Efendim dünyada olmayan bir saçmalık bizde almış yürüyor. Eleman almaktan utanan veya adını yazmaktan utanan şirketlerle dolu iş ilanları. “Şu, şu, şu vasıfları olan İngilizce bilen eleman arıyoruz. Lütfen ağzıyla da kuş tutsun ve tutarken bu kuş benmari usulü ısıtılmış çikolata sosuyla kaplanmış olarak yere tabak içinde düşsün denirken, “Hangi şirket?” diyorsunuz. Karşınıza koca bir sessizlik çıkıyor.

Söyler misiniz, bir mezbahada resepsiyonist olarak iş başvurusu yaptığını bilmeyen, Plaza hayalleri ile dolu kız neden CV’sini yolladı? Çünkü işsizdi, umutsuzdu ve herşeyi denememek şansını tepmek gibi geliyordu.
Süslü elbiseleriyle zaten az olan parasıyla hazırlanarak işe gitti. Ve baştan sona şok geçirerek öfkeye kapıldı.
Bu hafta sonu bir özel okul ilanı var gazetede. Ancak adını verememiş. Çünkü öğretmen arıyor ve müşteriler bir şeylerin iyi şekilde gitmediğini anlarsa kıyamet kopar. Bunun kaygısıyla isimsiz bir okula öğretmenlerin tüm hayatlarını yazarak göndermelerini bekliyorlar. İyi de sizin okul olduğunuz ne belli demezler mi? İn misiniz, cin mi? Ya kötü niyetli bir insan, özellikle bu tür sahte ilanlarla bilgi toplayıp o insanlara zarar veriyorsa.
İkincisi şu an çalıştığım işyerinin o ilanı verip vermediğini nasıl bilebilirim?
Bu tıpkı gizli numaralar gibi. Bir cep telefonunda numara gizlenmesi ya korkutmak için ya kokrtuğu için geçerli. Bu denli çok gizli numara toplumsal yapımıza karanlık tutuyor olabilir mi?
Değerli okuyucum burada sizlere sesleniyorum. Lütfen bu tür ilanlara CV yollamayın. Ya da yollayacaksanız adınızı yazmadan yollayın. Muhtemel konuşma şöyle olacaktır:
“Alo, şey biz gazetedeki ilana CV yollamışsınız da onun için aramıştık”
“Öyle mi? Neresiydi orası?”
“Önce siz adınızı söyleyin. Nasıl hitap edeceğimizi bilelim”
“Ben adınızı duyamadım hangi kurum dediniz?”
“Dalga mı geçiyorsunuz?”
“Hayır, insan hakları sözleşmesine göre insanca iletişim ve çalışma hakkımı kullanıyorum”
Tüm insan kaynakları müdürlerine çağrıda bulunuyorum. Modern dünyada kendinizden utanmıyorsanız, yaptığınız işten de utanmayın. Sizin göreviniz artık görevini yapamayan ve yapmayan bir personel yerine yenisini almakla başlar. Bu utanılacak bir şey değildir. Şirketinizin adını vermekten de utanmayın. Emin olun bu size zarar vermez. Sadece ne kadar dürüst olduğunuzu gösterir.



















Nesrin Mungan
12 May 2007
@ 12:46
Çok fazla yazım emri vermişsin, o yüzden yorum yazmaya korktum. Sevgiler…
Süleyman Sönmez
12 May 2007
@ 15:22
Nesrin Hanım, “Yorum Yazmadan Önce” bölümünü söylüyorsunuz sanırım. Emir değil, aksine rica.
İçinde bulunduğumuz zamanlar her şeyin bozulup, çürütülmeye çalışıldığı insanın dilinden başlayarak çözülüp gittiği bir devir.
Bu dili korumalıyız. Türkçe, müthiş zengin ve duygu anlatımı yoğun bir dildir. Toplumun bir kısmı diğerini diliyle anlar ya da anlamaz. Her gün çocuklarla birlikteyim. Bu karmaşayı her gün yaşıyorum. Sabırla tüm topluma bunu hatırlatıyorum. Kaybetmedik, yokolmadık başka kültürler tarafından yutulup gitmedik. Onları gayet iyi anladık. Şimdi sıra tekrar temizlenip kendimiz olmakta. Bir yabancıyı anlamak demek, önce ne olduğumuza sahip çıkmakla başlar.
Eh, bir virgül kullanmakla, bir “de” ayrı yazmakla yorulmayız. Ama toplumumuzu bir parça daha birarada tutarız.
Sevgi ve saygılarımla.