Okurlarını yüzlerce yıldır etkileyen, nesiller boyu insan davranışlarına yön veren eserler vardır. Bunlardan şüphesiz en bilinenlerinden birisi “İnsan Neyle Yaşar?” ünlü yazar L. N. Tolstoy’un eseridir.

Lev Nikolayeviç (1828-1910) Tolstoy Rus Edebiyatı için Savaş ve Barış, Anna Karenina, Diriliş gibi kitapları ile büyük eserler inşa etmiş bir yazar.

Ele aldığı insan sevgisi, inanç ve iç dünyayı anlatımındaki samimiyet, sadelik, çarpıcı hikaye ediş okurları içten içe düşünmeye sevk etmiştir.

Kitabı okumaya başladığımda, yıllar önce çocukken okumuş olmanın bir gölgesi vardı sadece, bu olgun adam neler görecekti satırların arasında.

İlk öykü fakirlikten kırılan işleri hiç de iyi gitmeyen ayakkabıcı Semyon’un kendisine borçlu kişilerden parasını istemeyi başaramadan evine dönerken karşılaştığı zor durumdaki çıplak ve belli ki başına bir iş gelmiş delikanlıya yardım edip giydirip yemek vermesi ile başlıyor.

Müthiş bir öykü müthiş bir insanlık sınavı, sen olsan ne yapardın diye insan kendisine sorup duruyor.
Finali de şaşırtarak biterken aklımızda üç Tanrı kelamı, sorusu kalıyor:
İnsanda ne var?
İnsana ne verilmemiştir?
İnsan neyle yaşar?

İkinci öykü, Kıvılcımı Söndürmeyen Ateşi Zapt Edemez

Köy yaşamında komşu olan iki ailenin hoşgörü eksikliği ile başlayan ve gün geçtikçe ürkütücü bir tempoya ulaşan olaylar dizisini anlatıyor.
Yine alınacak dersler ortada ve çok ikna edici.
Yaşın getirdiği tecrübe dinlenilmesi gereken bir şey, binlerce yıl her toplumun yaşlıları bilgeliği temsil etti. Belki de instagram ve botoks çağında ilk kez durum böyle değil, kuşaklar arası bilgi bakış açısı makas olarak çok açıldı.

Üçüncü öykünün adı Mum
Bu öykü bir toprak sahibi derebeyinin kahyasının toprak kölelerine çektirdiklerini anlatıyor.
Geçen yüzyıllara rağmen bu hikayeyi ufak tefek değişiklikler ile günümüze uyarlamak mümkün, halen uzun çalışma saatleri, halen mobbing, yetersiz ücret ve işsizlik korkusu var. Öykünün karmanın yapılan her şeyi yapan kişiye yansıtma gücü etkileyici bir olay dizisiyle anlatılıyor.

Dördüncü öykü olan İnsana Çok Toprak Gerekir mi?
Edebiyatta çok bahsi geçen çok gönderme yapılan bir öykü insan doğasındaki açgözlülük ve bitmek tükenmek bilmeyen mal edinme tutkusu. Bir iddia ile başlıyor her şey, sade bir köylü olan Poham şeytan’a kafa tutuyor, Tek derdimiz toprak az! İstediğim kadar toprağım olsa hiç kimseden, şeytandan bile korkmazdım!”

Beşinci öykü İlyas
Servetini eşiyle beraber çok çalışıp kazanmış, misafir gelenleri iyi ağırlanış yedirmiş içirmiş köklü bir ailenin başından geçenleri anlatıyor ki kişisel olarak hayatımın büyük bölümünü bu bakış açısıyla yaşadım.

Künye
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Çevirmen
Koray Karasulu

 

YORUMUNUZ NEDİR?

Yorumunuzu yazınız
İsminizi Yazınız