Bilgisayarda bilgi saklanıyorsa çok büyük ihtimalle bir veritabanından bahsediyoruz demektir. Örneğin su faturalarınızı yollayan sistem aslında dev bir bilgi bankasıdır. Milyonlarca insana ait kaydı içinde barındırır.

Peki bu nasıl gerçekleşiyor ve veritabanı deyince bilmemiz gereken şeyler neler?
Database İngilizcesi. Her bir insan için bir satır olduğunu ve alt alta binlerce milyonlarca satır olduğunu düşünelim.
Bu insanlara ait isim, doğum tarihi, telefon gibi bilgiler de sütun başlıklarımız olsun. Teknik terimle her bir insana ait kayıt – record,   o  insanlara ait farklı bilgilerin sunulduğu sutun başlıkları ise field – alan.

Bu şekilde alt alta gelen kayıtların içerdiği bilgi henüz ham bir bilgidir. Organize olmamış, dağınık, arandığında bir insanı bulmak için tüm kayıtlara bakılması gereken bir sistemdir. Günlük hayatta kağıt üstündeki bilgileri ad sırasına sokmamız gibi bu kayıtları sıralama işlemine Sıralama / Sort deniyor.

Programcılık hayatımda 20 civarında programlama dili ve bir sürü database kullandım. Bir çoğu artık kullanılmıyor. Baş döndüren hızda eriyip gittiler. Şimdi ise Filemaker Pro ile uygulama geliştiriyorum. Ve çok güçlü bir veritabanı olmakla kalmayıp kullanıcı dostu iyi düşünülmüş bir sisteme sahip olduğunu, kolayca web yayını da yapabildiğini söylemeliyim. Filemaker ve Veritabanları

Diyelim önce illere, sonra ilçelere sonra adlara göre sıraladık bilgimizi. Bu arama şeklimizi de belirler. Demek ki bizim için önemli olan konumdur. Eğer yaşa göre sıralarsak önemli olan yaştan yararlanıp ilgili benzer kayıtları bulmaktır.

Peki tüm kayıtlar içinde sadece 1.70 boyundaki bekar kadınları bulmak istiyorsanız. Hah gözleriniz açıldı. Yeniden ilginizi topladık 🙂 Öğretmenlik zor meslek!!!

İşte diğer kayıtları silmeden belli kriterlerle ana kümeden bir grubu seçmeye Süzmek / Filter / Filtrelemek deniyor.  Bunun sonucunda ele geçen kayıt topluluğuna da Recordset diyoruz.

Peki siz bir veritabanı üzerinde hep Ad alanına veya Adrese göre sıralıyorsanız görürsünüz ki bir sıralamadan diğerine geçmek için kayıt sayınız fazla ise bilgisayar biraz yavaş hareket eder. Hele hele sizin gibi yüzlerce insan aynı işyerinde çalışıyor veya webdeb sorgulama yapıyorsa bu sıralama zorlayıcı hale gelir.

Öyleyse daha en baştan bu sıralanmış halleri hazır tutsak, yalnızca sıralamada/sort ‘ta kullanacağımız  ilgili alanları sıralayarak ayrı bir dosyada tutsak ne olur? İşte elimizde index dosyaları. Bazı veritabanlaında kullanıcı bu ayrı dosyaları görmez. Sadece belli bir alana göre sıraladığını / indexlediğini fark eder.

İndexlenen dosyada eğer ada göre sıralama daha revaçta ise (örneğimize dönelim 1.70 boyunda bekar ve adı ne olanlar olsun ona da siz karar verin 🙂 bu alanı birincil indexleme alanı / birincil anahtar / primary index yapmak isteyebiliriz. İlk başta çok mantıklı görülen uygulama her bir kaydın farklı olması gerektiği için aynı isimli insanların mevcut olması ile başarısızlığa uğrar. Böylece primary key in arka arkaya giden ardışık bir rakam olması benimsenmiştir. Çoğunlukla böyledir. İsim soyad’da ikincil anahtar olur. Sonraki de 3. anahtar indexleme alanı.

Biraz giriş yaptığımız bu veritabanı çok enteresan ve zevkli bir konu. Bilgiyi saklamanın organizasyonun en güzel biçimleri.

Son olarak Relational Database / İlişkisel Veritabanı kavramına girmeliyiz. Kişinin oturduğu il için -diyelim İstanbul ya da Kahramanmaraş  15 harflik yer gerekir. Oysa plakası 34 tür. Bir kayıtta 13 harf milyon kayıtta 13 milyon harf eder. Ciddi bir rakamdır. Ama insanlar hemen her plakanın hangi ile ait olduğunu bilemez. Diyelim biz plakaları girelim ama ek bir tablo bu plakalara karşılık gelen isimleri tutsun. Yüz iliniz varsa sadece 100 kayıt eder. Düşünün ekranda kişinin ili 34 ise hemen bu ek tabloya gidip bakıp geliyor. Bu bakıp gelme olayından dolayı look up field / Aranan alan hatta diskolardaki bir arkadaşa bakıp hemen çıkacağım 🙂 alanıdır.

Peki bir kişinin her gün yaptığı müşteri görüşmelerini saklamak istiyorsak yan yana kaç tane alan açmalıyız? Bu sayıyı bilemeyiz değil mi?

Binlerce bile olabilir. Bu nokta ilişkisel veritabanlarının tanımlandığı yerdir. Denir ki isimleri bir tabloda tutalım. O kişiye ait görüşmeleri ise ayrı bir tabloda böylece her seferinde adı tekrar yazmadığımız için yerden ve arama zamanından kazanalım.
İkinci olarak diyelim o kişi bir kadın ve evlendi. Soyadı değişti. Daha önceki milyonlarca kayıt arasından ona ait binlerce kaydı bulup isimleri değiştimek zorlayıcı olacaktır. Bunun yerine isimler ayrı ve onlara bağlı olaylar ayrı tutulursa sadece isimlerde değişen bilgi diğer tüm bağlı alanlarda değişikliğe gerek kalmadan gerçekleşecektir.

Bütün bunlardan sonra denemek isterseniz Excel de başlıklar açın ad soyad, telefon, yaş, cinsiyet, kilo, boy ve sonra alt alta bir çok kayıt verin. Sonra veri / Data menüsünden süz/filter ve otomatik süz komutunu verin. İşte basit database iniz elinizin altında.
Daha sonra Microsoft Access ailesinin bir ferdi olan Access programına girip wizardlar/sihirbazlar aracılığıyla borcunuzu alacağınızı, DVD’lerinizin adlarını içeren veritabanını, sevdiklerinizin telefon bilgilerini vs. hazırlayın.

Access pek çok işinizi görecektir. Ama kurumsal bir uygulama için yetersiz kalır. Artık SQL Server veya ORACLE gibi daha büyük bir database ile yüzlerce kişiye aynı anda organize bilgi sunmanız gerekebilir.

İşte programcılık hayatımda 20 civarında programlama dili ve bir sürü database kullandım. Bir çoğu artık kullanılmıyor. Baş döndüren hızda eriyip gittiler. Şimdi ise Filemaker Pro ile uygulama geliştiriyorum. Ve çok güçlü bir veritabanı olmakla kalmayıp kullanıcı dostu iyi düşünülmüş bir sisteme sahip olduğunu, kolayca web yayını da yapabildiğini söylemeliyim.
Daha sonra veritabanı konusuna talep olursa döneceğiz.

www.filemaker.com/
www.yordam.com/








EPOSTA ABONELİĞİ İÇİN

Aşağıdaki formda e-posta adresinizi yazın, gelen e-postaya onay verin.


