Süleyman Sönmez

Kehanet Kayası, bundan yıllar önce gördüğüm bir düş sonrasında uyanır uyanmaz yazdığım kısa bir öykü. Anlatım ve coşku bakımından sevdiğim bir yaşanmışlık.

KEHANET KAYASI

Çölden tozlarla beraber, ısı dalgaları yükseliyordu.
Daha, kendimi çölde bulur bulmaz, bu genişlik, göğün taze sıcaklığı ve akşam karanlığı; manzaranın tam ortasında bütünlüğü gerçek manasıyla ikiye bölen o yüksek kaya beni bir anda büyüleyiverdi.

İnanılmaz bir haz yayılıyordu karşımda ki görüntüden. Fısıl fısıl, sesler çıkaran, sert kumlar üzerinde; çoraklığın göbeğindeki tek yükseltiye doğru yöneldim.
Kafam dinç, vücudum diri, gözlerim parıltılıydı ve yaşamak korku vermiyordu.

Yaklaştıkça, onun bir kaya değil, bir tepe olduğunu gördüm. Tepesi düze yakın koniyi andıran ama top-raksız, sert kıraç, dev bir kaya.

Onu süzerken, rüzgâr kulağıma bir ses getirdi. Acayip, kesintili, azalan çoğalan, incelip kalınlaşan, kâh duyulan, kâh duyulmayan.

Ses, beni geçip rüzgârla ayak izlerime dokunuyor, sanki tüm çölü yavaş yavaş dolaşıyor, canlı bir şeyler arıyordu.
O an, o sesin kendi başına canlı olduğunu düşündüm.
Sahipsiz Ses. Çünkü ancak, bir canlı ötekini arar.

Hikayenin devamı aşağıda….

Sevgi ve saygılarımla.

Süleyman Sönmez
Hikayenin yazım tarihi: 5 Aralık 1995 / Salı 18:00

Eserin tüm yasal hakları Süleyman Sönmez’e aittir. Tekrar dağıtılamaz, başka bir eserde kullanılamaz, izin alınmadan sanatsal olarak tekrar kullanılamaz. (c)

NOT:
* Sayfayı ekranınız kadar büyütüp kitap gibi okuyabilirsiniz. Bunun için aşağıdaki en sağdaki düğmeye basmanız yeterli.
* Eğer Word’de olduğu gibi sayfaları aşağı doğru okumak istiyorsanız lütfen: Ipaper düğmesine basın, View Mode menüsünde List Mode seçin tekrar kitap moduna dönmek için Book Mode seçebilirsiniz.



Yazdığım kitaplar için tıklayınız >

BTC Adresim: Siteye destek olmak isteyenler için
3JufQB4EJQoZDWziSLRVHiWTEPCQHybf2L

Yorum Yazın

Yorum Yazın