Teknolojik Japon Saatleri TokyoFlash Japan

Saat deyince, insanın aklına gelen ya analog olur ya dijital. Analog dediğimiz, dededen kalma akrebi, yelkovanı olan iç mekanizması kurmalı, pilli ya da harekete dayalı enerjiyle çalışan bir yapıdır. İsviçre saatleri bu işin şahıdır. Dijital saat deyince, kesik kesik hesap makinesi rakamları ile LCD ekranı olan hafif, ucuz ama hafızası, telefonu hatta TV’si vs. olabilen databank’lı modelleri düşünürüz.

Yoksa başka şeylerde var mı? Lise yıllarımda karakalemle sürekli alternatif saat tasarlıyordum. 1990 yılında bunun endüstriyel tasarıma girdiğini ve ciddi paralar kazandırabileceğini bilmiyordum! TokyoFlash sitesine girdiğimde kaçırılmış bir balığa bakarcasına hüzünlendim. Bir kısmının neredeyse aynısını tasarlamıştım. 🙂

Zamanı göstermek için alternatif ve eğlenceli ışıklar. İçiçe halkalar. Işıklı kareler. Hatta her bir renkli noktaya yüklenmiş, rakamsal anlamlar. Sonraları bilgisayar programcılığı okurken “1” ve “0”larla saati anlatmayı vs. düşünmüştük elbette.

Gelin, bu eğlenceli ve gerçek ürünlere bakalım. “Orijinal saat hediye edeceğim damadıma” diyen kayınpederler için birebir. Ya da “Benim abim öyle ağır saatleri takamıyor” diyenlere. Ya da kendi modasını estirmek isteyenlere.

http://www.tokyoflash.com/en/watches/1/

Not: Saatler öyle alınması imkansız fiyatlarla satılmıyor. Okumaya devam et “Teknolojik Japon Saatleri TokyoFlash Japan”

Klima Alırken

Küresel ısınma derken mevsim sıcaklarının bastırması ile ben de klima bakmaya başladım. Elbette hoş değil, küresel ısınmanın bir nedeni de klimalar. Ancak yaşamak zorundayız. Aramaya başladığımda korkunç bir olasılık bolluğuna düştüm. Önceleri, her köşede gördüğümüz ve iyi tanınan markalardan birinden şöyle güzel bir model alalım, ne olacak nemi alsın, bunalım geçirmeyelim diyordum. Ama olay o kadar basit değilmiş.


Okumaya devam et “Klima Alırken”

Akıllı Robot Süpürge | Roomba

Akıllı süpürge devri başladı. Robotlar evimizde. Alıyorsunuz oyuncağı evinizi süpürüyor dolaşıyor. Yönünü buluyor. Ayağınıza takılmıyor. Nefis bir şey, en yararlı alet kategorisinde birinci olmuş.

roomba.jpg

http://www.hepsiburada.com/productdetails.aspx?categoryid=152940&productid=evroomba

Bir inceleyin derim 🙂
Not: Nedir bu olay anlamıyorum anlıyorum da içime sindiremiyorum. Cihaz yurtdışında 200 dolar, hatta ikinci elleri 60 dolar bizde 490 YTL . Gel de anla.

http://www.irobot.com/
http://www.irobot.com/sp.cfm?pageid=128

http://www.primidi.com/2002/09/18.html

http://stevenf.com/mt/2005/06/sophie_vs_roomb.php (Roomba ve köpek komedi video. Quicktime formatında)
http://www.amazon.com/gp/product/B00022HYIM/002-7479942-0729633?v=glance&n=284507 ( 2. el Amazon)

Ergonomi ya da İnsan Merkezli Tasarım – 1

Minübüse bindiniz, ama o ne? Dizleriniz ön koltukla aradaki boşlukta sıkıştı kaldı. Mutfakta evye boyu öyle bir yükseklikteki sırtınız ağrıyor. Bu arabanın direksiyonu hiç rahat değil. Keşke şu çorap sıkmasa, gözlük harika ama sürekli burnuma düşüyor. Müthiş bir ev ancak merdivenlerinin yüksekliği bacakları çok yoruyor. Bu klavye bileğimi ağrıtıyor. Telefonun tuşları çok küçük…

ergonomi1.jpg
Ergonomi dediğimiz zaman, bir kısmı insandan insana değişen, bir kısmı ise ortak beklentilerden oluşma, büyük bir tasarım kanununa işaret ediyoruz. Makineler, ortamlar ve tüm endüstriyel tasarımların, kısaca tüm insan yapımı ürünlerin, insanla uyumlululuk seviyesinden bahsediyoruz. Bu uyum artınca üretim şartlarının iyileşmesi, tüketim ürünlerinin daha kaliteli kabul edilmesi geliyor.

Leonardo gülümsedi. Artık ağırlıkları köleler daha kolay taşıyabilecekti. Palanga sistemi oldukça ergonomikti. Ergonomi insan merkezli tasarım demekti.

Bir tepsinin genişliği, çocuk arabasının katlandığında ağırlığı ve otomobilin bagajına sığabilmesi, kadın makyaj ürünlerinin kolay kullanımı, yarabantlarının en az sayıda, en çok alanı kapatabilmesi, bıçakların ağırlık dengesi, bir tebeşirin toz çıkarmadan tahtada yazabilmesi, bir müzik aletinin uzun süreli kullanımda bedende zarar verici etkilere sebep olmaması, bir çaydanlığın tek elle taşınabilmesi, ayakkabıların hava aldırması, ayağın yükünü doğru rahatlatması, yerin şok etkisini hafifletmesi, antibakteriyel olması…

Hatta nümizmatik gibi para biliminde kuralları belirlenmiş olan, bozuk para için kullanılan metallerin elimizi boyamaması, alerji yapmaması, çok ağır olmayıp cepleri delmemesi.

Gördüğünüz gibi çok ama çok büyük bir alan. Üretilen ürün insana uygun mu? İnsan sağlığını destekliyor ve hayatı kolaylaştırıyor mu? Okumaya devam et “Ergonomi ya da İnsan Merkezli Tasarım – 1”