Zoque Forum 9 Yaşında!

Zamanında bir grup kızılderili kendilerine Zoque (zok okunur) demiş. Nereden bilsinler bir gün kavimlerinin binlerce Türk bilgisayarcısıyla, sanatçısıyla büyüyeceğini. 🙂

zoque9yasinda.jpg

Yıl 2000 şimdi Internet’te geziyorum. (Cem Yılmaz gibi samimi anlatayım diyorum bu sefer, tahammül etmeye çalışın lütfen 🙂 ) Çok değişik bir siteye rastgeldim. Öyle ilginç teknik şeyler anlatılıyordu. Hem de her telden. “Ne güzel site bu” dedim -aslında forum- kendi kendime favorilerime ekledim. Sonra unuttum. Unutuş o unutuş. Bir daha geri geldiğimde yıl 2003’tü ve ASP temelli site programlıyordum. Bir şeylere takılmıştım. Google aramaları ile forumu yeniden bulduğumda bir bilgi hazinesine düştüğümü anladım. Ama sudan çıkmış balık gibiydim. Binlerce insan enteresan kurallarla yazıyordu. Arada birisi saçma bir şey yapıyordu, üyeler sert bir şekilde uyarıyorladı. Böyle gestapo kampı gibi bir yer. 🙂

Sonra üye olmak için başvurdum. Herkesi almıyorlardı. Bir süre sonra kabul edildim. 21.03.2003 tarihinde üye oldum. Ama cesaret edip ilk mesajımı yazmam 10 günümü aldı. En önce yüze yakın yazı okudum. İlk açtığım konu LCD mi CRT mi? ile olaya başladım.

Ben üye olduğumda programcılık ve öğretmenlik yapan bir insan olarak yaşayıp gidiyordum. Zoque forum’da geçen bu 5 yılda önce ASP, Web tasarım ve teknolojiler hakkında neredeyse tüm sayfaları, tüm soruları okudum. Photoshop’u kullanıyordum ama çok iyi bir uzman olma hevesi sardı beni. Fazla sürmedi Türkiye’nin ilk Photoshop hocalarından ve Webdersleri.com’u kuran Vildan Abla (malina diye bilinir) ile tanıştım. Sitesini takip ederek oldukça iyi bir seviyeye geldim. O anda bilmiyordum ama geçen zamanda bir kültür-sanat dergisi çıkaracaktı beni yazarlığa çağıracaktı, editörüm olacaktı. Hatta sonra ben o yazıları alıp Mihrace.Net’i kuracaktım. Kader.

Ancak forum öylesine dinamik bir ortamdı ki, herkes bir şekilde uzmandı. Ortam ukalalık kaldırmıyordu. Herkes çalışıyordu. Zaman kıymetliydi. Bir sorunun tekrar sorulması bile tepki alıyordu. Neredeyse “Salak adam, önce gidip sitede arasına, bu soru on kez soruldu” anlamına gelen çok soğuk cevaplarla konu kapatılıyordu. Hatta yalvarıyorduk “Bizi affedin” diye. İnanmayan baksın 🙂

Hatta sadece : (gülücük) şeklinde mesaj yollamak yasaktı. Anlamlı Türkçe ile, düzgün sormanızı istiyorlardı. Soruyu bilen de cevaplıyordu.

Ah, bir de arada “+1” diyorlardı. İlk gelenler hep sorar “Ne demek bu?”. Türkçesi “fikrine katılıyorum” demek 🙂
Hatta bazen +2, +3 gidiyorduk. Eğlenceli bir anlatım sistemi idi.

Yine yazıdan cevap verilen kısım alınıp öyle cevap yazılıyordu ki, hem kolay okunsun hem de yazar mesajını değiştirse de cevaplayanın elinde bir done olsun.

Bu disiplin biz Türklerin çok alışık olmadığı bir yapıydı ve her çeşit insanın gelip gittiği büyük online topluluklar için gerekliydi. Bu mimarinin arkasında çok kişi hizmet vermişti. Ancak domain Zoque adıyla bilinen Cihangir’e aitti. Almanya’da yaşadığı için işinde bir Alman disiplini vardı. Bunu yetişmiş sanatçılarımızın öz disiplinleri ve güçlü yönetim kadrosu tamamlıyordu.

Forum bir sosyal komunite olarak 9 yıllık sürede müthiş insanlar yetiştirdi veya zaten yetişeceklerdi ama oradan geçtiler 🙂 Buna döneceğim.

Forumlarda geçen sürede herkes birbirini iyi tanıyor. Çünkü düşünceler elle tutulacak kadar çok dile getiriliyor. Böylece ben öğretmen vasfımla sorulan sorulara, istekle cevap verirken forum yönetiminden bir mesaj aldım. Özgeçmişimi CV formatında istiyorlardı. Ürpermedim desem yalan olur 🙂

Ortamı çok seviyordum ve bir şekilde üyeliğimin sona ermesini istemiyordum. Böylece yolladım. Sonra Cihangir’den Editörlük çağrısı geldi. Bu oldukça onur verici birşeydi. Çünkü takım arkadaşlarım büyük bankaların görsel yönetim uzmanlarından programcılara, dergi editörlerinden, güçlü fotoğrafçılara, senaristlerden, mimarlara kadar uzanan bir iş yelpazesindeydi.

Daha en baştan kendimi “hiç” kabul etmem gerektiğini anladım. Ne bilirsem bileyim hem editör arkadaşlarım, hem üyeler çok ciddi bir deneyim birlikteliğini temsil ediyordu. Tevazu ve hizmetten başka bir işim yoktu. Bilmediğim bir şeyi hatalı aktarma şansı olmadığı gibi “bilmiyorum” u sık sık deme lüksüm de yoktu.

Bu görev süresince en büyük desturum “sistemi koru” oldu. Yani forumun sürekliliği için gereken huzuru koru. Kişileri ve olayları hep böyle değerlendirdim.

En büyük derdi siyasi konularda yaşıyorduk. Cem Uzan’ın tutuklanma süresince yazılan bir forum başlığında neredeyse küfürleşme aşamasına gelinince yazıyı kilitlediğim için yönetimdeki bir arkadaşımdan bile sert eleştiriler almıştım. Kimilerine göre konuşma özgürlüğünü engellemiştim. Oysa kapattığım konu sayısı bu 5 yılda binlerce konu içinden 10’u geçmez. Tek amacımız teknik amaçlarla biraraya gelen üyelerin siyaset, dinsel inanış ve etnik ayrımlarla birbirleriyle kavga etmelerini önlemekti. Sanırım bunu iktidarların da öğrenmesi gerekiyor. Hele de şimdilerde. 🙂

Ancak genelde verdiğim kararlarda haklı olduğumu düşünüyorum. Aldığım kararlar çok fazla değildi çünkü. Çok az kişinin bildiği bir online toplantı sistemimiz var. Biz hep kurul olarak hareket ediyoruz. Cihangir’in en büyük asaleti buradan geliyor bence. Editörlere, yöneticilere danışarak yıllardır getirdiği bir yönetim çizgisi var. Her zaman bizlerle konuştu tartıştı. Bu eşine zor rastlanır demokrasi anlayışı forumun uzun soluklu olmasını sağladı.

Biz yöneticiler forumdan maddi kazanç beklemedik. Aksine Google reklamları öncesi yaşanan gerilimli maddi çıkmazlarda herkes elini cebine attı. Üyelere fazla yansıtılmadı bile. Bağımsız bir şekilde seviyeli yayınına devam edecek forum bizim için yeterliydi. Dostluklar ve paylaşım da. Cihangir nezaketiyle sitelerimize sayfalarından bağlantılar ve bannerlar ekledi. Yani kimilerinin bana sorduğu, kimilerinin cesaret edemediği bannerların sırrını açıklamış oluyorum. 🙂

Forumun 5 yılı boyunca bir çok şiir, hikaye yolladım. Sonra bir gün Bülent İnce fotoğrafçılık maceralarını anlatmaya başladı. Yeni bir heves sardı beni. Fotoğrafçılığı pek bilmiyordum. HP’nin 2 MPlik dijital makineleri ile çekimler yapmıştım 2002’de o kadar. Böylece yeni bir maceraya atılmak için yine oturdum, forumdaki tüm fotoğrafçılık makalelerini okudum, yüzlerce makale.

Kesin deli bu adam diyorsunuzdur! Ancak benim öğrenme şeklim bu. Gidip birine “bana anlat” demek zamanımı çok fazla tüketiyor. Önce mutlaka temel soyut bilgiyi almalıyım ve denemeliyim. Denerken gidip en iyi uzmanı bulur sorarım. Unutmadan bayağı hızlı okuyabilyorum. Bunu da hesaba katmak lazım.

