Aslında Dinç çocukken de tuhaftı. MIT’yi kazanacağını söyler dururdu. Herkes haber alma teşkilatı, casusluk falan derken, “Hayır” derdi “Amerika’daki bir üniversite bu. En zekiler oraya gidiyor.” Başımıza açtığı dertleri düşününce keşke o daha küçükken bu işe el atsaydım diyorum.

yariomur
Plutonium Production

Dinç gecenin bir saatinde aradığında gözlerimi zorlukla açtım. Başım zonkluyordu adam Amerika’yı baştan sona geziyordu. Şimdi de kimbilir hangi eyaletteydi. “Seyahatteyim” diyor duruyordu. Ama ilk kez bu saatte arıyordu. “MSN’ini aç” dedi heyecanlı sesi. Açtım. Bana bir dosya gönderdi. Her zaman olduğu gibi Kriptografik 2.0 ile kapsülü açtım. Bunu kimsenin kıramayacağını ısrarla söylüyordu. MIT Bilgisayar Teknolojileri bölümünden bir sevgilisinin programladığını ve aslında Amerikan Savunma Dairesi için yapıldığını falan filan. Benim de hoşuma gidiyordu kendimi Matrix’deki Neo gibi hissediyordum.

Bu seferki dosya çok kısaydı. Bir iki satır. Plutonyum’un yarılanma ömrü ve karbon 14 izotopunun yarılanma ömrü?

Doğrusu bir şey anlayamadım. Hiç bir şey anlayamadım. Ne demek istiyordu bu yine. Şifrelemeye rağmen önemli bir buluşun eşiğinde olduğuna inandığı her seferde olduğu gibi konuyu açıklamamıştı. “İki ayrı haber ağı” derdi hep. “Bir mesajı ikiye böl, sonra iki ayrı kanaldan gönder. Ama birisi sahte olsun. Gerçek ikinci parçayı ise sen elden götürüp teslim et. Hiçbir dijital araç, telefon veya bilgisayar kullanma…”

Bazen bu gizlilik ve şifreci tavırları gözüme çocukça görünüyordu ama birilerinin onun bu eğlence amaçlı çalışmalarını ciddiye alıp sıkı bir sorgudan geçirme hevesine girmelerinden de korkuyordum.

HİKAYENİN DEVAMI AŞAĞIDAN SATIN ALINARAK E KİTAP OLARAK OKUNABİLİR

FF75AgAAQBAJ

GOOGLE PLAY KİTAPLAR / Google Play Books
(Android telefon, tablet , Windows / Mac notebook ve bilgisayarlarda okunabilir)
https://play.google.com/store/books/details/SÜLEYMAN_SÖNMEZ_BİRAZ_TUHAF_BİR_KİTAP?id=FF75AgAAQBAJ

APPLE iTunes / iBooks / Kitap
(iPad , iPhone ve Mac bilgisayarlarda notebooklarda kitap okuyanlar için)
https://itunes.apple.com/us/book/biraz-tuhaf-bir-kitap/id840432897?mt=11

HEYECAN SİZİ BEKLİYOR!

* Karıncaların beyninden oluşan bir bilgisayar ağı mı? 

* Erzincan’da bulunan antik bina hangi sırları saklıyor? Tüyler ürperten bir afetin izleri…

* Van Gölü kuruduğunda biyoyakıt için başlayan çalışmalar nasıl bir felakete yol açtı?

* Sonsuza dek değiştiler Sevgi Silahı.

* Bu ağaç muhteşem görünüyor nefesim kesildi… Evet senin genlerinden ürettik onu…

* Dünyada son nükleer bomba da bitene dek yarı ömürlerini…

* Kendine saklaman mümkün değil düşüncelerini

* İnsana en çok benzeyen robot yabancı gezegenin ölümcül görüntülerini nasıl çözecek?

ÖYKÜLERİN İSİMLERİ

1) Birleşik Karınca İşlemcisi
2) Ve Bacterıopro, Van Gölü’nü Biyoyakıta Çevirdi!
3) Düşüncelerin İşitildiği Gün…
4) Bulutkulak
5) Arş’ın Kitabı
6) Sevgi Silahı
7) Ağaç | ಮರ
8) Son Bilgisayar
9) Yarılanma Ömrü
10) Sayha

ISBN NO: 978-605-87015-0-2

PAYLAŞ
Önceki İçerikTHEY LIVE! Yaşıyorlar!
Sonraki İçerikInternet’e Noter Gerek!
Adım Süleyman Sönmez. Yıldız Teknik Üniv. Bilgisayar Programcılığı ve İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi olmak üzere iki üniversiteden mezun oldum. Sonrasında başladığım Uluslararası İşletme masterını terk edip hayata atıldım. Proje yöneticiliği, bilgisayar programcılığı, sistem analistliği, pazarlama / satış sonrası müşteri ilişkileri yöneticiliği, LEGO takım koçluğu, Web tasarımcılık, fotoğrafçılık, ISO9001:2000 kalite sistemleri sistem kuruculuğu ve iç denetimcilik, Teknoloji Okuryazarlığı müfredat yazarlığı, Bilgi İşlem Bölüm Başkanlığı, video düzenleme, Eğitim Teknolojileri Uzmanlığı gibi birbirinden farklı pek çok meslekte çalıştım. Bu kadar farklı iş neden? Dünyayı Da Vinci gibi yaşamak gerektiğine inanıyorum. Web sitelerim: www.suleymansonmez.com www.gunesintamicinde.com www.buyuklergiremez.com

13 YORUMLAR

  1. Üslup olarak güzel, sürükleyici bir dille yazılmış, fakat bilimsel olarak temeller pek sağlam değil gibi. Yalnız okuyucu bunlara pek dikkat etmez.

  2. Barış, Mehmet, şu an hikayenin devamı yok. Gelirse “Yarılanma Ömrü 2” şeklinde yazarım.

    Süleyman Şentürk, çoğumuzun hayali 🙂

    Onur Kavcı, bu yoruma cidden şaşırdım. Yarılanma ömrü hakkında yazı içinde bilimsel temeli olmayan cümle olduğunu mu düşünüyorsunuz?

    Aksine kendi bildiklerimle yetinmedim en ufak hata olmaması için saatlerce okudum. Hayır gördüğüm kadarıyla, şu an bir bilimsel hata yok. Yarılanma ömrü doğru anlatılıyor. Bir çok tanımı neredeyse aynen kullandım çünkü. Eğer takıldığınız konu, icadın yapılabilirliği ise, şu an bu icadı yapmanın bilinen bir yolu yok. Yani radyoaktif maddelerin yarı ömürlenmesine neden olacak ani bir değişim yapacak bilinen hiçbir şey yok. Aksine şu anki bilimsel veriler yanyana duran iki atomdan birisi alfa saçılımı yapıp daha kararlı bir atoma dönüşürken, diğerine neden hiçbir şey olmuyor bunu açıklayamıyor. Yani o kısım hakkında araştırmalar sürüyor. Bilimkurgunun yapısı gereği icadın nasıl yapılacağını bilmiyorum. Bilseyim bugün Nobel ödüllerine aday gösterilirdim ! 🙂

    Onur demem o ki açıklamalar gerek Tübitak Bilim Teknik, gerek Wikipedia ve gerekse yıllardır okuduğum çok sayıda bilimsel yayına dayandırılarak yazıldı. İşin bilimkurgu tarafı olan “hızlı yarı ömürlendirme buluşu” ise belki bulunur, belki de asla bulunumaz. İşin o kısmı zamana bağlı.

    (Site içinde yazılan her yazı için oldukça uzun süreli araştırma yapılıyor. Her konunun sorumluluğu üstleniyor. Görünecek en küçük hata için yazı yeniden yazılıyor. Tümü Güneşin Tam İçinde’nin verdiği hizmeti doğru yapabilmesi için)

  3. RSS’den bu yazı geldiğinde merak etmiştim. İyiki de okumuşum.
    Devamını merakla ve 4 gözle bekliyorum. Bu konudan 400 sayfalık roman bile çıkar benden söylemesi 🙂 Elinize sağlık.

  4. Bir gün öykülerinizi bastırmayı düşünürseniz ben gönüllü düzeltmenliğe talibim:) Yukarıdaki bilimsel uyarılardan sonra, minik yazım ve noktalama hatalarına da dokunmayalım artık. Değil mi ki, dil konusunda çok özel bir hassasiyetiniz var.

  5. Elifin Günlüğü bu vaadinizi unutmayın 🙂
    Samimi olarak anlatmam gerekirse Türkçe adına kampanyalar anlatımlar yaparken hep söze “Ben ne dil polisiyim, ne Türkçe öğretmeniyim, ne TDK uzmanıyım, kusursuzluk iddiasında hiç değilim” dedim.

    Tek amacım iletişim için kullandığımız bu dilin, doğru kullanılması, mesajların aramızda doğru giderek insan ilişkilerinde yaşanan duygu alışverişinin doğru gerçekleşmesi. Bunu yapmaya çalışan birisinin işi zor en ufak bir kelime bir harf hatası kasıtlı olmayan tek bir klavye dokunuşu ciddi tartışmalar ve suçlamalar olarak size dönebiliyor. (Ama bunları sansürlemiyorum neredeyse hakaret etmeyen her yorumu her eleştiriyi yayımlıyor ve okurlarımın eleştiri hakkına saygı duyuyorum)

    Her şeyden önce yanlış anlaşılmasın diye gereğinden fazla didiklenmiş bir yazım stilini getiriyor. Mesela stil kelimesini kullandım neden üslup demedin tarz demedin gibi 🙂

    Bilimsel açıklamalarıma gelince bu konudaki tanımları ciddiyetle yazdığımı ve pek çok kaynağa bakmadan yazmaya cesaret edemeyeceğimi bilmeniz için tekrarladım. Bu siteyi okuyan binlerce insana yanlış bilgi verme sorumsuzluğuna düşme korkum vardır. Bunu yapacağıma hiç bir şey yazmamayı tercih ederim. Dilerim daha düzgün bir şekilde meramımı ifade edebilmişimdir.

    Hikayelerimi kitap yaparsam beklerim efendim 🙂

  6. Merhaba tekrar,

    Yazıda yanlış bir bilgi verildiğini söylemiyorum Süleyman Bey, yanlış anlaşılmasın. Yalnız tam da yukarıda demişsiniz ya, “Bir çok tanımı neredeyse aynen kullandım çünkü.” diye, bu dediğiniz şey yazıyı okurken de kendini belli etti. Yani ben okurken, evet bu cümle bir yerden alınmış diye geçirdim içimden. Bu düşünce uyanınca arkasından da “demek ki konu ile ilgili uzunca bir döneme yayılan bir bilgi haznesi yok, fakat yazı için araştırma yapılmış.” diye düşündüm.

    Sanırım ilk yazdığım yorumda doğru bir ifade kullanmamışım. Yanlış bir bilgi içermiyor yazı, aksine her şeydoğru 🙂 Bunun yanında bazı bilgiler doğrudan bir yerden alınmış hissi uyandırıyor.

    E eğitiminiz nükleer fizik üzerine olmadığına göre böyle olması normal, fakat sanırım okuyucunun bunu sezmemesi gerekiyordu; ben sezdim.
    Fakat yazı genel olarak çok güzeldi, ona bir lafım yok.

  7. Onur Kavcı, ilk yorumunda okuyucular hakkında genelleme yapıyorsun fakat ben de bir okuyucu olarak en az senin kadar her şeye dikkat ediyorum okuduğum yazının içeriğine de üslubuna da..ikinci yorumunda sanki tamamen bir altta kalmama savaşı gibi 🙂 Yanlış anlamanı istemem ama Süleyman Bey e tamamen katılıyorum ve her iki yorumunu da basit, yersiz ve gereksiz buluyorum.

Yorum Yazın