Zaman İmparatorluğu

Hakan ağlıyordu. Onu sakinleştirecek söz bulamıyordum. Aylin öfke ve hayalkırıklığı ile bağırdı yine “40 yıl. Tam 40! Bu gerizekalı ömrünün 40 yılı karşılığında gidip o Lamborghini arabayı almış. Akılsız herif hayatımızı mahvettin. Boşanacağım senden” Hakan yaşlı gözlerle bana döndü “Abi bana 10 yıl verir misin? Ha? Arkadaşına 10 yıl verir misin? Söz, çalışıp geri öderim sana.” Tüylerim diken diken oldu Hakan tamamen kontrolünü kaybetmişti. Kolunda Quantum uzay zamanın göstergesi soluk bir griyle yanıp sönüyordu sadece bir kaç senesi kalmıştı. Hayatını harcayıp tüketmişti.

Görsel çalışma: ToniV | Creative Commons lisansı ile kullanılmıştır.

Bakın bunu size anlatmam zor. 2018 yılında doğmadıysanız size ne anlatsam boş. Büyük ihtimalle bu adam ne saçmalıyor diyeceksiniz. Bense size saçmalamadığımı ve sizin… Neyse canım ağır konuşmak istemiyor. Moralim Hakan’dan dolayı bozuk kusura bakmayın. Quantum Heisenberg belirsizliğinin bir uzay zamanı hapsettiği ve diğer olasılık zincirlerini yokettiğini yıllar önce bulmuştuk. Bilimadamları bundan bahsediyordu. Ancak bu uzay zamanın kapsüllenip farklı bir uzay zamanla birleştirilebileceğini Kane Century adındaki bilimkadını New York’tan Japonya’ya uçarken bir yolcu uçağının bedava dağıttığı o sıkıcı gezi dergilerinden birisinin arkasına çizdiği formüllerle ispatladı.

Kadın çatlağın tekiydi tamam mı? Ve güzelim dünyamızın içine etti bu buluşu. Zaman ve mekanın yaşam enerjisinin devredilebilmesini sağlayansa CreditTime firması oldu. Onlara da lanet olsun. Bileğimizde bir bileklik var artık. Size bir günümü biraz anlatayım da anlayın.

Sabah kalkıp evden çıkınca otobüse biniyorum. Kapıdan geçerken ömrümden 10 sn kesilip otobüs şirketine geçiyor. Sonra işyerinin yanındaki pastanede simitlere bakıyorum. Simit 75 sn pohaça ise 80 sn.

Sonra akşama kadar çalışıyorum. Günlük yevmiyem kapıdan çıkarken bilekliğime işliyor. Yolda Hakan’a uğruyorum. Daha doğrusu o kafayı yemeden önce uğrardım. Gider bir yerlerde birşey içer sonra sinemaya ya da büyük alışverişmerkezlerinden birisine gider gezer bowling oynar, bilgisayar veya yeni virtual reality oyunlara bakardık. Sonra Aylin’i almaya giderdi Hakan.

Asgari ücretliler en fazla 45 yıl yaşayabiliyorlar. Şaşırdınız mı? Gerçek bu. Çünkü aldıkları zaman harcadıkları zamana yetmiyor. Buna yeni kapitazaman teorisi deniyor. Zamanın en kıymetli nesne olduğunu düşünüyorsanız aldanıyorsunuz. Zaman en kıymetli nesne değil. En kıymetli nesne ihtiyaç.

İhtiyaçlarınız olduğu sürece zamanı harcamak zorundasınız.

Çokuluslu şirketlerin sahipleri artık onbinlerce yıllık ömre sahipler. Ölemiyorlar. Ölme olasılıkları yok. Uzay zaman sürekli hayatta kalacakları duruma bükülüyor. Nefret ediyorum onlardan da.

Bir zamanlar ziguratlarının tepesinde yaşayan Tanrı-Krallar gibiler. Halkları birgün ölüp gitme umutlarını bile kaybetmiş durumda ve zamanımızın tümü onların. Bizi bir vampir gibi emiyorlar. Eğlenceyle, güzel kadınlarla, güzel arabalarla, reklamlarla, tüketimle… Zavallı Hakan… Neden yaptın oğlum neden? 40 yıl bir arabaya değer miydi?

Zamanla oynayan bir grup var. İşitiyoruz. Zamankilitlerini açabilen bir adamdan bahsediyorlar. Bileklerimizdeki bu halkaları çıkardığımızda ölüyoruz. Doğduğumuzdan beri bileklerimizdeler. Bu adamın açabildiği söyleniyor. Ve daha fısıltıyla söylenen, uzay zamanda sürekli düşeş atan bu zaman zenginlerinin akışını bozabiliyor. Geçen gün Sacatia Elektronic CEO’sunun arabası kaza yaptı. Son 10 yıldır değil CEO’ların orta kademe yöneticilerin bile arabaları kaza yapmıyor. Uzay zamandaki bu olasılığı sildiler. Sadece zaman fakirlerinin arabaları kaza yapıyor. Allah’ın cezası CEO’nun arabası kaza yapmış. Bu o adamın işiymiş. Adını bile bilmiyoruz.


