Bilmece gibi başlık herhalde hepsi biraraya gelse GORA filmi olur 🙂
Ama olay daha kültürlerarası diyalog temelli. Çin hakkında yazdığı blog sitesi güçlü bir okuyucu kiltlesine sahip dostum Yavuz, Çin’e gitmeden önce bir parti verdi. Bu yazı Çin ve bu parti hakkındadır.



Ünlü sözü biliyorsunuz “Her Çinliye bir elma satsak…” diye başlar. Çoğu Batılı için Çin nüfustur, olanaklarla dolu bir fırsat kapısıdır. Amerika’daki Kalifornia’da altına hücum gibidir.

Bugünse durum tam tersi bir görünüm izliyor. Bu fırsata akın akın gelen Batılılar Çin’i Batı’ya açtıkları gibi, Çin dünyaya üretim yapıyor. Bir çoğumuzun sandığı gibi kalitesiz de üretmiyor. Kendilerinden hangi kalitede ve maliyette istenirse o şartlarda üretiliyor. Bugün kaliteli dediğimiz mallar da Çin’de üretiliyor. Sadece üzerlerinde yazan etiket farklı oluyor. Her yıl mühendislik için üniversitelerinde daha çok bölüm açılıyor. Görünen o ki kısa süre sonra belki de Birleşik Devletleri nüfusu kadar mühendis orduları olacak Çin’in.

Bunun anlamı az zaman sonra tüm patentlerin Çin’e geçecek olması ve yine bunun anlamı üretimi de zaten elinde tutan Çin’in dünya ekonomisine tam olarak hakim olacağı.

Bahsini ettiğimi bu gelişmeler yeni değil, G8 ülkelerinde çoktan anneler Çince öğrensinler diye çocuklarına Çinli bakıcılar tutuyor, çoktan Çinden yetişmiş eleman transferi için çalışmalar başlıyor. Hatta know-how (teknik bilgi) taşıyıcısı olarak ülkemize Çinli uzmanları ve işçileri getiriyor.

Çin’de sınıfsal farklılıklar ve sanatsal eğilimler de güçleniyor. Kısacası bir zamanların kapalı Çin’i çoktan bitti. Karşımızda süratle esneyen, kurallarını değiştiren bir ülke var.

Çin’i bir potansiyel olarak gören herkes, Çince öğrenmeye başlamadan hiçbirşey yapılmayacağını farkediyor. En azından temel düzeyde Çince bilmek gerekiyor. İngilizce belki iletişim için yetiyor ama iş ilişkilerini Çince bilmek çok ileri taşıyor.

Böylece bizim arkadaşlar Çince öğrenmek üzere Çin Eğitim Hizmetleri‘ne kayıt oluyor. Yavuz Selim Şen (Çoğu zaman aramızda Çinli 🙂 veya ceoyavuz desek de) Çin Günlüğü adlı blog sitesinde bir süredir hiçbir Türkçe kaynakta bulamadığımız detayda Çin’de günlük yaşamla ilgili, iş hayatıyla ilgili yazılar kaleme alıyor. Çin’e gidip geliyor.

Şimdiyse uzun zaman gitmek üzere hazırlıklarını tamamladı. Kendisini bir kaç yıl göremeyeceğimiz için bizi bir sucuk mangal partisine çağırdı. Herkesin ilk sorusu sucuklar Çin’den mi geliyor olmuş 🙂 Elbette değil Pınar marka sucuk seçilmişti. Pınar bana reklam ücreti vermeli 🙂


Büyük Harita

İstanbul Maçka Parkı içinde yeşillik ve harika bir Boğaz manzarasına nazır olan ve “Ben buraya nasıl oldu da daha önce nasıl gelmedim, neden haberim olmadı” dedirten harika bir yerde buluştuk.
Fua Cafe‘de. Yalnızca Maçka Parkın’da değil, Anadolu Yakası’nda Göztepe Özgürlük Parkı’nda da yerleri varmış. Gitmeye çalışacağız. Aynı hizmet kalitesi ve canlı müzik orada da varsa memnun olacağıma eminim.

Geceye 4 grup halinde geldik Yavuz’u ve Çin Günlüğü’nü Internetten tanıyanlar ve sevenler, Yavuz’un üniversiteden arkadaşları,  Çince öğrendiği Çin eğitim Hizmetleri’nden Çinli arkadaşları ve kursun yöneticileri ile basından (Posta gazetesi) davetli olanlarla arkadaşları…

Partimiz bol muhabbetle başladı bol bol tanıştık, efsanevi fotoğraf makinem ile çekim yaptım. Açık büfede yemek yedik, teknoloji hakkında konuştuk elbette asıl konu Çin’di.

Sonra yemek zamanı gelince Yavuz ısrarla çatal bıçak kullanmayacağımızı söyleyip bir Çin işkencesi olan(!) yemek çubuklarını verdi 🙂 Çincesi Kuai Zi)

Daha önce hiç çubuklarla yemek yememiştim. Biraz denedim hatta sucukların ortasına batırıp yemeğe çalıştım. Birşey söyleyecek gibi baktılar Çinli dostlarım birazdan bizde jeton düşecekti tabir-i caizse. Çubuk kullanım kağıdına göre “Yemek yerken, yiyeceğe batırmak masadakilere saygısızlık olarak yorumlanır”mış

Felaket! 🙂 Neyse çok çırpındım ama bir türlü istediğim gibi kullanamadım çubukları hırslandım desem yeridir. Tam o sırada “CEO Yavuz” demez mi “Çubuk kağıdında “Ç” harfi olan kimler?” bir baktım benimkinde var 🙂

Eyvah! Bizi bir masaya davet etti. “Ben ağır oturaklı adamım öyle yarışmaya gelemem, animasyondu şunu öpeceksin, buraya koşacaksın, yapamam arkadaşım” dedim. “Yok” dedi “Güzel bir yarışma.”

“Pekiyi” dedik başa gelen çekilir. Böylece önümüze bir kase fındık geldi. Neymiş çubukla tutup yiyecekmişiz. Daha neler. Ben parmağımla zor tutuyorum fındığı kaçıyor. Çubukla çok zor. En iyisi kaçayım derken herkes başımıza toplandı. Kameralar da çıktı. Ben fotoğrafımın çekilmesinden huzursuz olurum. Pek webde konmasını da istemem etrafta rahat rahat gezebilmek için. Şimdi iyice gerildim. O da yetmezmiş gibi herbirimizin karşısına bir hakem geldi. O da yetmezmiş gibi güleç yüzlü genç bir Çinli geldi ve bize çubuk kullanmayı anlatmaya başladı. İngilizce anlatıyor ve çok gülüyorum çünkü verdiği örnekler hep “Kung fu Panda” çizgifilminden, sinemalarda yeni oynadı. Çubukla o hareketleri canlandırıyor.

Sonunda 3-2-1 ve başladı. Resmen parmaklarım titiriyor ama fındıklar kaçıyor. Hayır Süleyman dedim yıllarca savunma sanatları eğitimi aldın. Yapabilirsin. Binlerce karışık kombinasyonu öğrendin. Dünya kadar silaha karşı savunma öğrendin. Bu minik sopaların seni yenmesine izin veremezsin.

Buz gibi bir soğukluk gözlerimi kapladı. Artık ben bir Çinliydim. Böylece birden parmaklarım bir leylek gagasına dönüştü. Hızla kaseye daldım. Bir iki üç dört süratle fındık yiyordum. Aniden gözlerime ceki çen geldi (Jackie Chan) yandan dalarak pilav yiyordu. Giderek daha hızlandım. Bir baktım yandaki dostlarımı geçiyordum.  Fındık yemeyi bırakıp onlara döndüm. Birşeyler söyledim hemen uyardılar konuşmayı bırak fındık ye süre doluyor. Tanrım bütün dünya fındıktan oluşmuştu ve ben daha dünya toza ve gaz bulutuyken bile fındık yiyordum korkunç bir an sonra yarışma bitti.

Ben artık çubuk kullanabiliyordum. Çekim bittiği halde öpüşmeyi bırakmayan Hollywood yıldızlarını anlıyordum. Ben Çinli olmuştum. Yemeğe devam ettim deminkinden de hızlı şekilde 🙂


Fındık Yeme Yarışması! from Ömer Enis ŞEN on Vimeo.

Bu sıradışı başarı bazı hediyeler kazanmamı sağladı. Bitki çaylarını filtreleyerek sıcak suyla içmemizi sağlayan bir fincan, iki kişilik akşam yemeği (ağzımızdan sonsuz fındık tadını silmek için)  ve Çince şarkı sözleri kitabı ile CD’si bir nevi karaoke anlayacağınız) Sponsorlara teşekkür ediyorum. Çin Eğitim Merkezi’nden Mustafa Karslı’ya özellikle teşekkür ediyorum. Şimdiye kadar gördüğüm en katılımcı en eğlenceli ev sahibiydi. Bu tür etkinliklerde sponsor genelde “1 numaralı, müşteriyi memnun et gülüşü” ve takım elbisesiyle standında durur sizi bekler. Oysa Mustafa Bey’le çok anlamlı ve Çin hakkında ufkumu açan konuşmalar yapma keyfine eriştim. En ilginci Photosop Magazin dergisi ile de bağlantıları öğrendim ki artık bir dergi röportajı göründü gibi 🙂

Yıllardır okuduğum öğrencilerime tavsiye ettiğim Photoshop Magazin dergisinden birer sayı da hediye ettiler konuklara. Hatta Çin yelpazesi, kağıt tutacakları ve sonrasında harika bir yasemin çayını yanımızda yapıp ikram ettiler. Dediğim gibi ortam son derece sıcaktı.

Sohbetler uzadı. Blog dünyasından ve yazılım dünyasından arkadaşlarla konuştuk, Ömer Enis’in Amankacirma.tv‘sini konuştuk. Denizcilik sektöründe fark yaratacak bir CMS üzerine konuştuk. Fotoğrafçılık üzerine, Çin’deki evler kentler ve vize işlemleri üzerine konuştuk.  Hatta siyaset konuştuğumuz bile oldu.

Fua Cafe’yi çok sevdim. Maçka Parkı’nı da daha çok ziyaret etme kararı aldım. Şehrin ortasında doğayla yalıtılmış harika bir yer.

Evet efendimm. Olay bu kadar. “Kuai zi ile fındık yeme şampiyonu” olarak sevgilerimle yazıyı bitiriyorum. 🙂

Yazıdan geçen kişi ve kurumların siteleri:
Çin Günlüğü Sitesi
Yavuz’un etkinlik sonrası yazısı
Ömer Enis’in etkinlik sonrası değerlendirmesi
CEO Yavuz Veda Ediyor
Çin Eğitim Hizmetleri
Fua Cafe
Amankacirma.tv

Etkinlik Fotoğrafları videoları için
http://www.facebook.com/n/?inbox/readmessage.php&t=1004393635578

10 YORUM VAR

  1. Süleyman Hocam geldiğin için çok teşekkürler. Bu arada Junior Li çok iyi kuai zi kullanıyor senin hocan olması senin şansın 🙂

    Çok güzel bir gündü benim için, tüm gelenlere teşekkürler..

  2. ceoyavuz, cidden çubukla yeme hocam hem çok sempatikti hem çok hızlı bir çubuk kullanıcısı idi.
    Biz memnun olduk düzenlediğin için cidden sağ ol. Yolun açık olsun.

    Uğur Samsa, ev sahibinin işleri çok benim önce yazmam normal. Hem misafirin anlatması daha doğru olur evsahibinin nasıl ağırladığını değil mi? 🙂

    Ömer Enis, madalya değil de ben birşeyler istemiştim. Hani şu duvara asılan süs kılıçları vadır ya Çin yapımı ucu keskin olmayan ama dekoratif amaçlı şık duran 🙂

    Fikret Akın, hoşsohbetsin elbette birlikte zaman güzel geçiyor 🙂

    Süleyman Şentürk, aynen ilk anda hepimiz bocaladık ama hırslı tipler olmalıyız ki pes eden olmadı.

    Mehmet Akif, keşke gelseydiniz. Tanışırdık ne olacak bizler genelde kasıntı tipler değiliz kasıntıları da sevmiyoruz. “Ben geldim adım Akif” deseydin. “Hoş geldin kardeşim, gel sohbete” derdik. Ne olacak önceden tanışmak şart mı? Biz Çin’den gelen grupla on dakikada kuzu ciğer samimi olduk 🙂 İnsan olmak yeter de artar.

Yorum Yazın

Please enter your comment!
Please enter your name here