İstanbul Depremi Henüz Gelmeden…

YAZAR: SÜLEYMAN SÖNMEZ | Tarih: 25 Eki, 2008 | Kategori: Günlük Yaşam | 765 kez okundu

Bu konu beni de rahatsız ediyor. Önce bunu söyleyeyim. Oldum olası felaket tellallığını sevmedim. Bu nedenle yazı, tedbirler, olanlar, bitenler ve biz İstanbullu vatandaşlar için…

istanbuldepremigelmeden İstanbul Depremi Henüz Gelmeden...
Fotoğraf: PhillipC - Creative Commons lisansı ile kullanılmıştır

Olası bir deprem için herkes bir zaman biçiyor. Zaman biçmek uzmanların işi, biz sade vatandaş olarak olan bitene bakalım.

Bir deprem olduğunda olanlar:

Binalar yıkılır, bazı binalarsa çatlar, yollar yarılır, caddeler sokaklar kapanır, yakıt depolarının bir kısmı patlar, doğalgaz hatları kesilir, su boruları kırılır, sular caddeleri kaplar, köprülerin bir kısmı yıkılır ve diğer kısmı araçlarla tıkanır. Hastaneler zarar görür, güvenlik teşkilatlarının bina araç ve personeli de… Şehir yıkıntılar ve oluşan panik nedeniyle kaçan arabaların yol açtığı uzun otomobil kuyruklarıyla, yoldaki zararlar ve araç kazaları yüzünden tıkanır.

Kısacası deprem çok şiddetli olduğunda bir şehir abluka altında kalmış gibi bölümleri birbirinden izole olur.

İstanbul metropolü sözkonusu olduğunda depremin etkisinin çok çok farklı oluşacağı ortada. Çünkü geniş bir alana yayılmış kentin her noktasındaki imar kalitesi farklı. Son deprem düzenlemesine göre yapılmış oldukça güçlü binalar olduğu gibi gecekondu şeklinde kurulmuş veya kaçak yapılaşmayla imarı olmayan binlerce konut bulunuyor.

Olası bir depremin Marmara Denizi’nden başlayacağı düşünüldüğü için deprem dalgasının kıyı şeritlerini güçlü şekilde vurması da mümkün.

Peki neler oluyor? Mutlaka basından izliyorsunuzdur. Viyadükler ve köprüler yenileniyor deniliyor. Bazı kamu kurum ve kuruluşlarının binaları yeniden yapılıyor. Okullar, sağlık ocakları gibi yerlerin depreme dayanıklılığına bakılıyor.

Ancak İstanbul için çok geniş çapta bir hazırlığın olduğunu hiçkimse yüksek sesle iddia edemiyor. Düşünün ki 17 Ağustos depreminde İstanbul’dan ve çevre illerinden yardım ekiplerinin ağır iş makinelerinin kurtarma ekiplerinin ve askeri güçlerin bölgeye gelmesi müdahalesi çok ciddi zaman almıştı.

Bölgeye ulaştıklarında temiz su sorunu, salgın hastalık, ölenlerin kimlik tespiti, yaralılara sağlık hizmeti, travma geçirmiş olan bölge halkının şok içindeki psikolojisine destek ve halen süren artçı şokların herkesin çalışmasını aksatması başlıbaşına olaylardı.

Nispeten küçük bir bölgeydi Gölcük. Binlerce insanımızı kaybettik.

Bugün içinse İstanbul’un Pendik ilçesinden sabahın erken bir saatinde trafik yokken kalkıp Avcılara gitmeniz bile neredeyse bir saat alıyor. Normal bir trafikte ise saatlerce. Düşünün deprem sonrasını.

Üç durum var öyleyse: deprem öncesinde yapılması gerekenler, deprem sırasında ve sonrasında yapılması gerekenler.

Deprem öncesinde yapılması gerekenler tekrar tekrar anlatıldı. Zayıf binaların tespit edilmesi, onarılması yenilenmesi ve TOKI projeleriyle halkın mesela gecekondu bölgelerinden tamamen çıkarılması  ve bir daha bu alanlara kaçak imar edilmesinin kesin şekilde önlenmesi.

Her mahallede acil durum konteynerlerinin sayısının arttırılması,

Sivil savunma seferberliklerinin başlatılması,

İlkyardım kursları yönetmeliğinin yeniden düzenlenmesi. Her şirkette belli sayıda kişinin ilkyardım eğitimi görmesi.

Yapılması gereken en büyük plan deniz ve hava için yapılmalı. Bunu bir kaç kez gündeme getirdim. İlk deprem anından sonraki her dakika hayat kurtarmakta önemli. Ağır iş makineleri, itfaiye gelene dek yapılması gerekenler de belli.

Ancak deprem sonrasında zayıf kalacak gibi duruyoruz. Amerika’da Katrina gibi büyük afetler sonrasında sadece helikopterlerle yiyecek ve yardım malzemesi atarak ve bunu aralıksız yaparak insanlara ulaşıldı.

Bizim ise denizyoluna bakmamız lazım. Hovercraft denilen su taşımacılığı araçlarına ve teknelere ayrıca herdaim gece gündüz Marmara’da olacak yüzen bir hastane gemisine ihtiyacımız var.

Bunlar da yetmeyecek. Kızılay’da dünya kadar malzeme olsa da bu malzemeyi havadan atmak gerekecek. Türkiye’de yeterli paraşüt var mı? Kızılay’da yeterli paraşüt var mı?

En hızlı gerekenler hastalık salgın hastalık ve kurtulanların tahliyesi olmalı. Ayrıca yağma ve suç olayları için güvenlik. Bu konuda askeri birliklerin emniyetle eşgüdümlü gitmesi de gerekiyor.

Kısacası deprem eğer anlatıldığının biraz altında bile gelecek olsa çok ciddi sonuçları olacak. Üstelik biz uzatmaları oynuyoruz. Kendimize neredeyse 10 yıldır ne yaptığımızı sormalıyız! Yöneticilerimize de…

Önemli Not: Yazar ne deprem dededir, ne deprem ağabeydir, ne satıcı, ne de felaket tellalı. Depreme karşı hazır olmamız gerektiğini düşünen sade bir vatandaştır.

Deprem Önlemleri
http://www.ibb.gov.tr/tr-TR/SubSites/IstanbulVeDeprem/DepremOnlemleri/Pages/DepremdenOnce.aspx

Eski İstanbul Depremleri
http://www.ibb.gov.tr/tr-TR/SubSites/IstanbulVeDeprem/Deprem/Pages/1766.aspx

  Alıntı, Telif, Creative Commons nedir?


      Bu yazıyı sevenlere öneriler






  
* Bu sayfada yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Güneşin Tam İçinde veya yazar sorumlu tutulamaz.

YORUM YAZIN




* Yurtdışından yazan, Türkçe klavyesi olmadığından ğ, ş, ü, ç, ö, ı harflerini yazamayanlar için:
Lütfen üstteki klavye simgesine tıklayın ve mouse ile Türkçe harflere tıklayarak yorumunuzu yazın ya da buraya tıklayıp, yazınızı yazın ve "Türkçeleştirdikten" sonra, seçip kutuya yapıştırın. Teşekkürler.




YORUM YAZMADAN ÖNCE:


Türkçe yazanlar için hatırlatmalar;

* Cümle büyük harfle başlar, nokta ile biter.
* Noktadan sonra boşluk bırakılır, yeni cümle başlar.
* "gelcem, gitcem, gidiyom" denmez "geleceğim, gideceğim, gidiyorum" denir.
* "Herkez" denmez "herkes" denir.
* "Yaaaa" çok laubali bir sözdür.
* "bU şEkiLDE" yazmak sadece okuyanı yorar.
* "Yanlız" değil "Yalnız" denir.
* "ğ" harfi "g" şeklinde yazılamaz.
* "Dahi" anlamındaki "de" ayrı yazılır. Yani "Bende, sende" denmez, "Ben de, sen de" denir.
* "Geldimi?" yazılmaz "Geldi mi?" yazılır. Soru takıları ayrı yazılır. "OKmi?" değil, "Tamam mı?" denir.
* "ahmet, belgin, duru" denmez. "Ahmet, Belgin, Duru" denir. Özel isimlerin, illerin, ülkelerin ilk harfleri büyük yazılır.
* "ki" eki, bağlaç olarak kullanılıyorsa ayrı, ilgi zamiri ve yapım eki olarak kullanıyorsa birleşik yazılır. Ayşe'ninki, evdeki, sabahki, dünkü, bir de baktim ki.. gibi
* "v" yerine "w" yazılmaz...
...
Yani Türkçe, Türkçe yazılır. MSN Türkçesiyle değil.

TÜRKÇE YAZ KAMPANYASI

* Eğer bu konuyla ilgili değil, güzel Türkçe kullanımı için yorum yazmak istiyorsanız, lütfen Türkçe Yaz Kampanyası'nın sayfasına buyrun.

* Web siteniz varsa lütfen "TÜRKÇE YAZ" kampanyasına katılın.
Sitenizi onur listemize ekleyelim. Detaylı bilgi için tıklayınız.



Güneşin Tam İçinde, özenle hazırlanıp araştırılan, yüzlerce orijinal yazı ve görselden oluşuyor. Dilerseniz ana sayfamıza göz atın, arşivimizden seçin ya da aşağıdaki kutuda aratın. İyi okumalar.



Google
 

GÜNEŞİN TAM İÇİNDE

2006 yılında kurulmuş, kültür sanat, bilim, sinema, fotoğrafçılık ve bilgisayar teknolojileri başta olmak üzere 756 konu, 2,940 yorum ve 25 kategori içeren orijinal içerikli sitedir. Makaleleri yazan ve siteyi tasarlayan Süleyman Sönmez'dir. Yazılar ve görseller yazılı izin alınmadan "alıntı" olarak dahi kullanılamaz.

Güneşin Tam İçinde, 2008 Blog Ödülleri yarışmasında Kültür Sanat dalında Türkiye 1.si olmuştur.
Detay için tıklayınız.

  Favorilere ekle Favori   Yazıcı  

Facebook'ta paylaşın! FriendFeed'te bahsedin!


Makalede kullanılan etiketler:
, , ,

Yeni Konular

Yorumlar


Dosyalar - Altın Makaleler



Altın Yumurta

 
  • Gerçeğin İz Düşümünde Yollar ve Yollar
  • Albino Zeka
  • John Malkovich Olmak
  • Babylon / Sözlükler Ülkesi
  • Türk Bloglarına Neler Oluyor? [Mim]

  • Şans Yumurtanızdan çıkan yazılar, tıklayıp okuyun


    Dost Siteler

    bos
    bos
    bos
    bos
    bos
    bos
    bos



    Google Friend Connect'le
    Ekibe Katılın!


    Çevrimiçi Ziyaretçiler





    otelturtatilMutfak Ekipman İsm-iCam3d Gözlük | 3 Boyutlu Eğlence