk. Yakında da para dijital olacak ve artık elden ele geçmeyen sadece sinyalle aktarılan birşey olacak. Dolayısıyla yeni parayı öğrenmek için eski alışkanlıklarımızı elimizi cebimize atmamızı unutmamız gerekecek ve bir nesil sonra gelen gençler bizim elimizi cebimize atma tikimizle alay edecek.

Bu unutma sendromunun tiklere dönüşmesi özellikle travmalar sonrası çok güçlü oluyor. Mesela savaş yıllarında günlük hayatını yaşamış insanların ani bir sesle kendilerini yere atması diğerlerinden daha süratli oluyor. Öğrenilmiş bilgiyi silmek çoğu zaman öğrenmekten daha zor.

Bir öğretmen arkadaşım vardı. Okuduklarını neredeyse hiç unutmuyordu ve unutmak için çaba harcaması gerekiyordu. Onun hafızasını yıllar içinde hiç değişmeyen davranış ve tutumlarında gördüm. Mükemmel oturmuş bir kişiliği vardı. Ancak sürpriz sayılabilecek bir değişim gelişim de gösteremiyordu. Çünkü benliği kendi kendisiyle ilgili herşeyi sürekli hatırlıyordu ve o kendisini unutup yeniden ve farklı bir insan olarak değiştiremiyordu.

Bu yazının sonuna gelirken gerçekten de teknolojik olarak en dahi kişilerin, unutma becerisi en yüksek olanlar ve “unutturma becerisi en yüksek olanlar” olduğunu düşünüyorum.

Düşünsenize Steve Jobs’un Apple bilgisayarı daktiloyu unutturdu.

Şu anda büyük firmaların en büyük sorunlarından birisi de bu. Eski ürünlerini unutturup yenisini satabilmek, eski sevgilisini unutamayan müzmin aşıklar gibi alışkanlıklarına sıkı sıkı bağlı insanlar halen takoz büyüklüğündeki cep telefonlarını kullanıyor, halen 30 yıldır okudukları yazarları okuyor ve halen aynada aynı kişiyi görüyorlar…

Unutmanın büyük fırsatları, dünyayı yepyeni yapıyor.

PAYLAŞ: