Chiromancy, El Falcısı, Avuç Okuyucu

Avuç okuyuculuğunun tarihi, en ünlü avuç okuyucu, bilimin hastalıklar ve el içindeki şekillerle bulduğu ilişkiler ve hatta bir şiir daha ne olsun? Kaçırmayın! 🙂


Fotoğraflar: Jamelah, ve Meanest Indian (Creative Commons lisansı ile kullanılmışlardır)

El falcılığı daha çok bilinen eski ismiyle Chiromancy / Kiromanti, (Yunanca cheir (χειρ), “el”; manteia (μαντεία), “Tanrı bilimi” kelimelerinin birleşimi) M.Ö. 5000’li yıllara Hindistan’a uzanır. ( “Valmiki Maharshi’nin Erkek El Okuyucularına Öğretileri” adlı eski eser “Valmiki destanı“nda anlatılır)


Bir çok mistik uygulamada olduğu gibi daha yüksek bir ruhsal bilim dalının (elden bakarak genetik eğilimleri saptamak), halk içine karışmış yozlaşmış küçük bir kısmı gibi görünür.

Sonraları el okuyuculuğu Tibet’e gelir ve bölgeden yayılır. M.Ö. 3000’lü yıllarda Çin’de artık bilinen bir sanattır. Sonraları gezgin ruhsal öğrencilerle ve çingenelerle dünyaya taşınır.
Kimileri önce İpek Yolu’nu kullanan Arap tacirlerin önce Çin’e sonra Avrupa’ya gittiklerini sonraki yıllarda Hindistan’dan göç eden çingenelerin kendi tradisyonları ile bu el okumacılığını birleştirdiklerini anlatırlar.

Mısır, Pers Hükümdarlığı ve Roma İmparatorluğu’nda da el falcılığının bulunduğu bilinmektedir.  Bu özelliği ile falların en yaygınıdır. Çünkü özel sihirli bir yetenek istemez. Kristal küre gibi veya kartlar gibi karışık nesnelere ihtiyaç yoktur. Kuralları öğrenmek ve inandırıcı olmak yeterldir.


The Fortune Teller (Falcı), sanatçı Caravaggio (1594–95; Canvas; Louvre)

Günümüzde daha çok psikolojik analizlerle eldeki tepkilerle, terleme, nabız gibi kişiden farkında olmadan bilgi alındığı iddia edilse de, gelenekselmiş avuç okuyuculuğunda elin genel şekli için 4 veya 10 civarında ana tip kabul edilir. içinde her bir çizginin boyu, şekli yeri zaten bir anlama sahiptir. Hatta avuç içindeki yükseklik ve çukurluklar pek çok şeyi anlatır.

Müşterinin beklentileri ise çoğunlukla bellidir. Ne zaman evleneceği, kaç çocuğunun olacağı, gelecekte zengin ya da ünlü olup olmayacağı hatta cüret edebilirse, uzun yaşayıp yaşayamayacağı ne zaman öleceği gibi.

Okuyucu, müşterisinin ellerinin hasarından ev kadını mı, iş kadını mı, zengin mi, yoksul mu hatta deformasyona bakarak hangi işi yaptığını bile anlayabilir. Pek çok rahatsızlığın da cilt üzerinde etkileri vardır. Kaygıyla, tırnak yeme arasında bağlantı vardır. İyi bir el okuyucu beden dilinin en büyük parçası olan elin konumlandırılması ve duruşu ile bile, konuşulmayan bir çok sorunun cevabını bilimsel olarak saptayabilir.

Hatta bir çok büyük şirket anlaşmasına beden dilini çok iyi tanımlayan uzmanların başka bir görevleri varmış gibi sokuldukları ve karşı tarafın daha ne kadar geri adım atabileceğinin çözümlendiği iddia edilmektedir.

El falı iki elle de bakılır. Çoğu zaman az kullanılan el karmik yükü taşır. Baskın ele de bakılır. Burada çizgiler var. Bakalım.

  1. Hayat Çizgisi
  2. Akıl Çizgisi
  3. Kalp Çizgisi
  4. Venüs Kemeri
  5. Güneş Çizgisi
  6. Mars Çizgisi
  7. Kader Çizgisi

Semavi dinler ise falcılığın her türünü olduğu gibi el falını da yasaklamıştırlar. Mesela Kuran, “Gaybı yalnızca Allah bilir” der. Fal oklarının şeytanın pisliği olduğunu belirtir.

