Yarılanma Ömrü

Süleyman Sönmez

Adım Süleyman Sönmez. Yıldız Teknik Üniv. Bilgisayar Programcılığı ve İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi olmak üzere iki üniversiteden mezun oldum. Üstüne başladığım Uluslararası İşletme masterını terk edip hayata atıldım. Proje yöneticiliği, bilgisayar programcılığı, sistem analistliği, pazarlama / satış sonrası müşteri ilişkileri yöneticiliği, LEGO takım koçluğu, Web tasarımcılık, fotoğrafçılık, ISO9001:2000 kalite sistemleri sistem kuruculuğu ve iç denetimcilik, Teknoloji Okuryazarlığı müfredat yazarlığı, Bilgi İşlem Bölüm Başkanlığı, video düzenleme, Eğitim Teknolojileri Uzmanlığı gibi birbirinden farklı pek çok meslekte çalıştım. www.suleymansonmez.com ve www.gunesintamicinde.com web sitelerimdir.

Bunlar da İlginizi Çekebilir



  • http://beyn.org/ Barış Ünver

    Yazının ikinci bir bölümü daha yayınlanacak gibi. Merakla bekliyorum :).

  • http://blog.gazanya.com Mehmet

    Yine sürükleyici bir hikaye olmuş. Devamı gelecek gibi duruyor 😉

  • Onur Kavcı

    Üslup olarak güzel, sürükleyici bir dille yazılmış, fakat bilimsel olarak temeller pek sağlam değil gibi. Yalnız okuyucu bunlara pek dikkat etmez.

  • http://suleymans.com/ Süleyman Şentürk

    Harika ve gerçekleşmesini umut ettiğimiz bir kurgu olmuş. Aklına ve hayal gücüne sağlık hocam.

  • http://www.suleymansonmez.com Süleyman Sönmez

    Barış, Mehmet, şu an hikayenin devamı yok. Gelirse “Yarılanma Ömrü 2” şeklinde yazarım.

    Süleyman Şentürk, çoğumuzun hayali :)

    Onur Kavcı, bu yoruma cidden şaşırdım. Yarılanma ömrü hakkında yazı içinde bilimsel temeli olmayan cümle olduğunu mu düşünüyorsunuz?

    Aksine kendi bildiklerimle yetinmedim en ufak hata olmaması için saatlerce okudum. Hayır gördüğüm kadarıyla, şu an bir bilimsel hata yok. Yarılanma ömrü doğru anlatılıyor. Bir çok tanımı neredeyse aynen kullandım çünkü. Eğer takıldığınız konu, icadın yapılabilirliği ise, şu an bu icadı yapmanın bilinen bir yolu yok. Yani radyoaktif maddelerin yarı ömürlenmesine neden olacak ani bir değişim yapacak bilinen hiçbir şey yok. Aksine şu anki bilimsel veriler yanyana duran iki atomdan birisi alfa saçılımı yapıp daha kararlı bir atoma dönüşürken, diğerine neden hiçbir şey olmuyor bunu açıklayamıyor. Yani o kısım hakkında araştırmalar sürüyor. Bilimkurgunun yapısı gereği icadın nasıl yapılacağını bilmiyorum. Bilseyim bugün Nobel ödüllerine aday gösterilirdim ! :)

    Onur demem o ki açıklamalar gerek Tübitak Bilim Teknik, gerek Wikipedia ve gerekse yıllardır okuduğum çok sayıda bilimsel yayına dayandırılarak yazıldı. İşin bilimkurgu tarafı olan “hızlı yarı ömürlendirme buluşu” ise belki bulunur, belki de asla bulunumaz. İşin o kısmı zamana bağlı.

    (Site içinde yazılan her yazı için oldukça uzun süreli araştırma yapılıyor. Her konunun sorumluluğu üstleniyor. Görünecek en küçük hata için yazı yeniden yazılıyor. Tümü Güneşin Tam İçinde’nin verdiği hizmeti doğru yapabilmesi için)

  • http://www.fikiralemi.com/ Mustafa Râvî

    Ah Süleyman Hocam, hakikaten, hiç böyle bir hayali edememiştim bile. Ama sahiden de en güzel hayallerden biri bu. Keşke böyle bir buluş yapılsa… “Çağın en büyük keşfi” hakikaten o olur.

  • Fatih

    RSS’den bu yazı geldiğinde merak etmiştim. İyiki de okumuşum.
    Devamını merakla ve 4 gözle bekliyorum. Bu konudan 400 sayfalık roman bile çıkar benden söylemesi :) Elinize sağlık.

  • http://Adamolmak.com Rp

    Yine döktürmuşsün be üstad!

  • http://elifingunlugu.net/ Elifin Günlüğü

    Bir gün öykülerinizi bastırmayı düşünürseniz ben gönüllü düzeltmenliğe talibim:) Yukarıdaki bilimsel uyarılardan sonra, minik yazım ve noktalama hatalarına da dokunmayalım artık. Değil mi ki, dil konusunda çok özel bir hassasiyetiniz var.

  • http://www.suleymansonmez.com Süleyman Sönmez

    Elifin Günlüğü bu vaadinizi unutmayın :)
    Samimi olarak anlatmam gerekirse Türkçe adına kampanyalar anlatımlar yaparken hep söze “Ben ne dil polisiyim, ne Türkçe öğretmeniyim, ne TDK uzmanıyım, kusursuzluk iddiasında hiç değilim” dedim.

    Tek amacım iletişim için kullandığımız bu dilin, doğru kullanılması, mesajların aramızda doğru giderek insan ilişkilerinde yaşanan duygu alışverişinin doğru gerçekleşmesi. Bunu yapmaya çalışan birisinin işi zor en ufak bir kelime bir harf hatası kasıtlı olmayan tek bir klavye dokunuşu ciddi tartışmalar ve suçlamalar olarak size dönebiliyor. (Ama bunları sansürlemiyorum neredeyse hakaret etmeyen her yorumu her eleştiriyi yayımlıyor ve okurlarımın eleştiri hakkına saygı duyuyorum)

    Her şeyden önce yanlış anlaşılmasın diye gereğinden fazla didiklenmiş bir yazım stilini getiriyor. Mesela stil kelimesini kullandım neden üslup demedin tarz demedin gibi :)

    Bilimsel açıklamalarıma gelince bu konudaki tanımları ciddiyetle yazdığımı ve pek çok kaynağa bakmadan yazmaya cesaret edemeyeceğimi bilmeniz için tekrarladım. Bu siteyi okuyan binlerce insana yanlış bilgi verme sorumsuzluğuna düşme korkum vardır. Bunu yapacağıma hiç bir şey yazmamayı tercih ederim. Dilerim daha düzgün bir şekilde meramımı ifade edebilmişimdir.

    Hikayelerimi kitap yaparsam beklerim efendim :)

  • http://elifingunlugu.net/ Elifin Günlüğü

    Söz:)

  • Onur Kavcı

    Merhaba tekrar,

    Yazıda yanlış bir bilgi verildiğini söylemiyorum Süleyman Bey, yanlış anlaşılmasın. Yalnız tam da yukarıda demişsiniz ya, “Bir çok tanımı neredeyse aynen kullandım çünkü.” diye, bu dediğiniz şey yazıyı okurken de kendini belli etti. Yani ben okurken, evet bu cümle bir yerden alınmış diye geçirdim içimden. Bu düşünce uyanınca arkasından da “demek ki konu ile ilgili uzunca bir döneme yayılan bir bilgi haznesi yok, fakat yazı için araştırma yapılmış.” diye düşündüm.

    Sanırım ilk yazdığım yorumda doğru bir ifade kullanmamışım. Yanlış bir bilgi içermiyor yazı, aksine herşey doğru :) Bunun yanında bazı bilgiler doğrudan bir yerden alınmış hissi uyandırıyor.

    E eğitiminiz nükleer fizik üzerine olmadığına göre böyle olması normal, fakat sanırım okuyucunun bunu sezmemesi gerekiyordu; ben sezdim.
    Fakat yazı genel olarak çok güzeldi, ona bir lafım yok.

  • küçük cadı

    Onur Kavcı, ilk yorumunda okuyucular hakkında genelleme yapıyorsun fakat ben de bir okuyucu olarak en az senin kadar her şeye dikkat ediyorum okuduğum yazının içeriğine de üslubuna da..ikinci yorumunda sanki tamamen bir altta kalmama savaşı gibi :) Yanlış anlamanı istemem ama Süleyman Bey e tamamen katılıyorum ve her iki yorumunu da basit, yersiz ve gereksiz buluyorum.