Süleyman Sönmez

BLOG YAZARININ MANİFESTOSU

  1. Sevdiğim için yazarım.
  2. Yazdığımda doğruyu söylerim.
  3. Saygı sınırları içinde oldukça beni eleştirse de yorumları yayınlarım.
  4. Yazımın en iyisi olduğuna eminsem yayınlarım değilse taslak olarak kaydederim.
  5. Yazdığımda yararlandığım her kaynağı açıkça belirtirim. Kullandığım tüm fotoğrafları hakça kullanırım. Creative Commons nedir bilirim.
  6. Blogumdan başkalarına hakaret etmem, hedef göstermem, eleştirirken saygıyı ve nezaketi bozmam.
  7. Dostlarımı desteklerim, yazdıklarını okur ve yorum yazarım.
  8. Reklamlarla okuyucuyu bezdirmem ama reklamsız bir sitenin zorluklarını da bilirim.
  9. Beni sevenlerin güvenine ihanet etmem.
  10. Sitemi evim bilirim. İçim öfke doluysa yazmam. İnsanlara hizmet etmeyen hiçbir amaca hizmet etmem.
  11. Markaların kölesi olmam, bir ürünü tanıtmayı özgürce istiyorsam cebimden parasını verir alır, param yoksa arkadaşımdan ödünç alır ama organik bağ kurmadan özgürce incelerim.
  12. Bir tanıtıma lansmana katılabilirim. Bilgi almak öğrenmek doğamda vardır. Ama lansmana katıldığımda hediye kabul etmeme hakkımı korurum. Bilirim ki borçlu insan bağlıdır. Dilimi ve elimi insanlara olan sevgim dışında hiçbir şeyin bağlamasına izin vermem.
  13. Sitemin Google’da üst sıralara çıkması için aldatıcı SEO teknikleri uygulamam. Yazdığım şeyin bulunmasını isterim.
  14. Kim olduğum: eğer yazdıklarım can / mal güvenliğimi tehdit etmeyecekse kimliğimle yazarım. Bir birey olarak yazdıklarımın sorumluluğunu taşırım.
  15. Bir konuda hatalı olduğumu fark edersem önceden yazdığım yazıda üstünü çizerek düzeltir ve yeni görüşümü sunarım.
  16. Hiç bir toplantıda ya da lansmanda tüm blogküre adına konuşmam. Bu güzel birliğin başkanı olmadığımı hiç unutmam.
  17. Hak ve adalet duygusuyla hareket ederim. Bir yanlışı yapan öz kardeşim bile olsa sadece kardeşim olduğu için onu savunmam; hakkaniyet prensibi ile yazarım.
  18. Bir yazı yazdığımda, onu tüm yaştan insanın okuyacağını bilirim. Çocukların, naif insanların ve okuduklarını uygulamak isteyenlerin olduğunu bilirim. Yazımın başında uyarı koymam gerekirse bundan çekinmem.
  19. Okurlarımı azarlamam. Yorumlarını aşağılamam ya da bana iletişim kanalıyla gelen e-maillere gönderenin bir insan olduğunu bilerek, saygıyla ve özveriyle cevap veririm.
  20. Internetin özgürlüğünün, demokrasi olduğunu bilirim. Sansüre karşı sağlam durur ve gerektiğinde tek bir ses olmak üzere, sansüre karşı dostlarımla birleşirim.

İşbu yukarıdaki maddeleri ruh gücümle ve insan olmanın şerefiyle savunur ve yayın ilkesi olarak benimserim. Kamuoyuna, okurlarıma ve sosyal medyaya saygı ile sunarım…

Süleyman Sönmez

7 Nisan 2009

*Önemli Not: Bu yazı blogkürenin acıklı yol ayrımında, gelecek günlerde blog dünyasına olan güvenin devam edebilmesi ve kaleme olan sadakat için yazılmıştır. Hikayenin atıfta bulunduğu konuları daha iyi görmek için okumadıysanız aşağıdaki konuları da öneririm.

Markaların Blogger’ının Bir Günü
Marka Çıkaran! ExorMark

 

Görsel: Stuck in Customs | Creative Commons lisansı ile kullanılmıştır.

PAYLAŞ
Önceki İçerikSerial Lover | Şıpsevdi
Sonraki İçerikMarka Çıkaran! ExorMark
Adım Süleyman Sönmez. Yıldız Teknik Üniv. Bilgisayar Programcılığı ve İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi olmak üzere iki üniversiteden mezun oldum. Sonrasında başladığım Uluslararası İşletme masterını terk edip hayata atıldım. Proje yöneticiliği, bilgisayar programcılığı, sistem analistliği, pazarlama / satış sonrası müşteri ilişkileri yöneticiliği, LEGO takım koçluğu, Web tasarımcılık, fotoğrafçılık, ISO9001:2000 kalite sistemleri sistem kuruculuğu ve iç denetimcilik, Teknoloji Okuryazarlığı müfredat yazarlığı, Bilgi İşlem Bölüm Başkanlığı, öğretmenlik, video düzenleme, Eğitim Teknolojileri Uzmanlığı gibi birbirinden farklı pek çok meslekte çalıştım. Bu kadar farklı iş neden? Dünyayı Da Vinci gibi yaşamak gerektiğine inanıyorum. Web sitelerim: www.suleymansonmez.com , Güneşin Tam İçinde , Eğitimde Sanal Gerçeklik , Büyükler Giremez Bana ulaşmak için lütfen ssonmez@gmail.com adresine eposta gönderin. Aşağıdaki simgelerden sosyal medya üzerinden takip edebilirsiniz. Twitter Google+ Youtube Linkedin Instagram Kitaplarım – Google Play Facebook

15 YORUM VAR

  1. Çok yerinde ve güzel bir çerçeve tanımlamışsın, eline sağlık. Ama ‘Blooger’ diye genellemek yerine bir marka olan Güneşin Tam İçinde Manifestosu demen daha sağlıklı algılanabilir. Biliyorsun, havadan nem kapan nezaket delisi insanlarız, günlük hayatta olmadığı kadar politik doğrucu olmamız gerekebiliyor.

  2. Cem Hocam başlığı “Güneşin Tam İçinde Manifestosu” diye atmak çok çok kolaydı. Atılmama sebebi ise bu manifestonun gönül verenlere hediye edilmesidir. Öyle ki isteyen alsın, “Ben de böyle görüyorum” diyebilsin. Sitemin adını koysam, mülkiyetçi bir manifesto diğerlerinin içeriğinden çok başlığına taklıp kalacağı bir manifesto olurdu.

    Kaldı ki benim tek blog sitem burası değil. 10’a yakın blog sitem var. Az yazdıklarımı sayıp saymamakta kararsız kalıyorum 🙂 Hakkında bölümünde görülebilirler.

    Desteğin ve doğrudan yaklaşımın için çok teşekkür ederim.

  3. Elinize sağlık çok güzel olmuış. Ben de Cem Gencer’in “Blogger” söylemine katılıyorum. Evet, “Blogger” İngilizcede “blog yapan kişi” anlamına geliyor ama aynı zamanda bir marka. Blooger markası kelime anlamının önüne geçti kısacası. Aynı şey Türkçe için de geçerli. Bari kullanacaksak Türkçesini tercih edelim, “blogcu” diyelim.

  4. rss_ems evet bu yazı yıllardır var. Daha önce yayınlama gereği duymamıştım. Çünkü blog dünyası hiç bu kadar kirletilmemişti. Şimdi tam zamanıdır.

    İpek Hanım dediğiniz çok doğru yazı başlığını artık değiştirmem zor ama ikinci başlığı Blog Yazarının Manifestosu olarak düzelttim.

    Bilgisiz, elbette memnun oluruz.

  5. Ben de sitemde yazar ilanı duyurusu yaparken bu ilkelerden “esinlenerek” 14 maddelik bir ilke listesi oluşturmuştum. Esinlendiği sanmışım, şimdi iki listeye de bakıyorum da benim listemin bir yeniliği yok gibi geliyor, sanki buradaki maddeleri biraz açmışım o kadar.

    Yani Süleyman Bey oldukça iyi düşünmüşsünüz. Umuyorum internet sizin gibi insanların da bu uğurdaki katkılarıyla daha ilkeli bir yer haline gelecektir.

  6. […] Zaman zaman yaşadığım olumsuzluklara rağmen, gizli yazmayı, başka isimler kullanmayı reddettim. Bir çok sitem var ve çoğunda ismimi kimliğimi görüp, bana e-posta ile erişmeniz mümkündür. Bu yasalara saygılı olduğumu da gösterir. İnsan haklarına saygılı olduğumu ve basın yayın etiğine uyacağımı da (hatta blog yazarı olarak yayımladığım ve uymaya söz verdiğim bir ant da vardır. Tıklayıp okuyabilirsiniz) […]

  7. […] İkinci grup ise reklam sektörünün gri alanıydı. Blog yazarlarını ve sitelerinin samimi duyurma gücünü keşfettiler. Bir insanın birinci elden deneyimlerini anlatması, “Şu ürünü kullandım harika” demesi, ona güvenenler üzerinde çok etkili oluyordu. Böylece hepimize hediyeler, davetler geldi. Zamanında bu olay gazetecilerin de başına gelmişti ama onlar konu hakkında bizlerden daha uyanıktı. İşin sonunun felaket olacağını anlatmaya çalıştık. Ve oldu da. Blog yazarlığı ayağa düştü. Reklam haberlerle dolu, inandırıcılıktan ve özgünlükten uzak, binlerce site açıldı durdu. “50 TL vereyim benim basın bültenimi yayınla” diye e-posta yollayanlara nazik bir red cevabı yazmak için düşünür olduk. Çok mu zenginiz de, paraya ihtiyacımız yok mu? Evet var. Ama yayın yapmak ilke gerektirir. İlkelerini kaybedenler uzun soluklu olamaz. Blog yazarken belli ilkelerim olduğunu Blogger Manifestosu ile duyurdum. […]

  8. Bu ortamda yeni olmakla birlikte kafamda oluşan ve beni rahatsız eden sorular vardı, hala da var. Zaman içinde aldığım önerileri de dikkate alarak, google şartlarını düşünerek “Bir blogger nasıl yazmalı, ne yapmalı?..” gibisinden sorulara cevap ararken, tesadüf bu yazınıza denk geldim. Düşünüldüğünde benzer sonuçlara varılıyor sanıyorum, ufak tefek farklılıklarla birlikte.
    Sonuç itibariyle özet olarak, bir blogger bağımsız ve bağlantısız kalabilmeyi başarmalı, aksi halde yürümeye çalıştığı yolun çıkmaz sokağa veya bambaşka yollara saptığını fark etmeyecek belki de, ya da fark ettiğinde çok geç olduğunu anlayacak.

Yorum Yazın