Forum bana bir yeti daha kazandırmıştı. Fotoğraf çekmeyi öğrenmiştim. Forumdaki en güldüğüm yazıları da o zaman okudum. Benden önce Karadenizli bir arkadaş gelip şiirle fotoğrafçılığı anlatmıştı ki tam evlere şenlik 🙂

Forum daha neler neler getirecekti? Bir çay alıp geleyim. Az sonra. Yani bir satır sonra. Haydi siz de bir içecek alıp gelin.

Evet. Aldım geldim.
5 yılda olan binlerce olay var. Hatırlamak çıkarmak getirmek kolay değil. Akıldan çıkmayanlar sayfalar dolusu, Sabancı’nın vefatında üzüntüyü paylamamız, Matrix tartışmalarımız, bir arkadaşımızın şifreli bir sayfa hazırlayıp meydan okuması benim ufak bir kısmını kırmam :), üyelere saygınlık kazandıran reputation tuşunu bilinçli olarak grup halde baltalayan bir grup vardı, Deli grubu “ÖSYM neremi ye” şarkısını ilk kez sitelerinde duyurduğunda hemen gidip indirmiştik. Halen sansürsüz hali bende var. Artık webde pek bulunmuyor malum davalar açılınca ÖSYM tarafından, yine unutulmaz olay 11 Eylül sonrası patlayan bombalarda Taksim ve Zincirlikuyu’nun fotoğraflarını çekip foruma anında yükleyen arkadaşlarımız telefonlar kilitlenmişken haber kanallarından bile önce duymamızı sağlamıştı. Blog kardeşliği ile ortak toplantımızı hatırlıyorum. Geçen gün kurucularından Mert’i nam-ı diğer Plush gördüm. Eski günleri yad ettik.
Forum da kültürü de paylaştık bol bol. Hayyam, sonsuzluk, şiir nasıl yazılır?, dinlendirici müzik, ağzı bağlanıp gitti, Nobel ve Orhan Pamuk, Gizli Reklamlar ve Hazelnut Kahve, Uyku Problemi, Sizce, gelmiş geçmiş en iyi gitar sololar?,

Foruma ne katkım oldu diye geriye bakıp düşündüğümde özellikle insan kaynakları bölümü için bir şartname hazırlamış olmam iyi oldu. Böylece işverenlerin detaylı bilgi verip iş ilanı duyurması sağlandı. Zaten Türkçeye özen gösteren üyeleri yorum yazmadan önce bölümüyle sıkma başarısı da tarafıma ait 🙂
Elimden geldiğince makaleler ve yazdığım BFZD, ASP, javascript kod örneklerini ekledim. Bol bol tartıştım. Ama ne mutlu ki geyik yapmadık. 🙂 Konuşmalarımız hiç boşa değildi.

Mesela çalıntı işleri yakalayan bölümümüz sayesinde web sitelerinin arabirimlerini çalanlar yıllarca yakalandı. Orijinal çalışmalar ve telif hakları ilk kez webimizde anlatıldı.

Şimdi gelelim efsanevi kişilere forumdan gelip geçenler. Şimdi binlerce kişiyi eklemek isterim ama hepsiyle samimi olmadım. En kötüsü liste oluşturmaktır derler. Mutlaka birini unutursun adam da sana küser. Garantidir bu. Yine de yazalım. Bu listeyle forumun Türk Internetinde ve sanatındaki bilgisayar gelişimindeki yerini daha iyi göreceksiniz.

Web Dersleri, malina
Ağaçlar.Net, malina
Yaşam Dersleri
Sunipeyk, sahip
Ferruh Mavituna
Bülent İnce, graphixel
hafif
Cisday ve WordPress Türkiye (Eloy)
Se7en
Heady
blackinwhite
Pixage
Uzaytek
La Haine
absconder
blurise
Ömer Enis, modela
Uğur Samsa
gameover
Plush
blogkardeşliği, Plush
Altı Üstü Tasarım
Manhem
Wrzl
Alemşah Öztürk
Wanadoo
Tekme Tokat, oky
Cemshid
Ceyhun Akgün
codesignist
yassax
Firan Zal’honan
ZuLuuuuuu
hizir
kalvinhobs, Mehmet Saygın
enemy
stNonStop
PsyChaos
Fatih Turan
Sizi unuttuysam söyleyin ekleyeyim 🙂

Son olarak nice yıllara Zoque ailesi!

Zoque Forum

PAYLAŞ: