Boğazın suyu çekilse ne olurdu

İstanbul Boğazı Depremle Kapanırsa Ne Olur? Boğazın Suyu Çekilse Ne Olurdu?

Eğer Allah korusun bir şekilde İstanbul Boğazı’nın suyu çekilse, ne olurdu? Deniz trafiğine kapanır, Karadeniz veya Ege diğer tarafta kalırsa ne olurdu? Türkiye’nin jeopolitik önemi ne olurdu?

Hayat nasıl değişir? Petrol tankerleri ne yapar? Dünya konsersiyumları biraraya gelip boğazı yeniden açtırmak için devasa borçlandırmalar(!) ile kredi mi verirler? Bombayla açmayı mı denerler? Gerçekten ne olur?

Görsel çalışma:

Ozan Karakoç / 2050 İstanbul. Bak Dergisi 4. sayı / www.bakdergisi.com

 

İstanbul Boğazı Depremle Kapanırsa Ne Olur? Boğazın Suyu Çekilse Ne Olurdu?” için 10 yorum

  1. Düşünce geliştirmek için güzel yollardan biri: Düşünmek. İnsanoğlu var oldukça hep düşünecektir elbette. Zira, gelecek düşüncelerden, hayâllerden doğar. Ama şimdi Karadeniz, Marmara’dan ayrıldı, Avrupa, Asya’ya bağlandı. Birdenbire; sadece Türkiye’nin değil, Dünya’nın jeolojik dengesi, jeo stratejisi, hattâ jeo politiği değişti. Allah’ım aklımı koru, neler olmaz ki? Haydi siyasetçiler, politika uzmanları, düşünmeye başlayın bakalım…

  2. Arap levhasının Anadolu levhasını ittirmesi sonucu Boğaz zaten bir gün kapanacak ama bunu biz göremeyeceğiz. Boğaz kapanırsa Türkiye birkaç milyon yıl ilerlemiş olur.

  3. Bu kadar saçma, bu kadar cahilce nasıl yazabiliyorsunuz anlamıyorum….

    Sayın arkadaşım, istanbul tarihinde bu denli büyük bir deprem geçirmiş midir ki bunları araştırmadan saçmalıyorsun…

    Bu senin söylediğin şuna benziyor, büyük bir depremde japonya ortadan 2 ye ayrılırsa ne olur?

    Lütfen git biraz araştırma kitapları oku ….ondan sonra böyle şeylere soyun

  4. A.S.G öncelikle üslubunuz için sizi ciddi şekilde kınıyorum.

    Normalde böyle terbiye sınırlarını aşan cümleleri yayınlamıyor ve kesinlikle diğer okuyucularımı rahatsız etmiyorum. Ancak e-mailinizden gördüğüm kadarıyla Türkiye’nin önemli bir inşaat firmasında çalışıyorsunuz ki bu beni oldukça üzdü.

    Yeterli teknik bilginiz olmadığı halde pervasızca bizi cehaletle suçluyorsunuz -ki hiçbir bilimadamı kesin konuşmaz bilgiden daha büyük bilgi vardır çünkü- gerekli cevapları size vereyim.

    Bilmediklerinizi tek tek açıklayayım. Demişsiniz ki İstanbul böyle bir deprem geçirmiş mi?

    Aslında değil İstanbul, Koca Marmara öyle bir felaket yaşamış ki halen Heybeliada açıklarında daldığınızda inanılmaz derinlikte devasa uçurumlar buluyorsunuz. Bunların sebebi insan yerleşimlerinden çok önce tektonik bir çökme ile Marmara Denizi olarak gördüğümüz bu alanın alçalması ve sonrasında suyla kaplanmış olmasıdır. Yani bırakın İstanbul’u Koca Marmara Denizi kadar bir alan çökmüş. Bu, bir…

    İkinciye gelelim Japonya’nın ikiye ayrılmasını örnek vermişsiniz. Ne talihsiz bir örnek!

    Tam da verdiğim örnekte olduğu gibi Japonya’nın da bu kadar çok ada olması benzer bir tektonik olay sonrası olmuş. Bunu nereden biliyoruz. Oldukça kolay. Sadece 2 yıl önce Japon Adaları açıklarında su altında kalmış devasa piramitler ve yapılar bulundu.

    Gelelim üçüncüye dünya tarihinde öylesine büyük tektonik olaylar olmuştur ki koskoca kıtalar parçalanmıştır.

    Her ilkokul çocuğunun bildiği gibi gidip bir Atlas alır tüm kıtaları kesip sonra birleştirirseniz elinize asıl anakıta çıkar.

    Allah aşkına bu verdiğim olaylar jeolojik çağlardan beri olmuş sadece bir iki tane vakadır. Oysa saymadığım binlerce olay var. Bilimadamları Tibet gibi dünyanın en yüksek yerlerinde halen denizdibi canlılarının fosillerini buluyorlarsa dünyada “olmaz” diye bir şeyin olmadığı anlarız.

