Ardışık şekilde açtığım ve her biri farklı alanda yayın yapan sitelerimi bir çoğunuz biliyor. Bu ara yeni siteler açtım. Daha önce açtıklarıma da ekler yaptım. Bunları tek tek inceleyelim
BİRİNCİ ÖYKÜ
Öncelikle sevinçle şunu söyleyeyim, 20 yılı aşkındır hakkında okuduğum, Anadolu topraklarında 800 yıl önce yaşamış olan bilim adamımız Cizreli Eb’ul-iz, çok bilinen adıyla El-Cezeri için bir site açtım.
“Kimdir o adam? Nedir bu Arapça adlar?” diye şaşırdıysanız açıklayayım. Bu bilimadamımız zamanının en büyük mekanik dahisiydi. Su ile çalışan otomat sistemler, hatta insanımsı otobotlar ve mekanizmaları yalnızca tasarlamamış icada dönüştürmüştü!
Artuklu Sarayı’nda mucizeler yaratan bu aşırı zeki insan, yaşlılık yıllarında hükümdar tarafından yaptıklarını yazmakla görevlendirilmiş. Yoksa El-Cezeri her zamanki alçakgönüllüğü ile sessizliği seçecekti.
Kitabı Arapça yazılmıştır, zamanının bilim dili Yunanca ve Arapça’dır bugün İngilizce olması gibi. Bütün bilimadamları bu iki dili bilir ve doğu ile batı arasında bilgi değişimi yapılır. Kitaptan bir kaç kopya oluşturulur. Sonraki yüzyılarda Batıya ışık verecek Doğu ise yıkılan İmparatorluklarla bu bilgileri kaybederken Leonardo Vinci bu kitabı okuyacak ve kendi sistemlerinde esinlenecek bunu güncesinde de isim vermeden zikredecektir.

Cizreli Ebu’l-iz olağanüstü zekidir. Kitabı içinde Leonardo’nun yüzyıllar sonra ayna yazısıyla yaptığı gibi anlamayan kötü niyetli cahilleri durduracak bir şifreleme metodu da kullanmıştır. Bulduğu zamanlama sistemleri, mekanik ve hidromekanik sistemlerdeki entropinin zaman yerine kullanımı olağanüstüdür. Ayrıca estetiğe verdiği önemle yaptığı sistemleri gerçek bir insan görünümünde sunmuştur. Örneğin ibadet için abdest aldığında ellerine su dökenlerden iğrenen sultana, bir su döken hizmetkar robot yapmıştır.
İşin acı tarafı batıda kitaplar “Al-Jazari” diye yazarken hatta Arap veya bölgedeki herhangi bir milletten sanılırken biz kendi insanımızı unutmuşuz. Sadece Dicle civarında bilinen bir isim olmuş. Yıllar sonra akademisyenlerimiz Topkapı Sarayı’nda kitabını bulduklarında nutukları tutulmuş.
Bundan 800 yıl önce 1800′lü yılların mekanik sistemlerini tarif eden bir insan… Üstelik tam bir bilimadamı. Eleştirileri, alıntı yaptığı kendisinden önceki bilimadamlarına verdiği saygı, terimleri tek tek açıklayıp bilimsel dili tanıtması, yaptığı mekanik çizimlerin günümüzün teknik çizimleri gibi birçok yönden çizilmesi kısacası benim bu makalede anlatmamın çok zor olacağı binlerce bilgi.
Onu ilk duyduğumda çocuktum. ECA firmasının sponsorluğunda basılan kısacık bir kitabı okumuştum. Yıllarca bilgi aradım daha sonra bilim dergileri sırayla yazdı ve gün geçtikçe bilgim arttı. Kime anlatsam hayretle dinliyor hatta inanmıyordu.
Sonra Mihrace.Net‘te bir makale yazdım. Kısaca olayı özetliyordu. Fakat hayalim kitabı görmekti. Yıllarca aradım. Sonunda kitabın bir tıpkıbasımının yapıldığını öğrendim. Kültür Bakanlığı sınırlı sayıda kitap baskısı yapmıştı. Aylarca uğraşıp kitabı ödünç aldım. Eşimle yine yorucu bir çalışmayla aylarca scannerla / tarayıcıyla taradık.
Renk düzeltmelerini Photoshopla tek tek yaptım. Artık elimizde kitabın dijital kopyası vardı. Halkımıza Ebu’l-iz’i duyurmak istiyordum.
Böylece www.ebuliz.com sitesini açtım. Bilimadamımızın orijinal adı Arapça yazıldığı için gerek Türkçe ve İngilizce bir kaç ismi var. El-Cezeri, Al-Jazari, Ebuliz, ebulizz, eb’ul-iz şeklinde yazılmış. Bir çok makalede ve bilimsel çalışma en çok kullanılan ebuliz ismini tercih ettim.
Cezeri’nin hayatını Türkçe ve İngilizce olarak ekledim. Bazı makinelerinin nasıl çalıştığını gösteren 3d videoları ekledim.
Geldik en önemli yere, kitabı taramıştık ve birebir ekleyerek tüm uzman ve meraklılara açmayı hedeflemiştim. 800 yıldır sağa sola atılan bugünde bürokrasi yüzünden halka doğru dürüst sunulmayan bu harika adam için gereken neyse yapacaktım. İstediği kadar zor olsun buna gönüllüydüm.
Böylece cidden çok uğraşarak Flash’la sayfaları çevrilen kitap halinde kitabı webe koydum ve bantgenişliği ciddi anlamda gerekeceği için (kitap sıkıştırılmış formatta bile 25Mb) Amerika’dan fiyatı uygun bir hosting paketini kiraladım. Bu kitap, gerçeğine dokunuyorsunuz hissi verecek kadar gerçek oldu.
Kısacası maddi manevi bu işi yüklendim. Çünkü onu okuyan buluşlarını gören çocuklar bizden de Leonardo Vinci gibi bir dahi çıktığını görecekler ve ilham alacaklar.
Bu fikrimde ne kadar haklı olduğumu hep düşünüyorum. Sonra Koç müzesinde bir sergi açılması için çok istekli olduğum halde gerekli kişilere ulaşamadım. Belki de yeterince üstelemedim.
Hayalim tüm tasarımlarının tek tek imal ettirilmesi, geçen yıllarda ülkemize gelen ve yine Koç Müzesi’nde sergilenen binlerce öğrencimizin gezdiği Leonardo Vinci sergisi gibi mekanik sistemlerle öğrencilere fizik ve kimya kanunlarının tanıtılmasıydı.
Bu arada İstanbul’da gezerken Gülhane Parkı’nda harika bir Türk İslam müzesi açıldığı gördüm. İlk önce dinsel bir müzedir diye düşündüm fakat daha girişte tamamen bilimsel araçlar için yapıldığını gördüm. Kapıda heyecanla bakakaldım. Ne gördüm dersiniz?
Ebuliz’in fil süren adam otomatı aynen yapılmıştı ve insan boyutlarında. Nefesim kesilerek yıllardır resimlerine baktığım sistemi didik didik inceledim. Hangi mekanik çizim nerede kullanılmış nasıl çalışıyor. Diyebilirim ki kusursuz bir kopyaydı. Etrafıma baktım anlatacak bir kişi bulamadım. İşte karşımdaydı hayalim. Gerçeğe dönüşmüştü.
Süratle müze yönetimine gittim. Müze hakkında bilgi almak istedim. İki şey gördüm, blog nedir bilmiyorlardı ne kadar okunduğunu ve önemini kavramamışlardı ve daha bir basın bültenleri yoktu. Kısacası kot pantolonlu halimle hiç de iki üniversite mezunu, eğitimci ve milyonların okuduğu bir site yazarı gibi görünmedim gözlerine. Öyle ki telefonla bilgi vermeyi önerdiler.
Oysa alacağım bir bilgi yoktu. Elden geldiğince katkıda bulunmak ve sizlere duyurabilmek için bir kaç şey sormaya gitmiştim.
Ben de henüz açılmamış olan müzeyi gezmek için izin aldım. Ama büyük şanssızlık ki yanımda takım elbisemin olmayışından daha fenası Nikon D80′da yoktu. Hatta çoğu zaman yanımda olan Sony fotoğraf makinem de yanımda değildi. Ve müzeyi gezmem bir buçuk saate yakın sürdü. Fakat size tek bir fotoğraf sunamıyorum.
Müzeyi gezerken ben sadece bir salon bekliyordum. Arka arkaya salonlar dolusu icadın birebir kopyası beni çok şaşırttı. Kalabalık olmadığından tek tek neden yapıldıklarını, nasıl yapıldıklarını çözdüm. Hatta ukalalık kabul etmezseniz bir iki makinede imalat hatası dahi buldum. Özellikle astronomik gözlem bölümünde. Ama gördüğüm ilgisiz tavır nedeniyle inanın canım tek tek anlatmak istemedi. Onlar o anki elbiseme bakıp beni yargılamışladı dinleyeceklerini pek sanmıyordum
Evet bu müzede Ebu’l-izin pek çok tasarımını buldum. Aynı zamanda yüzlerce yıl önce gök haritasını çıkaran doğunun parlayan zekalarının icat ettiği usturlap, gözlem evleri, mekanik sistemleri, savaş araçlarını, özel mancınıkları, müzik aletlerini, su pompa sistemlerini gördüm.
Bu müze gezdiğim en şık dizayn edilmiş müzeydi. Duvarları tavanı müthiş uyumlu dekoratif tasarlanmıştı. Duvarlarda plazma TVlerde her bölümde tanıtıcı animasyonlu videolar oynuyordu. Size bir ara anlatmak istediğim İsviçre Basel’deki mekanik tasarım müzesinden bile daha sevdiğimi söylemeliyim. Yeri çok kolay. İstanbul Eminönü iskelesinden bir tramvayla Gülhane Parkı’na gidin, içeri doğru yürüyün zaten ileride solda binayı göreceksiniz. Üst kat gezildikten sonra alt kata iniliyor ve bir o kadar daha altta geziliyor. Gerçekten çok büyük ve harika
İşte Ebu’l-iz üzerinde durmamın sebebi buydu. Adı az bilinen harika bir adamdı o. Siteyi açtığımdan beri bilimadamlarının ilgisini gönderip destek olacakları makaleleri bekliyorum. Sonuçta bu bir toplumsal proje.
Evet birinci öykünün sonu, Cizreli Ebu’l-iz sitesine buyrun efendim.
Orijinal Kitap sayfası:
www.ebuliz.com/orijinalkitap/
İKİNCİ ÖYKÜ
Kişisel portfolyo sitem olan www.suleymansonmez.com ‘u ilk açtığımda ASP ve Access ile programlamıştım. Mavili yeşilli o zamanın Las Vegas ışıklı Internetine ruhuna uygun bugün ise felaket bulacağımız bir tasarımdı
Sonra gelişen zevkimle, Ortaçağ kitap dizgicilerinin el sanatlarına ithaf ettiğim ve çeşitli Ortaçağ çizimleri ile süslü Flash kitap formatında portfolyom geldi.
İki yıl sonra ondan da sıkıldım. Oturup bol Javascriptli aşağı doğru değil de, sağa doğru kaydırılan sitemi yaptım. Bu tasarımı çok kişi çok beğendi. Ziyaretçilerimden tasarımı satın almak isteyenler bile çıktı. Çünkü sıradışıydı.
Fakat bir yıl içinde pek çok alanda o kadar çok şey üretme ihtiyacı duydum ki site tümünü ifade edemez oldu. Çünkü bin civarnda makale yazmış, 8 farklı site açmış, fotoğrafçılıkta çalışmalar yapmış ve bir sürü etkinliğe katılmıştım. Artık eğitim konusundaki tecrübelerimi de paylaşıyordum. Eski tasarım daha çocukça ve yetersizdi. Kısacası etkinliklerimi daha iyi toparlamak sade ve anlaşılır bir hale getirmek için portfolyo sitemi yeniledim.
Roman ve hikayelerimi de artık yayınlamam için her yerden güçlü bir baskı var. Sadece içimden gelen bir his değil. Onları okumuş olanlar roman yazarken bambaşka bir dile ve anlatıma sahip olduğumu düşünüyor. Bence zamanı geldi. Blog yazarlığım devam edecektir. Ancak yeni bir düzleme hazır olun sevgili okurlarım.
Ayrıca önemli bir not: Şimdiye kadar geceleri uyumayarak yıllarca kütüphane kütüphane gezerek, nadir kitapları buldurarak yazdığım binden fazla makalem oldu. Bunların bir çoğunu sizin de -bu sitede oldukları halde- farketmediğinizi düşünüyorum. “Tüm yazılarınızı okudum” diyen kimseye rastlamadım çünkü. Üstlerinden zaman geçtiği için unutulan ama değer kaybetmeyen bu yazılar sitenin ön sayfasını bayağı aşağılara uzatarak ve tam bir haber portalı hüvviyeti vererek eklenecektir.
