Güçlü bir çığlıkla aktı gök, / Bir martının dudaklarından düştü / Balığın kafası / ve dondurdu akıp giden akıl deresinin sesini / ve yalınayak gibiydi ayaklarım / Sağ ayağıma düşen düşmüştü bir kez / Aslında yüreğime düşmüştü.
Balıklı nehirde / balıklar var, / Kimilerinin üstüne / İsmin vurulmuş
Görmek nedir? Bir yolda yürürken dünyayı görüyorsunuz. Gözlerinize gelen imgelerin somut tanınmamış renk ve ışık bilgileri beynin süzgecinden tanımlanıp adlandırılıp ve şekle sokulup hatta sansürlenip geçiyor.
Acıktığında yersin ya / Mekanı / O mekanın içinde sanırsın yediklerini / Oysa bizzat mekandır yediğin meyveler, sebzeler / Ve mekansın ya sen onları yerken.
Koşturan çocukların sıçrattığı, / Şen kahkahalarla ıslanıyor / Gökten düşen damlalar.
Dön dünyayla aynı yönde / Dön ki zamanda dönsün seninle
Lise yıllarından beri Einstein ilgimi çeker. E=mc2 ve zaman-uzay keşifleri bir sürü filmin ana konusudur.
Uyku geldi, / Gecenin yorganları serildi gündüzün üstüne / Fizik beden, astral bedeni zor tutuyor. / Ha uçtu, ha uçacak,
Muhteşem bir içtenlik. Duyudışı algıları gelişmiş bembeyaz bir tenle dünyaya gelmiş, özel bir gencin dünyayla teması arkadaşlıkları ve yaşamı algılayışı, sevgisi. Çok vurucu bir film. Pudra (Powder) gözlerim yaşararak izlediğim filmlerden biri.
Yumurta kabuğundan Kılıçlar Kuşandık Kaz tüyleriyle bezedik saçlarımızı Ve altın yerine papatyalarla Süsledik omuzlarımızı