Son Bilgisayar

2054 baharının son günlerinde bir katırcı getirdi onu. Bir grup elektronik cihaz hurdasıyla birlikteydi. Sanki çalışacaklarmış gibi halen pırıl pırıldılar. Oysa elektromanyetik fırtına çoktan tümünü bozmuş etkisiz hale getirmişti. Katırcının pus düşmüş gözleri aç aç parlıyordu. Tapınağa ilk gelişiydi. Bizden ne koparabileceğine bakıyordu. Hurda yığınındaki DVD bir an güneşin kenarlarında parlamasıyla ilgimi çekti. Elimi uzatıp baktım. “Güneşin Tam İçinde blog – Yedek – 5 Nisan 2011″ yazıyordu… Neden bilmem bir şeyin çekimini hissettim. Bir avuç buğday karşılığı katırcıdan satın aldım onu.

sonbilgisayar
Görsel : Dimitri Depaepe

Gerald, yine bana “hisse senetlerinin ne olduğunu” sordu. Yaşı çok küçüktü. Tekrar, sabırla anlattım. Bir zamanlar şirketler vardı. Şirketleri ordu sanıyordu bu arada. Oysa ki değillerdi. Bizler gibi silahlı değillerdi. Sadece bir şeyler üreten ve satan insan topluluklarıydı. Ama tüm bunlar eskide kalmıştı. Anlatmaya çalışmanın boşluğuna rağmen ona geçmişi anlatırken tuhaf bir büyünün dilimi sardığını sezerdim.

Bana “Antikacı” derler dostlarım, Güneş Fırtınası’ndan önceki dünyayı ararım ve biriktiririm. Aslında bunda gülünecek bir şey yok ama kadınlar bana “12 Saat” ismini taktı bir şeyleri ima edercesine. Koca uygarlığın on iki saatte bitişiyle alay ediyorlar. Belki de alay etmiyorlar. Belki de çıldırmamak için böyle bir yol tuttular.

DVD’yi merak ediyorum. Tapınağın derinliklerine giderken kör insanların arka arkaya oluşturduğu kervanın yanı sıra yürüyorum. Kör hacılar.

Sesimi işitiyorlar. “Antikacı…” diyor birisi elini omuzuma uzatarak. Dokunuşu ürpertiyor. “Bize gördüklerini anlat.” Sesindeki açlık dayanılır gibi değil. Daha çocukken patlayan bir televizyonun parçalarının kurbanı olan Melik bu.

“Mavi gökte uçaklar uçardı. Tapınağın on katı gemiler sularda süzülür, kıtaları gezerdi. Milyarlarca insan dünyada yaşardı. Yiyecek sonsuzmuşçasına marketlerde satılırdı. Sadece gidip alman yeterliydi.”

Kör Hacılar yüksek sesle feryat ediyorlar. İçlerini çekerek gözyaşları dökülmeyen gözleri ile hıçkırarak ağlıyorlar.

HİKAYENİN DEVAMI AŞAĞIDAN SATIN ALINARAK E KİTAP OLARAK OKUNABİLİR

FF75AgAAQBAJ

GOOGLE PLAY KİTAPLAR / Google Play Books
(Android telefon, tablet , Windows / Mac notebook ve bilgisayarlarda okunabilir)
https://play.google.com/store/books/details/SÜLEYMAN_SÖNMEZ_BİRAZ_TUHAF_BİR_KİTAP?id=FF75AgAAQBAJ

APPLE iTunes / iBooks / Kitap
(iPad , iPhone ve Mac bilgisayarlarda notebooklarda kitap okuyanlar için)
https://itunes.apple.com/us/book/biraz-tuhaf-bir-kitap/id840432897?mt=11

HEYECAN SİZİ BEKLİYOR!

* Karıncaların beyninden oluşan bir bilgisayar ağı mı? 

* Erzincan’da bulunan antik bina hangi sırları saklıyor? Tüyler ürperten bir afetin izleri…

* Van Gölü kuruduğunda biyoyakıt için başlayan çalışmalar nasıl bir felakete yol açtı?

* Sonsuza dek değiştiler Sevgi Silahı.

* Bu ağaç muhteşem görünüyor nefesim kesildi… Evet senin genlerinden ürettik onu…

* Dünyada son nükleer bomba da bitene dek yarı ömürlerini…

* Kendine saklaman mümkün değil düşüncelerini

* İnsana en çok benzeyen robot yabancı gezegenin ölümcül görüntülerini nasıl çözecek?

ÖYKÜLERİN İSİMLERİ

1) Birleşik Karınca İşlemcisi
2) Ve Bacterıopro, Van Gölü’nü Biyoyakıta Çevirdi!
3) Düşüncelerin İşitildiği Gün…
4) Bulutkulak
5) Arş’ın Kitabı
6) Sevgi Silahı
7) Ağaç | ಮರ
8) Son Bilgisayar
9) Yarılanma Ömrü
10) Sayha

ISBN NO: 978-605-87015-0-2

solarwind
Görsel: Image Editor Güneş Rüzgarı | Creative Commons lisansı ile kullanılmıştır.

“Son Bilgisayar” için 17 cevap

  1. Süleyman ağabey ne yaptın sen !!!! Güneşin Tam İçinde arşivini hem de 2011 ‘e kadar olan arşivi bir avuç buğdaya verdin…

    Buğday biriktirmeye başlıyorum. 2055 yılında 2 avuç buğday ile alacağım arşivi 🙂

    Yazı bir solukta bitti 🙂 Teşekkürler.

  2. Ferhad, hikayelerimin yoğun olmasını seviyorum bir kesit gibi. Uzun bir yaşamın bir saatini, bir gününü izlemenin merakı gibi. Daha uzun hikayelerim hikaye kategorisinde okunabilir. http://www.gunesintamicinde.com/category/hikayeler/ Ama Webde çok uzun yazıların okunmadığını rahatlıkla söyleyebilirim. Kısa hikayelerin lezzeti çok ayrı.

    Hımm, elbette hikayeye her an devam etmek ikinci bölümü de yazmak mümkündür. Bu kapı hep açıktır. 😉

  3. Güzeldi. Etkilendim. Dünyanın sonunu getirecek potansiyel tehlikelerden biri olan güneş patlamasını herkesin anlayabileceği bir dildeki yalın anlatımınıza ve gelecekte kurtulacak olan sınırlı sayıdaki insanın yaşayabileceği bir ortam yaratmalarına sanki görsel bir şekilde şahit oldum. Tebrik ederim. Devamını bekliyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir