ATTİLA İLHAN’a

 

ATTİLA İLHAN’A,
 
Allah rahmet eylesin desem yavan mı olur?
“Şiirlerle karşılasın seni evren” desem herkes anlar mı?
Bilirsin hocam, yaşamın hakikati şiirle anlatılır.
Çünkü şiirdir kalpleri çarpan kalplerden ruhlara akan.
Elbette bilirsin senden öğrenmedi mi bu kalemler?

Güle güle üstad desem ayıp mı olur?
Bir gün görüşürüz diyen kalbime
İhanet mi olur?

Biliyorsun, dilim utandığından
Gidişine şiir yazamam.
Ama seni şiirsiz yolculamakta ayıptır abim.
Bırak bari içimden söyleyeyim,
Şapkasız başımda şapkanı arayayım.

Ayağım sürüyor, yorgunluktan mı?
Dilim neden peltek oldu, tutuldu mu?
Yoksa hepimizin dilinden bir şeyler mi tutuldu sen gidince?
Yoksa Türkçe mi böylesine susan,

Böyle acıklı bir haber mi patlayan bombası zamanın
Hepimizi dehşete boğan?

Ah Attila İlhan, Ah
“Aman dikkat ‘t’ si iki tane ‘l’ si değil.” dediğimiz
Sevgili ustamız
Mekan değişir zamanda
Ama değil mi ki insan zamanlar değiştiren bir gemi
Artık limandan giderken gemi
Sağlıcakla git diyelim
Ardından bir su dökelim.

Kusura bakma üstadım,
Biraz duygusal mıyız ne?
Akmasa da buğulanır ya gözlerimiz
İşte odur seni uğurlayan
Dilsiz toprağın sessiz şarkılarına.
Ardından döktüğümüz su odur.
Güle güle git. Şiirlerle git.

Süleyman Sönmez 12 Ekim 2005
 
Kaynakça:
http://www.attilailhan.com/
http://tr.wikipedia.org/wiki/Atilla_%C4%B0lhan
http://www.prizma.net.tr/PRIZM-SERVI…tila_home.html

BOYLE BIR SEVMEK

ne kadinlar sevdim zaten yoktular
yagmur giyerlerdi sonbaharla bir
azicik oksasam sanki cocuktular
biraksam korkudan gozleri sislenir
ne kadinlar sevdim zaten yoktular
boyle bir sevmek gorulmemistir

hayir sanmayin ki beni unuttular
hala arasira mektuplari gelir
gercek degildiler birer umuttular
eski bir sarki belki bir siir
ne kadinlar sevdim zaten yoktular
boyle bir sevmek gorulmemistir

yalnizliklarimda elimden tuttular
uzak fisiltilari icimi urpertir
sanki gokyuzunde bir buluttular
nereye kayboldular simdi kimbilir
ne kadinlar sevdim zaten yoktular
boyle bir sevmek gorulmemistir.
Attila iLHAN

Duvar
– bu şiir ikinci dünya savaşı içinde
kahredilen bütün dünya duvarları
için yazılmıştır.-
ben bir duvarım hiç güneş görmedim
sen hiç güneş görmemiş bir başka duvar
yüzümüz benek benek tahta kurusundan
ve sinemiz baştanbaşa ak üstünde karalar
– kelepçeden kahroldu kahroldu bileklerim
– sıyrılıp çıktım artık ölüm korkusundan
– dilim dilim sırtımdaki yaralar
ben demirbaşım sığır siniriyle dayak yedim
biz de duvarız dinliyen duyan düşünen duvarlar
bizim kucağımız terkedilmiş bir yatak gibi kirli soğuk
ve bizim kucağımızda kasırgalı insanlar
yüzündeki deniz parlaklığıyla durur hatıramızda
o çocuk yumruklu dev o dev yumruklu çocuk
o zaman mayıs’tı yağmurlar başımızda
bir cumartesi akşamı girdi kapımızdan
gözlerinde kıpkızıl diken diken öfkesi
adeta birdenbire aydınlandı zindan
onu böyle görünce nasıl da korkmuştuk
sapından fırlamış bir balta gibi çehresi
ve omuzlarında delikanlı gölgesi
o zaman mayıs’tı yağmurlar başımızda
o sırtüstü yatağında yatardı
sımsıcak gözleri şimdi bile aklımdadır
bir sana bakardı bir bana bakardı
dışarda tabiat mevsimin en çıngıraklı ayındadır
toprak ana bütün zincirlerinden çözülmüş
sabahlar akşam üstleri manolya gibi parlak
tarlaların yüzü gülmüş
işte her akşam geçtiği denize çıkan sokak
ah işte annesi annesi sevgilisi
işte biz dinliyen duyan düşünen duvarlar
işte o çocuk yumruklu dev o dev yumruklu çocuk
dışarda tabiat mevsimin en çıngıraklı ayındadır
bizim kucağımız terkedilmiş bir yatak gibi kirli soğuk
o birkaç defa kartal gibi gitti kartal gibi döndü
çığlğklarını değil kırbaç sesini duyduk
biz duvarız neyleyim gözlerimiz ağlamayı bilmez
onu bir gece sabaha karşı büsbütün götürdüler
kendi gitti ismi kaldı yadigar bağrımızda
o zaman mayıs’tı yağmurlar başımızda
ya biz idam duvarıyız karşımızda çok insan öldürdüler
onlar hep döküldü biz hep ayakta kaldık
temelimiz kanla beslendi ama nedense uzamadık
öyle bakmayın bu yaralar şerefli yara değil
getirirler vururlar biz öyle dururuz
yağmurlar gözyaşı bulutlar mendil
elimizden ne geldi de yapmadık
ah öyle bakmayın utanırız kahroluruz
onlar hep döküldü biz hep ayakta kaldık
bir mayıs sabahı toprak kezil gök rezil
yıldızlar küfür gibi yüzümüze tükürür gibi
şafak sancılarıyla iki büklümdü ufuk
ve simsiyah çamur gibi bir manga ortasında
siyaset meydanına geldi dev yumruklu çocuk
bulutlar eğilip alnının terini sildiler
ve mermiler birdenbire ölümü getirdiler
o düştü biz yine ayakta kaldık
halbuki ne kadar yorgunuz
öyle bakmayın bu yaralar şerefli yaralar değil
ah öyle bakmayın utanırız kahroluruz
Attila iLHAN

PAYLAŞ: