Ne zaman ülkede bir şeyler olsa taksiye binerim. Taksicilerle konuşurum. O zaman dillenir halkın sözleri o zaman işitirim binbir sesini içinde yaşadığım toplumun.

taksicisohbetleri
Görsel: *RICCIO “il colore del ricordo inganna” | Creative Commons lisansı ile tekrar tasarlanmıştır.

Taksiciler müthiş yalnız bir meslek kolunun üyeleridir. Eğer bir durağa bağlı çalışmıyorlarsa, zamanlarının büyük bölümü bir insandan bir insana, bir mekandan ötekine doğru gidişle geçer.

Bir ofis çalışanı, gün içinde konuşacağı süreklilik getiren meslekdaşları ve çalışma arkadaşları ile birliktedir. Taksici yarı açık penceresi ile gezinti halindedir. Türk toplumu da taksicilere karşı karışık duygular içindedir. Kısa mesafe gitmeyen, yolcuyu uzun yollarda gereksiz döndüren, sigara içmeyen yolcuyu baskı altına alan ya da kadınları rahatsız eden taksiciler vardır. Ama bunu tüm taksiciler için söylemek gerçekten haksızlık olur. Son derece beyefendi ve titiz taksiciler hiç de az değildir.

Biliyorsunuz bir süredir de korsan taksilerle boğuşuyorlar. Korsan onları da vuruyor.

Gelelim bu girişten sonra konumuza işime giderken başka bir toplu taşıma olmadığında taksiye binerim. Eğer imkanım varsa toplu taşıma araçlarını seçerim. Fanatik bir çevreci değilim. İnsanların içinde olmayı ve onları gözlemeyi çok seviyorum. Bu nedenle toplu taşıma araçlarını seçiyorum. Taksiler ise bambaşka bir öneme sahip. Otobüslerde metroda gözlemliyorum dinliyorum izliyorum ama bir takside doğrudan konuşmamı sağlayan acaip bir şeytan tüyüm var. Normalde tanımadığım kişilerle paldürküldür konuşamam ama taksicileri görünce habercilere özgü o can damarı sorularımı tutamıyorum. Öyle bir cümle dökülüyor ki dilimden tarafsıca geçmesi sessiz kalması politik rengini saklaması gibi bariyerler patlıyor.

Bir kere her zaman yanlarına otururum. Arkaya oturunca makam şoförü gibi hissederler biliyorum. Arkada otururken konuşmanız çok zordur. Ayrıca emniyet kemeri takarsanız da zor. Aranızda görünmez bir duvar olur gözlerindeki delikanlı imajınız sarsılır. Öyle pehlivan gibi yanlarına oturmanız selamınızı vermeniz gerekir.

Ardından yolu tarif edersiniz ve en az trafik ışıklı yolu seçmesini istersiniz hem onun hem sizin zamanınız değerlidir bunu ifade ettiğinizde anında buzlar çözülür. Böylece beş dakika içinde dünyanın sırları akmaya başlar direksiyonun başındaki adamdan.

Taksicilerin müthiş bir özgüveni vardır. İnanın bir keresinde bilgisayardan anlayan bir taksiyie rastladım ve kullandığı programları yaptığı işleri anlattı inene dek bilgisayarla olan ilgimi öne çıkarmadım. Bu kadar yıllık uzmanım böyle sağlam konuşamam, olasılıklar karşısında bir an düşünürüm 🙂

İşte aynı özgüvenle politika konusunda müthiş sarsılmaz bir inanışla düşüncelerini anlatırlar. Taksicilerin eğilimli olduğu bir parti de siyaset de yoktur. Her taksi ayrı bir maceradır. Kimi iktidar yanlısıdır. Tozkondurmaz göz ucuyla sizi süzer imalı bir şeyler beklerler bir eleştiri alırlarsa sağa doğruı sert bir manevra ile yüreğiniz hoplar sağdaki arabadaki şoför de sizinle zıplar. Sonra aniden sağ teker bir çukura girer. 🙂

Bazıları radyo dinler radyoda genelde iktidara “çakan” esprili bir spiker vardır. Ama hiçbir espriye gülmezler. Araya bir cümle alırlar bazen. Onlarla alabildiğine konuşabilirsiniz. Sonra inmenize yakın tüm içdünyanızı açmışsınız gibi bir pişmanlık geçer üstünüzden. Para üstünü beklemeden yere bakarcasına kaçar gidersiniz oradan.

