Ve BacterioPro, Van Gölü’nü Biyoyakıta Çevirdi!


6 Kas, 2008 | Yazar: Süleyman Sönmez | 4.184 kez okundu | 18 yorum | Kategori: Bilim ve Teknoloji, Hikayeler
Etiketler: , , , , , , , , ,

Her şey BacterioPro Corporation’ın küresel iklim değişikliğinin korkunç etkisiyle kurumuş olan Van Gölü’nü işletmeye açma talebiyle başladı.

vanbakterigolu Ve BacterioPro, Van Gölünü Biyoyakıta Çevirdi!

Doğalgaz bittiğindan beri kışlar çok zor geçiyor. Başımıza gelenin sanıldığı gibi “küresel ısınma” değil “küresel iklim değişikliği” olduğunu hızla anladık. Dünyanın bazı yerleri kavrulurken bazı yerleri buz kesiyor desem yeridir.

Güneş enerjisi panelleri ise halen çok verimli değil. Üstelik pahalılar ve talebe yetişemiyorlar. Steam motorlar üzerine çalışan gruplar var.

BacterioPro eski bir gaz şirketi olan Rusya kökenli GrassaPro’nun devamı. Amerikalı genetik firmasıyla ortaklık yaptıklarından beri bakterilerin genetikleri ile oynuyorlar. Ortamdan şeker alan bakteriler çıktı olarak biyoyakıt veriyor.

Böylece BacteriPro’nun  talebi meclisten süratle geçti. Başka türlü olamazdı da, zor durumdayız ve Anadolu’nun bağrında sökük bir diş gibi görünen Van Gölü’nün Google Earth görüntülerine bakmak bile içimi sızlatıyor. Öğrencilerimi bir zamanlar üstünde feribotların işlediğine inandıramıyorum.

Evet, dediğim gibi Bacteriopro bir süredir uygun bir yer arıyordu. Bir çok ülkeye biyoyakıt taşımak için devasa büyüklükte merkezi bir bakteri çiftliği kurmak istiyordu. Van Gölü düzlüğü bu iş için çok uygun. Ancak ortamın aşılanması gerekiyor.

Olan biten hepimizi çok heyecanlandırıyordu. Böylesine büyük bir olay Türkiye’nin ilk nükleer santralinin kurulduğu günkü tereddütlerimizi hatırlatıyordu bize. Elbette Konya sızıntısını hatırlamak bile istemiyorduk. Kısa süreli radyasyon sızıntısı ile 100 bin vatandaşımız tarifi mümkün olmayan radyoaktif sonuçlara uğramıştı. Ama mecburduk. Enerji yoktu.

Bakteri aşıları Van’a ulaştığında terör örgütlerinin saldırılarına karşı olağanüstü bir, çok uluslu ordu bölgeye konuşlanmıştı. Çoğunluğu nanozırhlarla güçlendirilmiş askerlerin güvenlik için yeterli olduğunu düşünüyorduk ama yanılmıştık.

Bilemiyorum böylesine büyük bir projede eski göl yüzeyi ilk bakteri kolonileri aşılandıktan sonra neden kapatılmadı? Neden biraz beklenip daha sonra üstü örtüldü. Çok ciddi bir hataydı.

Göçmen kuşların halen sağ kalan bir kaçı belki soyları tükendi sanıldığından unutulmuştu. Yüzlerce yıldır olduğu gibi yine Van Gölü sandıkları düzlüğe indiler. Ancak bu sefer ayaklarına bakteri kültürü de bulaşmıştı.

Sonuç felaket oldu. Şu anda salgın Karadeniz’de ve içilebilir su kaynaklarına doğru gidiyor. Bakterinin H2B9 türevi doğal şekilde değişti. Bundan biyoterör grupları sorumlu tutuldu. İddiaya göre NG58 virüsündeki kod kendisini biyodizel bakteriye aktarmayı başarmıştı. Artık doğal ortamda yaşayamaması için şirketin koyduğu kilitler de kırıldı.

Dünyadaki tüm sıvılar yavaş yavaş biyodizele dönüşüyor.

Acı içindeyiz. Bir çok son düşünmüştük. Ama bunu düşünen olmamıştı. Bakterilerle ölmek. Çin’in Shenzan bölgesinde H2B9′un insan kanına bulaştığına dair ilk salgın işitildi. Korkuyoruz. Eğer insana bulaşıp yayılırsa kanımız, sıvılarımız tüm insanlık biyodizele dönüşeceğiz.

Bunlara değer miydi bilmiyorum? Tek bildiğim çöle gidiyorum. Her sudan uzağa kaçıyoruz. Burada bakteri yaşayamaz diyorlar. Milyonlarca insanla birlikte kaçıyoruz. Bize “bakteri muhacirleri” diyorlar. Nefret ediyorlar bizden. Gittiği her yeri kurutan çekirge sürüleri gibiyiz. Hepimizde ciddi bir “sufobia” başladı. Suyu gördüğümüzde bile ürperiyoruz.

BacterioPro uzmanları deliler gibi bakteriye ekledikleri intihar kodunu aktive edecek kimyasallar kullanıyorlar. Ancak H2B9 tamamen dirençli görünüyor.

Tanrım affet bizi. Dinazorlar gibi petrole dönüşmemize izin verme…

Yazar: Süleyman Sönmez
Bu yazıda anlatılan olayların gerçek kişi, kuruluş ve olaylarla ilgisi yoktur. Bilimkurgu yazını olarak yazılan bu eserin tüm hakları yazara aittir. İzinsiz kopyalanamaz ve sanatsal çalışmalarda kullanılamaz.



Süleyman Sönmez
SÜLEYMAN SÖNMEZ

Paylaş


  “Ve BacterioPro, Van Gölü’nü Biyoyakıta Çevirdi!” makalesi için 18 yorum var.

  1. Magicalphoenix

    Sitenizi ilk kez ziyaret ediyorum. Yazıyı okurken bir an kanım dondu, böyle bir şeyi nasıl duymadım dedim kendime. Konya’daki nükleer sızıntı bir soru işareti oldu, derken çöle kaçıyoruz noktasına gelinceye kadar hala dehşet içindeydim. Gerçek hayatta öyle şeyler oluyor ki beni kurgu ile gerçeği ayırt edemez hale getirmiş, yazının sonunda anladım.
    Tanrı hepimizi böyle olasılıklardan korusun ve bizler de üzerimize düşeni yapalım.
    Güzel yazılmış dehşet verici ve uyarıcı bir öykü. Elinize sağlık. Teşekkürler.

  2. HC

    Nefesim kesilerek okudum. Saygılarımı sunarım..

  3. Turgay

    Abi mahvettin beni. Allah iyiliğini versin.
    Son satıra kadar ter içinde kaldım.

  4. Emre Koçak

    Hocam beni de çok korkuttunuz yahu. Ama gerçekten ibret verici ve uyarıcı bir öykü olmuş.

  5. Ymungan

    Çok korktum çok…

  6. Zehra Arslan

    Sonuna kadar felaket diye düşünerek okudum. Öylesine inandım ki en altta açıklamanızı okuduğumda bile gerçek olmadığına inanmakta güçlük çektim. Aslında bu gibi sonlara hiç de uzak değiliz değil mi? Müthiş bir hikaye yazmışsınız.

  7. alialtugkoca

    Çok güzel bir hikayeydi. Konu da çok orjinal. Bitirdikten sonra bu gerçek bir haber midir nedir diye merak ettim Google’da aradım, yokmuş öyle birşey :)

    Yalnız Van gölü değil de Tuz gölünü kullansaydın, komplo teorisi tarafına da dönebilirdi :)
    devamını bekleriz artık

  8. Erkan

    Bir an tırstım :)

    Grange taş çıkartırsın. Grange’nin “Leyleklerin uçuşu” diye bir kitabı vardı orda da leylekler üzerinden anlatılan, konusu farklı bir hikaye vardı. Aklıma o geldi.

    Giriş-gelişme-sonuç hoşuma gitti.

  9. nanotürkiye

    İnşaallah gerçek olmaz. Hikaye için teşekkürler.

  10. Süleyman Sönmez

    Yorum yazan tüm arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Ani bir ilhamla başladım hikaye kendisini yazdı. Ancak sizin yorumlarınızla ne kadar ürkütücü olduğunu sonradan fark ettim.

    Dilerim hem çevre politikalarımız, hem dünyamız asla böyle bir hale dönüşmez.