Görsel çalışma: MCSimon | Creative Commons lisansı ile kullanılmıştır.

Üstelik berbat bir kriz de var. Kimse zaman harcamak istemiyor herkes korkuyor. Zaman daralması var. Ekonomi dönmüyor. Bir benzeri 2008 yılında yaşanan 2. Büyük Buhrana benziyor. Büyükbaşlar zamanı kendi bünyelerine çekti ve zaman kilitlerine akıtmıyorlar. Gün geçtikçe ömürler kısalıyor. Herkes çıldırmış gibi kısacık kalan hayatında büyük bir vurgun bekleyerek herşeyi denemeye çalışıyor ve daha çok zaman harcıyorlar.

Yılbaşı zaman piyangosunda bundan üç dünya yılı önce, 5 uzay zaman yılı kazanmıştım. Bilmiyorum Hakan’a onu vermeli miyim? Versem ne olur? Yaşar mı? Yoksa deli gibi gidip bir yat almaya mı kalkar bu sefer kendisine. Tanrım…

Evet Tanrım, uzay zamana müdahale etmenin tam sırası değil mi? Bu insanlar sana kafa tutmaya cüret edecek kadar uzay zamanı bizden sömürmeden önce…


Görsel çalışma: badboy69 | Creative Commons lisansı ile kullanılmıştır.

Yazar: Süleyman Sönmez
Bu yazıda anlatılan olayların gerçek kişi, kuruluş ve olaylarla ilgisi yoktur. Bilimkurgu yazını olarak yazılan bu eserin tüm hakları yazara aittir. İzinsiz kopyalanamaz ve sanatsal çalışmalarda kullanılamaz.

Zaman İmparatorluğu” için 10 yorum

  1. Zamanı para ile kıyaslamak. Ekonomiyi bunun üzerine kurmak. Aslında ne kadar bilim kurgu gibi gözükse de dolaylı olarak böyle bir düzende yaşıyoruz. Yıllarımızı köleler gibi çalışarak bir kaç maddeye sahip olmak adına geçiriyoruz çoğu zaman.
    Çok yaratıcı ve ironik bir yazı olmuş. Eline sağlık.

  2. Gerçekten güzel bir çalışma. Temelleri sağlam geliştirilmeye açık. Bunu kitap olarak görmek güzel olurdu…

  3. Süleyman abi bir solukta okudum. Süpersin. Hasan haklısın, şimdiki düzendeki paranın zamana çevrildiği bir yazı. Korkmadım değil hani 🙂

  4. Yorumlarınız için teşekkürler arkadaşlar. Önemli bir nokta var. Hikayede basit alegoriyi ileri taşıyan. Sadece para yerine zamanı koymuyor öykü. Dikkat ederseniz hep uzay zaman dedik. Bunun anlamı olasılık zinciri üstünde Quantum düzeyinde her olasılık aynı anda vardır. Sonra bir gerçeklik çöker ve diğer olasılıklar yok olur. Yani sen bir kavşakta sağa gitsen başka sola gitsen başka hayatlara gidersin hayatının kalanı seçimlerinle her an ve her an değişiyor. İşte benim teorim – bunu bir yerde okumadım – bu seçim anındaki potansiyel sonsuz uzay zamanın kapsüllenip diğer bir insanın uzay zaman potansiyeline eklenebileceği yönünde. Dolayısıyla hiçbir zaman arabalarının kaza yapamaması ve işlerinin hep şanslı gitmesi uzay zamandaki en kaliteli seçimleri satın almalarından ve seçebilmelerinden oluyor. Dilerim karışık bir açıklama olmamıştır. 🙂

  5. Çok uzun süredir bu kadar güzel bir yazı okumamıştım.
    Evet abi senin yazılarından bile….

  6. güzel bir hikaye. ama ben en çok şuraya takıldım.en değerli şey ihtiyaç. yaşamda gerçekte böyle işliyor. yaşama ihtiyacı hissetiğimiz için dünyaya geliyor , nefes alıyor,yemek yiyoruz.bu ihtiyacı artık hissetmediğmizde ise dünyadan ayrılıyoruz…ayrıca hikayeleri çok uzatmıyorsun ki bu çok güzel birşey.karşı tarafa hayal payı bırakıyorsun,çünkü merak etmezsek veya sıkılırsak hayall edemeyiz…..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir