Firefox neden kullanıyorum? Sadece anlamsız bir tutku mu? Martı sevgisiyle İstanbul’dan ayrılamamak gibi mi? Günbatımlarında başımı dayamak mı gerçeğin dizlerine? Yok, yok hiç birisi değil. Ben FF’un 3. sürümü ile gelen gözlerinden ateşler saçan o maskot roboto sevgimden Firefox kullanıyorum.

İŞİN TARİHİ, HEM DE SIKICI, BIKTIRICI, USANDIRICI KISMI!
(Sabırsız okuyucular hemen kaçacak! Böylece yazının altındaki harika FF eklentilerini sizinle paylaşacağım, benim sadık ve zeki okurlarım
)
Internet’in ülkemizde ilk kez göründüğü zamanlardan çok çok önce, yani Çatalhöyük’tekiler aslan heykellerini işlerken
, (Türk Blogküresi, Amerika’da bulut uçsa, bilmem hangi dizide saçma bir şey olsa, bin kişi yok “memati ölecek mi?”, yok “şu ne demiş”. yazıyor. Bir kişi de zahmet edip bu ülkenin harikalarını anlatmıyor. Birileri, koskoca Çatalhöyük’ü, Nemrut Dağı’nın sırlarını anlatmalı…)
IBM’in devasa makineleri Avrupa’daki üniversitelerin bilgisayarına bağlıydı ve bizim ilk chat (“laklak” desek olur mu?) deneyimlerimiz Avrupa’daki bizim gibi İngilizcesi’ni geliştirmek isteyen göçmen Hindistanlılar ve ne hikmetse konuşmayı hep Kıbrıs sorununa getiren Yunanlı kardeşlerimizle olmuştu.
Sonraları, şimdi pek kimsenin bilmediği efsanevi Netscape çıktı. Herkes şoktaydı. WWW denilen şey ve Internet’in ünlü TCP / IP protokolü üzerinden gerçekleşen iletişim, dağınık serverlarla ünlü parçacık fiziği araştırmaları yapan CERN Laboratuvarları‘ndan çıkmıştı. (Bu aralar gezegenimizin kaderini değiştirecek müthiş pahalı ve ileri teknolojik bir deneyin daha hazırlığındalar. Parçacık fiziğinde ve dünyamızda devrim gelebilir. Hazır olun arkadaşlar. Özellikle webde “grid” dönemi başlıyor. Artık bilgisayar hızı, kapasitesi ve program kurmak kavramları tarih olabilir.)
İlk gösteriyi hiç unutamadım. Bir şapka ekranda görünüyor ve tıklayınca diğer şapkaya “link”le geçiliyor. Bilimadamları bu karmaşık “link” mantığını başta kavrayamıyorlar. Herkes ansiklopedik bağlantılara, alt alta gelen bilgiye alışık ama yeni modelde her sayfa, her sayfaya link verebiliyor ve bir konu sonsuz şekilde dallanıp budaklanabiliyor. Aynı şekilde konular nasıl budaklanıyorsa bu konuları içeren web site suncuları / serverleri de bir ağ şeması çiziyordu. İçinden çıkılmaz bir hal yani.
Elbette onlar bunu bir sinir ağı modeliyle öğrenme metodolojisindeki yapılara benzetiyorlardı. Nasıl beyin fırtınası, balık kılçığı gibi düşünsel süreçler varsa benzer bir süreç olarak görüyorlardı. Bu nedenle web (İngilizce örümcek ağı) kelimesi dillerde yaygın kabul gördü.
O zamanlar estetik sıfırdı ve gri tabanlı sayfalarda mavi linkler vardı. Sonra HTML’in ilk tanımlamaları ile bir Internet dili adım adım gelişmeye başladı.
Herkes Netscape kullanıyordu ve ücretsiz değildi. Sonra bir ara ne olduysa, Microsoft bir treni kaçırdığını farketti! Hemen klasik metotla programın bir benzeri üretildi ve bedava dağıtıldı. Evet hem de CD içinde. O zamanlar CD ucuz da değildi. Dergiler nedendir bilinmez bu hantal ve ücretsiz programa deliler gibi destek verdiler. Reklam gelirleri.
Sonraları Windows sistemine “Internet Explorer” adıyla entegre edilmeye çalışıldı. Bu sırada Netscape deliler gibi çırpınıyor ve artık satılmayan ancak daha kaliteli ürünüyle haksız rekabete uğradığını söylüyor, hak arıyordu. Ardı ardına bir çok davada Microsoft tekelcilikle suçlandı ve ciddi para cezaları geldi. Hatta kapatılması, parçalara ayrılması gibi şeyler gündeme gelince Microsoft “konuşmayı anlayan” bilgisayarlarıyla şov yaptı ve teknolojinin geleceği sekteye uğrar dedi. Olay frenlendi. Microsoft’un bir şirket olarak kritiği de burada. Avrupa Topluluğu ile yaşadığı problemler de burada.
Fakat hantal Internet Explorer (IE diyoruz kısaca) ilerleyişine devam etti. Her sürümde birşeyler eklendi. Ve sonra müthiş bir çelme taktı. Rakiplerinde olmayan ve dünyaca ünlü W3.org‘un yayınladığı standartların dışında komut kümeleri kullanmaya başladı. Bu çok önerilmeyen komut setleri o kadar albeniliydi ki mesela “marquee” kayan bir yazıydı. İşte bir örnek:
Tüm siteler bu korkunç efektleri o zamanın beğenileriyle kabul etti. Böylece siteler ikiye ayrıldı IE uyumlular ve Netscape uyumlular.
Her ikisine uyumlu site yapmak hem zahmetli, hem zaman alıcı, hem de masraflıydı. Internet ise çocukluk yıllarını yaşadığından olsa gerek, her sayfada hareketli .gif dosyalar, yanıp sönen patlayan reklamlar, bir anda açılan pop-up reklamlarla tam bir karnaval yeri veya Las Vegas ışıkları gibiydi. Şimdi öyle bir site görseniz anında kapatır kaçarsınız
Böylece IE Windows’la geldiği için kullanıcılar Interneti IE sandılar. Sandılar ki, webde gezmenin başka hiçbir yolu yok. Bu gidişatla Netscape’in çökmesi an meselesiydi ve çöktü de.
Sahne IE’deydi. Tam o sıralarda uzaktan cılız bir ses duyuldu. Mozilla Firefox deniyordu. Üstelik ücretsiz dağıtılıyordu. Açık kaynak kodluydu. Bu ilk önce devletlerin ilgisini çekti.
Çünkü Almanya’daki Stern dergisi bir çok bilimsel buluş ve prototiplerin bilgisayarlarından sızdırıldığını ve Amerikalı firmaların aniden keşifler yaparak patentler aldığını, Windows ile veri güvenliklerinin olmadığını iddia etti. Kopan kıyameti tahmin ediyorsunuzdur.
Böylece iki şey birden başladı. İlk önce Windows yerine ne kullanılacağı cidden düşünüldü ve yıllardır çeşitli paketlerle ücretsiz / açık kaynak kodla dağıtılan Linux adındaki işletim sistemi yaygınlaştı. Öyle ki, bir çok ülke, devletle ilgli tüm kurumlarda Linux’un ülkelerine özelleştirilmiş sürümünü kullanmayı mecbur tuttu ve Windows’tan uzaklaştı. Rusya ordusunda Windows kullanma bir suç olarak görülmeye başlandı.
Daha sonraları Almanya kökenli CHIP bilgisayar dergisi IE’nin kişisel kullanım bilgilerini takip etmiş olabileceğini, daha kötüsü kullanıcı ön belleklerinin, yerel hafızalarının /cache her site sahibi tarafından kolayca görüldüğünü söyledi. Yani o siteye girmeden hangi sitelere girdiniz, kullandığınız sistemin özellikleri gibi.
Kısa sürede zararlı kodların bilgisayara sızabileceği, çeşitli aldatma yöntemleri ile ActiveX denetimlerinin bilgisayara sızıp banka parolalarını ve özel bilgileri sızdırabileceği anlaşıldı.
Dünya çağında yayılan e-posta virüsleri milyonlarca dolarlık kayba ve kullanıcıların emeklerine verilerine mal oldu. Görüldü ki daha akıllı, daha çevik ve kullanımı kolaylaştıran Internet programları lazım.
İşte o sırada müthiş bir entegrasyon oldu. Google, Firefox’a hamilik yapmaya karar verdi. Gülben Ergen ve Hülya Avşar’ın, zamanında atışmaları misali Microsoft’un amiral gemisi Windows’a karşı Linux’u ve kruvozörü olan Microsoft Office (Excel, Word, Powerpoint vs.)’e karşı online araçlar ve hizmetler vermeye ve bunları ücretsiz vermeye başladı.
En şaşırtıcı olanı ise kullanıcıların Firefox’u indirmeleri için müthiş bir taktik geliştirdi. Google Adsense / reklamları “Tavsiye” başlığında Firefox görünüyordu. Site sahibi eğer bir ziyaretçi Firefox kurarsa hatırı sayılır bir gelir elde ediyordu. Böylece Google Adsense ile reklamveren tüm siteler çılgınca Firefox anlatmaya ve indirmeye teşvik etmeye başladı.
Satranç tahtasında taşlar yerini almaya başlamıştı. Artık pazar ikiye ayrılıyordu. Standartlara uygun sayfalar ve Internet Explorer uyumlu sayfalar
Firefox standarların dışına çıkmayarak genel kabul gördü. Çok büyük bir programcı kitlesi daha hızlı ve sempatik olduğu için ücretsiz şekilde yardımcı eklentiler / pluginler yazmaya başladı. Bunlar o kadar çoğaldı ki mesela kişiler Firefox kurduklarında hava durumu için eklenti kuruyor ve hemen en alt köşede yaşadıkları şehrin hava tahminlerini uydu fotoğraflarını görebiliyorlardı. (Aşağıda sevdiğim eklentileri örnekleyeceğim çok güzel eklentiler var.)
Artık Microsoft cephesindeki uzmanlar işlerde tersliği sezdiler. IE6 güvenlik açıkları veriyordu. İnsanların bilgileri çalınıyordu. Mesela bankadan gelmiş gibi bir mail geliyordu “acilen bilgilerinizi düzeltmeniz için” siz de kanarsanız karşınıza gelen sahte banka sitesi ile parolanızı giriyorsunuz ve hesabınız boşaltılıyordu.
IE6 ile girilen bazı sayfalar vardı ki – cidden adreslerini vermek istemiyorum, buraya eklemeyeceğim- anında bilgisayarınız kilitleniyor ve donup kalıyordu. İnanılmaz basit bir iki kod girip kişiyi dondurmak mümkündü. Sürekli yapılan yamalarla IE6 onarılmaya çalışılsa da pek başarılı olunamıyordu.
Microsoft bundan yıllar önce Internet Explorer 7′yi duyurdu. Acil şekilde yaymaya çalıştı. Fakat garip birşey oldu. Kullanıcılar bu yeni sürüme geçmek istemedi. Sekmeli / Tablı görünümü kavrayamadılar, arada sırada gelen, “şunu yapayım mı? bunu yapayım mı?” sorularından ürktüler. Windows’la gelen IE6 olduğundan bilgisayarlarını her kurduklarında IE6 otomatik yüklendi onlar da yükseltmediler.
En acıklısı ciddi bir kullanıcı yüzdesi “korsan kopya” kaçak Windows kullandığından ve IE7 o sıralarda orijinal kurulum istediğinden bu sürüme geçemediler.
Böylece mesele kangren oldu. Biz web tasarımcılarsa üzüntüyle tabloya baktık. Sitelerimize gelen ziyaretçiler ısrarla IE6 kullandığından bir çok yeni kod tekniğini çalıştırmak ya imkansız, ya zor oluyordu. Biz web sitesi tasarlıyorduk, her müşteride site farklı görünüyordu. Deliler gibi uğraşıp, düzeltme kodları ve boyutlandırma ayarları ekliyorduk. Kısacası deveye hendek atlatıyorduk.
Halen durum değişmedi. Halen ciddi bir yüzde IE6 kullanıyor. Bunun sonucunda hem tehlikere açık şekilde köpekbalığı havuzuna giriyorlar, hem de webtasarımcıların harika şeyler yapma hevesine gem vuruyorlar. Enerjinin büyük bölümü geriye dönük uyumluluk uğraşıları ile bitiyor.
Ben şahsen uzun süre IE kullandım. Sonra Firefox ile tanıştım. İkisini de kullanmaya başladım. Gerek kullanıcı nasıl görüyor anlayabilmek için, gerekse program fanatizmi oluşmasın, gittiğim her bilgisayarda ne yüklüyse hızla kullanabilmek için.
Ancak son zamanlarda Firefox müthiş bir atak yaptı. Internet Explorer’ın hafızayı sömüren, ağır yavaş ve her an çöküp kapanmaya hazır yapısına karşı ortaya Firefox 3 Beta’yı koydu.
Beta kullanıcıların denediği sürümdür. Asıl sürüm değildir. Aslında önce geliştiricilerin kullandığı “Alfa” sürüm gelir. Şirkette test edilir zor şartlarda – mesela kahve lekeleri ile –
sonra Beta çıkar. Beta sürümler diyelim şöyle gider 3.0b1, 3.0b2, 3.0b3 … Taa ki “tamam bu program oldu, yayınlayalım” denene dek. Bundan sonra program yayınlanır ve görülen bir hata varsa düzeltilip yeni sürüm yayınlanır. Sonra bir kaç ayda yeni küçük sürüm yayınlanır.
Bu Beta sürümlerini bizim gibi meraklılar kullanır. Teknolojiyi ilk test etmenin keyfiyle geleceği bugünden yaşarlar. Bazen Beta denemek sisteme zarar verebilir. Ancak Firefox ile bunu yaşamadım, yaşadım diyeni de duymadım.
Şu an Firefox Beta yerini RC1′e bıraktı. Yani asıl sürümden önce çıkarılan kararlı ilk kopya. Bundan sonra artık Firefox 3 versiyonu geliyor. En çok sevdiğim şeyse bu sürümün maskotu olan dev robot
Sahneler bana çok komik geliyor
Bakın robot kardeşin görüntüleri burada her sürüm yayınlandığında değişiyor.
http://www.mozilla.com/en-US/firefox/3.0b2/whatsnew/
http://www.mozilla.com/en-US/firefox/3.0b3/whatsnew/
http://www.mozilla.com/en-US/firefox/3.0b4/whatsnew/
* Hele o robotun kırmızı kanatları yok mu? Bir de FF Beta 3.5 da daha da muhteşem olmuş robot.
Gran Paradiso. http://www.mozilla.com/en-US/firefox/3.0b5/whatsnew/
Denemelerim Firefox Beta’nın gördüğüm en hızlı en keyifli browser / Internet gezgini olduğunu söylüyor bana. (Kimileri Opera dese de bir süre kullandıktan sonra bazı önemli sitelerin Opera’da yamuk yumuk olmasından dolayı kişisel kullanımda vazgeçtim. Bu Opera’nın suçu değil standartlara uygun kodlama yapmamaktan oluyor. Ama sinir bozucu bir şey) Microsoft boş duruyor mu? Hayır durmuyor. O da IE8 için Beta duyurusu yaptı.
FIREFOX 3 NEREDEN İNDİRİLİR?
Kararlı Sürüm (Bu yazıyı okuduğunuzda yıllar sonra bile okumuş olsanız o an hangi sürüm kararlıysa o sürümün sitesi):
http://www.mozilla.com/en-US/firefox/all.html (Sayfanın en altında Türkçe sürümü var)
FireFox 3 RC1 (Yazıda bahsi geçen 3. versiyon.)
http://www.mozilla.com/en-US/firefox/all-beta.html (Sayfanın en altında Türkçe sürümü var)
Şimdi Firefox’u bize çok sevdiren eklentilere bakalım. Bu eklentiler ücretsiz yükleniyor ve çoğunlukla ufacık bir düğme şeklinde pencerenizin altında üstünde oluyorlar.
FIREFOX EKLENTİLERİ / PLUGINLERİ
Forecastfox
FoxyTunes

Müzik dinlerken tüm kontrol alt köşede.
PicLens
![]()
Sayfadaki fotoğrafları slaytşov yapan harika araç.
Video DownloadHelper

İzlediğiniz videoyu mesela youtube’dan bilgisayarınıza indiren eklenti.
FireFTP

Ftp ile sitelere bağlanmanızı sağlayan eklenti.
FlashGot

Web sayfalarından kesintisiz dosya indirmeye yarayan eklenti
Tab Effect

Siteden siteye 3 boyulu kübik dönüşle geçen havalı eklenti
Firebug

Web tasarımcıları için sitedeki hataları saptamak için eklenti
Mouse Gestures

Mouse hareketleri ile FF’a emir verin
Web Developer

Web tasarımcılar için sitenin tüm CSS analizleri
Delicious Bookmarks

Dünyanın en ünlü favori site saklama hizmeti FF’la entegre
FireShot

Ekran görüntüsünü imaj olarak saklar.
Fast Dial

Çok kullanılan sitelere Opera stili hızlı şık erişim
FoxClocks

Dünyanın başka bir yerinde saat kaç pencerenize ekler
ColorZilla

Ekranın herhangibir yerinden seçilen rengin hexadesimal kodunu verir.
* Alexa Sparky

Girilen sitenin Alexa ölçümleriyle sıralamasını verir.
Wizz RSS News Reader

Sitelerin RSS yayınlarını ek program gerektirmeden takip eder.
Fission

Açılan sitenin ne kadar yüklendiğini adres çubuğunda gösterir.
CacheViewer

Gezdiğiniz sitelerin kaşe / cachenizde kalan görüntülerini gösterir.
SeoQuake 2.1.2

Gezdiğiniz sitelerin SEO açısından PR değerlerini ve anahtar bilgilerini verir.
Facebook Toolbar 1.2.1

Facebook’la yapmak istediğiniz pek çok şeyi kolaylaştıran araç çubuğu
Diğer harika eklentileri görmek için:
https://addons.mozilla.org/en-US/firefox/browse/type:1/cat:all?sort=popular
Bu konuda yazan dostum Fatih Turan’ın önerdiği eklentiler de harika:
http://www.fatihturan.com/web-tasarim/web-tasarimi-icin-kullanabileceginiz-firefox-eklentileri
http://www.fatihturan.com/ipuclari/webde-sorf-icin-kullanabileceginiz-firefox-eklentileri
Web Browserların Tarihsel Gelişimi Grafik
http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/7/74/Timeline_of_web_browsers.svg
























Hocam, 10 numara yazı olmuş. Ellerinize sağlık. Tarayıcı savaşları tarihçesi hakkında bayağı bilgi edindik, en son olarak yeni kurduğum 4 eklenti ile bu sayfadan mutlu mesut ayrılıyorum.
Bir konu hakkında bu kadar uzun orijinal yazı yazan bir Türk blogcu daha önce görmedim. Ben de Firefox kullanıcısıyım ama şu an Opera kullanmak zorundayım…
Yanlış hatırlamıyorsam Firefox’dan önce Mozilla diye bir tarayıcı (hatta e-posta istemcisi ve yanında ıvır zıvır programlar olan bir tarayıcı paketi) vardı. # Firefox daha sonraları çıkmıştı. Eh tabi popüler olan Firefox oldu.
Bu arada ben de kendi blogumda hem web tasarımı için hem de webde sörf için kullanılabilecek Firefox eklentilerini yazmıştım.
Son olarak Süleyman Hocam güzel yazı olmuş. Okuması keyif vericiydi.
İnşallah bu yazınız -kısmen de olsa- IE kullanıcılarının Firefox (veya farklı bir modern tarayıcıya) geçişine vesile olur.
Erdal, 4 eklenti 4 eklentidir. Fatih Turan’ın sayfasından da beğenirseniz harika olacak
Recep, teşekkür ederim. Detaylı yazılan bir makalenin 10 tane parçalı yazıdan daha iyi olacağına inanıyorum.
Fatih, değerli yorumun için teşekkür ederim. Yazıya senin makalelerinin bağlantılarını da ekleyeceğim. Daha fazlası için okunması gereken yazılar bence.
Dediğin gibi Mozilla daha önce çıktı ama detayla boğmamak için onu hızla geçip çoğunluğun bildiği Mozilla Firefox’a geldim.
http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/7/74/Timeline_of_web_browsers.svg
Bu verdiğin kaynak da nefis oldu. Cidden aradığım birşeydi. Çok teşekkür ederim.
Firefox’un kullanımının gittikçe artması sevindirici bir gelişme. Sitelerime giren kişilerin tarayıcılarının istatistiklerine hep bakarım. Ve artışı gördükçe mutlu olurum
Ben de 2 tane eklenti ile ayrılıyorum. Biri Colorzilla biri de FoxyTunes. Colorzilla’yı daha önce kullanıyordum ama son yüklemeden sonra eklememişim. Bir de web ile ilgili kişiler için güzel bir eklenti olan Seopen var. Kesinlikle tavsiye ediyorum. Hatta yazıya da eklenmesi gereken bir eklenti. Arama motorlarının sitenizin kaç sayfasının index’lediğini, google pagerank değerinizi, backlink’lerinizi ve daha birçok şeyi tek tıklama ile önünüze getiriyor.
Güzel yazınız için teşekkürler Hocam. Baş tacısınız
Süleyman Hocam,
Ben de RC1′e yükselerek ve RSS eklentisi ile ayrılıyorum sayfanızdan. Yalnız, tanıttığınız eklentilerden bir kısmı RC1 eklentisi için henüz uyumlu değiller.
Teşekkürler.
Eline sağlık , robotu ben de sevdim =)
firefox eklentilerine bir ekleme ben yapıcam,
measure it , sayfa içinde cetvel gibi pixelleri ölçmeye yarayan faydalı bir eklenti.
iyi çalışmalar.
Murat, çok çok az kaldı tüm eklentilerin uyumlu olmasına. Oldukça hızlı şekilde güncelliyorlar. Beta sürümlerindeyken hemen hemen hepsi güncellenmişti. Ben de teşekkür ederim yorumunuz için.
Kerem, measure it, aslında bir süredir kullandığım ve listenin ilk halinde yer aldığı halde son düzeltmelerde unuttuğum bir eklenti ve çok kullanışlı. Listeye ekleyeyim. Teşekkür ederim. Robot cidden çok eğlenceli
Harika olmuş valla, akıcı eğlenceli, bilgilendirici, faydalı bir yazı olmuş. Daha ne istenebilir… Teşekkürler.
Eline sağlık güzel yazı olmuş. Gerçektende internet dedikten sonra benim aklıma ie gelirdi taki firefox ile tanışana kadar. Hastasıyım şuan firefox un.
Firefox suz bir web düşünemiyorum şimdi
Yazınız çok güzeldi. Belgesel niteliğinde ve o zamanları yaşayanlar için göz yaşartıcı nitelikteydi. Firefox’un tırmanışı gün geçtikçe hızlanıyor. Bence çok yakın zamanda, linux da bu şekilde aniden ve hızla yayılmaya başlayacak.
Dünyada şu an Asus eee pc gibi netbook veya ucuz konfigürasyonlar savaşı var; farkında mısınız bilmem. Bilgisayar üreticileri bu sınıf için ürettikleri makinalara haliyle windows kuramıyorlar. Bunun yerine ücretsiz ve özelleştirilmiş linux versiyonlarıyla çıkarıyorlar piyasaya. Bu bilgisayarı satın alan kullanıcı da linux’u deneme şansı buluyor ve birçoğu da beğeniyor. Bu şekilde evlere, iş yerlerine ve dizüstlerine yerleşecek olan penguenimin anlı, şanlı yükselişi pek yakında.
[...] zaten bilgisayarımda varolan sürümü güncelleyerek Firefoxa geçiş yaptım. Tabi bu geçişte yazısıyla mutlak katkısı olan Süleyman Sönmez‘ e de sizin huzurunuzda buradan teşekkür [...]