Göğün işleri böyledir işte! / Günden güne, halden hale / Geçer gelir canlar / Ruhtan bedene. / Doğar ceninler / Sağlam ve / korunaklı rahimlerde.
Gece gündüz doğar batar gözlerimde / Andan ana kapanır açılır göz kapaklarım / Gözbebeklerimde dünya güneş ve ay.
Aslında / sevgidir değil mi? / sevgidir değil mi, / seven ve sevilen.
Uçuşan zerre Hiçliği göğsünde saklar…
Tanık olduk / güneşin doğuşuna, / tanık olduk, / bin cana belde olan / bedenlerin uyanışına.
Tarsus’ta / Sulu bir portakal. / İçi dağ kaynaklarıyla beslenmiş / Gök, güneş, / Rüzgarla okşanmış Bin kez, / Narin elli genç kızlar / Toplamış.
Gün gelir / değişir zaman, / zaman genişler insana / Sessiz olur. / Can gelir ruhun bedenine / Can’a an düşer.
Bir zerre, bir kum tanesiyim / Aşkın sonsuzluğunda, / Bir gülüş, bir bakış, bir heves / Bir kaybolup, bir beliren yüzlerden biriyim / Hayat sahnesinde
Çocuklar sizin çocuklarınız değil, / Onlar kendi yolunu izleyen Hayatın oğulları ve kızları.
Suya karışmadan, su üstünde yürünmez…