Merhaba, değerli ziyaretçilerim,
Güneşin Tam İçinde’ye hoş geldiniz!
Bu sitede pek çok kategoride makale, video, fotoğraf ve kampanya bulunuyor. Şu an itibarıyle 700 konudan bahsediyoruz.
Güneşin Tam İçinde'yi 2005 yılında MSN Spaces ile kurmaya ve yazmaya başladım. Daha sonra Wordpress altyapısı ile 2006'da kendi domainine taşıdım. Bu süre içinde 1,5 milyon insanın ziyaret ettiği site Blog Ödülleri yarışmasında
Türkiye'nin en iyi kültür sanat blogu seçildi (Bize verdikleri oylarla bunu sağlayan tüm dostlarımıza teşekkürlerimizi sunarız).
Bir çok kez
basında da yer alan Güneşin Tam İçinde blog diliyle yazılmasına karşın bir günlük değildir. Daha çok sizinle paylaşmak için yazılmış kültürel, bilimsel yazılardır.
RSS yayınımıza
abone olmak için tıklayın
Siteyle ilgili daha detaylı bilgi için lütfen
hakkında sayfasına uğrayın.
Sitemizde reklamlarınızın yayınlanması için
lütfen tıklayın.
Görüşmek üzere.
Sevgi ve Saygılarımla.
Süleyman SÖNMEZ
VİZE İŞLEMLERİ
Yurtdışına çıkarken hangi ülkeler vize istiyor? Formlar nasıl dolduruluyor?
Ya vizeniz onaylanmazsa...
Vize Türkiye, vize işlemlerinizi konsoloslukta takip ediyor.
Reklam vermek için tıklayın.
ALTIN YUMURTA
Shuttle PC | Küçül de Cebime Gir | Müzik Seti, DVD, Divx Player, Internet ve PC
Şans Yumurtanızdan çıkan yazı, tıklayıp okuyun
Bakın, sabrınız yoksa derin derin nefes alıp gevşeyin.
Bu sefer ki yazı, bomba gibi olanlardan ve her basamağında zevk alacağınız bilgiler var. Evet alın içeceğinizi gelin, ben bekliyorum. Çünkü sanal bir avatarım ben

Her şey aslında Martin Mystere ile başladı. Martin Mystere, konuları olağanüstü sıradışı, her bir sayısı kültür bombardımanı olan bir çizgiromandır. Diyebilirim ki roman olsaydı, ya da dizi film olsaydı şu an LOST, Heroes gibi dizilerden onlarca kat daha çok izlenirdi. Temelde, İmkansızlıklar Dedektifi Martin üstadımızın binlerce senelik kayıp Neanderthanel Adam Java ve eh tabi nişanlısı Diana Lombart ile maceradan maceraya koşmasına dayalıdır.
Çizgiromanın bazı sayıları, Atlantis, uzaylılar, Leonardo’nun bilinmeyen eser ve icatları, Babil Kulesi, Amaterasu, Aborjinler, Dogon Kabilesi, 46 oda sınavı gibi klasik gizemlere ışık tutarken, bazı sayıları inanılmaz bakış açılarını aklınıza getirir. Tatil dönüşü gidip kaçırdığım sayıları Kadıköy sahaflarından alırken 53. sayı “Tüm Renkler” ilgimi çekti. Bu yurtdışındaki 100. sayıydı ve alternatif serilerden birinin en sonuncusuydu. Bunun şerefine hem konu olarak çok sağlam bir senaryo, hem de baskı olarak tam renkli baskı seçilmişti. Normalde bir İtalyan çizgiromanı olan Martin Mystére siyah beyaz basılır.
Böylece heyecanla okumaya başladım ve daha ilk cümlelerle bu sayı müthiş dedim 
Küçük küçük öykücüklerle başladı senaryo. Renkleri hepimiz aynı mı görüyoruz? Yeşil dediğimizde aynı yeşili mi görüyoruz? Renk körlerinin, diğer canlıların gördüğü dünya aynı mı? Morötesi ve kızılötesi dünya nasıldır? Başkasının gözüyle dünyayı görebilir miyiz?
Hikaye ustaca aktı. İkinci öykü ile Yves Klein’in harika mavi çalışmalarına atıfta bulundu. Ama boşuna uğraşmayın. Onları bilgisayarda görmeniz mümkün değil. Sanatçı kendi kullandığı özel pigmentlerle profesyonel renk ayrımında ayrılamayan, fotoğrafı çekilse de aynısı olmayan ve müthiş bir özgürlük duygusu veren gökyüzünü anıştıran bir mavi bulmuş. Daha sonra bunu “International Klein Blue” adıyla tescil ettirmiş. Tarif edenler Pantone Skalasında 288 ve 289 arasında özel bir renk olduğunu söylüyorlar. Photoshop gibi bir programla bu rengi görmek isteyenler boş bir sayfa açarak tüm basım ve yayıncılıkta renk ayrımında kullanılan ve 4 rengi simgeleyen CMYK ile şu karışım rengi oluşturmalı:
okumaya devam edin
07 Eylül 2007 | 2,971 kez okundu | 3 yorum yapıldı
Değerli okuyucularım Beyoğlu’nda bir iş için gezerken tesadüfen gördüğüm galeri afişlerini izleyerek Pera Müzesi’ne gittim. Tepebaşı’nda ulaşımı kolay olan Pera Müzesi’nde herbiri birbirinden şaşırtıcı ve hayranlık uyandıran 5 galeriyi gezdim.

Pera Müzesi, Beyoğlu-Karaköy Tüneli girişinden ters istikamate Taksim’e giderken sol tarafta bulunuyor. İçeri girdiğinizde güleryüzlü ve ilgili görevliler hızla yardımcı oluyor. Ortam tam anlamıyla sanat kokuyor. Resepsiyondaki bayan asansörler beşinci kata çıkıp yürüyerek inmemi tavsiye etti ki, çok akıllıca bir stratejiydi
Asansörler de, sanattan nasiplerini almışlardı. Kapıları kapanınca, ait oldukları katın galerisine uygun fotoğraf resim ve desenlerle kaplı olduklarını görüyordunuz. Hoş bir ayrıntı. Her katta bulunan güvenlik görevlileri de sizi sıkmayacak şekilde yardımcı olup eserlerin güvenliğini sağlıyorlar.
Ve müjde fotoğraf çekebiliyorsunuz! Ne var bunda diyenlere lütfen şu yazımı okuyun diyeceğim
PERA MÜZESİ
Suna ve İnan Kıraç Vakfı’nın bir kültür girişimi, 2005 Haziran ayı başlarında kapılarını İstanbullulara açan Pera Müzesi, Suna ve ve İnan Kıraç Vakfı’nın, kentin bu seçkin noktasında, çeşitli düzeylerde kültür hizmeti vermek amacıyla hayata geçirmeye başladığı geniş kapsamlı bir kültür girişiminin ilk adımıdır. Bu projede bir ‘müze-kültür merkezi’ işlevini üstlenecek Pera Müzesi için, 1893 yılında mimar Achille Manoussos tarafından İstanbul’un gözde semti Tepebaşı’nda inşa edilen, yakın zamanlara kadar da “Bristol Oteli” adıyla tanınan tarihi yapı tümüyle elden geçirilerek çağdaş donanımlı bir müzeye dönüştürülmüş ve İstanbul halkının hizmetine sokulmuştur. Kaynak: http://www.peramuzesi.org.tr/
Evet gelelim müzedeki galerilere:
-
İşleyen Mekan (Yıldız Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi)
-
Naif Sanatta Bir efsane: Pirosmani Resim Sergisi
-
20.Yüzyıl Ustalarından Baskı, Desen ve Suluboyalar
-
İmparatorluktan Portreler
-
Tarih Öncesinden Cumhuriyet Türkiye’sine Anadolu Ağırlık ve Ölçüleri
-
Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Kütahya Çini ve Seramikleri
Kısa kısa gördüklerimi anlatayım.
İşleyen Mekan dikkatlice bakılmazsa ne bu kutu ne bu ekran ne bu duvar ne bu plastikler deyip geçeceğiniz bir kat - ki bir çok ziyaretçi böyle yaptı- Sözlerimden sabırla incelediğimi anlayabilirsiniz. Görmeden anlatılması zor uyumlar ve açılarda eserler ve oyun teması hemen göze çarpıyordu. Diyebilirim ki katta en çok eğlendiğim Sandık daha sonra TypeSonicWall’du. Kısacası sandıkta sizi bir sanatçı typesonic de ise kelimelerinizi harflerden oluşma görüntülere çeviren bir duvar bekliyor.
okumaya devam edin
31 Ağustos 2007 | 3,150 kez okundu | 2 yorum yapıldı
Sonu gelmez bir savaştı yaşanılan. Askerlerin babası, dedesi ve çocukları kendilerini bildi bileli cepheden cepheye gidiyorlardı. Başta Osmanlı İmparatorluğu’nun mücadelesi olan savaş artık şerefli bir Kuvayı Milliye hareketiydi. Evlerindeki kadınlar, yaşlılar, kahvelerde, camilerde, hasat yerlerinde Mustafa Kemal Paşa’nın Ordusunu anlatıyordu. Direnen, yenilmeyen, ölen geri çekilmeyen. Ama savaşın sonu gelmiyordu. Şimdi yokluk en zor soluklarını veriyor Egeye bakan Anadolu toprakları, sıcakla kurumuş topraklarının şehit kanıyla sulanacağını bilerek üzülüyordu. Ancak yer de, gök de bu dürüst ve evini koruyan orduylaydı. Herkes biliyorduki bu son savaştı. Herşeyin kaderini değiştirecek son savaş. Tarihi soranlar için 30 Ağustos 1922′ydi.

