Bir Köşede Sevgi Dilenmek


23 Eki, 2008 | Yazar: Süleyman Sönmez | 4 yorum | Kategori: Kadın, Mistik
Etiketler: , , , , , , , ,

Bazı insanlar vardır kendinden emin, başarılı… Tüm insanlar çevrelerindedir. “Bize baksın, bize birşey söylesin” diye dikkatini çekmek isteyen bir kalabalığın içinde yürürler. :) Cömertçe gülümser, huzurlu mutlu gülüşlerinin büyüsüne kapılıp giden bir kitleyle gökyüzünden geçen bulutlar gibi önünüzden geçip giderler.

sevgidilenmek Bir Köşede Sevgi Dilenmek

Fotoğraf: soylentgreen23 Creative Commons lisansı ile kullanılmıştır.

Sevgi açlığı Maslow’un ünlü gereksinimler piramidinde 4. basamakla temsil edilir. Kabul görme basamağı çoğu zaman en önemlisiymiş gibi ele alınsa da aslında ilişkili şeylerdir. Evet insanlar kabul görmek onaylanmak, takdir edilmek isterler. Ama insanlar aslında sevilmek isterler. Oldukları gibi, ne haldelerse değiştirme veya şartlar koşmadan ve özellikle karşılığında sevgi beklemeden ve onlara tutkuyla bağlanmadan, sevilmek isterler. Böyle bir sevgi gördüklerinde ele geçirmek sahip olmak, o kişiyi hapsetmek ondan sürekli sevgi çekmek … Fakat işler böyle yürümez.

Sevgi pınarı olan özlüklerinde sevgiyi yaşayan insanlar, kimsenin tekeline girmeyen bir kaynak gibidirler. Su avuçlarınızın arasından akar gider. Sevgi açlığı süren insanlar o sevgiyi elde etmek için herşeyi yapabilir. Ama herşeyi.  Sevilmek için, topluluğun içindeki soytarı olmayı kabul ederler, angarya işleri kabul ederler, borç para verirler, kendi taleplerini yutarlar.

Çünkü açtırlar. En temel açlıktan, en gelişmiş açlığa kadar tümünde ortak olarak yürüyen doyma ve tekrar acıkma sürecinde yaşanan “yoksunluk krizi” tepkiseldir. Hırçınlaştırır, huzursuzlaştırır.

Sevgisini içinde kurutan insanlar giderek daha çok acıkırlar. O boşluğu başka insanlardan aldıkları sevgilerle doldurmak isterler.

Temelde bakıldığında aslında kendilerini objektif bir gözle sevmediklerini görürsünüz. Öz sevgisi olmadığından sevgi açlığı ilk önce kendisine yaşatılmaktadır. Bu saydığımız öz sevgisi, beğeni veya kendisine duyulan narsist tutku değildir. Çoğu zaman sevgi dilencileri bu boşluklarını ona en benzeyen narsist tutku ile doldurmak isterler. “Kimse beni sevmiyorsa ben kendimi severim” düşüncesine sarılırlar bilinçsizce….

Oysa kendini tutku ve öfkeyle dış dünyadan yalıtmak sevilen insanlara imrenmeyi arttırır. Kişi sevilmek istemektedir. Ve aldığı sevgi asla yetmemektedir.

Bu kısır döngü insanın sevgi dilenciliğini gün geçtikçe katlar. Böylece insan da ayağını katlar ve sakat numarası yapar, elini uzatır ve ilgi dilenir. Bir köprü kenarında yalnızlığına ağlar. Derin derin iç çeker, dünyada kimse onu sevmemektedir. En ilginci kendisi de kendisini sevmemektedir.

Eğer derin psikolojik tahlillere girerseniz bazen kabul edilmemiş onaylamamış bir çocuğa, bazense en başta onaylanmış sonra fiziksel ya da duygusal olarak terkedilmiş bir çocuğa ulaşırsınız.

Sevgi dilenmenin de sonu vardır. Bir dilencinin ötekine elini uzatması gibi. Zenginlik ansızın gelir. O bomboş olan kalp evrenle dolduğunda sevgi gelir. Lütuf ve sessizlik gelir. Hırçınlık yalnızlık kaygı ve kaçış gider.

Bir zamanlar sevgi dilenen kişi artık sevgi açlarının ve yolda kalmışların dostu olur.

“Sende bir hazine varken, neden benden bir dirhem istersin” sözü hem göklere hem yere nakşolur…



Süleyman Sönmez
SÜLEYMAN SÖNMEZ

Paylaş


  “Bir Köşede Sevgi Dilenmek” makalesi için 4 yorum var.

  1. MugeCerman

    Seviyorum seni Üstad, emeğine yüreğine sağlık. Teşekkürler bu güzel fikirleri ve düşünceleri bizlerle paylaştığın için.
    Sevgi ile kal…

  2. Süleyman Sönmez

    Müge Ablam biz de seni seviyoruz. Sadece ben değil üstelik seni tanıma mutluluğuna erişen herkes :)

    Ne güzel ki sizlerle paylaşabiliyorum. Bence bir şans :)

  3. Halil

    Hocam gerçekten öyle güzel yazılar yazıyorsun ki, bilmiyorum burayı bana iş yerinden arkadaş söylemişti şimdi girip okumadan, görmeden yapamıyorum yüreğine sağlık …

  4. Emirhan İlhan

    Güzel olmuş gerçekten. Bir de ufak bir yanlış düzeltmek istedim okuduktan sonra. “Şey” kelimesi daima ayrı yazılır. Her şey, bir şey gibi. Yanlış anlamazsınız umarım, ufak bir düzeltme. :) Elinize sağlık.

    Editörün Notu: Kullanılan anlama göre bileşik ve ayrı olmak üzere her iki türlü yazımı da vardır. TDK’nın sürekli değişen politikaları ile şimdi ayrı yazılıyor. Ayrıca ekşi sözlükte konu üzerine tartışmayı da okuyabilirsiniz. http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=hersey









Additional comments powered by BackType




Güneşin Tam İçinde, özenle hazırlanıp araştırılan, yüzlerce orijinal yazı ve görselden oluşuyor. Dilerseniz ana sayfamıza göz atın, arşivimizden seçin ya da aşağıdaki kutuda aratın.

İyi okumalar, keyifli dakikalar :)



Google
 
      Alıntı, Telif, Creative Commons nedir?


Daha fazla konu görmek için tıklayın >

GÜNEŞİN TAM İÇİNDE

Süleyman Sönmez 2006 yılında kurduğum kültür sanat, eğitim, bilgisayar teknolojileri, fotoğrafçılık, bilim ve sinema başta olmak üzere 839 konu, 5,388 yorum ve 30 kategori içeren, blog ödülleri yarışmasında kültür sanat kategorisinde Türkiye birinciliği olan; televizyonda, basında ve radyoda pek çok kez tanıtılmış orijinal içerikli sitedir.

Sitedeki görsel ve yazılı eserler iletişime geçip yazılı izin alınmadan kaynak belirtilse dahi "alıntı" adıyla kullanılamaz. Site, tasdix zaman damgası ile korunmaktadır.

Güneşin Tam İçinde Facebook'ta siz de katılın!

* Aromatik Terapi, Oda Kokuları İsm-i Cam




  



DİĞER WEB SİTELERİM


* Mihrace.NET * 3d Gözlük * Cizreli Ebu’l-iz * Sunosphere * Süleyman Sönmez