Bugün şaştım / Aksime, / Aynada görünen kendime, / Kendim dediğime, / Bedenime, / Kapılarım dediğim / Gözlerime. / Ve şaşkın sordum kendime / Göremediğime. / Kimim ben diye.
Gök yüzlü, arş kanatlıların / Işıktandır gözleri meleklerin. / İndiklerinde Arzın toprağına / Sevinç duyar bu misafirden dünya
Aklımdan ne zaman bir fikir geçse, / Düşünce yiyen yutar onu. / Ne zaman “ben” desem, / Ne zaman “sen” desem, / Düşünce yutan atılır, / Parçalar onu.
Tuttu aşık oldu göğe / Gökte süzülenlere / Doğuştan kanatlılara / Yerde doğmamışlara / İkarus. Topladı onlardan tüyler / Topladı onlardan irfanlar, sözler / Yamadı bir tel kafese / İhtişamlı bir kuş oldu.
Bugün bir balıkçı balık tuttu. / Aslında toprakla hava, denizden çıkardılar. / Kendilerine katmak için eti, kemiği;
Bir gün bir mekikle havalandı / Bilimsel bir deney için Ayçiçeği, / Günebakan da derler ya Hep güneşi izlediği için, / Yüzü hep güneşe döndüğü için…
Eskiden bir Usta / Duvara çizermiş resimler. / Bir gün bir adam / Ismarlamış ona / Güzel, kusursuz bir çember / En ufak bir hatası / El oynaması olmayan.
Zaman düşürdü maskeleri. / Zaman çıkardı / Yüreklerdeki hakikati. / “Ayrılın” dedi İsrafil sesliler. / “Ayrılın bin bedenlilerle, yüz bedenliler”
YAŞA, Yaşa, yaşa… Bizler ölecek insanlarızÖlümsüzler arasındaÖlümsüzler konuşmaz İnanmazlar bizzat öleceklerine. Zamanımız kısa, yapacaklarımız çokBuna rağmen dostum, Koşarken bileUzanır tutarız elinden Bir yaşlının, bir çocuğunYolda…
Seni nasıl görmedim bunca yıl? / Nasıl titremedi dizlerim / Bir ateş karşısında oturmuş / Kardan bir kalbim vardı oysa / Billurdandı içtiğim sevginin / Candan bardakları.