  11. Cabir Coşkun

    Mükemmel olmuş. Helal olsun vallaha…

  12. hera

    Merhaba,
    Kurgularınız, dilerim kurgu olarak kalır. Bu yazınız kurgudan çok, korku-kurgu olmuş. Bu yazıyı okuyanlar Başbakanın isteğiyle 3. çocuğu yapmaktan vazgeçebilirler. bu yazının dağıtılması gerek. Tükenen enerji kaynakları ve çoğalan nüfus ve biyolojik tehditler. Muhteşem bir kurgu, kaleminize sağlık. Ve evet okumaya ilk başlandığında amanın dedirten bir etkisi var. :) )

  13. Burak Budak

    Diğer yazıdaki tavsiye… :( ürkütücü, tüyler ürpertici bir o kadar da sahici …

  14. Fulden

    Çok etkileyiciydi.Elinize sağlık..

  15. muhterem

    Her şey hayalle başladı. Aslında günümüzdeki gidişatı düşündüğümüzde insanlığın enerjiye olan açlığı devam ettiği sürece yaşanamayacak şeyler değil yazdıklarınız. Ancak ben asıl beyninize hayran kaldım :) Bu nasıl bir düşünüş sistematiği. Lütfen bu sistematiğinizi üretim-proje boyutlarında değerlendirin.

  16. Ümit Gündüz

    Yahu azizim yüregime indi desem yeridir, bir an gerceklerden uzaklasıverdim…

    Sonundaki temenniye katılıyorum neyseki israf olunmuyor kainatta formumuz degisiyor ama bu kadar basit olabilecegini düsünmedim olagan üstü bi kurgu zihnine saglık.

  17. mehmet ulukaya

    1970 li yıllarda Andromeda adlı bir film vardı, daha sonra 2007 ya da 2008′de de aynı filmin benzeri çekilmişti.

    Konu olarak herkesin fazla uğramadığı bir kasabaya bir uydu düşer o anda kaçamak üzerindeki iki genç (bir genç erkek diğer genç bayan!) bu uyduyu bulur ve evlerine götürür. (merak ne güzel şey ne güzel şey bulmak… hafif reklamlar)

    Akabinde uydunun olduğu kasaba bir nevi ölüme gitmeye başlar.

    Halkın içine gizlenmiş olan devletin tıbbi arge ekibi ivedi olarak çağırılır ve yerin pek derinlerindeki bir labratuarda (umarım düzgün yazmışımdır) kasabadan aldık bu ilginç virutikal bakteriyi incelemeye başlarlar.

    Devamı için filmi izlemenizi tavsiye ederim. Çok güzel bir anlatımı var sonuçta her Amerika’lının üstün hizmetlerini (!!!) anlatıyor ama , nasıl biyolojik çalışma yapılıyor görebiliyorsunuz.

    Hocam güzel bir çalışma olmuş bunun bir filmi de yapılabilir sanki tabi Türk pembe dizilerinin revaçtalığı ve bilim kurguların masraflarını üstlenebilecek bir yapımcı olursa.

    Selam ile

  18. hamza sabırlı

    gerçekten müthiş bir kurgu olmuş aklınıza sağlık sonuna kadar pür dikkat okudum müthiş bir heycan yaşadım









Additional comments powered by BackType




Güneşin Tam İçinde, özenle hazırlanıp araştırılan, yüzlerce orijinal yazı ve görselden oluşuyor. Dilerseniz ana sayfamıza göz atın, arşivimizden seçin ya da aşağıdaki kutuda aratın.

İyi okumalar, keyifli dakikalar :)



Google
 
      Alıntı, Telif, Creative Commons nedir?


Daha fazla konu görmek için tıklayın >

GÜNEŞİN TAM İÇİNDE

Süleyman Sönmez 2006 yılında kurduğum kültür sanat, eğitim, bilgisayar teknolojileri, fotoğrafçılık, bilim ve sinema başta olmak üzere 839 konu, 5,405 yorum ve 30 kategori içeren, blog ödülleri yarışmasında kültür sanat kategorisinde Türkiye birinciliği olan; televizyonda, basında ve radyoda pek çok kez tanıtılmış orijinal içerikli sitedir.

Sitedeki görsel ve yazılı eserler iletişime geçip yazılı izin alınmadan kaynak belirtilse dahi "alıntı" adıyla kullanılamaz. Site, tasdix zaman damgası ile korunmaktadır.

Güneşin Tam İçinde Facebook'ta siz de katılın!

* Aromatik Terapi, Oda Kokuları İsm-i Cam




  



DİĞER WEB SİTELERİM


* Mihrace.NET * 3d Gözlük * Cizreli Ebu’l-iz * Sunosphere * Süleyman Sönmez