ÜÇÜNCÜ HİKAYE
Reklam-im sitesi biliyorsunuz dünyadan en çok sevdiğimiz reklam videolarını topladığımız bence harika bir site. Zaten projeye önce kendim için başlamıştım.
Kaliteli reklamın saf zeka, saf sanat olduğunu düşünürüm ve bence iyi reklam, izleyene çok şey katar.
Reklam-im’in önceki tasarımı oldukça çekici siyahi bir panterdi! Siyah zeminliydi. Ancak ziyaretçi ürküyordu sanırım
Temanın o haliyle istediğim izlenme rakamlarına ulaşamadım. Gerçekten de siyah zeminler – çok olağanüstü bir şeyi bedava sunmuyorsanız – genelde Internet’te sitenin felaketle sonlanıp kapanmasına yol açabiliyor.
Sonunda inadımdan vazgeçip temayı yeniden tasarlamaya web sitesini yenilemeye karar verdim. Böylece yine bence harika bir tema oldu! Parlak, aydınlık, şık, video öngörüntüsüne tıkladığınızda anında o sayfada açılan video ve istenirse başlığa tıklanıp ilgili tekil sayfaya geçilen iyi bir arabirim oldu.

Unutmadan yeni bir şey de denedim. Internette site yapanlar bilir Verdana, Arial, Georgia gibi fontlar dışında font pek kullanılmaz herkesin bilgisayarında her font olmadığı için ve bu yıllardır herkesin hevesidir. “Daha şık bir fontla başlıkları atabilsem site nasıl havalı durur?” diye düşünürler.
İşte WordPress siteleri için aylar önce bulduğum harika bir plugin/ eklentiyi TTFTitles Reklam-im’de denedim ve harika çalıştı. Eklenti yazıyı, alıp sitenize yüklediğiniz fontla yazıp, resme çeviriyor ve kaydediyor. Böylece sitenize giren, resim formatında başlığı görüyor ama bunu anlamıyor. Her okuyucu için her seferinde bu resmi oluşturup serveri yormuyor oluşan başlığı saklayıp sonraki ziyaretçilere gösteriyor.
Cidden nefis bir şey. Eminim bir çok kişi şu anda sevinçlidir
Bu bence Flash’la yapılan sIFR çözümünden daha uyumlu. SEO açısından da sorun yok. İmaj olarak görünen başlığın “alt” tagı yine aynı başlık.
Evet öyleyse buyrun reklam-im’i test etmeye diyorum.
HİKAYE DÖRT
Sitelerimde reklam vermek istiyorsanız, oldukça uygun fiyatlarla 125×125 lik bannerlarınızı kabul edebilirim. Sadece iletişimden temasa geçmeniz yeterli.
SÜLEYMAN SÖNMEZ










Merhaba, adım 















Tebrikler başka ne denir ki
Gönül+Emek+Kalite
Ne diyelim İnşallah emeklerinizin karşılığını alırsınız.
Cizreli Ebu’l-iz için ayrıca teşekkürler.
Ufuk Polat ve Turgay güzel dilekleriniz için çok teşekkür ederim.
Sanırım yaptıklarımı sadece gönül düzeyinde tutmayıp ticari bir şekilde pazarlamayı da öğrendiğimde harika olacak
Sitemi tekrar açtığımda ilk sen geleceksin aklıma reklam denince
Gerçekten çok faydalı işler yapıyorsunuz. Bu kadar enerjiyi nereden buluyorsunuz merak ediyorum. Başarılı çalışmalarınızın devamını dilerim.
El-Cezeri için açtığınız site için size çok teşekkür ederim. Yaptığınız işin ne derece önemli olduğunun farkında mısınız? İnşallah başka önemli bilim adamlarımız (farabi, buruni, ibn-i sina vb..) adına da sizin ki gibi siteler açılır, tabi ingilizce desteği de olan.
Başarılarınızın devamını diliyorum, takipteyiz efenim…
Gerçekten El-Cezerî hakkındaki açtığınız sitede verdiğiniz emekler fevkalade. Umarım benim şu anki geliştirmekte olduğum site de, sizinki gibi görsel ve faydalılık cihetiyle güzel olur. Emeklerinize müteşekkirim vesselam.