Seni nasıl görmedim bunca yıl? / Nasıl titremedi dizlerim / Bir ateş karşısında oturmuş / Kardan bir kalbim vardı oysa / Billurdandı içtiğim sevginin / Candan bardakları.
Tıpkı satrançta saniyede bir hamle yaparak oynayabilen ustalar gibi. Anladım ki o da doğaçlama yazabiliyor. Gönlü dolmuş, kurgu yapması gereksiz, dilinden dökülüyor zaten. Susması da imkansız, şiir yazması da. Çünkü şiir olmuş kendisi.
Ağzını açtı sonsuzluk, / Döküldü evren dudaklarından / Sonra geriye kaldı boşluk / Böylece kapattı dudaklarını sonsuzluk / Dışarda kaldı evren, / İçerde kaldı boşluk
Bir zerre, bir kum tanesiyim / Aşkın sonsuzluğunda, / Bir gülüş , bir bakış, bir heves / Bir kaybolup, bir beliren yüzlerden biriyim / Hayat sahnesinde / Ben neyim kimim?
Akrostiş, bir şiirde dizelerin ilk harflerinin yukarıdan aşağıya doğru sıralandığında anlamlı bir sözcük meydana getirmesidir.Divan edebiyatında akrostişe muvaşşah ya da istihrac denir. Eski Yunan ve Latin edebiyatında akrostiş “üç dize” anlamına gelir.
Geceyken yıldızlar / Dökülmüşken ışıkları / İki gecenin ve iki gündüzün insanlarına / Uykulu gözleri olmayanlar vardı.