“Gündüz” dedi / “Yarın gel / Yanında bir güvercin tüyü olsun / Annenle helalleşmeyi unutma”
Derinlerde yüzenler, çıktıklarında sulardan, şelaleler ve fıskiyeler yapanlar…
Koymuşum cebime / Bayram harçlığımı, / Gözlerim bulut şekerlerinde / Bir de gezmek istiyorum meydanı / Belki bir eğlence…
Yapraklar zümrüt, / Çimenler yeşim, / Bulutlar firuze / ve sen sevgilim altın saçlı / yağmur gümüş yağıyor üstümüze.
Ziyaret ettim uzun yıllar önce, senin hayatını. / Gezgin bir yolcuydum aslında. / Güzel geldi bahçeleri.
Güçlü bir çığlıkla aktı gök, / Bir martının dudaklarından düştü / Balığın kafası / ve dondurdu akıp giden akıl deresinin sesini / ve yalınayak gibiydi ayaklarım / Sağ ayağıma düşen düşmüştü bir kez / Aslında yüreğime düşmüştü.
Allah rahmet eylesin desem yavan mı olur? / “Şiirlerle karşılasın seni evren” desem herkes anlar mı?
Balıklı nehirde / balıklar var, / Kimilerinin üstüne / İsmin vurulmuş
Acıktığında yersin ya / Mekanı / O mekanın içinde sanırsın yediklerini / Oysa bizzat mekandır yediğin meyveler, sebzeler / Ve mekansın ya sen onları yerken.
Koşturan çocukların sıçrattığı, / Şen kahkahalarla ıslanıyor / Gökten düşen damlalar.