https://suleymansonmez.substack.com/
E-posta aboneliği için e-posta adresinizi eklemeniz, aşağıdaki konuları anlayıp izin verdiğiniz anlamına gelir.
Lütfen okuyunuz. Temel olarak, siteden (Güneşin Tam İçinde) ve yazardan (Süleyman Sönmez) e-posta bülten almaya izin vermek anlamını taşır. Bu iznin temeli: okunacak yazılar, izlenecek videolar, dinlenecek podcastlar, fotoğraflar, tanıtılacak ürün, kitap, site, uygulama, yapay zeka, eğitim, gezi, teknoloji, anket gibi içerikler ve kampanyalar olabilir. Bültenin içeriğinde, bülten sponsorunun ürün ve hizmetine ait bilgi, link ve banner yer alabilir. Bülten e-posta sistemi substack isimli dünyaca çok bilinen, güvenilir e-posta sistemi tarafından gönderilir. E-postalar yeni bir e-posta dağıtım sistemine geçmek dışında üçüncü şahıs ve şirketlerle paylaşılmaz. İşleyiş gereği yurtiçi ve yurtdışındaki server sistemlerinden hizmet verilebilir. Spam gönderilmez. İstediğiniz noktada, tek adımla her e-postanın en altındaki "Unsubscribe" seçilerek üyelikten çıkılır ve siz tekrar e-posta abonelik formuyla veya bülten sayfasında üye olana dek yeni e-posta almazsınız. İlginiz için teşekkür ederiz.


4 YORUMLAR

  1. Makalenizi eleştirmeyeceğim. Türkçeye saygınız, bu tutumu herkesten bekleyişiniz, vurdum duymazlara dilimizle ilgili uyarılarınız, emekli Türkçe öğretmeni olarak beni mutlu kıldı. Bu çabanızın sürekli olacağına ve etkisini göstereceğine inancımı saygılarımla bildiriyorum.
    Kaleminiz var olsun.

  2. Kemal Bey sizlerin desteği olmadan başaramazdım. Bu uyarıları siteye ilk koyduğumda züppelikle, işgüzarlıkla suçlandım! Halen de haftada okkalı bir küfür yorumu mutlaka yazılıyor. 🙂 (Laf aramızda küfür edenlerin her birinin IP adresi ve tarihleri ben de saklı. Bir ara savcılığa toptan şikayet etsem ve evlerine bir tebliğ alsalar Internet’te isimsiz yorum yazıp gizlenmenin o kadar kolay olmadığını fark ederler mi acaba?)

    Ancak bu kampanyam umduğumun çok üstünde bir katılım gördü. Internette yazan forumları bu çeşit bir hatırlatmayı kullanabilmeleri için teşvik ettim. Böylece topluluk sitelerinden kişisel sitelere herkes harika bir farkındalığa geçmeye başladı.

    Biz Türkiye’de yaşayan ve Türkçe konuşan müthiş bir topluluğun bireyleriyiz. Bu topluluğun bireyleri yurtdışına gittiğinde, inanılmaz başarılara imza atıyorsa dillerini korumayı da başarabilirler.

    Üstelik Türkçe köklü dillerdendir ve türev dillerden değildir.

    Dünya çapında giderek artan oranda Türkçe’ye değer veriliyor. Herkes üstüne düşeni yapmalı. Dil aynı zamanda düşünceyi seslendirir. Japonların başarısındaki dilin önemini düşünüyor muyuz? Ya da Çinlilerin binlerce senedir bozulmayan büyük toplumsal yapılarında ki dilin baskısını düşündük mü? Bir Çinli “Anne” derken bağıramaz bağırması farklı bir kelime anlamına gelir. VE hakarettir.

    Türkçe dil yanlışlarıysa, duş almak, çay almak, start almak gibi temizlenmesi zorlu bir süreç. Neden yanlış kullanım olduğunu bile bilmiyorlar uyardıklarımız 🙂

    Elbette her şeykararınca biz DİL POLİSİ değiliz. Güzel konuşmak isteyenleriz. Hiç birimiz imla klavuzu değiliz. Bu yorumda bile hatalar bulacağınıza eminim. Ancak söylendiğinde düzeltiyorum ki düzeyli iletişimin temelinde bu yatıyor bence 🙂

SİZİN DÜŞÜNCENİZ NEDİR?

Yorumunuzu yazınız
İsminizi Yazınız