Bazı taksiciler vardır. Ön koltuktaki boyun arkalığını çıkarmışlardır Bu grup şahsi kanaatimce en tehlikeli gruptur. Çünkü kaza anında ön koltukta oturan yolcunun boynu kırılabilecek ve çok kötü zarar görebileceklerdir. Geçen gün taksicilere bunu sordum.

“Yolcu ön koltuğa mı oturmalı arka koltuğa mı? Ve bu boyun arkalığını niye çıkarıyorsunuz?”

Enteresan şekilde o boyun arkalığının uzaktan bakılınca içeride yolcu var sanılmasına yol açtığını anlattılar. Arkada oturan olmadığı görülmüyormuş. Böylece tercihleri de ortaya çıkıyor.

Taksicilerle bir diğer muhabbet konusu eğitimdir. Öğretmen olduğumu fark ettiklerinde ardı ardına sorular gelir. Klasik sorular ne öğretmeni olduğum öğrenciler eğitim sistemi diye gider.

Bugünlerdeyse tüm konuşmalarda acılı bir ton var. Memleketin içinden geçtiği adımlar öfkeyi hayalkırıklığını karmaşayı getirmiş. Konular birbirine geçerken hızla yer değiştirirken sözler sertleşip tekrar fısıltıya inerken defalarca bunu gözledim. Taksiciler yürekleri size açıldığında hayatın insanlar üzerindeki etkisini en kolay göreceğiniz meslek sahipleri.

Dört tekerleği üzerinde sürekli giden bir araçta çokluk ve yalnızlığı tadan insanlar. Ve diğerlerinden farkları her gün onlarca insanlar konuşmaları. Harmanlanmaları her çeşit insanla hemahenk olmaları.

Bugünkü konumuz ise babadan kalma parayla deli gibi yaşayan herkesi hiçe sayarcasına delice araba kullananlar üstüneydi. Konuyu şoför arkadaş açtı. Belli bir süre birlikte gittik o adamla sonra konuşma hayatı sevmeye intihar edercesine yaşayanları dürten o değersizlik mutsuzluk hissine ve ardından gurur nedeniyle bu hayattan kaçanlara geldi. Bu hayatın bize emanet edilmiş en değerli şey olduğunda hem fikir olduk. Sonra vardık. Bozuk parası çıkmayınca paramın bir kısmını almak istemedi tersini yaptım para üstünü almadım.

Sonra o gitti ben bugün de öğreneceklerimi öğrendim fırının önünde ekmek almadan önce gökyüzüne bulutlara ruh gözümle baktım. Ben büyük bir ailenin bir bireyiydim. İnsanlık ailesi her şeyiyle varlığımda yaşıyordu…

taksiler
Görsel: Iker Merodio | Creative Commons lisansı ile tekrar tasarlanmıştır.

3 YORUM VAR

  1. KORSANA EVET ne kadar yasal olmasa istanbuldaki taksiciler bunu hak ediyo biner binmez nereye sanane istedigim yere kardeşim senin işin bu ama yok mesafe kısadır trafik vardır giremezler onlar zaten taksici degil ölesine takılıyolar lafa gelince yok korsan şöle yok böle taksiye binersin adamın konuşmasını anlamkta zorluk çekersin içerisi leş gibi kokar bikeresinde unutmam adam resmen beni almadan önce içeriye yellemiş bildigin leş kokuyodu biner binmez ilerde indim dayanılacak gibi degil diyer taraftan adam üst baş yaka paça biyerde
    madem okadar ciddi bir meslek hakkını verin köyda davar güden adamı getiriyon istanbulda altına taksi veriyon nezaketten anlamaz yolun ortasında pat çat duran agzından salyalar fışkırtan nedir yani çok düzgünsünüz önce kendinizi düzeltin… korsana bak bindigin adamlar hepsi egitimli kültürlü bikeresinde hiç unutmam adam piyanist çaldıgı yere davet etti gittik dinledik süper çalıyordu adama hayret ettim ordaki halini görünce yani lafın kısası bu taksiciler hala tırafikte 3 şeritte duramya devam ederse hala davar otlatırsa bu şehirde korsan herzamn iş yapar yapsında hak ediyolar….

  2. Yazı çok güzel ve çok akıcı olmuş tek solukta okudum. 🙂

    Bende taksiye bindiğim zamanlar koyu muhabbetlere dalarım. Yolculuk kısa olsa da suratsız şöferlerle hiç çekilmez oluyor. Muhabbeti olanlar ise gerçekten boş olmadıklarını kanıtlarcasına konuşuyorlar. 🙂

Yorum Yazın

Please enter your comment!
Please enter your name here