Alçakgönüllülük / Bir Gül / Büyük Sayılar Kanunu ve İstatistik

“Bir gül bir gül değildir, çünkü onun varoluşunda tüm evren görev almıştır. Su, güneş, hava, bakım ve toprağın binbir minerali ve özü ile varolur. Bu yüzden bir gül, bir gül değildir. Çünkü onlar olmadan gül yoktur.”  Gülün Adı / Ortaçağ felsefesi

Bir arkadaşım sordu. “Alçakgönüllülük gerekli midir? Toplum bunu istiyor. Herhangi bir başarısını anlatınca üstüne gelip kendiyle övünüyor diyorlar. Böylece herkes alçakgönüllülük rolü oynuyor. Böyle bir alçakgönüllülük gerekli mi?”


Cidden, bir soru karşınıza gelince düşünmek zorunda kalıyorsunuz. Belli bir yaşa geldiğinizde, çoğunlukla karakterinizin oturmuş, cevaplarınızın da hazır olması gerektiği düşünülüyor. Oysa bu doğru değil. İnsan öğrenen canlıdır. Bu soruyla öğrendim ve öğreniyorum.

Farkettim ki, insanların çoğu cidden bir konuda üstünse, başarılı ise, ya ezerek karizma ve ulaşılmazlık havasıyla göklerde bir yerde görüyor kendini ve bu ona çok doğal geliyor.

Biraz daha ticari satış zekası varsa bunun tek başına itici olduğunu anlayıp işte canlı yayınlarda ağlıyor, “Ben de fakirdim, inanın benim de yok, aslında çok görünüyor ama değil” gibi, vs vs. alçakgönüllülük rolü yapıyor.

Peki gerçekte alçakgönüllülük nedir?
Bence bir duygudan ziyade saf ve gerçekçi bir gözlem halidir. Çünkü yalnızca çarpıtmadan kendisine bakabilen insan aklı, kırılgan ve ölümlü olduğunu görür.

Varlığı, kendi bilinçli kontrolünde olmayan organlar sisteminin ve beyinsel işlevlerin sağlıklı yürümesine, dış dünyadaki olasılıklar zincirinde büyük sayılar kanununa göre, çan eğrisinde başına kaza, ölüm, sakatlık gelmemesine bağlıdır.
İstatistik bilimi der ki, insanların bir kısmı neyi ölçüyorsanız mutlaka o konuda en iyi, bir kısmı orta, diğer kısım kötü olmalıdır. Bu çan eğrisi ile gösterilir. Ve insan bu eğride nerede olacağını her olay için belirleyemez.

Böylece net bir şekilde görülür ki, insan sahip olduğu her şeyi diğerlerinden elde eder. Kendisi elde ettiklerini yöneten, yönlendirendir. Ama evrenden bağımsız ve tek başına bir yapısı yoktur. Dolayısıyla her şeyi kullanmakta ve olan biteni gözlemektedir.

Söyler misiniz bana? Böylesine yoğun bir destekle her an olasılıklar zincirinde düşeş atarak, her seferinde araba çarpmaması, attığı basketin girmesi, aniden rüyasında bir formül görmesi, çalışıpta son anda bir aksiliğin çıkmaması sonucu kazanan insan nasıl övünür?

Övünme, dikkatsizliktir. Gerçek anlamda gözlem yetersizliği ve farkındalık eksikliğidir.

Alçakgönüllülük ise yoktur.
Bunları gören kişi kendini zorlayıp alçakgönüllü olamaz, zaten öyledir, farklı davranamaz. Alçakgönüllülük diğerleri tarafından gözlendiğinde o kişiye verilen bir sıfattır. Ama emin olun bu bile o kişinin tarafsız bakışını değiştiremez. Başarılarına sevinecek ama olasılık zincirindeki yerini unutmayacaktır.

 

PAYLAŞ: