Dön dünyayla aynı yönde / Dön ki zamanda dönsün seninle
Uyku geldi, / Gecenin yorganları serildi gündüzün üstüne / Fizik beden, astral bedeni zor tutuyor. / Ha uçtu, ha uçacak,
Benle karışık sen yağıyordu, / Issız İstanbul sokaklarında / Obezdi yalnızlığın gölgeleri / Öfkeliydi terkedilmişliğin / Üfleyen rüzgarları
Şarkı söyleyen saatler / Geçerdi zamanın çınlayan / Kapısından
Yumurta kabuğundan Kılıçlar Kuşandık Kaz tüyleriyle bezedik saçlarımızı Ve altın yerine papatyalarla Süsledik omuzlarımızı
O zaman işte, / Döner ve yakarsın / Akılsızca tutkuyla yazılmış şiirleri, / Nefesleri körleten / Mısraları, / Aldanışı ve seslenişi / Ve özün konuşur / Nefsin yerine / Arzunun hain çalımları değil.
Kime sorsam zamanın doğduğu günü, / Zaman doğmadı derler. / Kime sorsam ilk ne oldu diye? / Her şey hep vardır derler. / Kime sorsam ben ne zaman doğdum diye? / Sen hiç doğmadın derler.
O bedenlerin kendileri / bir sihir nesnesine / dönüşmüştür.
Derler ki Heek-i Şems/kertenkele / Alayla taklit etti güneşi. / Böylece oldu sürüngen. / Kanı soğuk, Kuyruğu yarı kopuk, / Sıcakta oynar, soğukta donar.
Eros bugün sözüm sana! / Her insana bir ok atar, / Aşka boğarsın onu. / Afacan gözlerinle güler / Kanatlarınla coşarsın.