    Hatta Sahra Çölü’nün bir zamanlar “Sahra Denizi” olduğunu ve yine benzer olaylarla yüzlerce metre aşağıya çekildiğini gayet iyi biliyorsak (bu nedenle bugün petrol buluyoruz) bu konuda anlattıklarımızın küçük olaylar olduğunu anlarız.

    Ancak çok çok önemli bir şey var. Dünyada en sevdiğim yer olan İstanbul’un kılına zarar gelsin istemem. Siluetine aşık olduğum şehrimin en ufak deprem bile yaşamasını istemem. Bu konuyu yazmak tamamen bilimsel bir soruşturmadır.

    Kısacası Sayın A.S.G lütfen ama lütfen bilimsel kitapları okumadan, yazarın bilimsel deneyim ve bilgisini araştırmadan, haksızca eleştirmeyin ve eleştirirken karşınızdakinin bir eğitimci öğretmen ve Türkiye’nin en çok okunan yazarlarından birisi olduğunu da bilerek (bunu ben söylemiyorum istatistikler söylüyor) kişilik haklarını aşan sözleri kullanmayın.

    Not: Firma adına duyduğum saygıyla ismi gizlenmiştir.

  5. Haklısınız İstanbul’da deprem olacak ama bu kadar abartılı mı bilmiyorum. Son fay hattı kırılacakmış!

  6. Son buzul devrinden sonra İstanbul Boğazı’ nın, büyük su dalgaları aracılığı ile açıldığı varsayımını kabul edecek olursak, bir gün bu boğazın yeniden kapanacağı, kapanmasa bile sularının çekileceği anlamına da gelmektedir. Bu durumda zaten dünyadaki jeolojik dengeler de değişeceğinden dolayı, ihtimal ki Japonya açıklarındaki dev piramitler yüzeye çıkıp, günümüdeki kara parçalarının büyük bölümü sular altında kalacaktır ki, dünya canlı nüfusunda önemli bir değişiklik meydana gelecektir. Bu durumda İstanbul Boğazı kapandığında ne yaparız diye düşünmekten ziyade, Carpe Diem demekten başka hiç bir seçeneğimiz kalmamaktadır.

  7. Böyle birşeyin olması için çok şiddetli bir deprem olması gerekir diye düşünüyorum ..

    Allah Korusun Tabiki….

  8. Görsel çalışmalar iyi olmamış, ne estetik bir değeri var, ne de güzel vay dedirtecek bir havası, kopyala yapıştır olmuş, eski bir iş olsada, biraz illustrasyon, manipulasyon örneklerini incelemek lazım bu tür fotolarla uğraşırken,

    Fotoların sağına soluna gemi enkazı, galata kulesinin yıkılmış tepesi, kumda yürüyen insanlar gibi metaryeller eklenebilirmiş. Zayıf kalmış

  9. Güzel bir beyin fırtınası.. Bana kalırsa sağ ya da sol hangi hükümet olursa olsun, bu krizi yönetememe ihtimali mevcuttur. Bahsedilen senaryonun bir benzeri şu an kutuplarda yaşanmaktadır. Yeni deniz yollarının açılmasıyla birlikte Rusya, Norveç, ABD, Kanada gibi ülkeler, kapanın elinde kaldığı bu yeni doğa olayıyla birlikte rekabet içerisine girmişlerdir.
    Boğazların devre dışı kalması sonucu bir takım ülkeler, bir takın seçenekler sunacaklardır. Örneğin Rusya’nın hali hazırda boğazları (Türkiye’yi) elimine etmek için biz planı (Bulgaristan ve Yunanistan) mevcuttur. Aynı şekilde Rusya ve İran, Hazar Denizi’ni kullanarak, ya da Balkan Ülkeleri Tuna Nehri’ni kullanarak Karadeniz’i boğazlar olmadan aşmanın bir yolunu elbette bulmaya gayret edeceklerdir. Türkiye’nin yapması gereken de, dostları (!) yardımı ile bir an evvel boğazları aktif hale getirmek, ve köprü özelliğini başka bölgelere kaptırmamaktır.
    Bu yorumda, bu çeşit bir doğal afetin oluşmasına paralel olarak gelişecek ve geliştirilecek politik ve sosyal karmaşalar, hesaba katışmamıştır.

  10. Sayın Süleyman Sönmez..

    Tesadüfen bulduğum bu site ve İstanbulda olası deprem yazınızı büyük bir takdir ve keyfle okudum.

    A.S.G. rümüzlu arkadaşın saldırgan üslubu kabul edilemez ve fazla yükseklerden atılan bir bakış olarak görüyorum.

    İstanbul ve Marmara yakınlarından geçen fay hatlarının önem ve değerini Amerika, Fransa, İtalya hatta Almanya bigi ülke bilim adamlarının araştırmalarına bakarsanız görürsünüz.
    Kaldı ki; bilim araştırma ve sorgulama olmadan gelişemez.
    A.S.G. arkadaş öğrendiği bilgileri araştırmayıp ve irdelemiyorsa, öğrendikleriyle sınırlı kalacağından başarılı olma ihtimalide yoktur.

Bir cevap yazın