Zafer Bayramı, Türkiye Cumhuriyeti’nin ulusal bayramı. Her yıl 30 Ağustos günü yurt çapında törenlerle kutlanır. Zafer Bayramı, 1922 yılında 26 Ağustos’ta başlayıp, 30 Ağustos’ta Dumlupınar’da Mustafa Kemal’in başkumandanlığında galibiyetle tamamlanan Başkomutanlık Meydan Muharebesi’ni (Büyük Taaruz) anmak için kutlanan bayramdır. Gerçekte tüm düşman birliklerinin ülke sınırlarını terketmesi daha sonra olsa da, 30 Ağustos sembolik olarak ülke topraklarının düşmandan arındığı günü temsil eder.
Zafer Bayramı, ilk defa 30 Ağustos 1923 günü Afyonkarahisar, Ankara ve İzmir’de kutlanmıştır. Resmî olarak Zafer Bayramı ilân edilmesi 1935 yılının Mayıs ayında olmuştur. Zafer Bayramı, tüm yurtta törenlerle kutlanır. Devlet erkânı ve bir çok vatandaş, Ankara’da Anıtkabir’i, diğer illerde de anıt ve şehitlikleri ziyaret edip, Mustafa Kemal Atatürk’e, silâh arkadaşlarına ve komutasında savaşmış askerlere şükranlarını sunar. Hemen hemen her yerleşim yerinde, askerî birlikler geçit törenlerine katılır. Ayrıca dış temsilciliklerde de çeşitli kutlamalar yapılır. 30 Ağustos günü, Türkiye’de resmî tatildir. Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Zafer_Bayram%C4%B1
Afyonkarahisar Üniversitesi güzel bir sayfa yapmış
http://www.aku.edu.tr/butam/
Fotoğraf Galerisi
http://www.aku.edu.tr/butam/btfoto.html
okumaya devam edin
30 Ağustos 2007 | 2,307 kez okundu | 1 yorum yapıldı
Her bir kaç günde bir konu okumaya alıştığınız siteyi siz okurlara emanet edip sakin ama doyurucu bir tatile gittim. Ben yokken neler oldu, neler? Korkmayın g-string tartışmalarında bir lafta ben söyleyecek değilim (!) Ancak diyecek çok şey, anlatacak bir çok yer var. Haydi başlayalım.

Biliyorsunuz sürekli okuyucularım, Irmak Okulları’ndan ayrıldım ve halen iş aramaktayım. Böylece tatile çıktığımızda iş arayan pek çok kişinin ikirciklenmesini de yaşadım. “İşsiz biri tatile gitmeli mi?” Yoksa iş aramaya devam mı etmeli? Dönüşte hızla iş bulacağıma dair bir önsezi ile iyimserliği seçtim. Yeni işime dinlenmiş başlamak arzusuyla gidelim dedim.
Bir ay boyunca eşimle İstanbul’daydık. İstanbul kaynıyordu ve cehennem sıcakları tepemizdeyken mecburen bir klima aldık. Akıllıca bir kararmış. İstanbul son derece sıcak olmasına karşın gezilecek yerleri bitmemişti. Topkapı Sarayı’nı bir kez daha dolaştım. İstanbul Arkeoloji Müzesi de her zamanki gibi harikaydı. Üstelik fazladan iki sergiye ev sahipliği yapıyordu. Yenikapı, Üsküdar ve Sirkeci Metro Marmaray kazılarında bulunan İstanbul’un çeşitli zamanlarına ait gündelik eşyalar, paralar, sikkeler, limanda batmış tekne kalıntıları, küpler, heykeller ve süslemeler görülmeye değerdi. Yakında sanırım bir Marmaray Müzesi kurulması da planlanıyor.
Bol bol fotoğraf çekip denemeler yaptım. Mihrabat Korusu’ndan Boğaz’ın sularını hayranlıkla izlediğimiz bir günden sonra kesinlikle İstanbul’un muhteşem bir yer olduğuna karar verdim. (Gerçi tatilin sonunda geriye hiç dönmek istemiyordum ya o ayrı)
Altınoluk sonraki adımımız oldu. Balıkesir ili Edremit ilçesine bağlı olan Altınoluk olağanüstü yüksek oksijenli temiz havası ve Kazdağları’nın eteklerindeki Mevlam kayıra diyerek girilen buzzz gibi suyuyla (hah! Bırrrrrr denecek yer burası. Yoksa bir şişe karbondioksit içeceği hiç kalır) sizi kendinize getiriyor. Ayrıca bu yıl çarşısında kurulan açıkhava akvaryumunda 44 türü izlemek keyifliydi. Videoları için tıklayınız.
okumaya devam edin
18 Ağustos 2007 | 1,502 kez okundu | 5 yorum yapıldı
“Nereden çıktı bu garip konu?” diyenlere, yine toplumumuzun nabzını tutacağız diyeceğim. Daha önce içinde yaşadığımız toplumun dinamiklerini anlamak için en iyi yöntemin Google’da en çok aranan kelimelere bakmak olduğunu söylemiştik.
Şimdi de geçen aylar için baktığımızda Google Türkiye aramalarında Mayıs 2007 görünüyor.
Turkey - Top Gaining Queries: May 2007
- tekken (a computer game)
- skull (skull island- a computer game)
- anayasa mahkemesi (constitutional court)
- pusu (a turkish computer game)
- mario oyunu (computer game-mario)
- Sivas kangalı (the kangal dog)
- İnönü üniversitesi (İnönü university)
- mozilla firefox
- hürrüyet (a turkish newspaper-misspelled)
- cenk akyol (a young basketball player from Efes Pilsen)
- yeditepe (a university in Turkey)
- serpil çakmaklı (a turkish actress from the 80’s)
- bakanlıklar (ministries)
- barbie giydir ( dress up the barbie- a game for children)
- ronaldinho resimleri (ronaldinho pictures)
Bu listedeki her maddeyi incelemek istemiyorum. Çünkü konunun amacı bazı uyanıkların yaptığı gibi Google’dan gelen ziyaretçileri aldatmak değil. Bu site SEO yönetimi için bile olsa böyle bir yola asla girmeyi düşünmüyor.
Toplumumuzun Internet kullanımının çoğunlukla çocuklara ve gençlere ait olduğu oyun aramalarının çokluğundan anlaşılıyor.
Tekken, Skull, Barbie oyunu, mario oyunu, pusu. Geçen zaman içinde eski tabloya göre ilerleme var. Büyük gazetelerin adreslerini SSK’yı, Milli Eğitim Bakanlığı’nı öğrenmişiz. Ancak halihazırda bizi bekleyen Hürrüyet kelimesi :))) hatalı yazılan gazete adının ne çok aramaya düştüğünü gösteriyor.
Yetişkinlerin aradığı
okumaya devam edin
23 Temmuz 2007 | 22,039 kez okundu | 7 yorum yapıldı
YASAL UYARI:
Makalelerde kullanılan eserler, sanatçı ve eser sahiplerinin belirttikleri izinlerle kullanılır. Örneğin eserin kaynağı, sanatçı adı ve ne şekilde kullanıma izin verdiyse, Güneşin Tam İçinde buna uymayı taahhüt eder. Herhangi bir anlaşmazlık durumunda sanatçının talebiyle koşulsuz şekilde eser kaldırılır. Kullanılan fotoğrafların büyük bölümü Creative Commons lisansına veya GPL dağıtıma tabiidir.
Sanatçıların Güneşin Tam İçinde için verdiği özel izin, diğer siteleri kapsamaz, bu nedenle sitede görülen ve kullanılmak istenen başka bir sanatçıya ait çalışma için yine ilgili sanatçıdan izin alınması gerekebilir.
Site içinde üretilmiş olan fotoğraf, tasarım ve yazıların tüm yasal hakları da Süleyman SÖNMEZ'e aittir. Yazılı izin alınmadan basılı medyada ve Internet'te kullanımları
Telif Hakları Yasası uyarınca 6 ay ile 2 yıl arası hapis cezası ve 45.000 YTL rayiç bedelle tazminat davası istemiyle karşılaşacaktır. Emsal davalar mevcuttur. İçerik
Eczacıbaşı Tasdix zaman damgası ile korunmaktadır.
Telif Hakları ve Creative Commons ile ilgili bilgi almak ve soru sormak için lütfen
tıklayınız. Bu konuya yorum olarak yazılan telif soruları konunun anlam bütünlüğü bozacağından yukarıdaki konuda sorulmadıkça yayınlanmayacaktır.