Vahşet, Acı ve Kürk

Bugün bir arkadaşım acı dolu bir sözle yazdı. “Süleyman bunu sitende yayınlar mısın? Bu iğrençlik dursun” Raporum bitince bakarım dedim. Açtım verdiği siteyi. Daha önce de kürkü için öldürülen yavru fokları görmüştüm. Kürk zarar görmesin diye sopalarla öldürülen yavru fokları.

Ama bu seferki öyle incitti ki ruhumu, etrafımda insanlar olmasa ağlardım. Gözlerim yaşardı defalarca yutkundum. Nefesim kesilerek izledim, izledim. Dakikalar sonra dayanamayıp kapattım. Allahım bu nasıl bir dünya? Ve bu nasıl bir insan. Canlı bir hayvanı kürkü için öldürmeyi tasvip etmesem de anlıyorum. Binlerce yıldır yapılıyor. Ama herşeyi yapmanın bir yolunu bulmuş insanoğlu. Bu gördüğüm en korkuncuydu. Daha sağken yerlere vurulurak yarı candan edilen sonra ölmüş mü ölmemiş mi bakılmadan ayakları kesilen ve canlıyken derisi soyulan hayvanlar sanırım Rakun.

Onlar hayvanlardan aşağıdır denir ya. Tanrım gerçekmiş. Yüreğim öyle acı, öyle öfke ve çaresizlikle dolu ki kamera dakikalarca titreyişini gösterdi o masumun. Sonra her şeybaşına geldikten sonra bile sağdı. Nasıl anlatayım Yarabbim. Linki vermeyeceğim. Çocuklarda okuyor sitemi. Bunu görmek ruhlarını incitecektir. Ama şu kadarını söyleyeyim. Kürk görmek istemiyorum. Üzerlerinde asıl sahiplerinin korkusu ve kanı olan bir şeyi giymek istemiyorum. Artık kimsenin giymesini de istemiyorum. O rakun o insan kadar bilincindeydi herşeyin, sıranın kendisine gelişini ağlayarak evet ağlayarak bekledi. Yutkundu. Ve kurban oldu. Gözümün önünden gitmiyor. Ömür boyu gideceğini de sanmıyorum. Orada onun o zavallı varlığın yüreğiyle benimde bir yanım öldü. Bileylendi bir yanım. Dünyada neden varolduğumu düşündüm. Değiştirmek için geldiğim dünyada uğraştığım şeylerin değersizliğini gördüm. Kurtarılacak o kadar çok can var ki, hem insan hem hayvan. Bir yumru yine boğazıma tıkandı. Artık yazamayacağım.

PAYLAŞ: