Internet ve edebiyat benim kişisel hayatımda enteresan bir kombinasyon yarattı. 1990’lı yıllardan beri kalemin ilhamına inanırım, klavye ile yazmak bana farklı gelir. Bu nedenle, web’i en başta özgürce yayın yapabilme ortamı olarak gördüm. İlk açtığım site hikayelerimi yayınlamak içindi. Sonra web edebiyatı değiştirmeye başladı. Şu anda webde sağlıklı bir iletişim kurulabileceğine inanmıyorum. Çünkü binlerce insanı kontrol etmek verdikleri cevaplarla etkileşimli edebiyat yapmak çok zor.


Görsel:D & D | Creative Commons lisansı ile kullanılmıştır.

Edebiyatın düz yazı türü için rahmetli Duygu Asena hikayenin sonu okuyucu yorumlarına göre gelişen bir proje yapmıştı. http://www.yasamdersleri.com/ sitesi de güzel bir oluşum. Günümüzde ise yaygın olarak “Edebiyat”;  günlük, makale ve anı olarak yaygınlaşıyor.

Oysa bir adım sonra, sanırım sözlü edebiyat ve FRP tarzı hikaye anlatıcılığının sesli videolu örnekleri gelecek – ki başladı bile-

Bir de edebiyatın diğer bir unsuru olan uzun süreli kitap okumak için eldeki cihazlar yeterli değil. Kesinlikle e-kağıda ve e-mürekkebe dayalı kitaplar gelmeli. Yani her yerde okunabilen, ekranı sürekli tazlenmediği için enerji harcamayan ve gözü yormayan kitap gelmedikçe bu devrim gerçekleşemez.

Ayrıca beynin sayısal ve sözel işlemlerden sorumlu kısımları farklı yerlerde. Keza hareket ve görsel algılama da. Bilgisayar şu anda manyetik alanı ve hitap ettiği beyin korteksindeki bölgeler nedeniyle ekran karşısında kitap okumayı güçleştiriyor. Dikkat edin e-ofisler geldiği halde dünya çapında kağıt tüketimi arttı. Hani azalacaktı? Çünkü ekrandan okuduğumuzu tam anlamadığımızı biliyoruz, uzun süre dikkatimizi veremiyoruz.

Edebiyatın diğer ilginç bir bağlantısı ise link sistemi. Hyperlink kavramı webin bence temel fikridir. Linkten linke dünyayı gezersiniz. Bir roman anlatıcı ise çoğunlukla sizi doğrusal ve tek yönlü seçimlerle kitabın özgün kronolojik zamanında, karakterleri içinde gezdirir. Aslında WEBEDEBIYAT türü çok açılımlı bir yazın türünü getirebilir. Yani tüm kahramanların hayatının aynı anda yaşandığı sizin istediğiniz kahramanı ve olayı takip edip sonra diğer kişi ile karşılaşınca geri gitmeniz gibi. Düşünün yıllardır görmediğiniz bir arkadaşınızı görünce aynısını yaşamaz mısınız? Bir” Flashback” ile zamanda geriye gider ve ona neler yaşadığını sorarsınız aslında bu bir link vermedir

Açıkçası güzel bir konu ve dinlemesi de okuması da ilham verici herkesin düşüncelerini paylaşmasını isterim.


Facebook grubumuza üye olun yeni yazıları kaçırmayın. https://www.facebook.com/gunesintamicinde



Sitede reklam bannerları yok bu sizin rahatınız için. Sitede tanıtım yazısı yayınlatmak ister misiniz? Lütfen tıklayın https://www.gunesintamicinde.com/reklam/


Bu yazıyı aşağıdaki düğmelerle paylaşarak daha çok insana ulaşmasını sağlayabilirsiniz.
Facebook, Twitter, Google+, Pinterest, Linkedin, WhatsApp

PAYLAŞ
Adım Süleyman Sönmez. Yıldız Teknik Üniv. Bilgisayar Programcılığı ve İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi olmak üzere iki üniversiteden mezun oldum. Sonrasında başladığım Uluslararası İşletme masterını terk edip hayata atıldım. Proje yöneticiliği, bilgisayar programcılığı, sistem analistliği, pazarlama / satış sonrası müşteri ilişkileri yöneticiliği, LEGO takım koçluğu, Web tasarımcılık, fotoğrafçılık, ISO9001:2000 kalite sistemleri sistem kuruculuğu ve iç denetimcilik, Teknoloji Okuryazarlığı müfredat yazarlığı, Bilgi İşlem Bölüm Başkanlığı, öğretmenlik, video düzenleme, Eğitim Teknolojileri Uzmanlığı gibi birbirinden farklı pek çok meslekte çalıştım. Bu kadar farklı iş neden? Dünyayı Da Vinci gibi yaşamak gerektiğine inanıyorum. Web sitelerim: www.suleymansonmez.com , Güneşin Tam İçinde , Eğitimde Sanal Gerçeklik , Büyükler Giremez , Aşağıdaki simgelerden sosyal medya üzerinden takip edebilirsiniz.

Yorum Yazın

Siz ne düşünüyorsunuz?