Düşünüldüğünde günümüzün Quantum fiziğinin çoklu olasılıklı evren kuramında fal bakmak, gelecek olasılıklarından birisini “çökertmeye”, gerçek hale getirip diğerlerini iptal etmeye çalışmak gibi midir?

Zamana müdahale etme denemesi midir? Fal bu nedenle mi yasaklanmıştır? Kötüye kullanımlar ve insanların hayallerle aldatılması nedeniyle mi?

Şimdilerde bile gençler daha çok karşıcinsten birisini etkilemek hatta aldığı kararları yönlendirmek için faldan yararlanıyor. İşin şaşılacak tarafı ise aralarında milletvekillerinden, işadamlarına, akademisyenlerde binbir mesleğe kadar insanların fala inanması ve gelecek kararlarında esas alması.

En ünlü El Okuyucusu

Cheiro 1866’da İrlanda’da doğar. Kısa zamanda kehanetlerinin gücü ile en ünlü en güçlü kişilerin kahini olur. Bu konuda ciddi bir efsane isimdir. Bir çok güçlü kişinin ölümünü bildiği idda edilmiştir. Sadece el falı değil numoroloji üzerine de çalışmıştır.

Cheiro’nun daha çok çocukken Hindistan’da bir Brahminden iki yıl özel eğitim aldığı anlatılır. Sonra Londra’ya döner ve avuç okuyucu olarak çalışmaya başlar. 19. ve 20. yüzyıllarda Mark Twain, W. T. Stead, Sarah Bernhardt, Mata Hari, Oscar Wilde, Grover Cleveland, Thomas Edison, Wales Prensi, General Kitchener, William Gladstone ve Joseph Chamberlain gibi ünlü isimlerin ellerini “okur”.

Cheiro’nun “Herkes için El Okuyuculuğu” / “Palmistry for All” kitabı (İngilizce) artık geçen zamanla telif haklarını kaybettiği için Gutenberg projesi kapsamında indirilebilmektedir. (Bir çok kitaba bu şekilde yasal olarak ulaşabilirsiniz. )

http://www.gutenberg.org/etext/20480

“Cheiro’s Memoirs: The Reminiscences of a Society Palmist”, adlı kitabında müşterileri arasında şı isimleri de saymıştır: Kral Edward VII, William Gladstone, Charles Stewart Parnell, Henry Morton Stanley, Sarah Bernhardt, Oscar Wilde, Profesör Max Muller, Blanche Roosevelt, Comte de Paris, Joseph Chamberlain, Killowen Lord’u Russell, Robert Ingersoll, Ella Wheeler Wilcox, Lillie Langtry, Mark Twain, W.T. Stead (Titanic şöhreti), Richard Croker, Natalia Janotha…

Ölümüne kadar geçen sürede pek çok dünya ülkesi seyahatinden sonra Amerika’ya Hollwood’a gider ve senaryo yazar. Günde 20 kişiye kadar el okuması yapar ve 1936’da 69 yaşında dünyadan ayrılır.

Bilimsel Anlamda El Analizi

Tüm bunların aksine bilimsel açıdan el analizi çok önemlidir. Mesela Down Sendromu ile el içindeki çizgilerin yapısı, psikoloji ile el arasındaki bağlantı, dikkat dağınıklığı ve hiperaktivite ile hatta şizofreni ile el ilişkisi yıllardır araştırılıyor. Bilim önyargısız  şekilde bunu araştırıyor ve anlamlı bir korelasyon arıyor.

Profesör John T. Manning parmakuzunluklarının orantısı ile homoseksüellik, depresyon, disleksia, üretkenlik, otizm ve müzikal kabiliyet arasında bağlar kuruyor. Ancak şu an için insan kişiliği ile el çizgileri arasında net bir kanıt bulunamadı / ya da açıklanmadı.

Psikanaliz’in Freud’dan sonra en bilinen ismi C.G Jung ise bu konuda ilginç bir deneyim yaşamış. 1930’larda Julius Spier adlı el okuyucusu bir Alman arkadaşıyla Berlin’de görüşür.
Jung bu görüşmeden sonra bir çok yerde şu açıklamayı yapar. “Söylemeliyim ki, sonuçlardan derin şekilde etkilendim.” Özellikle karakteroloji bilimi olarak el okumayı kullanmasını çok takdir etmişti.

“Eldeki üç bölgeye bakarak, bunlar tırnaklar, kalp çizgisi ve Venüs tepesidir, bunlara bakarak medikal bir el analizi yapıldığında, kalp krizi, diabet, böbrek taşı, idrar yolları enfeksiyonları, böbrek zehirlenmesi, zihinsel depresyon ve  şiddetli hafıza şikayetleri saptanabilir.”
Adarsh Kumar bilimadamı | Hindistan Uzay Araştırmaları Organizasyonu

Elle Bağlantılı Çeşitli Hastalık ve Eğilimler Hakkında Bilimsel Makaleler
http://www.dse.nl/~frvc/handresearch/publications.htm

http://human-nature.com/nibbs/02/manning.html

http://www.handresearch.com/hand/Evolutie/autismeEngels.htm

Biyometrik Bir Şifreleme Aracı Olarak Avuç İçi

Bir süredir FBI’ın Amerika’da el izi veritabanı / database’i kurduğunu biliyor muydunuz?
CNN ‘in haberine göre, önce suçluların sonra vatandaşların biyometrik izleri çıkarılıyor. Biyometrik olarak tanımlamak için önceleri parmak izi kullanılıyordu. Sonraları gözdeki iris ve ardından deri altı damarların haritası çıkarılmaya başladı. Çünkü bunların taklit edilmesi neredeyse imkansız.

Şimdi ise el izlerine yönelindi. Elbetteki sadece kimlik tespiti için değil. Yüzlerce yıldır tartışılan bedensel özelliklerle suça eğilim arasında bir bağıntının olup olmadığını çözmek için! Artık bilgisayarlar var ve ilk bakışta görünmeyen orantılar, açılar matematiksel oranlar milyonlarca denek sayesinde kolayca çözülebilecek. Yakında duyacağımızı düşünüyorum.

Kaynakça:
http://en.wikipedia.org/wiki/Cheiromancy
http://www.handundhoroskop.de/en/basics.htm

http://news.bbc.co.uk/1/hi/magazine/7402803.stm

Bu konuda yazdığım bir şiirle kapatalım şu konuyu! 🙂

HAYAT ÇİZGİMDE SEVERİM SENİ

Gün olur bir çingene
Uzanır elerime
Saçının yanındaki karanfilli solmakta,
Gözleri buğulu ve elemli,

“Gel bakaaayım falina, söyleyeyim halini”
Fala inanmayan bir mezcup,
Bilimle yıkanmış bir gönül gibi
Çocuk merakını yenemeyen biri gibi
Uzatırım elimi

Sonra para ister, falcı kadın
“At bakayım, o yetmez a be, sadaka mı veriyorsun!”
Sonra sıyrılır cüzdanımdan, geleceğin kapısını açan banknotlar.

Sonunda kadının parmağı hayat çizgimden başlar ve
Kalp çizgimi kesen kader çizgime uzanır
Nefesi kesilir bir an
Ürpererek parayı geri vermek ister hemen
Ama çok geçtir artık

Zamanım açılır onun sessiz gözlerine
Ve geleceğimi görür
“Sen” der, Ama tarif edemez.

Başka bir alfabenin diliyle yazılmış gibi
soluk soluk bakar kaderime
Sonra o sessiz ben sessiz
Onun alnında hırçın terler damlar

Gırtlağını zor temizler
“Git” der “Senin kaderin benim gözlerime ağır gelir be”
Gitmem ama
İnsandır o da.

Dizinin dibine çöker
Geçen insanları süzerim birlikte
Önce huzursuz olur
Sonra dinginlik akar görünmeyen ten gömleğinden
Işıktan tenine

Sonunda ayrılık saati gelir ve çatar
Kapanır zamanın kapıları
Kader çizgisinden temizlenir çatal yollar,

Avcumda hayatım ve
hayat çizgimde severim seni
hayat çizgimde tanırım seni
Hayat çizgimde yaşar, ölürüm

Sonra gülümseyerek
Martıların avuçlarındaki
Kedi ve köpeklerin patilerindeki
Ve aslanların avuçlarındaki kaderi düşünürüm

Yol uzundur
Avuçlar gökle dolmuştur ve
Kimsenin göremediği kaderle
Bilmediğim bir yere götürür beni
Avuçlarım,
Sonsuz seçim denizinde,
Ayaklarım hikaye….

Süleyman Sönmez
26 Temmuz 2008

PAYLAŞ: