Siz bu yazıyı okurken Cemre düşüyor ya da düştü.  (19-20 Şubat )

cemredusmesi
Görsel:  Ktylerconk | Creative Commons Lisansı ile kullanılmıştır

Aslında Cemre düşmesi bilimsel olarak nedir?

Cemre, İlkbahar başlangıcında yedişer gün arayla önce havada sonra su ve toprakta oluştuğu sanılan sıcaklık artışı. Arapça olan sözcük kor durumunda ateş anlamına gelir.

Eskiden yıl “Kasım, 180 gün” ve “hızır, 185 gün” olarak ikiye ayrılırdı. Kasım; Kasım ayının sekizinde başlar, 46’sında erbain, 86’sında da hamsin girer, kışın en soğuk 90 günü böylece geçerdi. Cemrelerin ilkinin, Kasımın 105’inde (19-20 Şubat) “havaya”, ikincisinin Kasımın 112’sinde (26-27 Şubat) “suya”, üçüncüsünün de Kasımın 119’unda (5-6 Mart) “toprağa” düştüğüne inanılırdı. Halk arasında cemrelere “Cemile kadın” da denir.

Mina Vadisi’nde Arafattan gelen hacıların attıkları taşlarla oluşan yığınlara da “cemre” adı verilir.
Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Cemre

Meteoroloji folklörümüzdeki önemli yeri ve küresel ısınmada havanın ısınması konusunun önemi nedeniyle Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, cemrenin ne olup olmadığı konusunda bilgiler vererek bizi aydınlatıyor.

Halkımızın arasında yaygın olarak baharın müjdecisi olarak bilinen sıcaklığın artması olayına cemre denir. Cemre’nin birer hafta arayla havaya, suya ve toprağa düştüğüne inanılır. Üç tane olan cemrenin birincisi havaya (19-20 Şubat), ikincisi suya (26-27 Şubat) ve üçüncüsü de (5-6 Mart) toprağa düşer. Her cemrenin düşüşüyle hava sıcaklığı artar, cemrelerin arasında ise sıcaklıkta küçük bir düşüş görülür.

Böylece cemre, havanın aşağıdan değil de sanki yukarıdan aşağıya doğru ısındığını ifade eder.

Öncelikle sanıldığı ve cemrenin açıklandığı gibi güneş ışınları atmosferimizi doğrudan ısıtmaz : Yeryüzeyi, güneş ışınlarını yutarak önce kendi ısınır., sonra atmosfer ısıtır. Açık bir günde, atmosferin alt tabakasından geçen güneş enerjisi, yeryüzeyi tarafından yutulur. Dolayısıyla yeryüzeyi ısınır. Yüzeydeki hava ısındıkça, yüksekteki havadan daha az yoğun hale gelir. Isınan hava yükselir ve daha soğuk olan hava çöker. Yükselen hava, genişler ve soğur. Su buharı, bulut damlacıkları şeklinde yoğunlaşarak, hal değişim ısısından dolayı, havanın ısınmasını sağlar. Bu sırada dünya karbondioksit ve su buharı tarafından yutulup tekrar yayınlanan kızılaltı ışınları yayınlar. Gazların yoğunluğu, dünya yüzeyinde daha az olduğundan yutma işleminin büyük bir kısmı, yüzeye yakın katmanlarda gerçekleşir. Dolayısıyla atmosferin alt tabakaları aşağıdan yukarı doğru ısıtılmış olur.

Kaynak: Bilkent Üniversitesi

Kasımın 46’sında, kırk gün anlamına gelen “Erbain”, 86’sında da elli gün anlamına gelen “Hamsin” başlardı. Böylece yılın en soğuk zamanları olan doksan günlük süre geçmiş olurdu. Kasımın başından itibaren yüz gün geçtikten sonra, halk zorlu kış günlerinin atlatıldığına inanırdı. Bunu da şu özdeyişle dile getirirdi:

“Geldik yüze, çıktık düze”.

Kasımın 105’inde (19-20 Şubat) birinci cemrenin havaya, 112’sinde (26-27 Şubat) ikincisinin suya, 119’unda da (5-6 Mart) üçüncüsünün toprağa düştüğü kabul edilir ve yedişer günlük aralıklarla da havanın, suyun, toprağın ısındığına inanılırdı.

Meteorolojik olarak ısınma; sırasıyla toprak, hava, su biçimindedir. Cemreler arasında sıcaklıkta düzenli artışlar yaşanmayabilir, bu doğal bir olaydır. Onun asıl önemi folklorik bir inanış olması ve kültürel bir değer taşımasıdır.
Kaynak: Bütündünya

Halbuki, sanıldığı ve cemrenin açıklandığı gibi güneş ışınlarının atmosferi doğrudan ısıtmadığını vurgulayan Prof. Dr. Kadıoğlu, “Yer yüzeyi, güneş ışınlarını yutarak önce kendi ısınır, sonra atmosferi ısıtır. Açık bir günde, atmosferin alt tabakasından geçen güneş enerjisi, yer yüzeyi tarafından yutulur. Dolayısıyla yer yüzeyi ısınır. Yüzeydeki hava ısındıkça, yüksekteki havadan daha az yoğun hale gelir. Isınan hava yükselir ve daha soğuk olan hava çöker. Yükselen hava, genişler ve soğur. Su buharı, bulut damlacıkları şeklinde yoğunlaşarak, hal değişim ısısından dolayı, havanın ısınmasını sağlar. Bu sırada dünya karbondioksit ve su buharı tarafından yutulup tekrar yayınlanan, kızıl altı ışınları yayınlar. Gazların yoğunluğu, dünya yüzeyinde daha az olduğundan, yutma işleminin büyük kısmı, yüzeye yakın katmanlarda gerçekleşir. Dolayısıyla, atmosferin alt tabakaları aşağıdan yukarıya doğru ısıtılmış olur” diye konuştu.

Kaynak: Mynet

“Küresel İklim Değişikliği” böyle devam ederse Cemreler nerede ne zaman düşecek? Bu da ayrı bir muamma…


Facebook grubumuza üye olun yeni yazıları kaçırmayın. https://www.facebook.com/gunesintamicinde



Sitede reklam bannerları yok bu sizin rahatınız için. Sitede tanıtım yazısı yayınlatmak ister misiniz? Lütfen tıklayın https://www.gunesintamicinde.com/reklam/


Bu yazıyı aşağıdaki düğmelerle paylaşarak daha çok insana ulaşmasını sağlayabilirsiniz.
Facebook, Twitter, Google+, Pinterest, Linkedin, WhatsApp

PAYLAŞ
Adım Süleyman Sönmez. Yıldız Teknik Üniv. Bilgisayar Programcılığı ve İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi olmak üzere iki üniversiteden mezun oldum. Sonrasında başladığım Uluslararası İşletme masterını terk edip hayata atıldım. Proje yöneticiliği, bilgisayar programcılığı, sistem analistliği, pazarlama / satış sonrası müşteri ilişkileri yöneticiliği, LEGO takım koçluğu, Web tasarımcılık, fotoğrafçılık, ISO9001:2000 kalite sistemleri sistem kuruculuğu ve iç denetimcilik, Teknoloji Okuryazarlığı müfredat yazarlığı, Bilgi İşlem Bölüm Başkanlığı, öğretmenlik, video düzenleme, Eğitim Teknolojileri Uzmanlığı gibi birbirinden farklı pek çok meslekte çalıştım. Bu kadar farklı iş neden? Dünyayı Da Vinci gibi yaşamak gerektiğine inanıyorum. Web sitelerim: www.suleymansonmez.com , Güneşin Tam İçinde , Eğitimde Sanal Gerçeklik , Büyükler Giremez , Aşağıdaki simgelerden sosyal medya üzerinden takip edebilirsiniz.

43 YORUMLAR

  1. Cemrenin kelime anlamı ‘kor halindeki ateş’tir. İlkbahar başlamadan önce birer hafta aralıklarla havaya, suya ve toprağa düştüğüne ve onları ısıttığına inanılır. Eskiler 365 günlük yılı ‘kasım’ ve ‘hızır’ günleri olarak ikiye ayırmışlardı. Kasım 179, hızır ise 186 gündü. Yılın kasım kısmı yani kış devresi 8 kasımda başlar, 6 mayısa kadar sürerdi. 6 mayısta da hıdırellez ile birlikte yaz devresi, hızır günleri başlardı. Kasım ayına kasım dememiz oldukça yenidir. 1945 yılında ilgili kanun yürürlüğe girene kadar, kasım ayma ‘teşrinisani’ denilirdi. Kasım adı Arapça ‘bölen’ anlamındadır. Yılı böldüğü için bu ad verilmiş olabilir.

    Kasımın kırk altısında, kırk gün anlamına gelen ‘erbain’, seksen altısında da elli gün anlamına gelen ‘hamsin’ başlar, böylece kışın en soğuk zamanları olan doksan günlük süre geçmiş olurdu. Kasım günlerinin ortasını geçip yüz gün arkada kalınca halk arasında zorlu kış günlerini arkada bırakmanın bir ifadesi olarak ‘geldik yüze, çıktık düze’ denilirdi.

    Kasımın yüz beşinde (19-20 şubat) birinci cemrenin havaya, yüz on ikisinde (26-27 şubat) ikincisinin suya, yüz on dokuzunda da (5-6 mart) üçüncü cemrenin toprağa düştüğüne ve yedi günlük aralıklarla buraları ısıttıklarına inanılırdı. Cemrelerin düşüş sıralamasında önce hava ısınıyormuş gibi görünse de hava doğrudan güneş ışınları ile ısınmaz.

    Güneş’ten gelen ışınlar önce yeri ısıtırlar, yerden yansıyan ışınlar havayı ısıtırlar. Aksi olsaydı, yükseldikçe, dağların tepesine çıktıkça, Güneş’e yaklaşıldığı için hava gittikçe ısınırdı.

    Meteorolojik olarak ısınma sıralaması toprak – hava- su şeklindedir. Cemre her ne kadar folklorik bir inanış olsa da, cemreler arasındaki günlerde hava sıcaklığında az da olsa düşüşler yaşansa da, özellikle Marmara bölgesine ait istatistiklere göre, cemre tarihlerinde yüzde 80′e varan oranda ısınma meydana gelmektedir. Cemreler Türk dünyasının kültür ve edebiyatına da konu olmuşlardır. Örneğin, divan şairlerinin cemre zamanlan, baharın yaklaşması dolayısıyla önemli kişiler için yazdıkları övgü şiirlerine ‘Cemreviye’ denilirdi.

  2. aga çok saol ya ödevime yardım ettin için bazı sitelerde ‘I’ yı ‘?’ diye göstermiş çok lasakça sana çeşekkür ederimm saolasın

  3. Güzel bir açıklama yapılmış. İnsanlar cemre ile ilgili farklı düşüncelere sahip. Böyle folkllorik olay ve düşüncelerin gerçekçi anlamda öğrenilmesi gerektiğine inanıyorum.

Siz ne düşünüyorsunuz?