23 Nisan’da Söz Dijital Karagöz Ekibinde

Her sene 23 Nisan‘da blog sitelerimizi bir küçüğümüze devrediyoruz. Onlarca blog bu güzel etkinliğe katılıyor. Geçen yıl öğrencim Kaan Demir Pata bize harika bir programı tanıtmıştı. (Bkz. Phun) Bu yıl ise bir yarışma için Karagöz animasyonu hazırlayan üç harika öğrencimi ve eserlerini tanıtmak istiyordum sizlere. Yarışma süreci devam ettiği için 23 Nisan’da yazıyı yayınlayamadım. Bekledim. Sonuçlar açıklandı. Yarışmayı kazanamadılar. Ama benim gönlümde yerleri ayrıydı ve bu 23 Nisan yazısını onlara teşekkürlerimi sunmak için bir kaç gün sonra da olsa yayınlıyorum.



Çok şanslı bir öğretmen olduğumu düşünürüm zaman zaman, yüzlerce başarılı, öğrenmeye ve yaratıcılığa açık öğrencim var. Tüm öğrencilerimin bendeki yeri ve önemi ayrı elbette. Bu yıl da üç arkadaşları tarafından temsil edilecekler 🙂

İlköğretimde bilgisayar eğitiminde temel hedef çoğu zaman işletim sistemini tanıtmak ve ardından ofis yazılımlarını örneğin Microsoft Office (Word, Excel, Powerpoint, Access, Publisher vb.) veya ücretsiz harika alternatifi Open Office tanıtmak, öğretmek oluyordu.

Gün geçtikçe, bu eğilime ek olarak binlerce shareware (dene ve öde) ve freeware (ücresiz yazılım) program içerisinden seçilen programlar eklendi. Artık öğrencilerin çektikleri bir fotoğrafı düzenleyebilmeleri, videolarını kesip biçip ekleyebilmeleri, ses kaydı yapabilmeleri, temel programlama öğrenmeleri ve onlarca Internet hizmetini etkin kullanmaları da hedef içinde.

6. Sınıf öğrencisi olan Mert Gülsün, Ece Elif Adak ve A. Levent Yüksel bu sene Adobe Flash ile Ebiko yarışmasına katıldılar. Danışman öğretmenliklerini yapma onuruna eriştiğim en keyifli grup çalışmalarından birisi oldu. “Eğlenerek öğrenme” başlığında çalışıldığı için çizgi film yapmak mantıklı geldi.

Geçen yıldan beri birlikte çalıştığım öğrenciler bir görseli düzenlemeyi ve pek çok ücretsiz yazılımı kullanmayı biliyorlardı ama işin en başından baktığımızda bir senaryo yazımı, çizgi film karakterlerinin çizimi ya da hazırlanması, movie cliplerle temel hareketlerinin tanımlanması, arkaplanlarının oluşturulması, seslendirme aşaması ve seslendirme sonrası düzenleme… Bunların bir bütünlük içinde sunulması başlıbaşına bir iş olacaktı. En önemlisi bu süreçte sadece “danışmanlık” yapacaktım, yani kendimi kaybedip öğretmenliğin sınırlarını aşıp onların işini yapma gibi bir niyetim hiç ama hiç yoktu. Öğretmenliğimin ilk yıllarında aldığım karara sadık kalarak projelerin her zaman öğrenci işi olmasını istedim ödevlerin de. Bu sözü tutabilmek için neredeyse işin her kısmı için örneklerle çalışmamız ve onların örneklerden öğrendikleri ile işi uygulamaları da gerekiyordu. İş bölümü de önemliydi.

Süreç içinde bir Karagöz fikri yapmak, hepimizin içine hoş bir duygu oluşturmaya başladı. Bol bol Internetten bulduğumuz Karagöz oynatıcılarının (Hayali Ustası deniyor) çekimlerini izledik. Karagöz’ün Hacivat’ın karakteristik haraketlerini sesleniş şekillerini bulduk. Örnek oyunları Kültür Bakanlığı’nın arşivlerinden çıkararak senaryo öncesi çalıştık. Genel bir senaryo çıktığında toparlamaları için bir çok kez üzerinden geçtik. Artık olaylar belliydi. Arkaplanları, müzikleri, giriş ve sonuçları Levent yapacaktı animasyonları Mert ve Ece.

Böylece zorlu bir mücadele başladı. Karagözün Internette gölge oyunundaki orjinal parçalarının düzgün bir şekilde bulunmadığını ilk başta hayalkırıklığı ile gördük. Hayali ustalarının birinin deve derisine yaptığı çizim üzerinden yola çıkarak tüm parçaları görsel düzenleme programları ile ayırdık. Ardından Flash içine alıp vektör tabanlı dönüşümü yapıp renklendirdik. (Biz diliyle anlatıyorum kendimi takımın bir parçası olarak görüyorum ama yapım aşamasında izleyiciydim tekrar hatırlatmak isterim 🙂 )

Karagözün ve Hacivat’ın yanısıra Temel karakteri de benzer bir süreçten geçti. Arkaplanlar için bulunan orjinal tablolar ve günümüz fotoğraflarından yola çıkıldı. Londra’da o zamanlar olan binalar ve gemiler resmedilirken, günümüzün eserleri mümkün olduğunca ayıklandı. Geleneksel terimler kullanıldı. Örneğin denizaltı yerin “seyrül derya altı” gibi 🙂 Haritalar yine geleneksel ve o zamanki bilgiye dayalı haritalar içinden seçildi.

Seslendirmede en başta, “Karagöz’ü Mert seslendirir” demiştik ama Mert doğuştan bir Karadenizli gibi durunca “Temel sen olacaksın” dedik 🙂 Levent de, Karagöz’de hayli eğlendirici bir performans sergileyince, Hacivat sesini kız sesiyle müthiş bir gerçekçilikle Ece yapınca çoğu zaman gülerek tekrarlayarak “oldu bu iş” diyerek bitirdik.

Bu süreçte öğrencilerime ve ailelerine çok teşekkür ederim. Çünkü SBS (Seviye Belirleme Sınavı) baskısı altında ve yoğun ders saatleri dışında bilgisayarla çalışmaları öğle saatlerinde biraraya gelmemiz, bazen akşam saatlerinde birlikte çalışmamız da gerekti. Çünkü 2 ay gibi kısa bir sürede hem programları ilk kez öğrendiler, hem de ürettiler. Bu yoğun tempo içinde hiç kolay bir iş değildi.

Evet son söz bu işin kendisine düşüyor. Aşağıda “Karagöz ve Hacivat İngiltere’de”. Daha uzun zaman ve bu tecrübeyle daha uzun metrajlı çok güzel işler çıkabilir.
Bu çalışmayı 12 yaşlarında 3 öğrencinin yaptığını gözönüne alarak, görebileceğiniz hatalar için affınıza sığınarak, perdeden çekilip, perdeyi asıl sahiplerine bırakıyorum.

23 Nisanınız kutlu olsun, egemenliğimiz ve dünyada barış ebedi olsun!

KARAGÖZ VE HACİVAT İNGİLTERE’DE

* NOT: Aşağıdaki resme tıkladığınızda yeni bir sayfa açılarak Internet hızınıza bağlı olarak kısa film yüklenene dek sizi bekletecek. Lütfen sesli izleyiniz.

PAYLAŞ: